
Arama Sonucu
maviADA'ya DÖN
Boş arama ile 4687 sonuç bulundu
ETKİNLİK (1)
- 21 Ocak 2020 | 11:00Yalova Belediyesi Güzel Sanatlar Merkez Rüstem Paşa Gazi Paşa Cd. No:23 77200 Yalova Merkez/Yalova Türkiye
BLOG POSTA (4533)
- ÖZGÜR ÖZEL’E AÇIK MEKTUP
Zeki SARIHAN * Sayın Özer, İçinde bulunduğunuz toplumsal mücadele konusunda bazı görüşlerimi size bu açık mektupla iletmek istiyorum. Bunların tarafınızdan dikkate alınacağını umuyorum. Ben de, ülkemizin içinde bulunduğu adaletsiz ve karanlık bir siyasi atmosferden çıkması için yazıp söylemekten kaçınmayan, hatta bunu bir görev olarak kabul edenlerden biriyim. Hemen bütün mitinglerinizi hem de büyük bir merakla izledim. Bir süreden beri ülkemizde sınıf mücadelesi sertleşti. Bunu, milyonlarca insanı gece veya gündüz, soğuk veya sıcak demeden meydanlara toplamayı başarmanızdan çıkarmak mümkün. Seçim dönemlerinde meydanların şenlendiğini bu ülke çok gördü ancak hiç bu kadar hareketlisini yaşamadı. Bu durum bana da moral veriyor. Umuyorum ki, önderliğini ve sözcülüğünü yaptığınız bu kitlesel mücadele amacına er geç ulaşacak ve daha özgür, daha adil bir ülke olacağız. Erken Seçim Zorlaması ve Cumhurbaşkanı Adaylığı İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun seçimlere daha uzun bir süre varken CHP’nin erken seçim istemesi doğru olmamıştır. Hiçbir iktidarın kendisin güçlü hissetmediği, kamuoyu yoklamalarında ikinci sırada geldiği bir durumda erken seçime gitmeyeceği açıktır. Muhalefetin talebi ve mitingleriyle de buna razı olmazdı. Buna rağmen mitinglerin temalarının erken seçim olması isabetli olmamıştır. Bunda ısrar etmenin bir faydası yoktur. Sayın İmamoğlu’nun kendini cumhurbaşkanı adayı olarak ilan ettirmesi de doğru olmamıştır. Bu aday, kamuoyu yoklamalarında en çok oyu alan CHP’li olmalıydı ve Mansur Yavaş bütün yoklamalarda önde görülüyordu. Buna rağmen İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı hevesi parti içinde ve iktidar hedefine ulaşmada birçok soruna yol açmıştır. Mansur Yavaş ve onun partiye getirdiği belediye başkanlarının partiden istifa etmesi gibi bir tehlike vardır ve bu durum CHP için “Dimya’da pirince giderken” sonucunu doğurabilecektir. İmamoğlu’nun erken adaylığı, onu yargı ile ezme niyetinde olan iktidarı harekete geçirmiştir. Umarım bütün tutuklu ve tutuksuz partililer bu davalardan aklanarak çıkacaktır. Ancak buradan partiniz için alınacak bir ders vardır. Bu tip şaibelere meydan vermemek için belediyelerle şirketler arasındaki ilişkilerin şeffaflaştırılması, ihalelerin kamuoyunun önünde yapılması mümkünse hizmetlerde müteahhitlerin aradan çıkarılması. Bu durum, öteki partilerin başında bulunduğu belediyeler için de örnek olacaktır. CHP’yi Kim Yönetiyor? Sayın özel, CHP’yi kimin yönettiği konusunda kuşkular vardır. Partinin arka planda yöneticisinin Ekrem İmamoğlu olduğu, siz ve ekibinizin partide onun adına iş gördüğünüz söyleniyor. Nitekim, Sayın İmamoğlu, yalnız içinde bulunduğu hukuki konularda değil, hemen bütün konularda demeçler yayımlayarak adeta partiye yön veremeye çalışmakta ise de görüşleri ve ilişkileri her zaman isabet taşımıyor. İngiliz Elçisiyle yemek yemesi, Nobel Barış Komitesinin ödüllendirdiği Amerikan işbirlikçisi Venezuelalı kadını kutlaması bunlardandır. Aşırı bir özgüvenle hakkında davalar açılmasına neden olan demeçleri de her zaman isabetli olmuyor. CHP Genel Merkezinde Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi adıyla ikinci bir merkezin açılması İmamoğlu’nu adeta CHP eş başkanı yapmaktadır. Kürt Sorunundaki Tutumunuz Seçimlerde yaptığınız bir uzlaşma ile belediyelerde Kürtlerle ortak aday çıkarmanız çok isabetli idi. Bu Türk-Kürt kardeşliğini göstermesi bakımından da olumlu idi. Fakat MHP’nin başlattığı son “Açılım” hareketi karşısında partiniz bir tereddüt geçirdi. CHP tabanının uzun yıllardır