top of page

Ara


BAL
ŞENOL YAZICI * Arı günboyu o çiçek bu çiçek dolaşır, nektarları toplar. Kovana döndüğünde işlemlerle zenginleşen nektarlar bal olur. Doğan anlatmak için en az bir yıl bekler. O arada çevresini, dünyayı, başka insanları tanır, onları adlandıracak yaygın sözcükleri belleğine yerleştirir ve emin olunca konuşmaya başlar. Nasıl da seviniriz . Eğitilirse o çocuk düzgün bir anlatıcı olacaktır. Balın işlem, sözün eğitim gerektirdiğine bakmayız. Suyun her zamanki gibi yatağında düzg
Şenol YAZICI
17 saat önce5 dakikada okunur


Oktay Rifat
ESKİ ZAMAN AŞIĞI * Ben eski zaman aşığıyım Sevda çeker düşünürüm ağlarım Bazen tilki kadar kurnaz bazen akılsız Bazen çocuk gibiyim bacak kadarım Herkes aşık olur sevdalanır Bir yolu var gönül çekmenin de Benimki sevda değil ateşten gömlek Bir kor düşmüş ışıl ışıl yanar içimde Ama ben eski zaman aşığıyım Sevmek kadar katlanmak da gelir elimden Gece hayalimde gündüz fikrimde Ela gözlü o yar çıkmaz gönülden Oktay Rifat * maviADA * Ali Oktay Rifat Horozcu (10 Haziran 1914, Trab

maviADA
1 gün önce4 dakikada okunur


Gidersen Yıkılır Bu Kent
AHMET TELLİ * Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında Yanlış adresteydik, kimsesizdik belki Sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar Biz mi yalnızdık, durmadan yağmur yağardı Üşür müydük nar çiçekleri ürpeririken Gidersen kim sular fesleğenleri Kuşlar nereye sığınır akşam olunca Sessizliği dinliyorum şimdi ve soluğunu Sustuğun yerde bir şeyler kırılıyor Bekleyiş diyorum caddelere, dalıp gidiyorsun Adını yazıyorum bütün
Ahmet Telli
2 gün önce1 dakikada okunur


Suut Kemal Yetkin
Suût Kemaleddin Yetkin (d. 13 Eylül 1903, Urfa , Osmanlı İmparatorluğu - ö. 18 Nisan 1980, Ankara , Türkiye ), Türk akademisyen, edebiyatçı, denemeci, üniversite idarecisi. Hayatı Babası Urfa Halvetî Dergâhı Post-nişîni Şeyh Abdulkadir Efendi'nin oğlu Saffet Kemalettin Yetkin 'dir. Suut Kemal Yetkin'in annesi Hafize Hanım'dır. Ailenin ikinci çocuğu olan Suut Kemal Yetkin'in ablası Zehra Hanım, kendisinden küçük kardeşleri ise Kadri Kemal Bey ve Sıdıka Hanım'dır. İki kez e

maviADA
2 gün önce2 dakikada okunur


Sağdıç Kuşum
YUSUF ERBAY * Sağdıç kuşumun Pençesi demir Kanadı kardı… Sarıya çalardı Ateş tüyleri Yarenlik için Beni arardı… -Faniydi bencileyin Göç zamanı Vakti sorardı. (Yaz rüyası Ocakta söndü, Sihir çözüldü… Su gölgesi Islattı dolunayı Sağdıç kuşum Terk etti yuvayı…)
Yusuf Erbay
2 gün önce1 dakikada okunur


JEAN PAUL SARTRE; Nobel'i Reddeden Yazar
Şenol YAZICI * Jean-Paul Charles Aymard Sartre * J.P. Sartre, 1964 yılının 22 Ekiminde kendisine verilmek istenen Nobel Edebiyat Ödülünü geri çevirmiştir. Bu sayede Nobel Ödülü'nü ilk reddeden kişi oldu. “Nobel Ödülü’nün, ödülü alacak kişinin fikrine danışılmadan verildiğinden haberim yoktu o zaman ve bunun gerçekleşmesini engelleyecek zamanımın olduğuna inanıyordum. " Bunun hem yapıtlarına hem de politik konumuna zarar vereceğini düşünmüştü. "İmzamı Jean-Paul Sartre olarak

maviADA
2 gün önce7 dakikada okunur


Jean Paul Sartre Felsefesi III
Varlığın diyalektik görünümleri: Kendinde varlık-Kendi için varlık 1943 yılında önemli felsefi düşüncelerini barındıran “varlık ve hiçlik” kitabı yayınlanır. Sartre açıktır ki, Heidegger gibi “varlığın ne’liği ile ilgili” değildir. O, varlığın görünen biçimleriyle ilgilidir daha çok. Kitabında bu görüşü yavaş yavaş açımlayan ünlü formülünü ortaya koyar: “Varoluş özden önce gelir.” Sartre, dinsel dogmadan kaynaklanan bir yanılgıya işaret etmektedir önce. Tüm on yedi ve on seki

Jean Paul Sartre
3 gün önce2 dakikada okunur


İLHAM PERİM
Niyazi UYAR * Kuş oldun, polen oldun Karışıp gittin rüzgarlara Uçup gittin uçsuz bucaksız diyarlara. Ay’ımdın, güneşimdin, Karaya boyayıp gittin günümü. Ne kavgalar, ne savaşlar verdim, Sana kavuşmak adına. Kuş oldun, polen oldun, Toz olup gittin, Havaya karıştın, Havasız, soluksuz koydun beni. Bulut olup, Suyumu selimi kestin. Gecemdin, gündüzümdün. Gün yirmi dört saat, Umut ışığımdın! Sen, Sen sevgili Kuş oldun, polen oldun Kapılıp gittin rüzgarlara. Umuda, arzuya dai
niyazi uyar
4 gün önce1 dakikada okunur


BİZİM ARAP
Niyazi UYAR* Hasat işlerini bitirince, ahşap evimizin tadilatını yapacaktık. Kırık kiremitlerden giren yağmurlar, çatımızın merteklerini çürütmüştü. Anam: “Şu mertekleri, direkleri değiştirmezsen, çatı tepemize göccek!” “Değişcek, değişcek, garı başınla her şeye garışıyon!” “Garışırın tabi, iş goleyi mi biliyon sen!” “Sen omazsan, aç galcez, halımız duman buban mı görüyo benim işlemi, gavır garı? “Bubamın adını ama azına, Allah daş ede seni!” “Bilen bilmeyen evliya sancak bub
niyazi uyar
4 gün önce4 dakikada okunur

Hayat ve Sanat
DERGİSİ
Emek veren herkesin ADAsı
bottom of page



