top of page

Ara


Karakısrak Sekişli (Kalem Efendisinin Yükü)
Niyazi UYAR * Gözünün ufkunun sağ yanından göğe doğru yükselen kırık tepeler coğrafyacıların ilgi alanı olmuştur son üç beş yıldır. Bu tepeler, taştan kayadan müteşekkil olur anlayışına tezat kumdan tepelerdir. Kırık tepelerin yanları yönleri maki bitki örtüsüyle kaplıdır. Mevsim icabı yeşile boyanmamıştır daha, zaten onlar her daim yeşildir. Aşağıda, Gediz Ovası’nda, gelecek günler için yeşilin her tür tonuna isabet edeceğimiz bir vaziyet hasıl olacaktır. On, on beş gün sonr
niyazi uyar
4 gün önce3 dakikada okunur


GECE 02.15
Niyazi UYAR * Aynı okulun, aynı bölümünün, aynı sınıfında arkalı önlü oturmuş iki arkadaştılar. Sınıf arkadaşlığından öte bir şeyler paylaşmış, dert yoldaşı olmuşlardı; ama zamanın sert iklimi, çağın hoyratlığı, içlerinde filizlenen duyguları bir ateş topu gibi büyütüp yine içlerine gömmüştü. Dillerine varamayan bir sevda, gözlerine yerleşip kalmıştı yalnızca. Enstitünün kapatılmasıyla yolları ayrıldı. Ayrı şehirleri tercih etmek zorunda kaldılar. Belalı enstitü günleri, yüre
niyazi uyar
2 Nis3 dakikada okunur


AYNI EZGİDE
Niyazi UYAR* Salihli Belediyesi, Atatürkçü Düşünce Derneği’ne birkaç ay önce tek katlı eski bir binayı kullanmaları için vermişti. Ziyarete gittim. Sıcak bir ortama varınca insan huzur bulur ya, işte öyle oldu. Odalar, odalara asılan tablolar, resimler, fotoğraflar… Hepsini dikkatli gözlerle bir bir inceledim. Birden bir keman dikkatimi çekti. İşte o keman tarihî bir kemandı, her şeyi ile tarihi olduğunu anlıyordunuz. Kemanı dikkatle izlediğimi gören kısa, sarı küt saçlı, kem
niyazi uyar
26 Mar4 dakikada okunur


ALİ ESKİCİ
Niyazi UYAR * Okulun sabah toplanma, akşam dağılma saatlerinde saçları dökülmüş, rengi kaybolmuş kirli sakalları, kır bıyıklarının uçları sigara içmekten altın sarısına dönmüş bir adam öğrencileri izlemektedir... İşçi kahvelerinde semt pazarlarında, ulu orta satılan kaçak bandrolsüz kaçak sigaralar, bir yandan devleti vergiden mahrum bırakırken, öte yandan Ali Eskicilerin sağlığını tehdit etmektedir. Öğrencileri tarifsiz bir ilgiyle okulun çevre duvarına dayanıp saatlerce onl
niyazi uyar
19 Mar5 dakikada okunur


AL SENİN OLSUN
* Niyazi UYAR Kazandın bu savaşı, Kazıyıp geçtin yeşili, Kazıyıp geçtin maviyi, Karşı duran insana, Mahlukata Savaş açtın… Al senin olsun, Kara, kapkara bir tabiat, Al senin olsun, Kirli, kipkirli bir deniz, Al senin olsun, Para pul, mal mülk Al senin olsun. Ne kaldı ki, Kuruttun sevgiyi, Yok ettin, Yeşili maviyi, Al senin olsun Oğulsuz uşaksız Bir dünya. Biz gidiyoruz, Biliyoruz, Tez zamanda sen de geleceksin, Sana da kalmadı, Sana kalmayacak bu dünya. Al senin olsun,
niyazi uyar
12 Mar1 dakikada okunur