Kürtlere karşı şartlandırılmış olmasının bunda etkisi olduğunu düşünüyorum. Partinizi destekleyen Cumhuriyet ve Sözcü gazeteler yazarlarından epeyisi Kürtler hakkında bu önyargıyı tekrar ederek size bu sorunun çözümünde ayak bağı olacağı anlaşılıyor. Bu yazarların size yaptığı tavsiyelere bakınca “Atatürk” etiketini kullanan sağ bir partiyi destekleyeceği görülüyor. Parti Tarihine Yollama Yaparken CHP’nin 103 yıllık bir parti olması, ona “köklü” olma sıfatı verirse de her dönemde iyi işler yaptığı anlamana gelmez. İsmail Cem’in Türkiye’de Geri Kalmışlığın Tarihi başta olmak üzere birçok yakın tarih araştırmasında anlatıldığı gibi Tek Parti döneminde ordu ve bürokrasiye dayanarak iktidar süren CHP, köylüleri yoksul ve bütün halkı hürriyetsiz bırakmıştır. CHP’nin tek başına iktidar olamayışının altında, kitlelerin belleklerinden silinmeyen ve kuşaktan kuşağa aktarılan bu olumsuz hâtıra vardır. Bu nedenle partinizi överken tek parti dönemi ile ilgili kavramları daha az kullansanız iyi olur. Esasında sizden beklenen parti adına açıkça bir özeleştiri yapmanızdır. Özeleştiri, olgunluğun kanıtıdır ve parti üyelerine de örnek olur. Başarı dileklerimle. Ankara, 15 Şubat 2026
- Hasan Hüseyin Korkmazgil
Nurten B. AKSOY "dostum dostum güzel dostum bu ne beter çizgidir bu bu ne çıldırtan denge yaprak döker bir yanımız bir yanımız bahar bahçe" Diyen, toplumcu-gerçekçi şiirin önde gelen temsilcilerinden, Hasan Hüseyin Korkmazgil 4 Mart 1927 tarihinde Sivas’ın Gürün ilçesinde doğar. Annesi Gülşan hanım, babası ise Nalbantoğlu Şükrü beydir. Birinci Dünya Savaşında, Kafkas Cephesi’nde, sonra da Ulusal Kurtuluş Savaşında görev alan Şükrü Bey’in İstiklal madalyası vardı ve Kurultay İlkokulu’nda hademelik yapıyordu. Ailenin yedi çocuğu içinde tek okuyan sadece Hasan Hüseyin’di. İlkokulu babasının hademelik yaptığı okulda okudu. Ortaokula gidemedi; Ziraat Bankası şubesinde getir götür işlerinde çalışmaya başladı. Çalıştığı bankanın müdürü Hasan Hüseyin’le yakından ilgilendi ve parasız yatılı okul sınavlarına girmesine önayak oldu. Hasan Hüseyin, sınavın yapıldığı Sivas’a komşularından ödünç alınan ayakkabıyla, 60 km yolu yürüyerek gitti ve sınavı kazandı; Niğde Ortaokulu ve sonra Adana Erkek Lisesi’nde okudu. Okulda Dünya Edebiyatı Klasikleri ile tanıştı. Bir yandan da şiir yazmaya başladı. Gazi Eğitim Enstitüsü’nü bitirip Türkçe öğretmeni oldu. Kahramanmaraş’ın Gökşin ilçesine öğretmen olarak atandı. Nâzım Hikmet şiirlerini okuduğu için ihbar edilince, 1951’deki TKP davasına dahil edildi. Üç yıla mahkûm oldu. Bütün kamu hakları elinden alındı. Elbistan ve Nevşehir cezaevlerinde yattı. Cezaevinden çıktıktan sonra ekmek parası kazanmak için İstanbul’a gitti. Bu kez askere alındı; üniversite mezunu olmasına rağmen 27 ay er olarak askerlik yaptı. AKARSUYA BIRAKILAN MEKTUP Gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç Ağaçlar bükmesinler n’olursun boyunlarını Neden akşam oluyorum tren kalkınca Kırlangıçlar birdenbire çekip gidince Mendiller sallanınca neden tıkanıyorum Öyle çok acımasız ki, öyle birdenbire ki Az önceki çiçekler nasıl da diken diken Gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç. O sularda çimdik, bitti; köprüleri geçtik, bitti O elmanın tadı orda, o kuş çoktan öttü, bitti Artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz Günler devlet alacağı, yıllar bir kadehçik buzlu rakı Oyunlar oyuncaksı, oyuncaklar eski şarkı Kavaklara oklu yürek çizip duran o çakı Nerde şimdi, nerde şimdi, nerde o kan sarhoşluğu Gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç... Askerliği bitince baba ocağına döndü. Kahvelerde karakalem portre ressamlığı yaparak, tabela boyayarak ve okuryazar olmayan ailelerin askerlik mektuplarını yazarak geçimini sağladı. Askerliği bitince baba ocağına döndü. Bu arada şiirden hiç