top of page

Ara


Mavi Yürekli Öyküler
(Her Edebi Eser İnsan Kalbinin Sessiz Coğrafyasıdır) Kerem AYDIN* Kerem AYDIN * NİYAZİ UYAR, ÖYKÜ, 136 sayfa, Haziran 2024, LİMAN YAYINLARI, Ankara * Niyazi Uyar’ın Mavi Yürekli Öyküler adlı kitabı, çağdaş Türk öyküsünde giderek geri plana itilen bir alanı ısrarla savunur: İnsanın iç dünyasını, gösteriye kaçmadan, ajitasyona başvurmadan anlatma cesaretini... MAVİ YÜREKLİ ÖYKÜLER adlı eserde, yalnızca tematik bir
Kerem AYDIN
2 saat önce4 dakikada okunur


SELVER'İN DÜĞÜNÜ
Niyazi UYAR * En güzelleri, en çirkinleri, en güzel giysilerini giymişlerdi Gülümser'in kına gecesinde. Kınaları Hint ellerinden getirttiğini söylüyordu köyün tek eskici bakkalı Topal Mevlüt. Topal Mevlüt, namazında niyazında bir adamdı da kimsenin aklına öyle üçe satmış, beşe satmış gibi şeyler gelmezdi. Zaten onlar da öyle üçü, beşi bilecek durumda olsalar birikimlerini ona teslim etmezlerdi iki kilo şeker, iki kilo pirinç uğruna... Kınalar hastır, yakı

Niyazi UYAR
2 saat önce9 dakikada okunur


HİKAYELERİN EFENDİSİ
Niyazi UYAR * Efendi, seçkin, asil anlamında bir sözcüktür. İsimlere eklenerek, hitap edilene itibar etmek için kullanılır… Ne derler? Hakkı Efendi, İsmail Efendi, Agâh Efendi, Seyyah Efendi, Hüseyin Efendi… Aziz Atatürk meclis konuşmalarında, dost meclislerinde nasıl seslenirdi? “Efendiler, yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz!” Aziz Atatürk, hitabelerinde bu naif sözcüğü bilerek isteyerek kullanmıştır. Bu naif sözcük onun lisanında daha bir anlam kazanır ki, hitap edilen kişinin

Niyazi UYAR
5 gün önce2 dakikada okunur


TESADÜFEN
Niyazi UYAR * 1- Doğum tarihi muallaktır ya, Belki de doğduğu yerde öyledir. Nerde doğmuş olabilir? Tarlada, belki de evin bir odasında, Kim bilir? Öyle, öyle işte! Olup gitmiş, Tesadüfen doğmuş, Tesadüfen ölmemiş, Tesadüfen yaşamış, Ve de tesadüfen okumuş! 2- Şehirde, Kaç gün, kaç ay kaç yıl geçmiş, Anasız babasız? İşte öyle, tesadüfen olup gitmiş her şey! Yok yok yok… Ne tesadüfü? Yalnızlığın bedeli bu, Fukaralığın bedeli bu, Tesadüf bu, tesadüf! Ne tesadüfü? Emek var e

Niyazi UYAR
13 Oca2 dakikada okunur


SEN VE BEN
Niyazi UYAR * Benim esinim ilkbahar, Senin sonbahar. Seninki kopuştur dalından, Tükeniştir, hesaplaşmadır. Benim esinim ilkbahar! Benimki uyanıştır, Yeniden başlamadır hayata, Kavuşmadır, Sımsıkı sarılmaktır yaşama, Sımsıkı sarılmadır yeni baharlara… Benim esinim Nazım’dır, Ariflerin Ahmet! Kemallerin Yaşar! Bozkıra ışık Tonguç'tur, Bozkıra kılavuz Yücel... Benim esinim, İlkçağda Aristo, Yakın çağda Fikret… Benim esinim Mustafaların yücesi, Kemallerin en olgunu, Benim esinim,

