top of page


Rastlantılar
JEAN BERAUD-CAFE ENGİN SEVİNÇ * -Öykü- Kafamın içindeki uğultuyla sokağa çıktığımda saat belki yedi civarıydı ki hava kararmaya başlamıştı. Bugün de hava nedense bir tuhaf. Yağmur yağacak zannediyor insan, ama yok, hafif bir esintinin ardından toprak kokusu bastırıyor içimi. Uzun paltolardan ve uzun kollu kazaklardan içim bunalmış zaten. Bugün akşam eve gider gitmez kendimi yenilemeyi düşüneceğim. Belki odamı toplar, masamın ve yatağımın dağınıklığını düzeltirim. Kirli çamaşı
engincix
17 saat önce8 dakikada okunur


CER HOCASI
Refik Halit Karay * Mülkiye Okulu'nun "320 senesi mezunuydu; mabeyincilerden birinin akrabası olduğu için maarifte bir memuriyet bulmuş, fakat meşrutiyet ilân olununca ilk tasfiyede açığa çıkarılmıştı. Bin kuruş maaş alıp konakta yatıp, kalktığı, her taraftan kolaylık gördüğü eski devirde bile iyi kalbi onu kötülüklere âlet olmaktan kurtarmış, durgun, uysal ahlakıyla o kadar dikkate çarpmayarak rahat yaşamıştı. Sırf "mensup" diye yeteneğine, ahlâkına rağmen memuriyetinden kov
Refik Halit KARAY
2 gün önce12 dakikada okunur


Gece Uğultusu
ENGİN SEVİNÇ * Dışarıda köpekler uluyor. Gece, en erken bizim bahçeye çökmüş demek ki. Hafif bir esinti de var belli. Bunu onca sessizlikte duyduğum çıtırtılardan anlıyorum; çatıya sürtünen ağaç dallarından ve cama çarpıp düşen yaprakların gölgesinden. İnsan tek başınayken irili ufaklı her şeye dikkat kesilebiliyor. Üstelik cam kenarındaysanız görebileceğiniz şeyler sizi fazlasıyla büyülemeye yetebilir. Ayın kül rengi parlaklığının kirpik uçlarınıza dokunmasından tutun yıldı
ENGİN SEVİNÇ
14 Tem5 dakikada okunur


Kül
ENGİN SEVİNÇ * ÖYKÜ * Sanki ileride bir ölüyü yakıyorlardı ya da gökte cehennem vardı. İkisi de olabilir. Çünkü bu gri bulutlardan durduk yere kül yağmazdı saçaklara. Üstelik tadını alabildiğim bir yangın kokusu sokak aralarını ve durakları zapt etmişti. Yoksa savaş mı var? Eskiler ihtilal kokusunu geceden alırlardı. Solcular son zamanlarda devrimden bahseder olmuştu. Bugünse Cumartesi; gazetelerin kalın, çarşaflarınsa kırışık olduğu bir gün. Bir insan nasıl olur da hafta so
Engin SEVİNÇ
30 Haz9 dakikada okunur


Fragman
Engin SEVİNÇ * “Sakalın mı çıktı lan senin?” Elini yüzüne götürdü. “Yok, kaptan” dedi. Deniz kokuyordu. Motor seslerinden martılar uçuşuyor, pervane oluyorlardı. Köse İbrahim elini yüzünde gezdiriyordu. Salih kaptanla yeniden göz göze gelince denizi bile susturup yutkundu. “Bana bak ulan! Yoksa sen İtalyan mısın?” “Hayır kaptan!” Salih kaptan içeriye, dümenin başına geçti. Sağ elinde uzunca bir fitil, ucu kızararak duruyordu. Elinin başparmağı yoktu. “Bir gün Eski Liman’da do
Engin SEVİNÇ
26 Haz6 dakikada okunur


Bir Sigara İçelim Babam!
ÇAĞLA BAŞTÜRK * -Ayrılıklar karşısında metanetine hayran olduğum Ceren Molla’ya ...- Kalabalık kentlerde yalnızlığa mahkûmdur insanlar. Şairin de dediği gibi: “kimselerin vakti yoktur durup ince şeyleri anlamaya”. Sessiz bir kabulleniş hakimdir her şeye. Kimin işine yaramış ki isyan etmek. Susmak en iyisidir belki de... Ilık bir bahar sabahı salına salına yürüyordu Ankara sokaklarında. Gök mavisi gözlerini yeni bir güne başlamanın yorgu
Çağla BAŞTÜRK
23 Haz6 dakikada okunur


