ASIM ÖZTÜRK * Yaşamı, yaşamın içindeki tüm olguları tanımlarken, onlara belirli anlamlar yüklerken sürekli dile, dilimize yaslanırız. Tanıya geldiğimiz, öğrene geldiğimiz dilin kendi içindeki tüm oylumları, içinde bulunduğumuz duygu, düşünce durumlarını belirlerken edindiğimiz, biriktirdiğimiz ne kadar sözcük varsa o anda, o duruma uygun düşenleri hemen belleğimizden akıtarak tanımlamalar yaparız. Hiç kuşkusuz bu durum yazanlar, düşüncelerini sözcükle
* KENDİ YAŞAMININ ÖZNESİ OLMAK * Zeki BAŞTÜRK * Eylül yılın belki de en güzel aylarından biri. Vaat ettiği bolluk bereket bir yana yılın en hareketli ayı olduğu kesin. Her şeyden önce okulların açıldığı 20 milyon öğrenci ve öğretmenin işbaşı yaptığı zamandır. Kış hazırlıklarının yapılmasının yanında yeni kitapların da en yoğun çıktığı aydır Eylül. Bereketli olsun. Eylül'de çıkacak "sonokur"u olduğum kitaplardan biri Şenol Yazıcı'nın bir deneme kitabı olan KENDİNİ YARATMAK.
Aycan AYTORE * ÖYKÜ * Bir Akdeniz mavisine sırtını verdi, Üzüm salkımlarının buğusunda, yıldızlı bir geceyi yatağı yaptı, Yaseminlere, portakal çiçeklerine dokundu, yıldızlara uzandı, Gerçekle düş arasında bir çizgideydi. Bir kelebeğin kanatlarını tutar gibi, başlarken biten bir hazzın içinde kaldı, O an, Akdeniz mavisi sonsuzluk oldu. Yıkanmış toprağın yağmurdan sonraki baş döndüren kokusu esiyor içinde. Islanan içim yıldızlı lacivert geceler açıyor. Öyle duyumsuyor
CAN YÜCEL * Sen miydin o, yalnızlığım mıydı yoksa Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi Dilimizde akşamdan kalma bir küfür Salonlar piyasalar sanatsevicileri Derdim gülüm insan arasına çıkarmaktı seni Yakanda bir amonyak çiçeği Yalnızlığım benim sidikli kontesim Ne kadar rezil olursak o kadar iyi Kumkapı meyhanelerine dadandık Önümüzde altınbaş, altın zincir, fasulye pilakisi Ardımızda görevliler, ekipler, Hızır Paşalar Sabahları açıklarda bulurlardı leşimi Öyle sıcaktı ki
Geleneksel Türk giysileri içindeki Mary Wortley Montagu'yu oğlu Edward Wortley Montagu ve hizmetlileriyle birlikte gösteren, resmin arka planında da görülen İstanbul'da 1717 dolaylarında Jean-Baptiste van Mour tarafından yapılmış yağlı boya tablo. Leydi Mary Wortley Montagu (26 Mayıs 1689, Londra - 21 Ağustos 1762, Londra), İngiliz yazardır. Osmanlı döneminde İngiltere tarafından İstanbul'a elçi olarak atanan Edward Wortley Montagu'nun eşiydi. Yaşamı Leydi Mary 1689 yılında L
BEN AFFEDEMEM * Kolay değil aşkı ve yaşamayı terketmek Her akşam böyle mahsun değilim Bir defa ayağa kalkıp konuşmaya başlarsam... Kolay kolay susmaz bu yürek Kollarını aç göğsünü aç ben geliyorum Yaşamasını isterim her çocuğumuzun Ağrıya gözyaşına pişmanlığa rağmen Sana tekrar anlatmalıyım gelecek günleri Yaşamak ve özgürlük inkar edilmeyecek Görmeyeceksin artık korkulu rüyalar Bir akşam üstü karşı karşıya oturup Her sayfasında kan ve gözyaşı olan İkinci dünya savaşının kita
HİSSEN YOK BU AKŞAMDA * Hissen yok bu akşamda senin sen öğleden beri bu renk renk bu çeşit çeşit söylenen şarkının artık haricindesin. Tankın gölgesi uzandı üstüne kadar, nerdeyse, habersiz gün batacak. Tamamen çekmiş göğsünden akan kanı büyük ve mütehammil toprak. Her şeyin ne kadar şikâyetsiz saatin hâlâ işliyor bileğinde, onu akşamdan akşama kurardın, tabii biraz sonra duracak. Bugün günlerden cumartesi, dün yazdığın mektup, ancak, dört gün sonra eline değecek karının. Sen
Nathalie Sarraute (Fransızca telaffuz: [natali saʁot]; 18 Temmuz 1900 - 19 Ekim 1999), Fransız avukat, roman ve deneme yazarı. 1956 tarihli Kuşku Çağı ile nouveau roman akımının öncülerinden biri haline gelmiştir. Yaşamı Natalya İlyiçna Çerniyak, 18 Temmuz 1900 tarihinde Moskova'ya 300 kilometre uzaklıktaki İvanovo-Voznesensk'te dünyaya geldi. Yazar Pauline (Chatounovsky) ile kimyager İlya Çerniyak'ın kızıydı. Rus toplumuna asimile olmuş varlıklı ve kültürlü bir Yahudi ailesi
ENGİN SEVİNÇ * “hiç kimse bir alışkanlığa veda etmek cesaretini gösteremez.” honore de balzac MESELE Küçük, zenci bir kadından neyin eksik olabilir ki? Bir zencinin, beyaz dişlerini göstererek dudaklarını ağzıyla öptüğü oldu mu hiç? Ağız öpmez, dudaklar birbirine dokunur dediğini duyar gibiyim. Ama yanılıyorsun. Yanıldığın nokta şu: bir kadın erkeğini asla nasıl öptüğünü bilemez. Sorsan, üst dudağını kavrayıp alt dudağını