top of page

ALİ ESKİCİ


 

 

Niyazi UYAR

*

Okulun sabah toplanma, akşam dağılma saatlerinde saçları dökülmüş, rengi kaybolmuş kirli sakalları, kır bıyıklarının uçları sigara içmekten altın sarısına dönmüş bir adam öğrencileri izlemektedir... İşçi kahvelerinde semt pazarlarında, ulu orta satılan kaçak bandrolsüz kaçak sigaralar, bir yandan devleti vergiden mahrum bırakırken, öte yandan Ali Eskicilerin sağlığını tehdit etmektedir.


Öğrencileri tarifsiz bir ilgiyle okulun çevre duvarına dayanıp saatlerce onların giriş çıkışlarını izleyen bu adam, öyle bir izler, öyle bir izler adeta kendinden geçer. Çocukları hayran hayran izlerken, kim bilir neler geçmektedir aklından. İnsanların içlerinden geçenleri okuyabilecek ah bir makine olsa...


Allah’ın her günü, okul önüne gelip çocukları izleyen, içten duygularla onlara bakan adamın adı: Ali Eskici’dir.


Ali Eskici, bir çiftlikte kâhya olarak, çalışırken, çiftlik sahibinin eşi Azize Hanım’ın ilgisini çekmiş, ilgisini çekmekle kalmamış, Azize Hanım’ı aşık etmiştir kendine. Onun naif, sevgi dolu bakışları yılanı deliğinden çıkaracak bir sihre sahiptir. Ali Eskici, davulun bile dengi dengine olduğunu herkesten çok bilmektedir. Bilir bilmesine de yapacağı bir şey yoktur, aşk ferman dinlemezmiş. İdris Bey gibi bir beyin karısına yan gözle bakmanın karşılığı hiçbir kitapta yoktur. Onun bedelinin çok ağır olacağını yerdeki karıncalar bile bilir.


Çiftlikte o gün akşam diğer günlere göre daha erken olmuştur. Çoluk çocuk, herkes evine girmiş, kapıları sıkı sıkı kapatmıştır. Az sonra kopacak fırtınaya şahit olmak istemez hiç kimse. İdris Bey, Ali Eskici’yi çağırtır kara kutusu Sakar Tahir’e…


Sakar Tahir, askerliğini Eğirdir’de dağ komando olarak yapmış, enine boyuna biridir. Sakar Tahir, Ali Eskici’yi İdris Bey’e götürürken yanında iki arkadaşı daha vardır. Onlar da Sakar Tahir kadar olmasa da güçlü kuvvetlidir. İdris Bey,


“Ali, Ali, Ali Eskici! İt bile yal yediği tabağa etmez, kapımdaki köpek karıma sulanır, ule köpek oğlu köpek, sen kim oluyorsun, köpek soyu!”

İdris Bey, elindeki kırbacı defalarca vurur Ali’ye. Sonra,


“Götürün bu iti, sırtını, karnından yumuşak edin, sonra da bir çukura atın gitsin!”

İdris Bey’in öfkeden gözleri kan çanağına dönmüştür. Eve gider Azize’yi eşek sudan gelinceye kadar, dövdükçe döver; sonra da,


“Unutma kaltak, daha öfkem geçmedi, bu yediğin dayak az bile, göstereceğim sana ben, Hanya’yı Konya’yı!”


Sakar Tahir ile arkadaşları Ali Eskici’yi dövdükçe dövmüşler, sonra üstünde ne var yok yırtıp onu çırıl çıplak koyup gitmişler. Epey zaman kendine gelmeyen Ali Eskici, iniltilerle gün sabaha kavuşmadan ayılmış ve sürüne sürüne şehre doğru gitmiştir.


