top of page

Ara


YAZKO; Bir Dayanışma Nasıl Öldürülür?
ŞENOL YAZICI * İşiniz ticaretse yaşamın getirisi kimi gerçekleri baştan bilir ve kabullenirsiniz Bazı kurumlar kapanır. Bazıları iflas eder. Bazıları ise resmî olarak kapanmadan önce yavaş yavaş nefessiz bırakılır. YAZKO'nun hikâyesi biraz böyledir: Çünkü insan bazen bir kurumu öldürmek için her zaman kapısına kilit vurmaz. Pencerelerini küçültür, havasını azaltır, defterlerini kalınlaştırır, vergi dosyalarını şişirir, dağıtımcısını korkutur, matbaasını ürkütür... Sonra da k
Şenol Yazıcı
22 Eyl2 dakikada okunur


YAZKO; YAZARLAR KOOPERATİFİ NASIL KURULDU?
ESRA ODMAN * YAZKO, Sınırlı Sorumlu Yazar ve Çevirmenler Yayın Üretim Kooperatifi, özellikle 12 Eylül 1980 sonrasındaki Türk edebiyat ve düşünce hayatını anlamak için çok önemli bir adım olarak hayata geçmiş devrim niteliğinde bir oluşumdu. 22 Nisan 1980'de Mustafa Kemal Ağaoğlu öncülüğünde kuruldu. Ağaoğlu’nun YAZKO’yu kurması bir anda ortaya çıkmış bir fikir değildi. Ağaoğlu, yaklaşık 20 yıllık süreçte yayıncılık ve matbaacılık deneyimi kazanmış özellikle 1970’lerin yayın

maviADA
21 Eyl3 dakikada okunur


YOLCULUK NEREYE
ASIM ÖZTÜRK -Şiirevi- Yaz sevinçleri, düş kırıklıkları Elmanın çürüğündeki yara Yırtılırken tenin mavi yelkeni, Sularda unutulmuş anılar; Kıyılar boyu söylenmemişözcükler, Gülün rengi, Avlularda konuşulan akşamlar, Sularla yıkandıktan sonra taşlıklar Mermer ayakları mermerlerin, Fincanların içinde soğur son yudumları Kıyısında uzun bir yol, Yaşayanların silinip geçmeyen izleri, Özlenenlerden, Çıkar gelir ansızın bir haber,

maviADA
21 Eyl1 dakikada okunur


SON MUCİZE
SON MUCİZE: KENDİNİ YARATMAK * ŞENOL YAZICI * İnsan dünyaya gelir. Bu, herkesin başarabildiği ilk ve son mucizedir. Ama dünyaya gelmekle insan olmak aynı şey değildir. Bir tohumun toprağa düşmesiyle ağaç olması arasında ne kadar uzun bir yol varsa, doğmakla İNSAN olmak arasında da o kadar uzun bir yol vardır. Bize bir isim verilir. Bir dil. Bir aile. Bir ulus. Bir kader taslağı. Sonra hayat, elimizdeki kalemi yavaşça önümüze bırakır. İşte bütün sorun o andan sonra başlar; Çü
Şenol Yazıcı
16 Eyl2 dakikada okunur


YENİK YÜZLER
ASIM ÖZTÜRK * - Malkaça-Urla- Kanatlarının gölgesi duruyor yerlerde Malkaça çarşısına konmayan kumruların, Yitirmiş sesini yazlar Urla’da Şapkaları sarı tütün kokan köylüler yok Kahvelerin dilinde kekremsi bir tat Yaşanmamışlıkların kırık sesini rüzgârlar sürüklüyor, Toprak yollardan gelen at arabaları Tekerleklerin seslerini unutup gelmiş Bağ aralarında, Evlerin sarı kavunları, taş avlular Yılların o güzel kokusuyla büyütmüş çocuklar
Asım Öztürk
14 Eyl1 dakikada okunur


Köylüleri Niçin Öldürmeliyiz?
Çünkü onlar ağırkanlı adamlardır Değişen bir dünyaya karşı Kerpiç duvarlar gibi katı Çakır dikenleri gibi susuz Kayıtsızca direnerek yaşarlar. Aptal, kaba ve kurnazdırlar. İnanarak ve kolayca yalan söylerler. Paraları olsa da Yoksul görünmek gibi bir hünerleri vardır. Her şeyi hafife alır ve herkese söverler. Yağmuru, rüzgarı ve güneşi Bir gün olsun ekinleri akıllarına gelmeden Düşünemezler... Ve birbirlerinin sınırlarını sürerek Topraklarını büyütmeye çalışırlar. Köylüleri
Şükrü Erbaş
8 Eyl2 dakikada okunur


Elveda Yaz Annem
Şimdi Saatler Eylül, Şimdi GÜZ * Şenol YAZICI * Şimdi YAZ geçer, sınanırsın. Turnalar, yaban ördekleri de geçer birazdan. Gökyüzünü “V”lerle doldurup kuş sesinden öte, bir arslan sürüsü gibi kükreyerek geçerler. Ne zaman saat Eylülse, ne zaman ayaz çekip göçer kuşların sesleri doldursa ay dolu gökleri, öyle olurum: Önce vaat edilmiş, sonra terk edilmiş bir ülkeymişim gibi gelir. Cennette bir başına yaşamaya bırakılmışım gibi… Siz bunu bilir misiniz? Zor olan, yalnız olmak de
Şenol YAZICI
8 Eyl8 dakikada okunur


