top of page

James Joyce ve ULYSES



ULYSES

ve

JAMES JOYCE

*

JAMES JOYCE 20. yüzyılın en dikkat çekici yazarlarından biridir.

Yazdığı ULYSSE, sadece isim benzerliği değil yaklaşık 3000 yıl önce yaşamış Homeros'un ünlü destanının bir çağdaş versiyonudur (1922).

Joyce'un bu romanı, Homeros'un Odisseia'indeki bölümlerinin, özellikle bilinç akışı olmak üzere çeşitli edebi tarzlarla oluşturduğu, olayların bir günde geçtiği zaman olarak bugünü kullanan paralel bir anlatıdır.

Kitap içerdiği cinsellik nedeniyle uzun yıllar Amerika ve İngiltere'de yasaklı kalmıştır.

The Dial için yazdığı bir incelemede T. S. Eliot, Ulysses'ten bahsederken şu sözleri kullanmıştır: "Ulysses, hepimizin borçlu olduğu ve hiçbirimizin kaçamayacağı bir eserdir." Daha sonra insanların Joyce'u anlamamasının yazarın suçu olmadığını savunmuştur;

 "Dahi bir adamın sorumlulukları akranlarına karşıdır; eğitimsiz, disiplinsiz cahillere karşı değildir," demiştir.



JAMES JOYCE

James Augustine Aloysius Joyce

(2 Şubat 1882 - 13 Ocak 1941)

İrlandalı yazar, şair, öğretmen ve edebiyat eleştirmeni. Modernist avangart akıma katkıda bulunduğu için 20. yüzyılın en etkili ve önemli yazarlarından biri olarak kabul edilmektedir.


Joyce'un Ulysses (1922) adlı romanı, Homeros'un Odisseia'indeki bölümlerinin, özellikle bilinç akışı olmak üzere çeşitli edebi tarzlarda paralelleştirildiği bir dönüm noktasıdır.


Diğer bilinen eserleri kısa öykü derlemesi Dublinliler (1914) ile Sanatçının Gençlik Portresi (1916) ve Finneganın Vahı (1939) romanlarıdır. Diğer yazıları arasında üç şiir kitabı, bir oyun, mektuplar ve zaman zaman gazetecilik bulunmaktadır.



James Augustine Aloysius Joyce (2 Şubat 1882 - 13 Ocak 1941) İrlandalı yazar, şair, öğretmen ve edebiyat eleştirmeni. Modernist avangart akıma katkıda bulunduğu için 20. yüzyılın en etkili ve önemli yazarlarından biri olarak kabul edilmektedir.
James Augustine Aloysius Joyce (2 Şubat 1882 - 13 Ocak 1941) İrlandalı yazar, şair, öğretmen ve edebiyat eleştirmeni. Modernist avangart akıma katkıda bulunduğu için 20. yüzyılın en etkili ve önemli yazarlarından biri olarak kabul edilmektedir.


Joyce, Dublin'de orta sınıf bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. County Kildare'deki Cizvit Clongowes Wood Koleji'ne, ardından kısa bir süreliğine Hristiyan Kardeşler tarafından işletilen O'Connell Okulu'na devam etti. Babasının öngörülemeyen mali durumunun dayattığı kaotik aile yaşamına rağmen, Cizvit Belvedere Koleji'nde başarılı oldu ve 1902'de Dublin Üniversitesi Koleji'nden mezun oldu. 1904 yılında müstakbel eşi Nora Barnacle ile tanıştı ve Avrupa topraklarına taşındılar. Kısa bir süre Pula'da çalıştıktan sonra Avusturya-Macaristan'daki Trieste'ye taşındı ve İngilizce eğitmeni olarak çalıştı. Roma'da yazışma memuru olarak çalıştığı sekiz aylık bir süre ve Dublin'e yaptığı üç ziyaret dışında Joyce 1915'e kadar orada ikamet etti. Trieste'de şiir kitabı Oda Müziği'ni ve kısa öykü derlemesi Dublinliler'i yayımladı ve İngiliz The Egoist dergisinde Sanatçının Gençlik Portresi'ni seri olarak yayımlamaya başladı. Birinci Dünya Savaşı'nın büyük bölümünde Joyce, İsviçre'nin Zürih kentinde yaşadı ve Ulysses üzerinde çalıştı. Savaştan sonra kısa bir süre Trieste'ye döndü ve ardından 1920'de Paris'e taşındı ve 1940'a kadar birincil ikametgâhı oldu.


