MEVSİM GÜZ OLSA DA UMUTLAR HEP TAZE KALSIN!

ZEKİ BAŞTÜRK
*
Mevsim güz…
Ağaçlar, yaz boyunca taşıdıkları yaprakları birer birer bırakıyor. Sararan yapraklar rüzgârın önünde savrulurken doğa, bize sessizce bir şey anlatıyor: Hiçbir şey sonsuza dek aynı kalmıyor.
Güz biraz hüzündür aslında. Günlerin kısalması, akşamların erken inmesi, havanın serinlemesi… Bir zamanlar dalları dolduran yemyeşil yaprakların toprağa düşüşünü izlemek, insana ister istemez geçen zamanı anımsatır. Ama güz yalnızca hüzün değildir. Güz, aynı zamanda kabulleniştir. Doğa, dökülen yaprakların ardından yas tutmaz. Çünkü bilir ki her son, içinde yeni bir başlangıcın tohumunu taşır. Yaprak düşer, toprak onu bağrına basar. Kış gelir, sessizlik çöker. Sonra bir gün, hiç beklenmedik bir anda bahar yeniden kapıyı çalar.
İnsan yaşamı da böyledir.
Kimi zaman elimizden sevdiklerimiz, kimi zaman alışkanlıklarımız, kimi zaman hayallerimiz geçip gider. Bazı kapılar yüzümüze kapanır. Bazı yollar yarıda kalır. Bazı dostluklar sessizce uzaklaşır. Bazı umutlarımız, gerçekleşmesini beklediğimiz zamandan çok önce yorgun düşer.
Ve biz sanırız ki her şey bitti.
Oysa yaşam, bitişlerle değil; yeniden başlayabilme gücümüzle anlam kazanır. Bir ağacın yapraklarını dökmesi, öldüğü anlamına gelmez. Tam tersine, yeni bir mevsime hazırlanmasıdır. Belki de insanın zaman zaman kendisini yenilemek için bazı yüklerinden kurtulması gerekir. Bu yüzden güz mevsimine yalnızca hüzün penceresinden bakmamak gerekir.
Sararan her yaprak, bize değişmeyi öğretir. Düşen her yaprak, bırakabilmeyi…
Serinleyen her akşam, sabretmeyi…
Ve toprağa düşen her tohum, yeniden başlayabilmeyi anlatır.
Yaşantımız da da böyle değil mi?
Bazen yitirdiklerimize öylesine bakarız ki elimizde kalan güzellikleri göremeyiz. Oysa hâlâ nefes alıyorsak, hâlâ sevebiliyorsak, hâlâ bir dostun sesini duyduğumuzda içimiz ısınıyorsa, hâlâ güzel bir güne uyanmayı bekliyorsak umut için yeterince sebebimiz vardır.
Umut, her şey yolundayken kolaydır. Asıl umut, yollar karardığında ışığı arayabilmektir. Asıl umut, düşerken yeniden ayağa kalkabileceğine inanmaktır. Asıl umut, yaşamın ın bütün olumsuzluklarına karşın iyiliğin, güzelliğin ve sevginin hâlâ mümkün olduğuna inanmaktır.
Belki yaş aldıkça daha iyi anlıyoruz bunu.
Gençlikte geleceğe bakarken, yaş ilerledikçe geçmişe daha sık dönüp bakıyoruz. Ama geçmişe bakmak, geleceğe sırtımızı dönmek değildir. Tam tersine, yaşadıklarımızdan öğrendiklerimizle geleceğe daha sağlam yürümektir. Her yaşın bir güzelliği, her mevsimin bir öyküsü vardır.
Bahar bize doğmayı, yaz yaşama sevincini, güz olgunlaşmayı, kış ise sabrı öğretir. Öyleyse güz geldi diye umutlarımızı soldurmayalım.
Bırakalım yapraklar dökülsün. Bırakalım bazı eski alışkanlıklarımız, kırgınlıklarımız, gereksiz yüklerimiz hayatımızdan çıksın. Toprağa düşen her yaprak gibi biz de geçmişimizi toprağa emanet edelim.
Ama umutlarımızı koruyalım..Çünkü insanı yaşatan yalnızca geçmişte yaşadıkları değildir; gelecekte yaşayabileceklerine duyduğu inançtır.
Belki yarın başka bir kapı açılacak..Belki hiç beklemediğimiz bir telefon gelecek..Belki yeni bir dostluk başlayacak..Belki yıllardır ertelediğimiz bir hayal yeniden canlanacak..Belki de hiçbir şey değişmeyecek ama biz değişeceğiz. Yaşama başka bir gözle bakmayı öğreneceğiz.
Ve bazen en büyük değişim budur.
Mevsim güz olabilir.
Ağaçların yaprakları dökülebilir.
Gökyüzü griye dönebilir.
Akşamlar uzayabilir.
Ama insanın içinde küçük de olsa bir ışık yanıyorsa, bahar hiçbir zaman bütünüyle uzak değildir.
Çünkü umut, takvim yapraklarına bağlı değildir.
Umut insanın yüreğinde yeşerir.
Öyleyse…
Mevsim güz olsa da umutlar hep taze kalsın.
Yapraklar dökülsün, ama hayaller dökülmesin.
Günler kısalsın, ama gönlümüzün ışığı azalmasın.
Rüzgâr sert essin, ama içimizdeki iyilik savrulmasın.
Ve ne olursa olsun, yaşamın bize yeniden başlayabilmek için bir fırsat daha vereceğine inanalım..Çünkü güzün en güzel sırrı şudur:.
Her dökülen yaprağın ardında, yeniden yeşerecek bir bahar saklıdır.
Zeki BAŞTÜRK


















































Yorumlar