YAŞAR KEMAL'in Ünlü Yapıtını dinlemek için lütfen VİDEOYA TIKLAYIN " YAŞAR KEMAL'in edebiyatımıza en büyük katkısı KURAN-I KERİM'den sonra bir kitabı ANADOLU evlerinin mahremiyetine sokmayı başarmasıdır denilebilir. SANATın "ucube" şiir ve "romanların" baştan çıkarıcı birer şeytan görüldüğü Türkiye'de EDEBİYATI hane halkından biri, bir has kirve gibi okuma yazma bileni olan her eve, evlerimize sokmuştur. İnce Mehmet'i bilmeyen var mıdır? Bu yönlü sayesinde kabul gören yaza
Şenol YAZICI * -"Başta 17 Ağustos 1999 Marmara, 6 Şubat 2023 Maraş Depremleri olmak üzere sayısız felaket ve sayısız mağdur yaratan, kurgusu ilkel, aynı, ama hep faili meçhul kalan cinayetler anısına… - İnandıkların da terk etti seni, şimdi en büyük fırtınasına yakalanmış bir sahra çölü gibi... öyle yalnızsın. Bu yalnızlığı ancak çocuklar anlar. Bir çocuklar bilmez; Gün olur, hak edilmiş bir ayrılıktır zaman. Hoş gör. Mavzer
Nurten B. AKSOY * Kış mevsiminin ortalarındayız, bu yıl havalar çok soğuk olmasa da güneş yüzünü fazla göstermemek için direniyor. Bir yandan kar bekliyoruz çocuklar gibi, bir yandan baharı özlüyoruz, o sıcacık yaz günlerini özlüyoruz, açan çiçekleri özlüyoruz… Ama biliyoruz ki kışın da ayrı bir güzelliği var. Soğuğa ve kara inat rengarenk açan çiçekleri var kış mevsiminin de. İşte bu soğuk günlerde biz de o güzelim kış çiçekleri ve pek de bilinmeyen öyküleriyle renklendireli
Aycan AYTORE * -Günümüz insanının zoru var aklıyla ve aşkla; sorarsan her şeyi netleştirecek, akla dayalı köklerini bulacak... Bir de yaş haddi koymuşlar; 40'tan sonra emekli... Kimsenin deneyime filan metelik verdiği yok. Bana sordun mu? Oysa kitapta yeri var; seksenlik nineye bile her bayram soracaksın, ağzında dişin var mı? Karmaşık mı karmaşık, sermaye her şeye olduğu gibi aşka da ayar çekiyor; insan varolduğundan bu yana tek tanımı olan aşk, şimdi muz gibi, herkese gör
Nurten B. AKSOY * Acısıyla tatlısıyla koca bir yılı daha geride bırakıp yeni bir yıla başlayacağız. Her ne kadar “acısıyla-tatlısıyla” desek de geride bıraktığımız yılın hem dünyada hem ülkemizde çok da tatlı anılar bıraktığını söyleyemeyiz. Bu yıl da daha önceki yıllar gibi savaşlarla, terör olaylarıyla, doğal afetlerle, kazalarla ve yitirilen canlarla acı dolu ve kötü bir yıl olarak anılarımızdaki yerini alacak. Daha güzel günler ve yarınlar için umutla karşılayacağız yeni
Ahmet TELLİ 2 ARALIK 1946 * * - I - Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen, Ömrümüzse karşılıksız sorulardı, hepsi bu. Şu samanyolu, hani avuçlarından dökülen Kum taneleri var ya, onlardan birindeyim. Yeni bir yolculuğa çıkıyorum, kar yağıyor, Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte. Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum, Dönüşen ve suya dönüşen sorular soruyorsun, Sesin bir çağlayan olup dolduruyor uçurumlarımı. Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman Birisi adres
Fuat ÖZGEN * “Kuş Yemi” Reşat Nuri Gültekin’in iç acıtan bir öyküsü. Öyküde şehit maaşı çıkmayan anneanne ile torununun zorlu yaşamının bir kesiti anlatılmakta. Evdeki eşyaları teker teker satan anneanne sonunda torununun kuşunu (kafesiyle) satmak zorunda kalıyor. Anlatıcısı kuşu satın alıyor. Kuşu satılan çocuk paranın bir kısmıyla kuşyemi alıp yeni sahibine veriyor. Bu kez kuşu satın alan, bakamayacağı bahanesiyle, parasını verdiği kuşu çocuğa öylece bırakıyor. Öyküde anlat
ŞENOL YAZICI Dünyanın doruğunda, hoplaya zıplaya, ama kaplumbağa kadar yavaş giden traktörün römorkunda kaç kişiydik anımsamıyorum, ama balık istifi üst üste yığılmıştık. Hepsi de dünyanın araziye en güzelinden uyan, görünmeyi sevmeyen renklerinden yapılmış eski giysilerine bürünmüş şapkalı, nikotinden sararmış sakallı, posbıyıklı, kavruk insanlarıydı. Herhalde kente inmenin onuruna bolca dökündükleri kolonyalara, ağır bir ter kokusu da ekleniyordu. Anlamakta zorlandığım bir
Nurten B. AKSOY * yandılar kor bir ateşin içinde savruldular gökyüzüne gül misali kara bulutlarla veda edip âleme semahlarla koştular ceylan misali vardılar hep “uçmağ”ın bahçelerine saz çalıp söyleştiler bülbül misali… (Nurten Bengi Aksoy) Yıl 1993, 2 Temmuz Cuma… Bir kara tarih, ülkemizin bağrına düşmüş bir kara leke… Hem de Madımak Oteli’nden yükselen dumanlar kadar kapkara… Yitip giden 35 can, 33 aydın, 33 pırıl pırıl insan… Alevler içinde kavrulan o canların anısına say