BİR HAYALE TEK KURŞUN
Niyazi UYAR * Çoluk çocuğa kavuştuk çok şükür. Yarın inşallah torun topalağa da karışırız(!) O zaman ne olacak unumuzu eleyip eleğimizi göğün en yüksek katına mı asacağız? Öyle. Ne yapacaksın, devran böyle. Sen de ben de bu düzene uyacağız; zaten uymayacağız desek bile uyduruyorlar adamı. Ne demiş çokbilmiş atalarımız: “Kırkından sonra azanı teneşir paklar” Öyle, evinden işine; işinden evine gidip geleceksin! Sonra ne der konu komşu? Ne der ahali, ne der amcan, ne der halan,
niyazi uyar
5 Mar5 dakikada okunur


Kırk Ayaklı Kırk Yalanlı
Niyazi UYAR * Mutlu musmutlu bir tünekleri vardı. Odacıkları küçük, mini minnacıktı. Çoğalmışlardı az zamanda. Mutlu, huzurlu bir tünek olmaları başka tüneklerden kuşçukların aralarına katılmasını sağlıyordu. Hepsinin aynı anda tüneyeceği, oturacağı bir yer yoktu. Yer bulamayan benim tüneğim yok deyip ciyak ciyak ciyaklamıyordu. “Yoksul evlerinde her gün tele asılan havlu misali…” yaşayıp gidiyorlardı işte! Mutluluğun düşmanı çok olur gülüm, dost düşman… en çok da sarı çi
niyazi uyar
26 Şub2 dakikada okunur


EN ÇOK KEREM’İ SEVDİM
Niyazi UYAR* Geniş alanın ortasında Bir kürsünün gerisinde Mikrofonu elinde Ses olmuş çocuklara. Elinde mikrofon, Yürekle beyin yan yana, Ne ajitasyon ne gösteri Umut olmuş gençliğe. Okuduğu ilim irfan, Kafasında aydınlık yarın, Yüreğinin her köşesinde ben, Sevda olmuşuz yarınlara. Gizli sevdası uzaklarda, Dikişsiz ak libası sırtında, Göğsüne işlenmiş nergisin beyazı, Gelecek olmuşuz gençliğe… Bir onu, bir gizli sevdasını, Bir de kendinden parça evladını, Alıp gitse kimsesiz
niyazi uyar
19 Şub1 dakikada okunur


BEDEL
Niyazi UYAR* Gönlü yalnızdı. Ormanlıkta ağaç arar gibi, değildi ama ağacı gönülle açıklamak olur muydu hiç? Sadece, gönlü yalnızdı seveni edeni çoktu çünkü! Onunla konuşmak, bir şeyler sormak için sıradaydılar adeta. Bu ne ak düşen sakallara ne de dökülmüş saçlaraydı. Bu birikime, bu özü sözü birliğe idi. Özü sözü bir olmak demek adam olmak demekti. Adam gibi adamın tanımı işte budur. Sözlükte yazılanlar bu kadar etkileyici olur mu mesela? İlk gençlik yıllarından beri, iki yü
niyazi uyar
17 Şub6 dakikada okunur


BOZ ATLI HIZIR
Niyazi UYAR * Deli esiyor lodos, Hem de ne deli? Salıncak gibi sallanıyor koca gemi, Aha şimdi, aha battı batacak! Ölüm korkusu güvertede, Ölüm korkusu geminin her yerinde Ölüm kokusu Marmara’nın yağlı paslı sularında, Ben, seni düşünüyorum arabalı vapurunda… Bir çığlıkla başladı, ölüm korkusu, Sonra dualar, dualar... Okuma bilenler okudu üfledi, Bilmeyenler yakım yakım yalvardı, Ben hep seni düşündüm arabalı vapurunda. Boz Atlı Hızır olup uçup gelsen, Boz Atlı Hızır olup ç
niyazi uyar
12 Şub1 dakikada okunur