Ulysses ilk olarak 1922'de Paris'te yayımlandı, ancak müstehcen olduğu gerekçesiyle Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri'nde yayımlanması yasaklandı. Kopyalar her iki ülkeye de kaçırıldı ve 1930'ların ortalarına kadar korsan versiyonları basıldı, sonunda yayın yasal hale geldi. Joyce bir sonraki büyük eseri Finneganın Vahı romanına 1923'te başladı ve on altı yıl sonra 1939'da yayımladı.




*

ULYSSES


Joyce'un Ulysses (1922) adlı romanı, Homeros'un Odisseia'indeki bölümlerinin, özellikle bilinç akışı olmak üzere çeşitli edebi tarzlarda paralelleştirildiği bir dönüm noktasıdır. Diğer bilinen eserleri kısa öykü derlemesi Dublinliler (1914) ile Sanatçının Gençlik Portresi (1916) ve Finneganın Vahı (1939) romanlarıdır. Diğer yazıları arasında üç şiir kitabı, bir oyun, mektuplar ve zaman zaman gazetecilik bulunmaktadır.
Joyce'un Ulysses (1922) adlı romanı, Homeros'un Odisseia'indeki bölümlerinin, özellikle bilinç akışı olmak üzere çeşitli edebi tarzlarda paralelleştirildiği bir dönüm noktasıdır. Diğer bilinen eserleri kısa öykü derlemesi Dublinliler (1914) ile Sanatçının Gençlik Portresi (1916) ve Finneganın Vahı (1939) romanlarıdır. Diğer yazıları arasında üç şiir kitabı, bir oyun, mektuplar ve zaman zaman gazetecilik bulunmaktadır.

Ulysses, İrlandalı yazar James Joyce tarafından yazılmış ve The Little Review dergisi tarafından 1918'den 1920'e kadar seri olarak, daha sonra da Sylvia Beach tarafından 2 Şubat 1922'de, Joyce'un kırkıncı yaş gününde, bir roman olarak basılmış modernist romandır. Bu roman, modernist edebiyatın en önemli eserlerinden kabul edilmektedir ve "bütün modernist akımın kısa bir gösterimi" olarak anılmıştır.


Basım süreci

Kitap ilk olarak Dublinlerin içinde bir öykü olarak kurgulanmıştır. Ulysses Amerikan dergisi The Little Review’da Mart 1918’den Aralık 1920’ye kadar seri olarak yayımlanmıştır. Basımı öncesinde çeşitli zorluklar yaşandıktan sonra ilk olarak Sylvia Beach tarafından bir bütün halinde 2 Şubat 1922 tarihinde, Joyce 40 yaşındayken, Paris'te Shakespeare and Company isimli tarihi kitapçıda basılmıştır. Modern edebiyatın en önemli eserlerinden birisidir.


Yapısı

Roman, üç bap ve on sekiz bölüme bölünmüştür. Bu on sekiz bölüm, kabaca Homeros'un Odysseia destanının bölümlerini karşılamaktadır. Romanın baskılarında bölümlere isim verilmemiştir. "Konusu ve Etkisi" bölümünde verilen bölüm isimleri, Joyce'un arkadaşlarına yazdığı mektuplardan alınmıştır. Joyce, arkadaşlarının kitabı daha iyi anlaması için Gilbert ve Linati şemaları olarak bilinen şemalar hazırlamıştır.