Niyazi UYAR
8 Oca1 dakikada okunur


DELİ MÜDÜR
Niyazi UYAR * Türkiye henüz çağ atlamamış(!) ortaokullar köylere kadar yaygınlaşmamış; ilköğretim sekiz yıla çıkarılmamıştı. Kerem, okumak için ilçesi Demirci’ye gittiğinde daha on bir yaşındaydı. Birkaç aile birleşip bir ev kiralamışlardı. Çünkü tek başına bir aileninev kiralamaya gücü yetmezdi. Ev sahipleri de insafsızdı, iki misli kira ister, bir de “canın isterse tut” derlerdi. Öğrenci çoktu, ev azdı; bunu bildiklerinden kasım kasım kasılır, sümüklerini çeke çeke konuşurl

Niyazi UYAR
1 Oca3 dakikada okunur


İSTANBUL'DA BİR GÜN
Niyazi UYAR * 06.30 saatin ziliyle uyandım. Biraz sağa sola dönmek, keyif yapmak geçti içimden. Yapamadım, fırlattım attım yorganı. Yatak da sıcacık kalkmak ıstırap geldi, delik deşik olmuştu uykum, uyuyamamıştım zaten. Ama sabaha karşı biraz dalmışım. İstemeye istemeye hazırlanmaya koyuldum. Uğur'a baktım, uyuyordu daha, kıyamadım "birkaç dakika daha uyusun yavrucak." Annemiz kahvaltıyı hazırlamaya başlamıştı çoktan, yardım etmeliyim, yetişemeyiz yoksa, yaşam paylaşmaktır, d

Niyazi UYAR
30 Ara 20257 dakikada okunur


DERİSİ YÜZÜLEN SEYYİT NESİMİ
Niyazi UYAR * Asıl adı: Seyyid Ali İmâdüddin’dir! Türk halk edebiyatında üç Nesimi vardır. Biri yakın zamanda Sivas Madımak’ta katledilen Nesimi Çimen, diğeri 17. Yy’da yaşayan Kul Nesimi ve 14 Yy.’ın son çeyreği ile 15.Yy’ın ilk çeyreğinde yaşayan Seyyit Nesimi. Benim üzerinde duracağım, 14. Yy. Da yaşayan ve inandığı dava uğruna derisi yüzülen Seyyit Nesimi. Seyyit Nesimi'nin yaşamına dair yeterli bilgi yok, olanlar da menkibelere dayanıyor. Beni düşünceleri uğruna bedel öd

Niyazi UYAR
25 Ara 20255 dakikada okunur


FISTIK ÇAMI
Niyazi UYAR * Sağlık Mahallesi, 180 Sokak’ın haşmetli bir ağacıydı fıstık çamı. Yol kenarlarına, kaldırımlara belediyelerin diktiği meyvesiz baharlık yazlık ağaçlara, ağaç dersek, fıstık çamına ne demek lazım gelir? Köpek adlı öykünün vukuu bulduğu mekânın hemen yanı başındaki iki katlı terk edilmiş viran evin yanında bir başka viran ev daha vardır, işte o viran evin bahçesindedir fıstık çamı. Eski evin, eski günlerinin mutluluğundan eser kalmamış, bir yalnızlık öyküsünün kon

Niyazi UYAR
23 Ara 20253 dakikada okunur


ŞEYH BEDRETTİN
Niyazi UYAR * Galiba bin dokuz yüz yetmiş sekiz yılıydı. Nazım Hikmet’in yarattığı yapma destanlarımızın en güzel örneklerinden olan Bedrettin Destanını Cem Karaca yorumu ile dinleyince çok beğenmiştim. O güne kadar Bedrettin adını hiç duymamış, Bedrettin nasıl bir kişiliktir, hakkında en küçük, bir bilgim yoktu. O kadar çok etkilenmiştim ki, sözler müthiş, yorum o yılların ruh halime tıpa tıp uyuyordu. Dağların yükseklerinden kopup gelen bir çağlayan gibi gürül gürül akıyord

