top of page
Menüde yer alan yaygın ve belirgin türler dışında kalan yazılar (eleştiri, inceleme, araştırma, derleme, makale, deneme... gibi) bu sayfada yer alır.


Jean Paul Sartre Felsefesi III
Varlığın diyalektik görünümleri: Kendinde varlık-Kendi için varlık 1943 yılında önemli felsefi düşüncelerini barındıran “varlık ve hiçlik” kitabı yayınlanır. Sartre açıktır ki, Heidegger gibi “varlığın ne’liği ile ilgili” değildir. O, varlığın görünen biçimleriyle ilgilidir daha çok. Kitabında bu görüşü yavaş yavaş açımlayan ünlü formülünü ortaya koyar: “Varoluş özden önce gelir.” Sartre, dinsel dogmadan kaynaklanan bir yanılgıya işaret etmektedir önce. Tüm on yedi ve on seki

Jean Paul Sartre
3 gün önce2 dakikada okunur


Aşk Üzerine
AYCAN AYTORE * AŞK Aşk, insanlığın en eski sorularından biridir. Ne yalnızca bir duygu, ne yalnızca bir düşünce; hem bedensel hem ruhsal, hem bireysel hem toplumsal bir deneyimdir. Onu tanımlamaya çalışan filozoflar, şairler ve sanatçılar, aslında insanın kendisini tanımlamaya çalışmıştır. Çünkü aşk, insanın kendi sınırlarını aşma arzusunun en yoğun biçimidir. Felsefîk Yönü • Platon: “Şölen” diyaloğunda aşkı, insanın eksikliğini tamamlayan bir arayış olarak görür. Ona göre aş

maviADA
6 gün önce2 dakikada okunur


Sabahattin ALİ
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907 - 2 Nisan 1948 AYCAN AYTORE * 25 Şubat 1907 - 2 Nisan 1948 "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi? " Sabahattin Ali SABAHATTİN ALİ'nin öngördüğü ama herhalde bu kadar da olmaz diyerek o denli ciddiye almadığı o tehlike, en korkunç haliyle yazarı Istranca dağlarında bulacak, devletin adamı olduğu iddia edilen bir

Aycan AYTORE
3 Nis6 dakikada okunur


Türkiye’nin DÜZENİ
Devletin Has Evladı ve Kurbanlık Adayı * Mehmet Şamilof * Aynı hücreden bölündük. Aynı rahme düştük, aynı sütü emdik. Hayata eşit başladık. Ama Türkiye denilen o devasa terazinin iki kefesine oturduğumuzda, birimiz göğe yükseldi, birimiz evrak klasörlerinin arasında gömüldü. Biz ikizdik. Ben ve Salih. Aynı okullarda okuduk, aynı müfredatla yoğrulduk, aynı sıralarda dirsek çürüttük. Aynı formülleri ezberledik, aynı sınavlara girdik. Fakat devlet denilen mekanizma, bizi bağrı
Mehmet ŞAMİLOF
1 Nis3 dakikada okunur


BİR ŞİİRİN ANATOMİSİ
Yusuf Hayaloğlu'nun Bir Anka Kuşu Şiirinin Tematik Çözümlemesi * ASİYE ARSLAN YAZICI * Anka Kuşu, ölümsüzlük ve yeniden doğuşu simgeleyen efsanevi bir varlık olarak, ÖLÜMDE BİLE BİR UMUT metaforuyla birçok kültürde farklı hikayelerle karşımıza çıkar. Anka kuşu, genellikle devasa ve görkemli tüyleriyle tasvir edilen, kendi küllerinden doğma özelliğiyle bilinen efsanevi bir kuştur. Arapça kökenli "Anka" kelimesi, "yüce" veya "büyük kuş" anlamına gelir. Efsaneye göre bilgi ağac
Asiye A. Yazıcı
6 Mar2 dakikada okunur


ZAP SUYU DELİ AKAR - II
DAĞLARIN KARI * Doğan SOYDAN / ANI Dağların karı eriyor, ortalık balçığa kesmiş. Caddede akan kar suyunun ışıltısı gözümüzü kamaştırıyor. Çukurca yolu açıldı ama Sümerbank hâlâ bomboş. Ne zaman gitsem “Yeni mal gelecek” diyorlar. Askeri gazinonun önünde oturuyorduk, o ucube ayakkabı yine ayağımda. Öğretmen Murtaza ayakkabıma bakarak, “Bende eski bir ayakkabı var, giysen birkaç gün idare edersin” dedi. Hiç düşünmeden “olur” dedim. Altı kauçuk, yüksek topuklu, ağır bir ayakk
Doğan Soydan
19 Oca4 dakikada okunur


