top of page

Nurhak'ta Açmayan Gelincikler

  • Yazarın fotoğrafı: maviADA
    maviADA
  • 30 dakika önce
  • 3 dakikada okunur

60'lı yıllarda başlayan siyasi gençlik olayları, çatışmalar ve şiddet hız kesmedi, 70'li yılların başına da yansıdı. Başlangıçta solcu gençlikle güvenlik güçleri arasında oluşan çatışmalar, sonraki yıllarda özel olarak yönlendirilen ve hızla çoğalan sağcı gençlik arasında kanlı bir savaşa dönmüştü. Öylesine ki 70'li yılların bütününü kapsayarak 5000 kişinin ölümüne neden olurken , iki binli yıllara değin de etkisini zaman zaman hissettirecek ve siyasi kutuplaşmanın miladı olacaktı.


Bu eylemlerin tanınmış adlarından Deniz Gezmiş ve arkadaşları yakalanınca, dışarıda kalan kimi arkadaşları idamlarına engel olabilmek için irili ufaklı kimi eylemlere kalkıştı. Bunlardan biri de Nurhak'ta 31 Mayıs 1971'de Kürecik Amerikan radar üssüne baskın için giden ama yolda öldürülen Sinan Çemgil, Kadir Manga, Alpaslan Özdoğan'ın ve diğer 4 arkadaşının eylemidir.


68 Kuşağı ve Türkiye devrimci hareketinin öncü isimlerinden Sinan Cemgil, Kadir Manga ve Alpaslan Özdoğan’ın Nurhak’ta katledilmesinin üzerinden 50 yıl geçti. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilmesini önlemek için Malatya Kürecik’teki Amerikan radar üssüne baskın yapmaya Nurhak’a giden devrimciler, 31 Mayıs 1971’de çıkan çatışmada katledildi.

Cemgil, Manga ve Özdoğan, aradan geçen 50 yıla rağmen bugün de unutulmadı.

İstanbul’da 15 Kasım 1944’te doğan Sinan Cemgil, 1964’te ODTÜ Mimarlık Fakültesi’ne kayıt yaptırdı. ODTÜ’de siyasetle etkin olarak ilgilenmeye başlayan Sinan Cemgil, ODTÜ Sosyalist Fikir Kulübü’nün kuruluşunda yer aldı, aynı zamanda Türkiye İşçi Partisi’ne (TİP) üye oldu. Cemgil, 1968 öğrenci boykotu ve 1969 ODTÜ işgaline önderlik etti.


Sinan Cemgil’in, Amerikalı öğretim görevlisinin “Yıllardan beri ODTÜ’de İngilizce eğitim görüyorsunuz. Nasıl İngilizce bilmezsiniz?” sorusuna verdiği yanıt bugünlere kadar geldi: “Biz, ODTÜ’de İngilizce üç kelime öğrendik: Yankee go home.”



6 Ocak 1969’da ‘Vietnam kasabı’ olarak bilinen ABD Türkiye Büyükelçisi Robert Komer’in, ODTÜ’ye gelmesinin üzerine Sinan Cemgil ve Taylan Özgür önderliğindeki ODTÜ öğrencileri Komer’in arabasını ateşe verdi. Hüseyin İnan ile birlikte THKO’nun ideolojik altyapısını oluşturan Cemgil, 1970 yılında şehir eylemlerine katıldı.

,

1971 darbesinin ardından Ankara’dan çıkarak, arkadaşlarıyla Elbistan bölgesindeki Nurhak Dağları’na çıkan Sinan Cemgil; Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamlarını engellemek için Kürecik Radar Üssü’ne yapacakları baskın öncesinde, İnekli Köyü muhtarının ihbarı üzerine askerler tarafından kuşatıldı. Sinan Cemgil, Alpaslan Özdoğan ve Kadir Manga’yla birlikte Nurhak dağlarında askerlerle çıkan çatışmada katledildi. Cemgil, 10 Haziran 1971’de Karacaahmet Mezarlığı’na gömüldü.