kopmadı. İlk şiiri 1959’da Dost dergisinde çıktı. Ayrıca yazdığı iki oyun da radyoda piyes oldu. 27 Mayıs 1960 askeri darbesinden sonra, “Türkiye artık değişti” diyerek Ankara’ya yerleşti. Akis dergisinde düzeltmen/redaktör olarak çalıştı. Basın-İş Sendikası’nın genel sekreterliğini yaptı. DEMEDİM Kİ Bu kenti sevdim dedim Benim olsun demedim ki Sevdim dedimse akşam kızıllığını Gönlüm gibi akıp giden şu çayı Şu ormanı şu denizi şu dağı Benim olsun demedim ki Vuruldumsa gözlerinin gül bahçesine Yürek çizen şimşeklerse kaçamak bakışları İşte buna sevmek derler dedimse Çattımsa acıların en güzeline Yedirdimse uykuları o tatlı kuşa Benim olsun demedim ki Bu akşam kan kırmızı şarap istiyor canım Bu akşam dünyanın bütün şarkılarını Bu akşam dünyanın bütün özlemlerini Bu akşam beni yalnız bırakın Bu akşam yalnızca onu düşüneceğim Onu ve kendimi yalnızca... 1963 yılında Uşak’ta bir edebiyat öğretmeni ve Nâzım Hikmet hayranı olan Azime hanım, şiirlerini Nâzım’a çok benzettiği ve beğendiği Hasan Hüseyin’i tanımak, görmek için ani bir kararla Ankara’ya gitti; ama onu bulamadı ve mahzun Uşak’a döndü. Sonra mektuplar, mektuplar, mektuplar… Evli ve iki küçük çocuğu olan Azime hanım, tekrar Ankara’ya gitti ve bu sefer görüşebildiler. Ve anladılar ki birbirlerini çok seviyorlar. Zorlu ve uzun bir süreçte Azime hanım, ailesinin de onayını alarak eşinden boşandı ve Hasan Hüseyin’in yanına gitti. 1964 yılı Haziranı’nda evlendiler. Yirmi yıl, şairin ölümüne kadar çok mutlu oldular ve bu evlilikten “Bir Oğlum Olacak Adı Temmuz” şiirinde adı geçen Temmuz adlı oğulları dünyaya geldi. bir oğlum olacak adı temmuz uykusuz korkusuz beter mi beter ben beynimi satarak yaşıyorum o benden proleter bir oğlum olacak adı temmuz karataşın göbeğinde aşk karataşın göbeğinde barış karataş çatladı çatlayacak bende bitmeyen kavga onda yeniden başlayacak bir oğlum olacak adı temmuz öfkede benden fırtına sevgide deniz ne samanyollarının ulu kervanları susuzluğumun ne kutup şafaklarında tanrılaşması ilkelliğimin temmuz gibi sıcak ve bereketli temmuz gibi uçsuz bucaksız Bu yıllarda mizahi hikâyeleri de yayımlandı. “Kavel” adlı kitabı ile 1964 Yeditepe Şiir Armağanı’nı, “Kızılkuğu” ile TRT’nin 1970 Sanat Başarı Ödülü’nü, “Filizkıran Fırtınası” ile de 1981 Ömer Faruk Toprak Şiir Ödülü’nü ve Nevzat Üstün Şiir Ödülü’nü aldı. 1973 yılında çıkardığı “Acıyı Bal Eyledik” şiir kitabıyla daha da ünlendi. Şiirleri Nâzım Hikmet’in yazdıklarıyla karşılaştırıldı. Şair 1983’te evinde beyin kanaması geçirdi; bir yıl bitkisel hayatta yaşadı. Eşi Azime bir gün bile kocasının başından ayrılmadı. Ancak kurtarılamadı. 26 Şubat 1984’te evinde, yaşama gözlerini yumdu. FİLİZKIRAN FIRTINASI gün doğmadan başladı filizkıran fırtınası evler yemen türküsü sokaklar seferberlik öyle bir gariplik ki öyle bir tedirginlik yaz başında güz sonrası ayvalar çiçekteydi güller daha tomurcuk açıl demişti güneş açılmıştı kıraçta kış elmaları çözül demişti güneş çözülmüştü yılanlar karanlık odalarında dallarda yuvalar tüy kokuyordu düğün çiçekleri şenlikli gün doğmadan başladı filizkıran fırtınası ne dal kaldı ne tomurcuk yerden yere çaldı otları ağaçları insan yüzlü bir korkuluk üşüdüm dünyalarca baskın yemiş bir kent gibi üşüdüm sergen etti filizleri sapsarı bir karanlık bahardan kışa düştüm * Aşağıdaki maviADA videolarında şairin dönem Türkiye'sini anlattığı "FİLİZKIRAN FIRTINASI" şiirini ve Şenol YAZICI'nın açıklayıcı metinlerini izleyebilirsiniz... "FİLİZKIRAN FIRTINASI" / maviADA DERGİSİ ADRESİNE gitmek için BURAYA TIKLAYIN VİDEOYU İzleyebilirsiniz diyorum ama aradığımda video yoktu, güçlükle bulduğumda ise "sakıncalı" olduğunu görerek şaşıracaktım. Bir de Ş. YAZICI'nın notu vardı. * "İçindeki "ülkemden manzaralar" nedeniyle görüntüler çocuklara sakıncalıymış demişler. Biz üretmedik o görüntüleri ve bu ülkede milyonlarca çocuk o görüntülerin dehşeti altında büyüdü, yaşlandı. Birileri artık yaşamasın diye ibretlik sunuyoruz. Sonunda başardık görünüyor, NASIL OLMUŞSA ülkenin en sakıncalı dergisi olmuşuz gibi; Koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derlermiş örneği... YİNE DE İNTERNETTE ŞİİR VİDEOLARI ARAYAN ÇOCUKLARINIZ VARSA İZLETMEYİN." ŞENOL YAZICI 2019/02/18/