Öyküleriyle Kış Çiçekleri
Nurten B. AKSOY * Kış mevsiminin ortalarındayız, bu yıl havalar çok soğuk olmasa da güneş yüzünü fazla göstermemek için direniyor. Bir yandan kar bekliyoruz çocuklar gibi, bir yandan baharı özlüyoruz, o sıcacık yaz günlerini özlüyoruz, açan çiçekleri özlüyoruz… Ama biliyoruz ki kışın da ayrı bir güzelliği var. Soğuğa ve kara inat rengarenk açan çiçekleri var kış mevsiminin de. İşte bu soğuk günlerde biz de o güzelim kış çiçekleri ve pek de bilinmeyen öyküleriyle renklendireli

Nurten Bengi Aksoy
17 Oca4 dakikada okunur


Romantik Komünist Nazım Hikmet
Nurten B. AKSOY * 1902’de doğdum doğduğum şehre dönmedim bir daha geriye dönmeyi sevmem üç yaşımda Halep’te paşa torunluğu ettim on dokuzumda Moskova’da komünist üniversite öğrenciliği kırk dokuzumda yine Moskova’da Tseka-Parti konukluğu ve on dördümden beri şairlik ederim alnımızda yanar gençliğin tacı yorgunluğun anasını satarız sabah buradaysak, akşam ordayız günlerin peşinde bir hovardayız. 20 Kasım 1901’de Selanik’te dünyaya gelen Nazım’ın doğum tarihi ailesi tarafından

Nurten B. AKSOY
15 Oca6 dakikada okunur


KUŞYEMİ
Fuat ÖZGEN * “Kuş Yemi” Reşat Nuri Gültekin’in iç acıtan bir öyküsü. Öyküde şehit maaşı çıkmayan anneanne ile torununun zorlu yaşamının bir kesiti anlatılmakta. Evdeki eşyaları teker teker satan anneanne sonunda torununun kuşunu (kafesiyle) satmak zorunda kalıyor. Anlatıcısı kuşu satın alıyor. Kuşu satılan çocuk paranın bir kısmıyla kuşyemi alıp yeni sahibine veriyor. Bu kez kuşu satın alan, bakamayacağı bahanesiyle, parasını verdiği kuşu çocuğa öylece bırakıyor. Öyküde anlat
Fuat ÖZGEN
5 Oca2 dakikada okunur


Armasa Mustafa
Mehmet ŞAMİLOF * Balaban; Of’un sırtını dik yamaçlara yaslamış, dumanlı dağlarla hırçın denizin arasında sıkışmış, ama insanının gönlü dünyadan geniş bir beldesidir. O yıllarda Balaban demek; daracık virajlı yollar, her evinde tüten bir ocak ve bitmek bilmeyen dik yokuşlar demekti. Toprağı az ama sözü ağır bir yerdi Balaban. İnsanı da coğrafyasına benzerdi; rüzgârı sert, kararı kesin, inadı ise taştan daha katıydı. İşte bu dik yokuşların arasında, 61 OFLU 61 plakalı, alev kır
Mehmet ÖZŞAMLI
28 Ara 20253 dakikada okunur


KUBİLAY
KUBİLAY ŞENOL YAZICI * -Mustafa Fehmi KUBİLAY : Öğretmen, asteğmen... 1906'da Kozan'da, Giritli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Baba adı Hüseyin, ana adı Zeynep'tir. Kubilay 1930 yılında öğretmen olarak İzmir'in Menemen İlçesi'nde asteğmen rütbesiyle askerlik görevini yaparken 23 Aralık 1930'da Derviş Mehmet'in başında olduğu bir grup şeriatçı tarafından şehit edildi- "İnandılar, Dövüştüler, Öldüler- KUBİLAY ANITI Aslında o her zaman her yerdeydı. Sivas yangınları d
Şenol YAZICI
23 Ara 20256 dakikada okunur


DEĞİRMEN TAŞI
DOĞAN SOYDAN * . Önce tek basamaklı sayıları alt alta yazıp toplamayı, çıkarmayı öğrendik; ardından iki, üç, dört, beş basamaklılar… Sonra çarpma, bölme işlemleri… Ah! ne de zordu kesirli sayıların dört işlemini yapmak! Dilimizi çıkara çıkara öğrendiğimiz her bir işlem –toprağın tohumu çimlendirdiği gibi- zekâmızı çimlendirirmiş meğer. Derken, her yıl bir yaş daha büyüdükçe, zekâmız çimlendikçe zor problemler çıkmaya başladı karşımıza; üstesinden gelebilmek için uğraştırıp
Doğan Soydan
22 Ara 20252 dakikada okunur

Hayat ve Sanat
DERGİSİ
Emek veren herkesin ADAsı
bottom of page



