top of page

Ara


Pencere
Engin SEVİNÇ * “Çepeçevre duvarlar.. sarmışlar her yanımı.. beni saran bu odalar.. gönlüme dar geliyor..”* Aynada birkaç adam dans ediyor. Buna hayret mi etmeli? Birkaç adam orta yerde yanak yanağa, başlarında kısacık bir ışık kümesi toplanmış ve bunu dağıtmaya yetecek bir vantilatör uzakta sessizce duruyor. Müziğin ritminde bir şey var. Köşedeki bir kadını güldürmeye yetiyor nedense. Masaya dirseklerini dayamış, elleriyle yanaklarını tutmakta. Dudaklarında sevimli bir gülüş
engincix
28 Tem6 dakikada okunur


Rastlantılar
JEAN BERAUD-CAFE ENGİN SEVİNÇ * -Öykü- Kafamın içindeki uğultuyla sokağa çıktığımda saat belki yedi civarıydı ki hava kararmaya başlamıştı. Bugün de hava nedense bir tuhaf. Yağmur yağacak zannediyor insan, ama yok, hafif bir esintinin ardından toprak kokusu bastırıyor içimi. Uzun paltolardan ve uzun kollu kazaklardan içim bunalmış zaten. Bugün akşam eve gider gitmez kendimi yenilemeyi düşüneceğim. Belki odamı toplar, masamın ve yatağımın dağınıklığını düzeltirim. Kirli çamaşı
engincix
21 Tem8 dakikada okunur


CER HOCASI
Refik Halit Karay * Mülkiye Okulu'nun "320 senesi mezunuydu; mabeyincilerden birinin akrabası olduğu için maarifte bir memuriyet bulmuş, fakat meşrutiyet ilân olununca ilk tasfiyede açığa çıkarılmıştı. Bin kuruş maaş alıp konakta yatıp, kalktığı, her taraftan kolaylık gördüğü eski devirde bile iyi kalbi onu kötülüklere âlet olmaktan kurtarmış, durgun, uysal ahlakıyla o kadar dikkate çarpmayarak rahat yaşamıştı. Sırf "mensup" diye yeteneğine, ahlâkına rağmen memuriyetinden kov
Refik Halit KARAY
19 Tem12 dakikada okunur


Gece Uğultusu
ENGİN SEVİNÇ * Dışarıda köpekler uluyor. Gece, en erken bizim bahçeye çökmüş demek ki. Hafif bir esinti de var belli. Bunu onca sessizlikte duyduğum çıtırtılardan anlıyorum; çatıya sürtünen ağaç dallarından ve cama çarpıp düşen yaprakların gölgesinden. İnsan tek başınayken irili ufaklı her şeye dikkat kesilebiliyor. Üstelik cam kenarındaysanız görebileceğiniz şeyler sizi fazlasıyla büyülemeye yetebilir. Ayın kül rengi parlaklığının kirpik uçlarınıza dokunmasından tutun yıldı
ENGİN SEVİNÇ
14 Tem5 dakikada okunur


Fragman
Engin SEVİNÇ * “Sakalın mı çıktı lan senin?” Elini yüzüne götürdü. “Yok, kaptan” dedi. Deniz kokuyordu. Motor seslerinden martılar uçuşuyor, pervane oluyorlardı. Köse İbrahim elini yüzünde gezdiriyordu. Salih kaptanla yeniden göz göze gelince denizi bile susturup yutkundu. “Bana bak ulan! Yoksa sen İtalyan mısın?” “Hayır kaptan!” Salih kaptan içeriye, dümenin başına geçti. Sağ elinde uzunca bir fitil, ucu kızararak duruyordu. Elinin başparmağı yoktu. “Bir gün Eski Liman’da do
Engin SEVİNÇ
26 Haz6 dakikada okunur