- Kırk Ayaklı Kırk Yalanlı
Niyazi UYAR * Mutlu musmutlu bir tünekleri vardı. Odacıkları küçük, mini minnacıktı. Çoğalmışlardı az zamanda. Mutlu, huzurlu bir tünek olmaları başka tüneklerden kuşçukların aralarına katılmasını sağlıyordu. Hepsinin aynı anda tüneyeceği, oturacağı bir yer yoktu. Yer bulamayan benim tüneğim yok deyip ciyak ciyak ciyaklamıyordu. “Yoksul evlerinde her gün tele asılan havlu misali…” yaşayıp gidiyorlardı işte! Mutluluğun düşmanı çok olur gülüm, dost düşman… en çok da sarı çiyan! Kırk Ayaklı, Kırk Yalanlı Sarı Çiyan! Her bir ötüşünde talan, her bir ötüşünde yalan, yalanların kralı, tekmil felaketlerin tellalı, gülen yüzlerin hasmı, tekmil güzelliklerin kanlısı… Kırk Ayaklı, Kırk Yalanlı’nın gözleri, gözlerini İblis’ten ödünç almış, bakışlar, ibn i Mülcem gibi kanlı katil bakışlı. O Kırk Ayaklı, Kırk Yalanlı düşünen, gülen, seven her şeye düşman! O, “Sana bana, sevgilim düşünen her şeye düşman!” Kuşlara düşman, o kendine düşman! Biz, bir güzelin aşığı iken, o, her şeye, sana, bana, kendine bile düşman! O, Faki Teyran’a kuşlar padişahı, kuşlar sevdalısı Faki Teyran’a düşman! Onun en büyük düşmanı ezim ezim ezildiği kompleksiyle kendine düşman! Tüneğinde ayna namına ne varsa ters çevirmiş ya da kırmış geçirmiş; erinin tüycüklerini kesmek lazım geldiğinde bile aynaya bakmasına izin vermemiş. Kırk Ayaklı, Kırk Yalanlı Sarı Çiyan’dan tekmil börtü böcek korkmakta! “Derler ya ne şeytanı gör ne salavat getir!” Vıy vıy bir sesi, ulamalı bir vızıltısı ben ben diyen vıy da vıy bir ötüşü vardır, Kırk Ayaklı Kırk Yalanlının.… Mutlu tüneklerinde yaşayıp giden tekmil kuşçuklar dost kuşların, kem bakışlı baykuşların, karakargaların, gökçe kargaların, hamaz kargaların, leş temizleyici ak babaların, avını kendi avlayan şahinlerin, kara kartalların, çoban aldatanların kem bakışlarına üryan olmuştu. Er geç bu mutluluk bitmeli, bu kuşların sabahın seherinde güzel ötüşleri, yârin yanağından gayrı her şeyi paylaştıkları yetmez oldu, yedikleri kursaklarına oturur oldu. Bu güzellik böyle gitmez, daha çok şeye sahip olalım, ağaçlarda, kırlarda, dağlarda bulunan her şeye sahip olalım diye diye, kuşçukların gözleri yukarıya, en kalın dala çevrildi. O dalda artık ötüş değil, hüküm vardı. Kimin ne zaman öteceği, kimin susacağı, kimin uçacağı oradan belirlenir oldu. Tünek, bir yuvadan çok bir makam yerine döndü. Kırk Ayaklı Kırk Yalanlı Sarı Çiyan, işte tam o dalın dibinde görünmeden dolaştı. Kimi zaman kuş kılığına girdi, kimi zaman suskunluğa büründü. Her ayağıyla başka bir kapıyı çaldı, her yalanıyla başka bir defteri karıştırdı. “Ben senin iyiliğini isterim,” dedi birine; “öteki seni arkandan gagalar,” dedi öbürüne. Kuşlar onun sesini tanıyamadı, çünkü o artık ötmeden konuşuyordu. Bir süre sonra tünek ikiye bölündü. Aynı daldan su içmiş kuşlar birbirine yabancı oldu. Kimi sürüldü, kimi susturuldu, kimi kendi ötüşünden utandırıldı. Sarı Çiyan hep ortadaydı ama kimse onu suçlayamadı. Çünkü o, elini kana değil, söze bulamıştı. Gün geldi, tünek hâlâ yerindeydi; ama kuşların gözü yere bakıyordu. Sarı Çiyan en üst dalın gölgesinde durdu, kırk ayağını da yere bastı. “Ben sadece düzeni sağladım,” dedi. Kimse karşı çıkmadı. Ve o gün anlaşıldı ki; En tehlikeli yalan, bağırarak söylenen değil, yetkiyle fısıldanandır. En derin yara, gagayla açılan değil, dille açılandır. Kırk Ayaklı Kırk Yalanlı Sarı Çiyan, işte böyle çürüttü tüneği. Kuşları değil, Güzellikleri...
