top of page

Ara


İlk Kadın Romancımız Fatma Aliye Hanım
Fatma Aliye Topuz veya Fatma Aliye Hanım ( 22 Ekim 1862, İstanbul - 13 Temmuz 1936, İstanbul), Osmanlı Türkü yazar, çevirmen ve aktivist. Tanzimat'tan İkinci Meşrutiyet'e uzanan süreçte roman, felsefe, İslam, kadın hakları ve tarih üzerine eserler vermiştir. Zafer Hanım'ın 1877 yılında yayımladığı Aşk-ı Vatan adlı bir roman mevcut olsa da, yazarın tek romanı olduğu için Zafer Hanım değil, beş roman yayımlayan Fatma Aliye Hanım ilk kadın romancı unvanını aldı. 2009 yılında 50

maviADA
17 saat önce4 dakikada okunur


Yeni İmgelerle Yaşamı Öğrenmenin Yoludur Şiir
Alex Fishgoyt ASIM ÖZTÜRK * Tanımsızlığın kendiliğinden çözümlenemediği, ona uygun sözcüklerin yerli yerine konamadığı durumlarla karşılaştığımız zaman hemen usumuza benzetmeler, yakınlaştırmalar, yakıştırmalar gelir. Bu yoldan giderek ulaştırmak, anlatmak istediklerimize daha kolay ulaşacağımızı umarız. Konumsal olarak, içinde bulunduğumuz duygu durumlarını açımlamak, daha anlaşılır kılmak; yaşadığımız, büründüğümüz, yüklendiğimiz duygu çokluklarını tüm renkleri, tüm kokula
Asım ÖZTÜRK
18 saat önce5 dakikada okunur


Milan Kundera; Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği
Milan KUNDERA* VAROLMANIN DAYANILMAZ AĞIRLIĞI* İlk baskısı 1984 yılında Fransa'da Fransızca olarak yapılan kitap, ilk çıktığı andan itibaren edebiyat dünyasında ses getirdi. Çekçe orijinali ertesi yıl yayımlandı. Türkçe çevirisi ilk kez 1986'da yayımlandı ve Mart 2014'te 41. baskıyı yaptı. Roman, 1987 yılında aynı isimle sinemaya da uyarlanmıştır.
KUNDERA ölümünden önce son varoluşçu diye tanımlanmıştır.

maviADA
2 gün önce4 dakikada okunur


GİTTİN
AHMET İLBAŞ * Gittin ! Pazaryerinde, panayırda kaybolmuş çocuklar gibiyim; Şaşkın ve çaresiz... Gittin ! Habersiz, ışıksız, yağmursuz, dūnyayı bırakarak; Özūnū, içini boşalttın yaşamın Vedalaşsan, gidemeyeceğinden korktun belki... Kanatsız kaldım, Dūşlerin göğūnde, kanat seslerimiz olmayacak bir daha. Sınırsızlığa nokta koydun Oysa, sevmezdin noktaları... Kalleş demeyeceğim sana; Bir bildiğin vardır, belki benim bilmediğim... Gittiğinden beri, sokaklara çıkmamıştım, Çıktım dū
Ahmet İLBAŞ
3 gün önce2 dakikada okunur


Şiirin Yüzaklarından Ahmet Telli Öldü
Günümüz Şiirimizin Yüzaklarından Ahmet Telli Öidü Bir süredir Ankara Bilkent Hastanesi'nde tedavi gören usta şair Ahmet Telli, 80 yaşında yaşamını yitirdi. Telli'nin nisan ayından bu yana hastanede tedavi altında olduğu, 8 Temmuz'da ise entübe edildiği bilgisi verilmişti. Türk edebiyatının acı kaybı şiir sevenleri yasa boğdu. Ahmet Telli (2 Aralık 1946, Karabük - 10 Temmuz 2026, Ankara), Türk şair ve yazar. Yaşamı 2 Aralık 1946'da Çankırı'nın şu an Karabük'e bağlı olan Eskip

maviADA
3 gün önce2 dakikada okunur


Vaja Pşavela
Vaja Pşavela 26 Temmuz 1861 - 10 Temmuz 1915), Gürcü edebiyatının en önemli adlarından biridir. Büyük ölçüde mitolojiden esinlenerek son derece farklı eserler vermiştir. Yapıtlarına felsefi boyutlar kazandırmış ve büyük şairlik yeteneğiyle özgün bir şiirsel dünya yaratmıştı. Yaşamının büyük bölümünü dağlarda, ıssız yerlerde geçirmesine karşın, o da İlia Çavçavadze ve Akaki Tsereteli gibi, tüm yaşamı boyunca ülkesine hizmet etmeyi bir borç olarak kabul etmiştir. Yaşamı Asıl a

maviADA
3 gün önce2 dakikada okunur


Bir Gün Bir Yerde
ESRA ODMAN İYİER * Gözleri bilgisayara bakmaktan kan çanağına dönmüş bir halde hâlâ bir şeyler yazıp çiziyordu. Aslında işi ilk zamanlar o kadar zor değildi. Teknolojiyle birlikte işler kolaylaşıyormuş gibi görünse de daha da zorlaşmış, gün içinde nefes alamayacak duruma gelmişti. Oturduğu, tüm gününü geçirdiği oda ise gittikçe daralmaya başlamıştı. Sanki duvarlar, dosyalar üstüne geliyordu. Önceleri, neredeyse yirmi yıl öncesine kadar her şeyi dosyalarda tutuyorlardı ama o z
Esra Odman İYİER
3 gün önce7 dakikada okunur


