Dante’nin İlahi Komedya’sında Selahaddin Eyyubi: Erdemiyle Sınırları Aşan Bir Müslüman Hükümdar Yazar ve Okur, 6000 yıl önceki ilk tablet, papirüs, parşömenlere yazılan yazı örneklerinden bugüne uzanan yolda sürekli bir kavuşma arzusu içindedir. Şenol Yazıcı, Yazar ve Ütopya'dan Odysseus’un “Hiç Kimse” (Outis) Hilesi: Homeros’un Odysseia Destanındaki En Ünlü Kelime Oyunu *DERLEME YAZILAR PAZAR OKUMALARI HAZIRLAYAN: AYCAN AYTORE
Ahmet İLBAŞ * Bedeli ağır ödenmiş türküler, şiirler dilimde. Yemyeşil ekin tarlalarını , kıpkızıl gelincikler basmış; Yaşamın gelişimine, Değişimine ne diyeceksin ! Karanlıklar zorlanıyor... Zorlama karanlıklar, zorlanıyor. Ne çok Tanrınız var Ama cüzdanınız boşaldıkça hiçleşiyorsunuz Ey Mernuslar! Gittikçe sarpa sarıyorsunuz. İsyan türküleri çığıranlar çoğalıyor.
Denis Diderot (5 Ekim 1713 - 31 Temmuz 1784), Fransız yazar ve filozoftur. Aydınlanma Çağı'nın en önemli kişiliklerinden biri. Yazdıkları ve felsefesi Fransız Devrimi'ni hazırlamıştır. Yeni felsefi ve bilimsel düşünceleri ve bilgileri Avrupa ölçeğinde yayma amacıyla tasarlanan ünlü Ansiklopedi'nin (Encyclopédie) baş editörüydü. Birinci cildi düşün ve ülkü arkadaşı D'Alembert yayımlamıştı. İkinci ciltten başlayarak 7. cildin sonuna dek D'alembert ve Diderot birlikte editörlük
ŞENOL YAZICI * ÖLÜMSÜZ AŞK, ÖLÜMLÜ İNSAN * Aşk, iki kişiliktir. Oyunculardan biriyseniz hiç bıktırmayan, bir yanıyla en eski, ama onu yaşayan her insan için en yeni konusudur. Mitlerden modern filmlere, halk hikâyelerinden tüketim toplumunun reklamlarına kadar her çağda yeniden tanımlanmış, yeniden paketlenmiş bir duygu, daha ötesi karışık bir hormon patlamasıdır aşk. Edebi metinlerde hem bireysel bir deneyim hem de toplumsal bir koşullandırma olarak görünür. Bir yandan Ker
Engin SEVİNÇ * “Çepeçevre duvarlar.. sarmışlar her yanımı.. beni saran bu odalar.. gönlüme dar geliyor..”* Aynada birkaç adam dans ediyor. Buna hayret mi etmeli? Birkaç adam orta yerde yanak yanağa, başlarında kısacık bir ışık kümesi toplanmış ve bunu dağıtmaya yetecek bir vantilatör uzakta sessizce duruyor. Müziğin ritminde bir şey var. Köşedeki bir kadını güldürmeye yetiyor nedense. Masaya dirseklerini dayamış, elleriyle yanaklarını tutmakta. Dudaklarında sevimli bir gülüş
ASIM ÖZTÜRK * -Datça- Az sonra yaz pencereden seslenecek Uyandıracak, Sabahları sulara düşen ışıklarıyla mor çiçekler, Sokaklara açılan avlu kapıları Uyandıracak, Pazarcıların ayak sesleri Bugün çarşılarını dolaştık Datça’nın Yeşil can erikleri, sokaklara dökülen dutlar, Güneş yanığı satıcıların yüzleri, Badem çiçekleri, begonvillerin renkleri Çıkıp gelmişler uzaklardan motorlar Durgun bir deniz kadınların gözleri; Küçük tepele
Fatma Nezihe Araz (d. 11 Mayıs 1920, Konya - ö. 25 Temmuz 2009, İstanbul), Türk yazar ve gazetecidir. Yaşamı 11 Mayıs 1920'de Konya’da dünyaya geldi. Babası, Ankara'nın bilinen ailelerinden Bulgurzade ailesine mensup, Ankara milletvekillerinden Rıfat Araz’dır. Fatma Nezihe, babasının Konya Ziraat Bankası müdürü olduğu dönemde dünyaya geldi. Soyadı Kanunu çıktığında Mustafa Kemal babası Rıfat Bey'e "Araz" soyadını verdi. 1941'de Ankara Kız Lisesini, 1946'da Ankara Üniversitesi
Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek / Adnan YÜCEL Aşksız ve paramparçaydı yaşam bir inancın yüceliğinde buldum seni, bir kavganın güzelliğinde sevdim. Bitmedi daha, sürüyor o kavga ve sürecek yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek. Ne dudaklarda yarım şiirler Ne solmuş aşk ve deniz Uçurumlarda direnen güller Törenlerle yakılmıyordu henüz Dimdik ayaktaydı bitimsiz coşkular Bazen aşılmış Bazen aşılmak üzere O serdengeçti yaralı tutkular. Bir deprem çağının birdenbiresinde Önce görevler
FETHİ NACİ * Kuyucaklı Yusuf Sabahattin Ali, Kuyucaklı Yusuf’ta, bir Anadolu kasabasını, bütün insanî ve toplumsal gerçekliğiyle veriyor: Soylu insanlarıyla, bayağı insanlarıyla; sevinçlerle, üzüntülerle; sevgilerle, nefretlerle; fakirlikle, zenginlikle; umutla, umutsuzlukla… Yarattığı insanlar, o çağın, o çevrenin insanları; birbirleriyle ilişkileri, belirli şartların biçim verdiği ilişkiler. Romanın başarısını sağlayan öğelerden biri Sabahattin Ali’nin romanın
ARİF DAMAR * Nice nice acıları aklına getir Bunca yoksulluğu aklına getir Gözyaşlarını aklına getir "GİTME KAL" var yok dinlemez bir çocuk isteğidir Gitme aklına getir Kıraç mı kıraç toprakların üstüne Güneşler açar yağmur kesilince Çırılçıplak kayada yetişir incir ağacı Dağların kuytusunda bir uslu çiçek Dağıtır mevsimi kendi kendine Gitme beraberlik içinde Nasıl sevinirdik aklına getir Her şeyi her şeyi aklına getir Gece yarılarını aklına getir Söylediklerini aklına getir S
JEAN BERAUD-CAFE ENGİN SEVİNÇ * -Öykü- Kafamın içindeki uğultuyla sokağa çıktığımda saat belki yedi civarıydı ki hava kararmaya başlamıştı. Bugün de hava nedense bir tuhaf. Yağmur yağacak zannediyor insan, ama yok, hafif bir esintinin ardından toprak kokusu bastırıyor içimi. Uzun paltolardan ve uzun kollu kazaklardan içim bunalmış zaten. Bugün akşam eve gider gitmez kendimi yenilemeyi düşüneceğim. Belki odamı toplar, masamın ve yatağımın dağınıklığını düzeltirim. Kirli çamaşı