SAYFA (60)
- Giriş|maviADA Dergisi| Türkiye
maviADA dergisine alternatif GİRİŞ arayanlar için.. Hoşgeldiniz ! maviADA'ya Hoşgeldiniz! maviADA birkaç adadan oluşan bir ülke gibidir. Siz ne yapmak istiyorsunuz? Kolaylık olsun diye yandaki ipuçlarından yararlanabilir, ARA malar için sayfa başlığındaki arama motorunu ya da MENÜ'yü kullanabilirsiniz. ÜYE iseniz, bütün sayfaları görebilmek için yukarıda MENÜ de yer alan, ÜYE GİRİŞ'ten giriniz. İçindekileri, yer alan yazıları, maviADA sayfalarını görmek isterseniz buraya tıklayınız maviADA'nın 2002'den 2014'e değin tarihini, o süreçte basılı çıkan tüm dergileri, yazarları ve yazıları görmek isterseniz maviMÜZE 'YE gitmek için buraya tıklayınız Müzik dinlemek,film izlemek,çizgi roman okumak...isterseniz buraya tıklayınız Aradığınız özel bir YAZI, YAZAR ya da SAYFA ise Yukarıdaki ARA madan ARAYIN PAYLAŞ maviADA'da yayınlanmış tüm yazıları, maviada sayfalarını ,ARŞİVİ görmek ,için buraya tıklayınız Katılmak, üye olmak, yazı eklemek, soru sormak istiyorsanız buraya tıklayınız maviBLOG' da yayınlanan yazıları bir arada görmek isterseniz buraya tıklayınız Yorum ve eleştiriniz varsa bize iletiniz , beğenmişseniz sayfayı dostlarınızla paylaşınız.
- maviADA MİSYON | maviada
MİSYON: maviADA'nın tarihi, misyonu, bir okul olmaya çalışması ve bunu başarmak için mücadelesi, büyük ölçekte başarıp bugüne değin ayakta kalması nın kısa hikayesidir. About Us Finding Inspiration in Every Turn This is your About Page. This space is a great opportunity to give a full background on who you are, what you do and what your website has to offer. Double click on the text box to start editing your content and make sure to add all the relevant details you want site visitors to know. maviADA TARİHİ ve MİSYONU TARİHİ 2002 yılında yoğun bir istenç ama tamamen rastlantı olarak Şenol Yazıcı öncülüğünde kuruldu. YAZICI'nın eşgüdümüyle yirmiye yakın yazan çizenin örgütlendiği KİMSESİZ dergisi, ilk sayıdan itibaren sergilediği yükseliş ivmesine karşın, çok başlılığının verdiği sorunlarla başedemeyip bir yıl üstüne Şenol YAZICI'nın dergiden ayrılmasıyla kapandı. Dergi katılanlarının bir kısmının yoğun ilgi ve isteğiyle acemice de olsa mynet ten kiralanan bir sayfada bugünkü maviADA'nın çekirdeği olacak ADA KÜLTÜR SANAT 2004'te kuruldu ve Sabri Özdemir'le birkaç kişinin ilk şiir ve yazılarını yayınlamaya başladı. Büyük bir ilgi görünce Şenol YAZICI, 2005 yazında birkaç arkadaşıyla ADA basılı dergisini kurmaya karar verdi. KimseSİZ dergisinin Samsun temsilcisi Nurettin TAŞÇI'nın bir dergi çıkarmak ve ad önerisi isteği üzerine ADA adını ona verdiğinden, maviADA adıyla 2006 Ocak ayında yayın hayatına başladı. *maviADA'nın kuruluş günlerinin anlatıldığı bir yazı okumak isterseniz TIKLAyın. MİSYON maviADA'nın kuruluş dergisinin KimseSİZ gibi iç kıyıcı bir adı seçmesinin bir nedeni vardı. Birilerine güvenmenin kötü sonuçlarını gösteriyor ediyor, dergi gibi tümüyle gönüllü bir işte kendine güvenmenin ne kadar önemli olduğuna işaret ediyordu. NİÇİN KİMSESİZ başlığıyla 1 Kasım 2002'de yayınlanan yazıyı okumak isterseniz TIKLAyın. 