FERMUAR
METİN ALTIOK * Leylâklar açtığında O zaman ne zamandır Elbet işleridir açmak Leylâkça bir zamanda Peki ne zamandır Yüreğinin testi gibi Kolayca tutulacak Kulp taktığı boynuna Ve biri el atsın diye Sabırla beklediği Karnında uğuldayan Mahzun rüzgârlarıyla Ne zamandır o zaman Kolay geçmesin diye Düğüm atan kendine Belirli aralıklarla Seferberlikten önce

Metin ALTIOK
5 gün önce3 dakikada okunur


Orhan Hançerlioğlu
Orhan Hançerlioğlu (19 Ağustos 1916, İstanbul - 9 Temmuz 1991, İstanbul), Türk yazar ve araştırmacı. Meslek hayatı Orhan Hançerlioğlu, 1939 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Keşan ve Karaisalı’da kaymakamlık yaptı. İstanbul Belediye Müfettişi, Emniyet Şube Müdürü, İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatrosu Müdürlüğü yaptı. 1954’ten sonra İETT Hukuk İşleri Müdürü olarak çalıştı. 1978’de emekli oldu. Yazarlığı Sanat hayatına şiirle girdi. Bir şiir kitabı çıkard

maviADA
5 gün önce1 dakikada okunur


ÖZLEM
ASIM ÖZTÜRK * - Datça- Siz rüzgârları bekleyen Erkenci çocukları denizlerin, Taş duvarların dibinde Zakkumlara tutunup Datça’da Salıvermişsiniz suskunluklarınızı sulara, Bilmiyorlar, konuşmadınız, çağrılmadınız Uzak denizlerden duyulmaz sesiniz, Suların kucağında denizin memesine sarılmış, Yoksul çocuklarıydınız zamanın, Süt kokulu güneş Kıyılar ak köpükler içinde, Oynardınız, Çıplak yalın ayaklarınız; Taşlı burunun oradan Kanatlarını esintiye salıv
Asım ÖZTÜRK
6 Tem1 dakikada okunur


Rüzgar Olabilsem
Ahmet İLBAŞ * Rüzgar olabilsem; Dolup bir yelkenlinin ciğerlerine, Soluksuz yalayıp geçsem, tüm mavilikleri,,, Hayalleri, düşleri alıp, Bir yağmur bulutuna sarsam Ve yağsam biteviye, Düşsüzlüğün bahçelerine... Ve vursam kendimi, Umutsuzluğun,yalnızlığın, En sivri, en keskin kayalarına... YARALARIMDAN anlasalar beni. Tüm ışıltılı gözlerin, ışıltılarını alıp, Yıldızların gözlerine koysam, Tüm mevsimleri, süpürüp atsam, Boyasam, dünyanın ufuklarını Sevdanın gözlerindeki baharın
Ahmet İLBAŞ
4 Tem1 dakikada okunur


Şemseddin Sami
Şemseddin Sami (Fraşiri) (1 Haziran 1850, Fraşır - 1 Temmuz 1904, İstanbul), Arnavut asıllı Osmanlı yazarı, ansiklopedist ve sözlükçü. Çok yönlü bir Osmanlı aydınıdır. İlk Türkçe roman olan Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat'ın (1872), ilk Türkçe ansiklopedi olan Kâmûsü'l-A'lâm'ın (1889-1898) ve modern anlamdaki ilk geniş kapsamlı Türkçe sözlük olan Kâmûs-ı Türkî'nin (1901) yazarıdır. Ayrıca Kâmûs-ı Fransevî adlı Fransızca ve Kâmûs-ı Arabî adlı Arapça sözlükleri kaleme almıştır. Yaptı

maviADA
1 Tem5 dakikada okunur


Kül
ENGİN SEVİNÇ * ÖYKÜ * Sanki ileride bir ölüyü yakıyorlardı ya da gökte cehennem vardı. İkisi de olabilir. Çünkü bu gri bulutlardan durduk yere kül yağmazdı saçaklara. Üstelik tadını alabildiğim bir yangın kokusu sokak aralarını ve durakları zapt etmişti. Yoksa savaş mı var? Eskiler ihtilal kokusunu geceden alırlardı. Solcular son zamanlarda devrimden bahseder olmuştu. Bugünse Cumartesi; gazetelerin kalın, çarşaflarınsa kırışık olduğu bir gün. Bir insan nasıl olur da hafta so
Engin SEVİNÇ
30 Haz9 dakikada okunur