Üstünde başında bir şey kalmadığından çöp konteynırlarının kenarlarına bırakılan giysiler olabileceğini düşleyip o umutla çöp konteynırlarına doğru acıdan kıvrana kıvrana yürür. Ağır aksak bir iki konteynır derken üçüncü konteynırın kenarına bir poşet içine bırakılan giysi torbası görür. Heyecanla torbayı açar. İçinden nerdeyse bir aileyi giydirecek kadar giysi çıkar. Vücuduna oturdu, oturmadı önemi yoktur çıplaklıktan kurtulur. İhtiyacı dışındakileri yeniden torbaya koyup ihtiyacı olacak başkaları olur düşüncesiyle çöpün kenarına bırakır, az ötedeki parktaki bir bankın üstüne uzanıp uykuya dalar. Uykusunda çeşit çeşit rüyalar görür. Yalnız bir rüyadan çok etkilenir. Okula giden çocukların çoğunluğu yatağa aç girmektedir. Sabah analarının ellerine verdikleri bir parça yavan ekmekle giderler okula. Bu öğrencilerin çantasında doğru dürüst ne silgi ne defter ne kalem vardır.


Ali Eskici, bulduğu şeylerle karnını doyurmaya çalışır, Parkı mekan tutmuş, bankın üstüne serdiği çöp konteynırının kenarına bırakılan eski yorganı döşek yapmıştır. Ertesi gece yine bir rüya görür. Okul çocuklarının ihtiyaçlarına çare olmak, onlara defter silgi almak. İlgisini çeker bu düşünce, çocukları sevindirmek, onlara kalem defter almak. Kararını vermiştir. Çöp konteynırlarının kenarlarına bırakılan eski giysileri toplayacak, onları Gümüş Çayı’nda bir güzek yıkayacak, belediyenin bit pazarında satacaktır. Sonra gelsin atık kağıtlar, plastikler…


Esvaplardan çok fazla kazanamaz, fakat atık plastik, atık kağıtlardan elde ettikleriyle ekmek pekmeze bulaşmaya başlamıştır. Onunla sohbet edip hal hatır soran gözlüklü, eli çantalı bir bir adam, Ali Eskici’nin amacını öğrenince çok sevinir, o da Ali Eskici'ye destek olmaya karar verir. Bu gözlüklü vatandaş, komşularının atıklarını bir yerde biriktirir, sonra da Ali Eskici’ye teslim eder. Ali Eskici elde ettikleri ile hem karnını doyurmuş hem okul çocuklarının dertlerine derman olmaya başlamıştır.


Öğrencilerin yaz tatiline girmesiyle Ali Eskici’nin kazancı yanına kalmaya başlamıştır. İşte o an kafasında şimşekler çakar, kazandığı paralarla okula bir kütüphane kazandırmak. Birden müthiş heyecanlanır. Okula bir kütüphane kazandırmak, kitap alamayan çocukları kitapla buluşturmak...Bu hayalle dalar gider… Hayalinde öğrenciler, bahçedeki bodur çamların altlarına oturmuş, ellerinde kitap, boyuna okur. Öğretmenleri de kendinden geçmiş, onlar da başka bir çamın altında kitap okumaktadır...


Ali Eskici, destek olmasalar bile hiç değilse zorluk çıkarmasınlar diye düşünüp İlçe Emniyet Müdürüne gidip düşüncesini açıklar. Cumhuriyet Mahallesi’ndeki parka bir çadır kuracak o çadırda yatıp kalkacak, topladadığı atıklarla yoksul öğrencilerin dertlerine derman olacaktır. İlçe Emniyet Müdürü, Ali Eskici'nin düşüncesini çok beğenir ona her türlü desteği vereceğinin sözünü verir. İlçe Emniyet Müdürü:

"Ben, başkan beyi arar, onun da rızasını alır, zabıtaların seni rahatsız etmemesini sağlarım!"