Niyazi UYAR
18 Ara 20259 dakikada okunur


ÇİSELEDİ
Niyazi UYAR * Çiseledi yağmur, Yağmadı kar. Yağmura hasret nebat, Kurudu, kuruyacak, Dökülecek yaprak gibi, Ben de kuruyup gidiyorum, Yağmura hasret! Ay oldu, çok aylar oldu, Yağışsız, yağmursuz! Çiseledi yağmur, Yağmadı kar. Suya sabuna hasret iken İnsanlık, Yaşamaya hasret, İnsanca bir nefese hasret… Yağmadı yağmur, Çakmadı şimşekler, Gürlemedi gökler. Suya hasret nebat, Yağmura hasret ben, Kuruyup gideceğiz Pir aşkına… Çiseledi yağmur, Yağmadı kar. Özlemdir mazi, Hatıralar

Niyazi UYAR
16 Ara 20251 dakikada okunur


İYİLER ÖLMESİN
Niyazi UYAR * Az önce Naim arkadaşımı arayıp taziyede bulundum. Naim’in kardeşten öte bir dostumdu dediği Hakkı Öğretmen bu dünyaya elveda demiş. Naim, “Aynı mahallede, ne güzel günlerimiz geçti onunla. Şimdi oralarda onsuz ne yaparım, bilmiyorum,” deyince yüreğim acıdı. Ne acı bir şey değil mi? Ölüm denilen hakikat ne kadar acımasız, ne kadar vicdansız… İnsan bir varmış, bir yokmuş oluyor. Ölüm insanı mahsun, boynu bükük bırakıyor. İnsanoğlu her daim onun karşısında çaresi

Niyazi UYAR
11 Ara 20253 dakikada okunur


TEKEDEN SÜT ÇIKARMAK
Niyazi UYAR* “Öyle bir zamana düştük, Küfrün adı iman oldu, Doğru dürüst gider iken, Hakkın yolu duman oldu!” Büyük usta Aşık Mahzuni Şerif’in yazıp bestelediği bu türkü Musa Eroğlu’nun sazı ve sesi ile daha bir anlam kazanıyor. Ruhun şad olsun Aşık Mahzuni Şerif, selam olsun Musa Eroğlu! Hakikaten ya, nasıl bir zamana düştük böyle? Yeni, bugünlerde çıkarılan bir yasa ile sosyal medyada yaprak kıpırdamıyor tabiri caizse. Hazırlanan yasanın anayasaya aykırı olduğu gerekçesi il

Niyazi UYAR
9 Ara 20252 dakikada okunur


ÜMRAN
Niyazi UYAR * Bornova Anadolu Lisesi’ne aynı yıl başlamışlardı. Biri sınıfın bir köşesinde; öteki diğer köşesinde oturmaktaydı. Aynı sınıfta okuyan iki yabancıydılar birbirlerine. Koca bir yıl geçmiş, bir güne bir gün göz ucuyla bile olsa selâmlaşmamışlardı. Dışarıda karşılaşsalar, “gözüm bir yerlerden ısırıyor; ama nereden?” diye sorarlardı kendilerine. Bir gün Türkçe sınavından bütün sınıf düşük almıştı. Yalnız Ümran’ın yazdığı kompozisyon Tevfik öğretmeni çok etkilemiş ola

Niyazi UYAR
4 Ara 20259 dakikada okunur


YALNIZ ADAM
Niyazi UYAR * Hemen her gün, gidip geldiği yolları ezberlemişti. Evden çıktı mı, hiçbir yere bakmaz, yolun karşısına geçinceye kadar önüne bakar. Yoldan karşıya geçeceği zaman bir sağ yanına bir sol yanına özellikle de sağ yanından rap diye çıkıveren arabaları görünce, “yavaş gel yavrum, otoban mı burası,” der uyarına gelirse bir iki poşetlik bir şey söylerdi. Yolun trafiği hemen her daim yoğundur. Güç bela karşıya geçti mi, rahatlar, başlardı çevrenin fotokopisini çekmeye. S