Bir Sigara İçelim Babam!
ÇAĞLA BAŞTÜRK * -Ayrılıklar karşısında metanetine hayran olduğum Ceren Molla’ya ...- Kalabalık kentlerde yalnızlığa mahkûmdur insanlar. Şairin de dediği gibi: “kimselerin vakti yoktur durup ince şeyleri anlamaya”. Sessiz bir kabulleniş hakimdir her şeye. Kimin işine yaramış ki isyan etmek. Susmak en iyisidir belki de... Ilık bir bahar sabahı salına salına yürüyordu Ankara sokaklarında. Gök mavisi gözlerini yeni bir güne başlamanın yorgu
Çağla BAŞTÜRK
23 Haz6 dakikada okunur


Can Arzusu
GUERNİCA'dan bir bölüm 1937, PİCASSO ENGİN SEVİNÇ * Git başımdan Sadık, bildiğin gibi değilim! Havada asılı duran ilmiğe geçirmişim boynumu, inceden inceye süzülen acısını duyuyorum. Her şeyin dışındayım. Bir rüya gördüm, beni gün ışırken ıpıslak uyandıran. Sen ve ben bir köydeyiz. Şirin ve güzel bir köy burası Sadık. Tepeleri ormanla örtülü dağ sırtlarından avuç içine boşalırcasına akan nehirler var. Her biri bembeyaz parlaklığında kısrak başlarının koşturulduğu ovalar, deri
Engin SEVİNÇ
21 Haz5 dakikada okunur


Sait Faik Abasıyanık
ŞİMDİ SEVİŞME VAKTİ * Çıplak heykeller yapmalıyım, Çırılçıplak heykeller Nefis rüyalarınız için Ey önünden geçen ak sakallı kasketli, Yırtık mıntanından adaleleri gözüken Dilenci Sana önce Şiirlerin tadını Aşkların tadını Kitaplardan tattırmalıyım Resimlerden duyurmalıyım. resimlerden... Şu oğlan çocuğuna bak Fırça sallıyor Kokmuş manifaturacının ayağına Dörtyüzbin tekliğinden On kuruş verecek Seni satmam çocuğum Dörtyüzbin tekliğe, Ne güzel kaşların var Ne güzel bileklerin H

maviADA
11 May3 dakikada okunur


MİNİBÜS SARAY
Niyazi UYAR* Bir kadınla bir erkek minibüse binip yola çıkar. Gidecekleri yerde arabayı park etmek büyük bir sorundur. Şehir içi trafikte araba kullanmak sinirlerini acayip bozmaktadır erkeğin. Yolculukları rahat olsun diye üstlerindeki, çantalarındaki fazlalıkları minibüs durağına kadar geldikleri arabanın arka koltuğuna gelişigüzel fırlatıp atarlar. Minibüs durağı çok kalabalıktır, zorla tıkış tepiş binerler minibüse. Minibüsün içine binerler ki, erkeğin de kadının da ağz
niyazi uyar
23 Nis3 dakikada okunur


BİZİM ARAP
Niyazi UYAR* Hasat işlerini bitirince, ahşap evimizin tadilatını yapacaktık. Kırık kiremitlerden giren yağmurlar, çatımızın merteklerini çürütmüştü. Anam: “Şu mertekleri, direkleri değiştirmezsen, çatı tepemize göccek!” “Değişcek, değişcek, garı başınla her şeye garışıyon!” “Garışırın tabi, iş goleyi mi biliyon sen!” “Sen omazsan, aç galcez, halımız duman buban mı görüyo benim işlemi, gavır garı? “Bubamın adını ama azına, Allah daş ede seni!” “Bilen bilmeyen evliya sancak bub
niyazi uyar
16 Nis4 dakikada okunur