Ali Eskici, hemen her gün topladıklarını Oto Sanayideki Uşaklılar Geri Dönüşüm Merkezine götürüp teslim eder. İlçe Emniyet Müdürü, Uşaklılar Geri Dönüşüm’ün sahibine bir elemanı gönderip Ali Eskici’nin geri dönüşüm malzemelerinin karşılığının hakkıyla verimesine de vesile olur.


Ali Eskici, parayı da İş Bankası’na açtırdığı bir hesapta toplar. Dört aylık bir süreçte hatırı sayılır bir meblağ olmuştur, yalnız kitaplık için daha yeterli olmaz diye düşünür, daha çok çalışır.  Ali Eskici’nin gayretini gören mahalle sakinlerinden Sakine Hanım, Ali Eskici’nin bir okula kütüphane kazandırmak için atıklar topladığını öğrenince bahçedeki müştemilatı boşaltıp Ali Eskici’nin kalması için kocası Hüseyin Aslan’ı razı eder. Hüseyin Aslan okula, kütüphane deyince heyecanlanır, o da tanıdığı arkadaşlarına atık kağıtları, plastikleri atmayıp biriktirmelerini söyler. Ali Eskici bir sene sonra hatırı sayılır bir paraya ulaşmıştır. Artık, kütüphane için okul müdürü İbrahim Turan, Ali Eskici ve Sakine Hanım ile birlikte Mobilyacı Muhittin Usta’ya giderler, kütüphane mobilyalarının yapım işi için anlaşırlar. Kütüphanenin kitapları için de Kaymakam Aydın Bey, Kitapçı Naim, Muhtar Aynur Hanım, Sakine Hanım’dan oluşan kitap toplama komitesi on beş güne varmaz, okul kütüphanesinin kitaplarını temin ederler.  


Bu güzelliğin baş kahramanı Ali Eskici ise, ikinci kahramanı da Sakine Hanım ve onun eşi Hüseyin Bey’dir. Bir Eskici'yi hem evlerinin bahçesindeki müştemilata almış hem kütüphane için gayret etmiş hem de Ali Eskici’ye akşamları bir kap yemek vererek bir güzelliğin hayat bulmasına vesile olmuşlardır.


Açılış günü gelip çatmıştır. Bir gün sonra okul kütüphanesi açılacaktır. Kaymakam Aydın Bey, Ali Eskici’nin açılışın ruhuna uygun giyinmesi için Kitapçı Naim’den yardım istemiş, o da Ali Eskici’ye açık mavi renkli bir takım elbise, elbisenin içine de lacivert bir gömlek giydirmiş. Saç sakal tıraşını Berber Ali Rıza yapmış, Ali Eskici açılışa hazırdır artık!


Açılışa az bir süre kalmıştır. Fakat görünürlerde Ali Eskici yoktur. Komitenin öteki üyeleri hazırlıklarını tamamlamış, Ali Eskiciyi beklemeye başlamıştır. Ali Eskici nerededir? Sakine Hanım’ın eşi Hüseyin Bey, Kitapçı Naim, Ali Eskici’nin kapısını çalar, ses yoktur, daha çok çalarlar, nafile… Kitapçı Naim’de bahçedeki kazmayı alır, kilidin göbeğine vurur, kapı çat diye açılır, açılır açılmasına da...


Ali Eskici, açık mavi renkli takım elbisesini ve lacivert gömleğini giymiş, ayakkabılarını giyerken yığılıp kalmış kapının yanına.


Ali Eskici’nin kalbi hayatın çilesine daha fazla dayanamamış, hayatının en mutlu olacağı günü çok görmüştür ona.


Kütüphane komitesi, insan sevgisinin bir nişanesi olsun diye Ali Eskici’nin adını kütüphanenin adı olarak verilmesine oy birliği karar verir. 


Ali Eskici Kütüphanesi olarak tabelandırılıp adı tarihe kazınır. Ruhun şat olsun Ali Eskici, senin gibi güzel yürekli insanların çoğalması dileğiyle… Kasım 2025 / SAlihli

          

Yorumlar


bottom of page