DİLDEN ÜRETİLİR DÜŞÜNCE
ASIM ÖZTÜRK * Yaşamı, yaşamın içindeki tüm olguları tanımlarken, onlara belirli anlamlar yüklerken sürekli dile, dilimize yaslanırız. Tanıya geldiğimiz, öğrene geldiğimiz dilin kendi içindeki tüm oylumları, içinde bulunduğumuz duygu, düşünce durumlarını belirlerken edindiğimiz, biriktirdiğimiz ne kadar sözcük varsa o anda, o duruma uygun düşenleri hemen belleğimizden akıtarak tanımlamalar yaparız. Hiç kuşkusuz bu durum yazanlar, düşüncelerini sözcükle
ASIM ÖZTÜRK
7 Eyl5 dakikada okunur


Bir Gemi Yelken Açtı/Ali Mümtaz Arolat
BİR GEMİ YELKEN AÇTI * Bir gemi yelken açtı hayal iklimlerine, Civarından çığlıkla yorgun martılar kaçtı Rüzgâr sürüklenirken derinlerden derine; Hayâl iklimlerine bir gemi yelken açtı. Beyaz yelkenlerinde ölgün bir kızıllığın Titrek son akisleri dalgalandı belirsiz; Toplanırken göklerde bulutlar yığın yığın Hırçın bir fırtınayı düşünüyordu deniz. Ufuklarda solarken altın şafak gülleri Yabancı âlemlerden sâadetler, emeller, İhtiraslar bekliyen kimsesiz gönülleri Gizlice sıkıy

maviADA
4 Eyl2 dakikada okunur


KENDİNİ YARATMAK
* KENDİ YAŞAMININ ÖZNESİ OLMAK * Zeki BAŞTÜRK * Eylül yılın belki de en güzel aylarından biri. Vaat ettiği bolluk bereket bir yana yılın en hareketli ayı olduğu kesin. Her şeyden önce okulların açıldığı 20 milyon öğrenci ve öğretmenin işbaşı yaptığı zamandır. Kış hazırlıklarının yapılmasının yanında yeni kitapların da en yoğun çıktığı aydır Eylül. Bereketli olsun. Eylül'de çıkacak "sonokur"u olduğum kitaplardan biri Şenol Yazıcı'nın bir deneme kitabı olan KENDİNİ YARATMAK.
Zeki BAŞTÜRK
2 Eyl3 dakikada okunur


SEVMENİN EN DERİNİ
ASIM ÖZTÜRK * -Şiirevi- Eksilmeden yaşamak İnsanla, ağaçla, çiçekle Çoğalıp duran seslerin sevinciyle Dokunmanın o sonsuz doyumuyla İzlemek emeğin günlerini, gecelerini sözcüklerle, Yazılanlardan hiç uzaklaşmadan Çayır çiçeklerinin arasında, Kanatlarını güneşin ışıklarıyla yıkayan kelebek, Sorumlu bir arı gibi renklere seslenircesine Sağları, dorukları bilmek, Sevmenin en derindeki içtenliğini görerek, Kapıların önün
Asım ÖZTÜRK
31 Ağu1 dakikada okunur


ÖYLE BİR SEVDA
Aycan AYTORE * ÖYKÜ * Bir Akdeniz mavisine sırtını verdi, Üzüm salkımlarının buğusunda, yıldızlı bir geceyi yatağı yaptı, Yaseminlere, portakal çiçeklerine dokundu, yıldızlara uzandı, Gerçekle düş arasında bir çizgideydi. Bir kelebeğin kanatlarını tutar gibi, başlarken biten bir hazzın içinde kaldı, O an, Akdeniz mavisi sonsuzluk oldu. Yıkanmış toprağın yağmurdan sonraki baş döndüren kokusu esiyor içinde. Islanan içim yıldızlı lacivert geceler açıyor. Öyle duyumsuyor

Aycan AYTORE
28 Ağu5 dakikada okunur


UNUTSAYDI
ASIM ÖZTÜRK * -Bahçem- Düşeni tutabilseydi Değişmezdi suyun akışı, Yaprağın sararıp düşmesi daldan; Esip geçmezdi vadiler arasından Bulutları yüklenmiş kuşların elleri ayakları, Büyüyen ve çoğalan ne varsa değişmezdi; Taşların kırılıp döküldüğü yamaç Akıp duran ırmağın geride bıraktığı ses Kalabalıkları dağılan alan, Susan dilin yağmurları Kentlere dolan işsizlerin evsiz yamaçları; Sınırlarını değiştiren düş Gelip genişleyen düşünce değişm
Asım ÖZTÜRK
24 Ağu1 dakikada okunur