2006'DA başlayan maviADA, Önceki deneyimlerinden ders almış, sorunlarından arınmış bağımsızlığına düşkün, kimsenin dümen suyunda olmayacağını duyurarak yayın hayatına güçlü bir kadroyla başladı. İlk sayıda bile bütün ANADOLU DERGİLERİNİ imrendirecek bir potansiyelle işbaşı yapan dergi, Can Dündar, Zülfü Livaneli, Demirtaş Ceyhun, Bedri Baykam ... gibi dönemin en ünlü kalemleriyle çalıştı. Ayda 1000 aboneyle bir imece dergi için yakalanamayacak bir rekora imza attı. 60 sayfalık dergi bazen taleplere yetemiyor, bazı ünlülere yer veremediği oluyordu. Bunların bazılarının maviADA'ya açtıkları savaşın, karalama kampanyalarının , linç girişimlerinin izlerini internette bulabilirsiniz. Her yaptığından yeni bir şey öğrenen YAZICI, hayatın inceliklerini yani aslında çok önemli olan küçük ayrıntıları ğreten bir okul olmadığını fark edecek ve kazndığı her türlü bilgi birikimini paylaşmaya karar verip, maviADA'yı yayıncılık, dergicilik ve bir yazar okulu yapacaktı. MİSYON buydu, maviADA YAŞADIĞI GÜNCE DE gençlere, yenilere, kimseSİZ yazarlara bir okul olacaktı . KimseSİZ GÜNLERİ 2002 YILINDA HENÜZ Üç kitabı olan YAZICI, KAZAEN DÜŞTÜĞÜ DERGİCİLİKTE, yayıncılıkta hiçbir deneyimi olmadığı gibi , masaüstü yayıncılıkta da bir bilgi birikimine ve beceriye sahip değildi. Oysa bir dergi yönetmek yazmanın yanında görsellik ve tasarım ürünü yayıncılığı bilmeyi gerekli kılıyordu. Bunları bilen birini de maddi nedenlerle çalıştırma olanağı yoktu. KimseSİZ'in ilk sayısı bu deneyimsizlikle alabıldığıne kötü çıktı. YAZICI yılmadı, inanılmaz bir emek ve gayretle masaüstü yayıncılığın bütün gizlerini öğrenmeye çalıştı, dergi ikinci sayısında büyük bir başarıya imza attı. 3. sayıda 300 aboneye ulaşacak, yıl sonunda 600 aboneyle dergi yönetmenliğini bırakacaktı. Gerisini getiremeyen KimseSİZ , kısa süre sonra da kapanacaktı. * NİÇİN KİMSESİZ başlığıyla 1 Kasım 2002'de yayınlanan yazıyı okumak isterseniz TIKLAyın. maviADA GÜNLÜKLERİ Bir yıllık dönemde dergide yazı ve parasal olarak katkı sunan insanlara bile güvenemeyeceğini çok iyi anlayan Şenol Yazıcı, a rtık deneyimlerinden aldığı derslerle, dergiciliğin ve yayıncılığın temel becerilerini öğrendiği için yeni dergiyi büyük bir özgüvenle tasarladı ve planlayarak uygulamaya koydu. maviADA 'ya başlarken derginin adını edebiyat gündemine taşımak için İstanbul konumlu bir yayın evinin yayın yönetmenliğine de başlayacak, kalıcı kılmak ve maddi yanını çözmek için maddi destek sağlamak amacıyla kısmen diğer maviADAlıları da kattığı bir kültür sanat evi planlayacak ve yapacaktı. Ne var ki dergicilikte öğrenmeye zamanı olmuştu, bu kez öğrenecek kadar zaman vermeyen esnaflıktan başarısız olacak batacaktı. Yine de dergi bir başına hızla ivme kazanacak, 2. sayının sonunda abone sayısı bu tip dergiler için bir rekor sayılabilecek 1000 aboneye ulaşacaktı. Dergide artık onlarca insan yazıyor çiziyordu, ama tasarım, dizgi, postalama işleri sadece Şenol Yaxı'ya bakıyordu. *maviADA'nın kuruluş günlerinin anlatıldığı bir yazı okumak isterseniz TIKLAyın.
- maviMÜZİK | maviSayfa| maviADA
maviADA tarafından seçilmiş ya da üyelerinin kendi çalışmalarının yer aldığı özel albümler. maviADA Hayat ve Sanata Dair Her Şey YUKARI Paylaş yorumlarıyla mÜZİk Cem KARACA CEM KARACA 5 Nisan 1945 İstanbul - 8Şubat 2004 İstanbul TÜRK müziğine emeği geçen çok sanatçımız var anılacak, hepsi birbirinden saygın hepsi birbirinden değerli, saymakla bitmez. Ne var ki bunların arasından birileri var ki birkaç kuşağın değerlerinin oluşumunda, kültürel yapılanmasında hatta siyasi anlayışında çok önemli bir yere sahiptir. Babası Azerbaycan asıllı Mehmet Karaca ve annesi Ermeni asıllı Toto Karaca (İrma Felegyan) olan CEM KARACA, o müzisyenlerden biridir. Ço Aycan AYTORE 8 Şub 6 dakikada okunur Barış Manço Mehmet Barış Manço (2 Ocak 1943, İstanbul - 1 Şubat 1999 , İstanbul), Türk aranjör, sanatçı, besteci, söz yazarı, televizyon programı yapımcısı ve sunucusu, köşe yazarı, ve kültür elçisidir. Türkiye'de rock müziğin öncülerinden olup Anadolu rock türünün kurucuları arasında yer alır. Bestelediği 200'ün üzerindeki şarkısı, kendisine