Can Arzusu
GUERNİCA'dan bir bölüm 1937, PİCASSO ENGİN SEVİNÇ * Git başımdan Sadık, bildiğin gibi değilim! Havada asılı duran ilmiğe geçirmişim boynumu, inceden inceye süzülen acısını duyuyorum. Her şeyin dışındayım. Bir rüya gördüm, beni gün ışırken ıpıslak uyandıran. Sen ve ben bir köydeyiz. Şirin ve güzel bir köy burası Sadık. Tepeleri ormanla örtülü dağ sırtlarından avuç içine boşalırcasına akan nehirler var. Her biri bembeyaz parlaklığında kısrak başlarının koşturulduğu ovalar, deri
Engin SEVİNÇ
21 Haz5 dakikada okunur


Sait Faik Abasıyanık
ŞİMDİ SEVİŞME VAKTİ * Çıplak heykeller yapmalıyım, Çırılçıplak heykeller Nefis rüyalarınız için Ey önünden geçen ak sakallı kasketli, Yırtık mıntanından adaleleri gözüken Dilenci Sana önce Şiirlerin tadını Aşkların tadını Kitaplardan tattırmalıyım Resimlerden duyurmalıyım. resimlerden... Şu oğlan çocuğuna bak Fırça sallıyor Kokmuş manifaturacının ayağına Dörtyüzbin tekliğinden On kuruş verecek Seni satmam çocuğum Dörtyüzbin tekliğe, Ne güzel kaşların var Ne güzel bileklerin H

maviADA
11 May3 dakikada okunur


MİNİBÜS SARAY
Niyazi UYAR* Bir kadınla bir erkek minibüse binip yola çıkar. Gidecekleri yerde arabayı park etmek büyük bir sorundur. Şehir içi trafikte araba kullanmak sinirlerini acayip bozmaktadır erkeğin. Yolculukları rahat olsun diye üstlerindeki, çantalarındaki fazlalıkları minibüs durağına kadar geldikleri arabanın arka koltuğuna gelişigüzel fırlatıp atarlar. Minibüs durağı çok kalabalıktır, zorla tıkış tepiş binerler minibüse. Minibüsün içine binerler ki, erkeğin de kadının da ağz
niyazi uyar
23 Nis3 dakikada okunur


BİZİM ARAP
Niyazi UYAR* Hasat işlerini bitirince, ahşap evimizin tadilatını yapacaktık. Kırık kiremitlerden giren yağmurlar, çatımızın merteklerini çürütmüştü. Anam: “Şu mertekleri, direkleri değiştirmezsen, çatı tepemize göccek!” “Değişcek, değişcek, garı başınla her şeye garışıyon!” “Garışırın tabi, iş goleyi mi biliyon sen!” “Sen omazsan, aç galcez, halımız duman buban mı görüyo benim işlemi, gavır garı? “Bubamın adını ama azına, Allah daş ede seni!” “Bilen bilmeyen evliya sancak bub
niyazi uyar
16 Nis4 dakikada okunur


DEĞİRMEN
SABAHATTİN ALİ / Hiç sen bir su değirmeninin içini dolaştın mı adaşım? Görülecek şeydir o... Yamulmuş duvarlar, tavana yakın ufacık pencereler ve kalın kalasların üstünde simsiyah bir çatı... Sonra bir sürü çarklar, kocaman taşlar, miller, sıçraya sıçraya dönen tozlu kayışlar... Ve bir köşede birbiri üstüne yığılmış buğday, mısır, çavdar, her çeşitten ekin çuvalları. Karşıda beyaz torbalara doldurulmuş unlar... Taşların yanında, duman halinde, sıcak ve ince zerreler uçuşur. H

Sabahattin ALİ
4 Nis10 dakikada okunur


ÇOCUKLAR
Maksim GORKİ * ÖYKÜ Bu küçük hikayeyi anlatmak çok güç. O, o kadar basit ki. Gençliğimde pazar günleri ''yazın ve baharda'' mahallemizin çocuklarını toplar, sabahtan onları kırlara, ormana götürürdüm. Kuşlar kadar neşeli bu küçük adamlarla dostluk yapmak hoşuma gidiyordu. Çocuklar, şehrin tozlu ve loş sokaklarından kurtulmağa can atarlardı. Anneleri onlara birer parça ekmek verir, ben de hoşlarına gidecek yiyecekler satın alırdım. Sonra büyücek bir şişeyi şıra ile doldurur ve

Maksim GORKİ
30 Mar4 dakikada okunur

bottom of page