SESSİZ ÇIĞLIK
MEHMET ŞAMİLOF * Sabahın altısı Sokakların sessiz çığlığına Kargaların avazı eşlik ediyordu Gözlerini henüz açmamış pencereler Geçmişin yükünü taşıyan kaldırımlar Ve her adımda biraz daha ağırlaşan O tanıdık, o hırçın yalnızlık Ne yana dönse insan Bir kentin uykulu yüzü çarpıyor gözlerime İçimizde yarım kalmış ne varsa, Bu gri serinlikte dökülüyor peşimiz sıra Kargalar anlatıyor sanki Sokakların dilsiz acısını Biz susuyoruz Şehir dinliyor 25 Haziran 06
Mehmet ŞAMİLOF
30 Haz1 dakikada okunur


UMUDA YÜRÜMEK
ASIM ÖZTÜRK * - Datça- Siz sulara bakarken Irmaklara söyledim dağları Kuşların kanatlarını çitiledim Gökyüzünden akan bulutlarda, Yeni doğan güneş silerken ışığıyla Sabahın eşiğindeki karanlığı, Siz çağırın pencereleri Açılan kapıları, evleri çağırın Uyansın emeğin şafağı, Dağılıp yitip giderken puslu dili zakkumların Suskun toplulukları tutup kaldırın, Tomurcuğun sesini kızıl alevlerle yükseltin Yansın yakamızdaki karanfil, Siz kuşları bırakın Uçmanın sevincini anlatsın kan
Asım ÖZTÜRK
29 Haz1 dakikada okunur


Fragman
Engin SEVİNÇ * “Sakalın mı çıktı lan senin?” Elini yüzüne götürdü. “Yok, kaptan” dedi. Deniz kokuyordu. Motor seslerinden martılar uçuşuyor, pervane oluyorlardı. Köse İbrahim elini yüzünde gezdiriyordu. Salih kaptanla yeniden göz göze gelince denizi bile susturup yutkundu. “Bana bak ulan! Yoksa sen İtalyan mısın?” “Hayır kaptan!” Salih kaptan içeriye, dümenin başına geçti. Sağ elinde uzunca bir fitil, ucu kızararak duruyordu. Elinin başparmağı yoktu. “Bir gün Eski Liman’da do
Engin SEVİNÇ
26 Haz6 dakikada okunur


Bir Sigara İçelim Babam!
ÇAĞLA BAŞTÜRK * -Ayrılıklar karşısında metanetine hayran olduğum Ceren Molla’ya ...- Kalabalık kentlerde yalnızlığa mahkûmdur insanlar. Şairin de dediği gibi: “kimselerin vakti yoktur durup ince şeyleri anlamaya”. Sessiz bir kabulleniş hakimdir her şeye. Kimin işine yaramış ki isyan etmek. Susmak en iyisidir belki de... Ilık bir bahar sabahı salına salına yürüyordu Ankara sokaklarında. Gök mavisi gözlerini yeni bir güne başlamanın yorgu
Çağla BAŞTÜRK
23 Haz6 dakikada okunur


Çetin Altan
(22 Haziran 1927, İstanbul - 22 Ekim 2015, İstanbul), Türk yazar, gazeteci, köşe yazarı, oyun yazarı, siyasetçidir. Türk basınında edebiyatçı köşe yazarı kuşağının son temsilcisi olan Altan, dünyanın en çok köşe yazısı yazmış yazarları arasında kabul edilir. "Enseyi karartmayın" sloganıyla tanınır. Roman, oyun, mizah yazısı, anı, fıkra, inceleme ve gezi yazısı türlerinde eserler vermiştir. Türkiye İşçi Partisi kontenjanından XIII. dönem İstanbul milletvekili olarak 1965-1969

maviADA
22 Haz4 dakikada okunur


DİRENİR DEDİM
ASIM ÖZTÜRK * - Bahçem- Düşmez dedim Bu fırtınaya da dayanır, Acının tayları aşar ağılların duvarlarını, Esip kırsa da çayırların umutlarını Düşmez dedim, Filiz süren dal tutunur karanlık olsa da ormana, Suskunluğun yuvalandığı gecede Gözler hep uzaklardadır, Yıldızların ışıltısında aralar Sözcüklerin perçinlerini, Çözer dağ bayır, Akar gider yaşamın yollarından; Direnir dedim Yer gök karanlığı sürgülese de üstüne Duyar kıvılcımla at
Asım ÖZTÜRK
22 Haz1 dakikada okunur


Can Arzusu
GUERNİCA'dan bir bölüm 1937, PİCASSO ENGİN SEVİNÇ * Git başımdan Sadık, bildiğin gibi değilim! Havada asılı duran ilmiğe geçirmişim boynumu, inceden inceye süzülen acısını duyuyorum. Her şeyin dışındayım. Bir rüya gördüm, beni gün ışırken ıpıslak uyandıran. Sen ve ben bir köydeyiz. Şirin ve güzel bir köy burası Sadık. Tepeleri ormanla örtülü dağ sırtlarından avuç içine boşalırcasına akan nehirler var. Her biri bembeyaz parlaklığında kısrak başlarının koşturulduğu ovalar, deri
Engin SEVİNÇ
21 Haz5 dakikada okunur

bottom of page