Homeros'un destanı, mitolojik bir zamanın yaklaşık on senelik bir dilimini konu alırken Joyce'un Ulysses'i, 20. yüzyılın Dublin'inde sıradan bir günde geçmektedir. Destanla romanın arasındaki paralellikler göz önüne alındığında Dedalus, Telemakhos; Molly Bloom, Penelope; Leopold Bloom ise Odysseus'a (Latince: Ulysses) karşılık gelmektedir.


Konusu

Kitap, 16 Haziran 1904'te geçen bir günü anlatır. Leopold Bloom'un evden çıkıp Dublin sokaklarında ve çeşitli mekanlarda arkadaşlarıyla buluşması, konuşmaları, aklında geçenler ve gözlemledikleri üzerine oldukça uzun bir metin ortaya konmuştur.


Bölüm I: Telemachia

Kısım I: Telemakhos

1904 yılının 16 Haziran'ının sabahında saat sekizdir. Hırçın bir tıp öğrencisi olan Malachi Mulligan, yazar olma hayalleri kuran Stephen Dedalus'u ikilinin beraber yaşadığı Sandycove Martello Kulesi'nin çatısına çağırır. Dedalus'un annesi yakın zamanda vefat etmiştir ve Dedalus'un kulağına, Mulligan'ın bu durumla ilgili sarf ettiği müstehzi sözler gelmiştir. Bu yüzden ikili arasında bir gerginlik vardır. Mulligan, başka bir İngiliz öğrenci olan Haines'i Dedalus'a danışmadan emrivakiye getirerek kulede kalmaya çağırmıştır. Üç adam beraber kahvaltı yapıp kıyıda yürüyüşe çıkarlar. Yürüyüşleri sırasında Mulligan, Dedalus'tan kulenin anahtarını ve bir miktar borç ister. Daha sonra bir meyhanede buluşmak için planlar yaptıktan sonra ayrılırlar. Dedalus, o gece kuleye dönmeyeceğine, çünkü "Gaspçı" Mulligan'ın orayı ele geçirdiğine karar verir.


Kısım II: Nestor

Stephen, Epirislu Piros'un zaferlerine dair bir tarih dersi vermektedir fakat hazırlıksızdır. Dersinin ardından bir öğrencisi, Cyril Sargent, cebirsel alıştırmalara dair birkaç soru sormak üzere Stephen'ın yanına gelir. Stephen, çocuğun çirkin yüzüne bakıp şimdiye kadar nasıl yaşadığını, annesinin onu nasıl sevdiğini düşünür. Daha sonra okul müdürü Garrett Deasy'nin yanına uğrar ve ödemesini alır. Deasy, Stephen'dan şap hastalığına dair yazdığı bir makaleyi gazete ofisine götürmesini rica eder. İkili, İrlanda tarihi ve Yahudilerin ekonomide oynadığı rol üzerine bir muhabbet ederler. Bu bölümde Dedalus, romanın en meşhur sözlerinden birisini sarf eder: "Tarih, uyanarak kaçınmaya çalıştığım bir karabasan."


Kısım III: Proteus

Stephen, Sandymount Kıyıları boyunca yürür. Annesinin vefatı, ailesini düşünür; Paris'te bir öğrenci olarak geçirdiği zamanı anımsar ve çeşitli felsefi konular üzerine düşünür. Bir kayanın üzerine uzanır, bir çiftin köpeğinin işemesini seyreder, birkaç şiir fikri not alır ve burnunu karıştırır. aStanley Sultan, "Ortaçağ dönemi biliminde burnun beyne giden bir geçit olarak düşünüldüğünü" not ederek Dedalus'un burnunu karıştırmasını "kara kara düşüncelerinden arınması" olarak yorumlar.