SEVGİ DUVARI
CAN YÜCEL * Sen miydin o, yalnızlığım mıydı yoksa Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi Dilimizde akşamdan kalma bir küfür Salonlar piyasalar sanatsevicileri Derdim gülüm insan arasına çıkarmaktı seni Yakanda bir amonyak çiçeği Yalnızlığım benim sidikli kontesim Ne kadar rezil olursak o kadar iyi Kumkapı meyhanelerine dadandık Önümüzde altınbaş, altın zincir, fasulye pilakisi Ardımızda görevliler, ekipler, Hızır Paşalar Sabahları açıklarda bulurlardı leşimi Öyle sıcaktı ki
Can YÜCEL
22 Ağu1 dakikada okunur


Harbi Konuşan Bir Şair Can YÜCEL
Nurten B. AKSOY * Öz Geçmişim Ben ömrümce muhalif yaşadım. Devletçe de menfi bir TİP sayıldım Onun için kan grubum RH NEGATİF Bu dizeler Can Yücel’in yaşamının özetidir sanki. 'Küfür etme özgürlüğü'ne sahip çıkarak, 'Türkiye’deki insanların tek özgürlüğü olan küfrü ele vermemek lazım, sahip çıkmak lazım!' diyerek 'harbi konuşmak'tan söz eder. ‘To be or not to be’ sözünü ‘Bir ihtimal daha var, o da ölmek mi dersin’ şeklinde çeviren, şiirin Can Babası bazen sivri dilli, bazen

Nurten B. AKSOY
21 Ağu4 dakikada okunur


Leydi Mary Wortley Montagu
Geleneksel Türk giysileri içindeki Mary Wortley Montagu'yu oğlu Edward Wortley Montagu ve hizmetlileriyle birlikte gösteren, resmin arka planında da görülen İstanbul'da 1717 dolaylarında Jean-Baptiste van Mour tarafından yapılmış yağlı boya tablo. Leydi Mary Wortley Montagu (26 Mayıs 1689, Londra - 21 Ağustos 1762, Londra), İngiliz yazardır. Osmanlı döneminde İngiltere tarafından İstanbul'a elçi olarak atanan Edward Wortley Montagu'nun eşiydi. Yaşamı Leydi Mary 1689 yılında L

maviADA
21 Ağu2 dakikada okunur


Ömer Faruk Toprak
BEN AFFEDEMEM * Kolay değil aşkı ve yaşamayı terketmek Her akşam böyle mahsun değilim Bir defa ayağa kalkıp konuşmaya başlarsam... Kolay kolay susmaz bu yürek Kollarını aç göğsünü aç ben geliyorum Yaşamasını isterim her çocuğumuzun Ağrıya gözyaşına pişmanlığa rağmen Sana tekrar anlatmalıyım gelecek günleri Yaşamak ve özgürlük inkar edilmeyecek Görmeyeceksin artık korkulu rüyalar Bir akşam üstü karşı karşıya oturup Her sayfasında kan ve gözyaşı olan İkinci dünya savaşının kita

maviADA
20 Ağu1 dakikada okunur


ARİF DAMAR
HİSSEN YOK BU AKŞAMDA * Hissen yok bu akşamda senin sen öğleden beri bu renk renk bu çeşit çeşit söylenen şarkının artık haricindesin. Tankın gölgesi uzandı üstüne kadar, nerdeyse, habersiz gün batacak. Tamamen çekmiş göğsünden akan kanı büyük ve mütehammil toprak. Her şeyin ne kadar şikâyetsiz saatin hâlâ işliyor bileğinde, onu akşamdan akşama kurardın, tabii biraz sonra duracak. Bugün günlerden cumartesi, dün yazdığın mektup, ancak, dört gün sonra eline değecek karının. Sen

maviADA
20 Ağu3 dakikada okunur


Nathalie Sarraute
Nathalie Sarraute (Fransızca telaffuz: [natali saʁot]; 18 Temmuz 1900 - 19 Ekim 1999), Fransız avukat, roman ve deneme yazarı. 1956 tarihli Kuşku Çağı ile nouveau roman akımının öncülerinden biri haline gelmiştir. Yaşamı Natalya İlyiçna Çerniyak, 18 Temmuz 1900 tarihinde Moskova'ya 300 kilometre uzaklıktaki İvanovo-Voznesensk'te dünyaya geldi. Yazar Pauline (Chatounovsky) ile kimyager İlya Çerniyak'ın kızıydı. Rus toplumuna asimile olmuş varlıklı ve kültürlü bir Yahudi ailesi

maviADA
19 Ağu3 dakikada okunur
mesele
ENGİN SEVİNÇ * “hiç kimse bir alışkanlığa veda etmek cesaretini gösteremez.” honore de balzac MESELE Küçük, zenci bir kadından neyin eksik olabilir ki? Bir zencinin, beyaz dişlerini göstererek dudaklarını ağzıyla öptüğü oldu mu hiç? Ağız öpmez, dudaklar birbirine dokunur dediğini duyar gibiyim. Ama yanılıyorsun. Yanıldığın nokta şu: bir kadın erkeğini asla nasıl öptüğünü bilemez. Sorsan, üst dudağını kavrayıp alt dudağını
engincix
18 Ağu7 dakikada okunur

bottom of page