SEN VEFANIN ADISIN GÜLÜM
Niyazi UYAR * Bir semtin adı değilsin gülüm, Aşkın tarifsiz tanımı, Geceler boyu rüya, Gündüzler boyu hayalsin. Sen bir semtin adı değilsin gülüm. Senin sevdan, Ateşlerde yanmak… Senin sevdan, Ateşlerde yanmak da olsa, Vaz geçmemek. Senin sevdan gülüm, Lüzumlu, lüzumsuz her yerde, Zikretmektir adını. Ahdim olsun, Durdukça dünya, Haykırmaktır adını arşa aleme! Sen sevdamın adısın gülüm, Nasıl unuturum? Gün yirmi dört saat, Yıl üç yüz altmış beş gün, Yıllar, çok yıllar… B
niyazi uyar
10 Şub1 dakikada okunur


DENİZE KARIŞAN KADIN
Niyazi UYAR * Ceren, geçimsiz bir evin tek çocuğuydu. Evde söylenen her söz, bir kavganın işaret fişeği gibiydi, suskunluk bile gürültüye dönüşürdü. O yüzden erken yaşta dışarıya tutundu. Hip hop giyinen, hayata umursamaz bakan Cenk’le ve onun çevresiyle arkadaşlığı da böyle başladı. Zamanla ailelerden koptular. Henüz çocuk denecek yaşta, ama çocukluklarını geride bırakmış gibi davranarak birlikte yaşamaya başladılar. İşleri yoktu, düzenleri yoktu; baba parasıyla dönen, nerey
niyazi uyar
5 Şub2 dakikada okunur


ZAMANE GÜNLERİ
Niyazi UYAR * Bu yazımda, toplumların, bireylerin hürriyetinde bahsetmeyeceğim. Bu akşam biraz geyik yapmak, biraz nalına mıhına vurmak istedi canım gün yarına evrilmeden. Hani, “eller tatlı uykusunda ben senin derdindeyim,” diyen aşığın bu güfteyi yazdığı zamana üç beş saat varken. Ben bu cümleleri yazdığımda tavuklardan gayrı kimler uykunun pençesindedir kim bilir? Nasıl bir başlangıç ama dost, hiç tesadüf edebildin mi, bugüne kadar böyle absürt bir giriş yaptığıma? Amacım
niyazi uyar
3 Şub2 dakikada okunur


EMEKLİ SOKAĞI
Niyazi UYAR * Kaç gündür, kapısını açan, ziline basan birileri olmamıştı. Bu sokak Emekliler Sokağı idi. Kimsenin kimseyle, doğru dürüst bir hasbihali yoktu. Sokakta oturanlar yolda karşılaştıklarına istekli isteksiz, başlarını sallayıp selam verirse ne âlâ, vermezse de bir şey olmaz. Zaten kimse kimseye doğru dürüst selam vermediği için yadırganmazdı. Emekliler Sokağı değil, kimsesizler mezarlığıydı sanki. Dursun Bey yalnızdı, hiç evlenmemiş, bir başına yaşayan biriydi. İhti
niyazi uyar
29 Oca3 dakikada okunur


NEYDİ SEVMEK
Niyazi UYAR * Sevmişti, Hem de çok, Kız başına dile gelmiş, “Al beni dolaştır, Teneffüs aralarında!” Demişti. Sevmişti, Hem de çok Demişti, “Yetmiyor bu iki yüz metrelik yol, Dolaştır teneffüs aralarında Özgürlüğü yaşayayım seninle, Kokunu içime çekeyim doyasıya…” Sevmişti, Hem de çok Erkek özgürlüğünün yol yordam bilmezine. İlanı aşk etmişti Kız başına. Dağlar denizler kadar sevmişti, Kopup gelmişlerdi dağ başlarından Kadının kafes içinde yaşadığı diyarlardan. Sevmişti
niyazi uyar
27 Oca1 dakikada okunur