‘Bir kuyruklu yıldız gibi kayıp gidecek’

Sinan Cemgil’in cenazesini almaya babası Adnan Cemgil ve annesi Nazife Cemgil ile birlikte giden ve ardından “Öldükleriyle Kalmadılar” adlı kitabı yazan yazar Orhan İyiler, Sinan’ın düştüğü anı şu satırlarla anlatır:


Sinan’ın ateş üstünlüğünü yitirmesiyle yüklenmelerinin amansızlığı arasından çok bir zaman geçmeden Sinan yoldaşı, fikirdaşı Kadir’e on metre, on beş metre daha yaklaşa idi ki kavuşa, alıp kucaklaya ve de bi kenara çeke... İşte zamanın bu can alıcı can verici, her bir şeyin bir böyle, bir öyle olacağı zaman kertesine dek... İzmirli onbaşının ilk kurşunu yiğitler yiğidi ve de bir gelin kadar alımlı Sinan oğlumun tam alnının ortasında patladı. Köylüler, havaya uçacak sandılar... Göğe doğru kanatlanıp sabah bulutları arasından bir kuyrukluyıldız gibi akıp gidecek. Belki de gerçekten böyle olacak idi. Yukarı doğru başını vermiş ağır yavaş ayakları yerden kesilirken ikinci kurşun tam göbeğinden girip sırtından çıkınca... Yere doğru döndü ağır yavaş, bir an herkesler, başını kaldırmış son kez arkadaşlarına bakıyor sandığında, birdenbire Kadir’e doğru yere kapaklanarak yuvarlandı.


Naaşını almaya anne ve babası gelmiştir.

Annesi oradaki köylülere şunları söylemiştir:


Bu oğ­lum Si­nan. Bun­lar da onun ar­ka­daş­la­rı, kar­deş­le­ri. On­lar da oğul­la­rım. Bu ço­cuk­lar, bu oğul­lar; bu ül­ke­yi, hal­kı, siz­le­ri sev­di­ler. Baş­ka bir is­tek­le­ri yok­tu. Her bi­ri bi­rer de­hay­dı. Her bi­ri üs­tün ze­ka­lı gü­zel ço­cuk­lar­dı. Di­le­se­ler­di, dü­ze­nin adam­la­rı ol­sa­lar­dı, şim­di bu­ra­da can­sız yat­maz­lar­dı. Bi­rer mil­yo­ner olur­lar­dı. Ama on­lar, hal­kı, siz­le­ri sev­di­ler. Si­zin so­run­la­rı­nı­zı omuz­la­dı­lar.„


Mustafa Yalçıner ağır yaralı olarak “ele geçerken”, ovaya inip diğer ekiple ilişkiye geçmesi istenilen sivil giyimli ve silahsız iki kişiden biri olan Hacı Tonak saklandığı meşelikte yakalanır. Diğer sivil giyimli kişi olan Ahmet Erdoğan ile Metin Güngörmüş ise çatışma başlarken kaçmayı başardılar. Ancak onlarda birkaç gün sonra yakalanacaklardır.



ODTÜ öğrencisi Sinan Cemgil, yine ODTÜ öğrencisi Alpaslan Özdoğan ve Erzurum Atatürk Üniversitesi öğrencisi Kadir Manga, yoldaşları Deniz’i, Yusuf’u ve Hüseyin’i kurtarmak isterken can verirler...




MAYISIN KANLI GÜNÜ


Nurhak Katliamı için onlarca şiir yazıldı, bu şiirler bestelendi ve 50 yıldır dilden dile söyleniyor. Hasan Hüseyin Korkmazgil’in daha sonra Grup Yorum tarafından bestelenen ‘Nurhak’ şiirinin ilk dörtlüğü şöyle: “Dört bir yana haber salsam,/ Öldü desem inanır mı?/ Dağlar bana geri verin/ Kadir’imi, Sinan’ımı...” Grup Adalılar tarafından yazılıp bestelenen ’71 sıcağında’ türküsü ise hâlâ söyleniyor.




Yorumlar


bottom of page