Bölüm, "bilinç akışı" tekniğiyle yazılmıştır ve odak noktası, mütemadiyen keskin dönüşlerle değişir. Stephen'ın eğitimi, yapılan türlü göndermeler ve kullanılan çeşitli yabancı deyimlerle sergilenmiştir. "Proteus", romanın okuması en zor bölümlerinden biri olarak bilinir.


Bölüm II: Odyssey

Kısım IV: Calypso

Anlatı, şehrin diğer tarafında yaşayan yarı-Yahudi reklamcı Leopold Bloom'un bakış açısına kayar. Saat, yeniden sekizdir. Leopold, kasaba gidip domuz böbreği almaya ve sonra eve dönüp kahvaltı yapmaya karar verir. Yoldayken kendisine ve karısına gönderilen mektupları da teslim alır. Bir şarkıcı olan karısı Molly Bloom'a gönderilen mektupların arasında konser organizatörü Blazes Boylan'dan gelen bir mektup da vardır. Leopold, karısının Boylan ile bir ilişkisi olduğunun farkındadır. Bunun ardından kızları Milly'den gelen bir mektubu açıp okur: Milly, fotoğrafçılık öğrenmek için ailesi tarafından Mullingar'a gönderilmiştir. Bloom, tuvalete oturup Philip Beaufoy'un yazdığı bir hikâyeyi okurken bölüm sona erer.


Kısım V: Lotus Yiyenler

Bloom, Westland Row'daki postaneye revan olmuştur ve karısının, bu gece Boylan ile birlikte olacağı fikrini aklından çıkaramamaktadır. Postaneye vardığında "Martha Clifford"dan, rumuzu "Henry Flower"a yazılmış bir mektubu teslim alır. Bloom; bir tanıdığıyla karşılaşır, çekici bulduğu bir kadını dolu dolu süzmeye kalkışır fakat aralarına bir tramvay girdiği için başaramaz. Bunun ardından Martha'dan gelen mektubu okur. Mektup, Bloom ile Martha'nın flört ettiğini kariye gösterir. Bloom, Martha ile olan ilişkisinin gidişatına dair düşünür: Martha, Bloom ile böyle flört ederken "iyi bir Katolik" görünümünü sürdürmek için uğraşacaktır. Bloom, bunun "olağan aşk saçmalığı" olduğu kanısındadır. Daha sonra mektubu yırtar ve Martha ile buluşmasa da ona mektuplar göndermeye devam edeceğine karar verir. Bir kiliseye uğrar, bir kimyagerden limon sabunu alır ve bir tanıdığı olan Bantam Lyons ile at yarışlarına dair istemediği bir sohbete tutuşur. Nihayetinde Lyons'dan kurtulup yoluna devam eder.


Kısım VI: Hades

Bloom, Stephen'ın babası ve iki diğer kişiyle birlikte Paddy Dignam'ın cenazesine gitmek üzere bir arabaya biner. Yolculuk sırasında ölümün ve ölü gömmenin çeşitli türlerinden bahsederler. Bloom'un aklına bebekken ölen oğlu Rudy ile intihar eden babası gelir; bu sırada kaldırımda yürüyen Stephen ile Boylan'ı da gözünden kaçırmaz. Nihayet bir şapele varırlar, cenaze görülür ve tabutu bırakırlar. Tören sırasında Bloom'un gözüne yağmurluk giymiş gizemli bir adam takılır. Bölüm boyunca ölüme dair düşünmeye devam eder ancak bölümün sonunda yaşamın sıcaklığına sarılmak için karamsar düşünceleri reddeder.


Kısım VII: Aeolus

Freeman's Journal ofisinde Bloom, bir reklam hazırlamaktadır. En başta editörü tarafından onaylansa da nihayet başarısız olur. Stephen, Deasy'nin şap hastalığı hakkındaki makalesini getirmek üzere ofise uğrar lakin Bloom ile Stephen karşılaşmazlar. Stephen, editör ve birkaç kişiyi bir meyhaneye götürür. Bölüm, gazete tarzı başlıklardan oluşan bir sürü küçük bölüme bölünmüştür. Bölüm, kullanılan retorik tekniklerin bolluğuyla meşhurdur.