Niyazi UYAR
2 Ara 20255 dakikada okunur


KIRMIZI VE SİYAH
Niyazi UYAR * İki renk başat rengim oldu bu akşam. Yalnızca bu akşam mı, bilmiyorum; buna dair bir şey söylemek için henüz çok erken.Ütopyalarımın prensesine hep mavi giydirirdim ya bugüne kadar… Bundan sonra maviyi çıkarıp siyah ile kırmızıyı mı giydirsem on yılların sevdalısına? Kırmızı ile siyah, her daim giyilen mavi kot ve beyaz bluzun yerine nasıl olur? Hele o beyaz bluzun üstüne işlenen sarı papatya ne olacak? Bilemedim… Sabah olunca, gün akşama kavuşuncaya dek ne deği

Niyazi UYAR
27 Kas 20252 dakikada okunur


İyi ki Siyasetçi Değilim
Niyazi UYAR * İnsan yaptığı işlerle bütünleşir gider. İşinin aynası onun cemali, giyimi kuşamıdır. Bir öğretmenin öğretmen gibi, bir çiftçinin çiftçi gibi, bir doktorun, bir doktor gibi giyinişi, davranışı mesela... İnsan dünyaya bir kez gelir, öldükten sonra dirilmek subjektif bir bakış açısı olduğundan, ben yaşadıklarımı, gördüklerimi, tanık olduklarımı bilirim. İnsan bir sefer gelir dünyaya gelir dedik ya, insan yaşayabildiği kadar dolu dolu yaşamaya çalışmalı. Bu yaşamakt

Niyazi UYAR
25 Kas 20252 dakikada okunur


CAN SIKINTISI
Niyazi UYAR * Son günlerde, müthiş canı sıkılıyordu. Ağzını açıp kimseyle tek kelime konuşmak gelmiyordu içinden. Hikayelerinin baş kahramanlarından Gök Münevver, canı sıkılınca, “Pat diye pahlacan, aha şurama bi pıçak saplayazım geliyo. Ayının galbi canımı burnuma getiriyo, aha şure açıp bakem ne va deye!” Onun da canı sıkılınca, kendine sorup yanıt alamadığı bir sürü soru vardı. Günler olmuş, YouToube’den müzik dinleyememişti. YouToube’den sevdiği sanatçıları hem dinler hem

Niyazi UYAR
20 Kas 20254 dakikada okunur


SALİHLİ ŞİİR İKİNDİLERİ
52. Şiir İkindileri'nin Katılımcıları Bir Arada NİYAZİ UYAR * Harika bir isim değil mi, “ŞİİR İKİNDİLERİ"; ”GÜZ YAĞMURLARI gibi? Bu geleneksel etkinliğin adını koyan, onun mimarı, Salihli’nin efsane belediye başkanı Zafer Keskiner’dir. Sonra etkinliklerin o yıllardan bugünlere kadar ulaşmasına vesile olanlardan biri de Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir’in manevi oğlu Profesör Şadan Gökovalı’dır. Ruhları şad olsun, toprakları incitmesin! Salihli Şiir ikindileri 1985 yılından ba

Niyazi UYAR
13 Kas 20255 dakikada okunur


KAYIP
Niyazi UYAR * Serap’la hemen her gün görüşen iki can arkadaşız. Ne ben Serap’tan ne o benden vazgeçer. Arkadaşlığımız dostluktan ötededir. Günün her saatinde görüşsek bile, araya koyduğumuz çizgi Ezidilerin dışına çıkamadıkları çember gibidir. O çizgi beni de onu da ağacın en yüksek dalındaki ulaşılamayan kutsal meyveye döndürmüştür. Kaybetme korkusu aramızda ince bir çizgi olarak hayat bulmuştur. Çalışma arkadaşlarımız arkamızdan: “Karı koca bile, bunlar kadar anlaşamaz!”

Niyazi UYAR
6 Kas 20255 dakikada okunur

Hayat ve Sanat
DERGİSİ
Emek veren herkesin ADAsı
bottom of page