on iki altın ve bir platin albüm ve kaset ödülü kazandırdı. Şarkılarının bir bölümü daha sonra Arapça, Bulgarca, Felemenkçe, Almanca, Fransızca, maviADA 3 Şub 18 dakikada okunur Lois ARAGON Mutlu Aşk Yoktur * İnsan her şeyi elinde tutamaz hiç bir zaman Ne gücünü ne güçsüzlüğünü ne de yüreğini Ve açtım derken kollarını bir haç olur gölgesi Ve sarıldım derken mutluluğuna parçalar o şeyi Hayatı garip ve acı dolu bir ayrılıktır her an Mutlu aşk yoktur Hayatı bu silahsız askerlere benzer Bir başka kader için giyinip kuşanan Ne yarar var onlara sabah erken kalkmaktan Onlar ki akşamları aylak kararsız insan Söyle bunları Hayatım ve bunca gözyaşı yeter Mutlu aşk yoktur Louis ARAGON 25 Ara 2025 3 dakikada okunur İDİL BİRET * İYİ Kİ DOĞDUN* * -İDİL BİRET - Aziz Yeniay arşivinden-2012- İdil Biret 21 KASIM 1941'de Ankara'da doğdu. Türk piyano sanatçısıdır. Kendisi ve Suna Kan için özel olarak çıkarılan Harika Çocuk Yasası ile Paris Konservatuvarı'nda öğrenim gördü; ardından 20. asrın en büyük piyanistlerinden Alfred Cortot ve Wilhelm Kempff ile çalıştı. 16 yaşından itibaren çeşitli dünya sahnelerinde ikibine yakın konser verdi. ABD ve Avrupa'da 80 plak kaydeden sanatçının kayıtları pek çok ödül a maviADA 21 Kas 2025 4 dakikada okunur Leonard COHEN; Efsane Bir Bas Bariton Leonard Norman Cohen (21 Eylül 1934, Montreal, Québec - 7 Kasım 2016, Los Angeles, ABD[), Kanadalı yazar, şair, romancı, söz yazarı ve müzisyendir. İlk şiir kitabını Montreal'de 1956'da, ilk romanını ise 1963'te yayımlayan Cohen'in erken dönem şarkıları müzikal olarak Avrupa pop müziğine dayanır ve çoğunluğu 1967 yılında çıkan Songs of Leonard Cohen albümünde yer alır. 70'lerde pop, kabare ve dünya müziği üzerine çalışmalar yapan Cohen'in, 80'lerden itibaren tipik olarak bas maviADA 8 Kas 2025 13 dakikada okunur Timur Selçuk'u Anıyoruz a maviADA 6 Kas 2025 1 dakikada okunur Zeki Müren Türk Müziğinin Paşası * Aycan AYTORE SANAT GÜNEŞİ ZEKİ MÜREN: 2 Ocak 1931 yılında Bursa Tophane’de, Üsküp'den Bursa'ya göç eden bir... maviADA 24 Eyl 2025 5 dakikada okunur Fikret Kızılok Münir Fikret Kızılok AYCAN AYTORE * (10 Kasım 1946, İstanbul - 22 Eylül 2001, İstanbul ), Türk rock müziği sanatçısıdır. Hafif Türk... Aycan AYTORE 22 Eyl 2025 4 dakikada okunur Arap Atı Ayağından Etlenmez İbrahim TIĞ * Güzel bir Erzurum türküsü var: “Hani Yaylam Hani Senin Ezelin” adını taşıyan.Raci Alkır’ın kaynak kişisi olduğu bu... İbrahim TIĞ 28 Tem 2025 2 dakikada okunur A Hard Rain's A-Gonna Fall SERT BİR YAĞMUR DÜŞECEK * Hem Oscar ve Hem Nobel Sahibi Sanatçı; Müzisyen, Şair, Sinemacı, Yazar, Grafiker BOB DYLAN * Nerelerdeydin... Bob Dylan 8 Tem 2025 4 dakikada okunur 1 2 3 4 5
FORUM POSTA (93)
- maviOKUMALARSANAT ve HAYAT içinde·4 Ocak 2021OSCAR WİLDE Dorian Gray'ın Portresi Roman Basım yılı: 1891 * Yeni bir proje geliştiriyoruz. Kış başımızda, pandemi kapıda, hayatımızın alıştığımız akışı kesilmiş, geleceğe olumsuz bakıyoruz, felaket de canımız sıkılıyor. Ne yapılır şimdi, kış günü evde boyanmaz ki... Ama kitap okumak için şahane bir fırsat. Evet kitap okuyoruz? Sonra da bu okuduklarımızı, kazanımlarımızı, gördüğümüz ilginçlikleri, hatta beğenmediğimiz yanları buraya aktarıyor, gelecekte okuyacaklar için de eşsiz bir kaynak yaratıyoruz. Öyle ciddi bir kitap tanıtımı yazın filan demiyoruz. Bütünlüklü bir yazı yazarsanız elbette daha da anlamlı, ona dergide bağımsız olarak yer veririz, ama o zaman işi. Siz gördüğünüz her özgün fikri ya da acemiliği ya da neyse esininiz onu not edin, buraya ekleyin... Ne zaman isterseniz uğrayın, ne kadar eklerseniz ekleyin, gördüğünüz neyse adınıza