Kısım VIII: Laistrygonlar

Öğle yemeği vakti yaklaşırken Bloom'un aklı, yemeklerin düşünceleriyle çeşnilendirilmiştir. Burton Hotel'in restoranına uğrar. Restoranda "hayvanlar gibi" yemek yiyen insanların manzarasıyla karşılaşınca Davy Byrne's Pub'a gitmeye karar verir ve burada Gorgonzola peynirli bir sandviç ile bir bardak Burgonya şarabı sipariş eder. Yemeğini yerken Molly ile olan ilişkisinin ilk günlerini ve evliliğinin ne hâle geldiğini, tanrıların ve tanrıçaların ne yiyip ne içtiğini düşünüp National Museum'daki Yunan tanrıçalarının vajinaları olup olmadığını merak eder. Davy Byrne's Pub'ı terk ederken müzeye doğru gider ancak yolda Boylan'ı görünce panikler -zira öğleden sonra karısıyla birlikte olacak bir adamla karşılaşmanın ne kadar acı verici olacağını düşünebilmektedir- ve hızlıca müzeye girer.


Kısım IX: Scylla and Charybdis

National Library'de Stephen, Shakespeare'ın eserlerine ve özellikle Hamlet'e dair bir konuşma yapmaktadır. Malachi Mulligan da sonradan sohbete katılır. Bloom, bir süre önce üzerine çalıştığı bir reklamı bulmak için National Library'e girer. Arayışı sırasında mekânı terk etmekte olan Mulligan ile Stephen'ın yanından geçer.


Kısım X: Wandering Rocks

Bu bölüm, farklı karakterlerin Dublin boyunca hareketlerini anlatan on dokuz kısımdan oluşur. Bölümün başında bir Cizvit rahip olan Peder Conmee'nin kuzeye giderkenki yolculuğu, sonunda ise İrlanda Valisi ile Dudley Earl'ü William Ward'a eşlik eden süvari alayının geçişi anlatılır.


Kısım XI: Sirens

Bu bölüm müzik motifleriyle süslenmiştir. Bloom, Stephen'ın amcasıyla Ormond Hotel'de yemek yerken Molly ile Boylan randevulaşmaktadır. Bloom; Stephen'ın babası da dahil olmak üzere çeşitli insanların şarkı söylemesini dinler, çekici bulduğu barmenleri seyreder ve Martha Clifford'ın mektubuna ne yanıt vereceğini düşünür.


Edebi önemi ve eleştiriler

The Dial için yazdığı bir incelemede T. S. Eliot, Ulysses'ten bahsederken şu sözleri kullanmıştır: "Ulysses, hepimizin borçlu olduğu ve hiçbirimizin kaçamayacağı bir eserdir." Daha sonra insanların Joyce'u anlamamasının yazarın suçu olmadığını savunmuş, "Dahi bir adamın sorumlulukları akranlarına karşıdır; eğitimsiz, disiplinsiz cahillere karşı değildir," demiştir.


Esasen kitap ilk zamanlarda İrlanda'yı kötü gösterdiği için bu ülkede pek tutulmasa da kitabın geçtiği yerlerin turistik nitelik kazanmasıyla birlikte günümüzde 16 Haziran günü İrlanda'da, kitabın kahramanına atıfla, Bloomsday olarak kutlanır. Kitap hakkında, içerisindeki atıflar, olaylar, kahramanlar üzerinden pek çok tartışma yapılmış ve hem edebiyatçıların ve dil bilimcilerin hem de kültür çalışmalarının konusu haline gelmiştir.


Yayımlandığından beri Ulysses, birçok tartışmanın konusu olmuştur. Kitap, çeşitli ülkelerde içerdiği mastürbasyon sahnelerinden ötürü sansürlenmiş ve bazılarında yasaklanmıştır.

Yorumlar


bottom of page