BEYİN ÖLÜMÜ
Niyazi UYAR * 24 Ocak tarihsel olarak, aydınlığın boğulmaya çalışıldığı gündür. Ben bunu iki açıdan değerlendiriyorum: 24 Ocak, Turgut Özal’ın, karma ekonomiden liberal ekonominin gerekleri diye (!) ünlü 24 Ocak kararlarını(!) açıkladığı gündür. 1980 yılında alınan bu kararların daha katı uygulanması için, 12 Eylül Askeri darbesinin yapıldığını söyleyen iktisatçılar da vardır. 24 Ocak üretim ekonomisinden vazgeçip bugün yaşadığımız ağır ekonomik bunalımın temellerinin atıld
niyazi uyar
24 Oca1 dakikada okunur


AL SENİN OLSUN
Niyazi UYAR * Kazandın bu savaşı, Kazıyıp geçtin yeşili, Kazıyıp geçtin maviyi, Karşı duran insana, Mahlukata Savaş açtın… Al senin olsun, Kara, kapkara bir tabiat, Al senin olsun, Kirli, kipkirli bir deniz, Al senin olsun, Para pul, mal mülk Al senin olsun. Ne kaldı ki, Kuruttun sevgiyi, Yok ettin, Yeşili maviyi, Al senin olsun Oğulsuz uşaksız Bir dünya. Biz gidiyoruz, Biliyoruz, Tez zamanda sen de geleceksin, Sana da kalmadı Sana kalmayacak bu dünya. Al senin olsun,

Niyazi UYAR
22 Oca1 dakikada okunur


Mavi Yürekli Öyküler
(Her Edebi Eser İnsan Kalbinin Sessiz Coğrafyasıdır) Kerem AYDIN* Kerem AYDIN * NİYAZİ UYAR, ÖYKÜ, 136 sayfa, Haziran 2024, LİMAN YAYINLARI, Ankara * Niyazi Uyar’ın Mavi Yürekli Öyküler adlı kitabı, çağdaş Türk öyküsünde giderek geri plana itilen bir alanı ısrarla savunur: İnsanın iç dünyasını, gösteriye kaçmadan, ajitasyona başvurmadan anlatma cesaretini... MAVİ YÜREKLİ ÖYKÜLER adlı eserde, yalnızca tematik bir
Kerem AYDIN
20 Oca4 dakikada okunur


SELVER'İN DÜĞÜNÜ
Niyazi UYAR * En güzelleri, en çirkinleri, en güzel giysilerini giymişlerdi Gülümser'in kına gecesinde. Kınaları Hint ellerinden getirttiğini söylüyordu köyün tek eskici bakkalı Topal Mevlüt. Topal Mevlüt, namazında niyazında bir adamdı da kimsenin aklına öyle üçe satmış, beşe satmış gibi şeyler gelmezdi. Zaten onlar da öyle üçü, beşi bilecek durumda olsalar birikimlerini ona teslim etmezlerdi iki kilo şeker, iki kilo pirinç uğruna... Kınalar hastır, yakı

Niyazi UYAR
20 Oca9 dakikada okunur


HİKAYELERİN EFENDİSİ
Niyazi UYAR * Efendi, seçkin, asil anlamında bir sözcüktür. İsimlere eklenerek, hitap edilene itibar etmek için kullanılır… Ne derler? Hakkı Efendi, İsmail Efendi, Agâh Efendi, Seyyah Efendi, Hüseyin Efendi… Aziz Atatürk meclis konuşmalarında, dost meclislerinde nasıl seslenirdi? “Efendiler, yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz!” Aziz Atatürk, hitabelerinde bu naif sözcüğü bilerek isteyerek kullanmıştır. Bu naif sözcük onun lisanında daha bir anlam kazanır ki, hitap edilen kişinin

Niyazi UYAR
15 Oca2 dakikada okunur

Hayat ve Sanat
DERGİSİ
Emek veren herkesin ADAsı
bottom of page