not düşün. Bakın sonunda ne kadar muhteşem bir yazı iskeleti oldurdunuz. Yazmak isterseniz sadece ona göre biçeceğiniz bir elbise bulup giydirmeniz gerek hepsi o? En önemlisi yazdıklarınız kalıcı olacak ve birilerinin işine yarayacak; hatalı yazdığınızı da silme, düzeltme, değiştirme şansı var. maviADA'ya da büyük bir katkınız da olacak. Çalışma herkese açık, isteyen katılır. İlk kitabımız bizim önerimizle; sonra da siz önerin. Oscar WİLDE'nin muhteşem romanı; Dorian Gray'ın Portresi... Şimdi buraya tıklayarak gidin önce kitap ve yazarla ilgili bilgi edinin, sonra da armağan kitabınızı alın. Sahi söylemedik değil mi; ilk kitabınız bizden... Lütfen TIKLA *818143
- "Ecevit Mavisi"SANAT ve HAYAT içinde·27 Mayıs 2020Yarın doğum günü... Hakkını teslim etmeli... Sadece renk skalasına 'ecevit mavi'sini eklemekle kalmadı, toplumcu ama militarist değil, aksine insanı tam kalbine yerleştirdiği " ... pek o kadar göremesek de uzağı kuşların uçuşundan belli bir şeyler olacak yarın öbürgünden önemsiz yarından önemli ..." şiirleriyle de gönlümüzde taht kurdu. "Karaoğlan" olup dağı taşı fethetti... Bir kuşağı bin yıllık uykularından sarsarak uyandırdı. Hepimizi cennete götürecekti. Sam Amca'nın tehditlerine papuç bırakmadı; "haşhaş yasağını" kaldırdı, "kıbrıs barış harekatını" başlattı. ...ve karanlık tahamül edemedi ona, beklenen oldu; cennetin kapıları cehenneme açıldı. BÜLENT ECEVİT yarın 95 yaşında...611120
- Cengiz AytmatovSANAT ve HAYAT içinde·7 Haziran 2020* Dünyanın en büyük yazarlarından biriydi. 12 Aralık 1928 tarihinde Kırgızıstan'da doğdu. Literatürün yaşadığı dönemde bu unvanı verdiği ender yazarlardan biri... Kırgızıstanlı bu dev yazar, okumayla ilgisi olan çok kişi üzerinde derin izler bırakan yapıtlar yazdı. Nesnelerle ilişki kuran büyülü dili çoğumuza okumayı sevdirdi. Toprak Ana, Cemile, Öğretmen Duyşen, Elveda Gülsarı, Beyaz Gemi... gibi 20 den fazla yapıt kaleme aldı. 10 Haziran 2008'de aramızdan ayrıldı. II. Dünya Savaşı sonrası yazarları arasında yer alan Aytmatov, Cemile'den önce birkaç kısa hikâye ve Yüzyüze'yi yazdı. Ancak yazarın kendini kanıtlamasını sağlayan kitap Cemile oldu; Louis Aragon Cemile'yi "dünyanın en güzel aşk hikâyesi" olarak tanımlamıştır. Aytmatov'un bir çok eseri filme de alındı. Biz de büyük ilgi gören "Selvi Boylum Al Yazmalım" onun yapıtından uyarlamadır. Selvi Boylum Al Yazmalım, Atıf Yılmaz tarafından yönetilen, başrollerinde Kadir İnanır ve Türkân Şoray'ın oynadığı, 1977 tarihli film, Türk sinemasının başyapıtlarından biri olarak sayılmaktadır. Cengiz Aytmatov'un 1970 yılında yayımlanan romanından uyarlanmıştır. Eserlerinde mitoloji ye oldukça yakın durdu; ancak onunki antik anlamından farklı olarak mitolojiyi çağdaş bir zeminde sentezlemek ve yeniden yaratmaktı. Eserlerinde mitlere, efsanelere ve halk hikâyelerine göndermeler yapmıştır. 1966'dan sonra eserlerini hep Rusça kaleme almıştır. Eserleri 176 dile çevrilmiştir. maviADA için onu daha da değerli yapan bir yönü de vardı: Bir dönem maviADA'nın yakın dostu oldu, bir etkinliğimize gelmeye söz verdi, dosya çalışmamızda yer aldı. Dosya çalışmamız sayesinde maviADA, DÜNYA LİTERATÜRÜNDE , FAN KULÜPLERDE ve KIRGIZISTAN'ın adına yaptığı resmi sitede yer aldı. www.aytmatov.org sitesine girip görülebilir. 10 Haziran 12. ölüm yıldönümünde kendisiyle ilgili bir maviADA'da DOSYA çalışması yapılacaktır. İsteyen herkes bu çalışmaya katılabileceği gibi isteyen de buraya Aytmatov ya da eserleriyle ilgili çalışmaları, notları, düşünce ve yorumlarıyla katkıda bulunabilir.51072

Hayat ve Sanat
DERGİSİ
Emek veren herkesin ADAsı












