top of page

Karakısrak Sekişli (Kalem Efendisinin Yükü)

 

Niyazi UYAR

*

Gözünün ufkunun sağ yanından göğe doğru yükselen kırık tepeler coğrafyacıların ilgi alanı olmuştur son üç beş yıldır. Bu tepeler, taştan kayadan müteşekkil olur anlayışına tezat kumdan tepelerdir. Kırık tepelerin yanları yönleri maki bitki örtüsüyle kaplıdır. Mevsim icabı yeşile boyanmamıştır daha, zaten onlar her daim yeşildir. Aşağıda, Gediz Ovası’nda, gelecek günler için yeşilin her tür tonuna isabet edeceğimiz bir vaziyet hasıl olacaktır. On, on beş gün sonra yeşilin türlü renkleri güzellik yarışmasının tam içinde olacaktır.


Kırık tepelerin başladığı yerden, İzmir Ankara asfaltı geçmekte, asfaltın üstünden boy boy, marka marka araçlar, yeşilin doğayla dans ettiği gibi vızır vızır gidip gelmektedir. Bakış açısında yükünü yüklenmemiş, çıplak bir dut ağacı vardır. Dut ağacının dallarına mavili grili dört güvercin konup uçmakta, lisanlarınca kurlar yapmakta birbirlerine.


Tarlanın orta yerinde bir başına ‘buralar benden sorulur, buralar benim’ diye gururla duran bu dut ağacı, toprağın üstünü erken örten çimlere, çeşit çeşit otlara imrenir. Burası tarihte ilk madeni paranın basıldığı, Unesco’nun tarihi miras olarak kayıt altına aldığı yerdir. Doğa katilleri, önce doğa duyarlılığı gelişmemiş yörelerden başlamış doğa katliamlarına, zaman içinde bütün ülkeyi tehdit eder vaziyete gelmiştir, belki yakın zamanda buralara da geleceklerdir; çünkü gidişat o yöndedir.


Fizik Tedavi Ünitesi’nin buğulu camından bunlar görünürken, öte yandan omzu içinde oluşan ödemi- kisti, müthiş ağrımakta, gece bile doğru dürüst uyku uyumasına izin vermez bir hal almıştır. 7x3 cm’lik kistin iyi huylu olması teselli ikramiyesi olsa da çekilen ağrı, yirmi günlük fizik tedavi sonrasında bile azalmamış, artarak devam ede gelmiştir. Yirmi gündür aynı saatlerde gidip gelmek bile canını sıkmaya yetip de artmıştır. Uygulanan ultrason tekniği, verilen elektrik akımı hiçbir şeye karşılık gelmemiştir.

Fizik tedavi doktoru,


“Siz kol kuvvetiyle mi iş yapıyorsunuz, ne yaptınız bu kolunuzla?”

O da:

“Hayır efendim, ben kalem efendisiyim, sadece yazarım çizerim!”


Fizik tedavi doktorunun şaşkınlığına diyecek yoktur. Kolda, omuzda bu kadar hasar kalem efendisinde olması pek ihtimal dahilinde değildir diye düşünmüştür.

Fizik tedavi hastasına yirmi gündür aldığı tedavi, ağrılarını azaltmamış, aksine çoğalmıştır. Ağrı, omuzdan, dirseklere kadar yayılmasına sebep olduğu gibi bir de sol omuzdaki kireçlenme de ağrımaya başlayınca acısı katlanmıştır. Verilen kültür fizik hareketleri ağrılarını daha da çoğaltan bir başka faktör olmuştur. Tedaviyi uygulayan sağlık teknisyenine bir şeyler sormuş, o da:


“Ben bilem efendim, ben size verilen tedaviyi uygularım, doktorunuza gidin sorun,” deyip başından savmıştır. Oysa dese mesela,

“Geçer efendim, fizik tedavi sırasında ağrıların artar,” diye bir şey söylese mesela. Bir robota komut vermişçesine aldığı komutu yerine getirmektedir sadece.

Tedavisi biten Fizik Tedavi Hastası, takip çizelgesini teknisyenden alıp sekreterliğe teslim etmiş, kendi kendine söylene söylene mozaik kaplamalı merdivenlerden inerken, içinden verip veriştirmiştir.  


“Sizin yapacağınız işin, uygulayacağınız tedavinin…”

Merdivenlerden söylene söylene inerken ona doğru gelen kahveyi gözlü, keskin bakışlı, kumral bir kadın bir yandan ona bakıp gülümserken, bir yandan ona doğru gelmektedir. Bunlar, saniyeler içinde olurken, kafasında yanıtı olmayan sürüyle soru doğmuştur Fizik Tedavi Hastasının…


Merdivenin son basamağında karşı karşıyadırlar. Bir zaman sessizlik olur ne kadın ne Fizik Tedavi Hastası tek kelime konuşmaz; öylece bakarlar birbirlerine. Fizik Tedavi Hastası,

“Allah Allah bu kadın da kim, nerden çıktı böyle?”


Fizik Tedavi Hastası, kendi kendine konuşurken, kadın, kırk yıldır tanıyor gibi, bakalım o ne yapacak diye zaman tanımış gibi bir vaziyet içindedir.


Bu kadın aslında çok iyi bilip ettiği mesai arkadaşıdır. Mesela bir etkinlikte birlikte çökertme oynamışlar, Büyükpark’ta yan yana, can cana kahve içmişler… Fakat, yüz hatlarında oluşan belirgin yorgunluklar kendini gösterirken, çenesinin altının derileri sarkmış, yorgun düşen gözler, kemik çerçeveli bir gözlükle yaşlanmanın işaretleri olarak ilk göze çarpanlardır. Yıllardan beri görmediği hayallerinin daimi konuğunu bir an karşısında görünce o da Fizik Tedavi Hastası gibi şaşkınlık içindedir. Şaşkınlık içinde olması onu tanıyamadığından değil; gördüğü eski arkadaşı ile ilgilidir.


“Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşurmuş,” atasözünün kendi hayatında hakikat olmasınadır şaşkınlığıdır onun ki.

“Merhaba can, tanıyamadın mı beni?”

“Hayır efendim, kusura bakmayın, tanıyamadım!”

“Ben senin Karakısrak Sekişli’m dediğin gönül yoldaşınım!”


Fizik Tedavi Hastası vurgun yemiş gibi tutulup kalır, ağzını açamaz bir zaman!

“İşte böyle yıllar geçip giderken, öyle sessizce geçip gitmemiş can, içimizden geçip gitmiş, farkında olmamışız. Bilsen seni nasıl özledim, haydi apar beni, Bozdağ’ın yücesini mesken tutalım! Bizi tanımayanların arasında yeni dostlar edinir, yeni bir sayfa açarız! Sana bana kucak açacak çok güzel insanlar vardır orada!”


İki can, çok yılların, ayrı kalmış sevdalarını yaşamaya el ele tutuşarak başlayıp Bozdağ’ın yücesini mekan eylerler kendilerine. Karakısrak Sekişli, Fizik Tedavi Ünitesinde sağlık teknisyeni olan kızını görmeye gelmiş, fakat eski sevdalısını görünce tek düze giden hayatında bir devrim yapmıştır. 


Fizik Tedavi Hastası, Karakısrak Sekişli’nin Fatıma Ana’nın elleri olası ellerinin dokunuşuyla ağrıdan sızıdan habersiz yeni bir yaşama yeniden merhaba demiştir. Bozdağ’ın serin rüzgârları yüzlerine vururken, yılların yorgunluğu sanki omuzlarından yavaş yavaş çekilip gitmiş gibidir. Uzakta çamların arasından gelen kuş sesleri, sanki geçmişten kalan bütün kırgınlıkları usul usul silmektedir.


Belki omzundaki kist hâlâ oradadır, belki doktorların verdiği tedaviler tam çare olmamıştır; ama insanın içindeki sevda yeniden uyanınca, bazı ağrılar da usul usul çekilip gider. O gün Bozdağ’ın yücesinde, iki eski yol arkadaşı yalnızca yılları değil, kaderlerini de yeniden paylaşmaya karar vermişlerdir...


Yorumlar


bottom of page