DEĞİRMEN
SABAHATTİN ALİ / Hiç sen bir su değirmeninin içini dolaştın mı adaşım? Görülecek şeydir o... Yamulmuş duvarlar, tavana yakın ufacık pencereler ve kalın kalasların üstünde simsiyah bir çatı... Sonra bir sürü çarklar, kocaman taşlar, miller, sıçraya sıçraya dönen tozlu kayışlar... Ve bir köşede birbiri üstüne yığılmış buğday, mısır, çavdar, her çeşitten ekin çuvalları. Karşıda beyaz torbalara doldurulmuş unlar... Taşların yanında, duman halinde, sıcak ve ince zerreler uçuşur. H

Sabahattin ALİ
4 Nis10 dakikada okunur


ÇOCUKLAR
Maksim GORKİ * ÖYKÜ Bu küçük hikayeyi anlatmak çok güç. O, o kadar basit ki. Gençliğimde pazar günleri ''yazın ve baharda'' mahallemizin çocuklarını toplar, sabahtan onları kırlara, ormana götürürdüm. Kuşlar kadar neşeli bu küçük adamlarla dostluk yapmak hoşuma gidiyordu. Çocuklar, şehrin tozlu ve loş sokaklarından kurtulmağa can atarlardı. Anneleri onlara birer parça ekmek verir, ben de hoşlarına gidecek yiyecekler satın alırdım. Sonra büyücek bir şişeyi şıra ile doldurur ve

Maksim GORKİ
30 Mar4 dakikada okunur


CEMİLE
CENGİZ AYTMATOV Louis Aragon'un dünyanın en güzel aşk hikayesi dediği Cemile , Cengiz Aytmatov'un 1958 yılında basılan uzun öykülerinden biridir. * Louis Aragon'un dünyanın en güzel aşk hikayesi dediği Cemile , Cengiz Aytmatov'un 1958 yılında basılan uzun öykülerinden biridir. Kocası savaştan çok uzun bir süre gelmeyen Cemile , zorunlu erzak taşımacılığı yaptığı sırada savaştan sakat olarak gelmiş Danyar adlı bir delikanlı ile tanışır. Cemile ile Danyar arasında bir aşk

maviADA
14 Şub1 dakikada okunur


İSTANBUL'DA BİR GÜN
Niyazi UYAR * 06.30 saatin ziliyle uyandım. Biraz sağa sola dönmek, keyif yapmak geçti içimden. Yapamadım, fırlattım attım yorganı. Yatak da sıcacık kalkmak ıstırap geldi, delik deşik olmuştu uykum, uyuyamamıştım zaten. Ama sabaha karşı biraz dalmışım. İstemeye istemeye hazırlanmaya koyuldum. Uğur'a baktım, uyuyordu daha, kıyamadım "birkaç dakika daha uyusun yavrucak." Annemiz kahvaltıyı hazırlamaya başlamıştı çoktan, yardım etmeliyim, yetişemeyiz yoksa, yaşam paylaşmaktır, d

Niyazi UYAR
30 Ara 20257 dakikada okunur


ÇİNGENELER
Doğan SOYDAN * Arka arkaya dizilmiş dört at arabası ile bu arabaların sağında solunda salkım saçak yürüyen bir kalabalık, köye doğru geliyordu. Onları daha köyün uzağındayken tanıyan kır bekçisi Yahya, “Vay eviniz yıkıla, şunların gelişine bakın hele! Gelin gelin bu köyde Osmanlı’nın hazinesi var!” diyerek ortaya bağırdı. Harman yerinde oturanlar kalkıp o yöne doğru bakıştılar. At arabaları ve yanında yürüyenler, “İtsöğüdü” denilen yere gelince kim oldukları açık seçik orta
Doğan Soydan
29 Ara 20257 dakikada okunur


Şapkamı Çıkarmam
Doğan SOYDAN * ÖYKÜ * (Halkın kıyafetini modern dünya ile uyumlu hale getirmek için 25 Kasım 1925'te "Şapka İktisası Hakkındaki Kanun" kabul edilmişti. 1934'te çıkarılan bir kanunla da din görevlilerinin ibadet yerleri dışında dini kıyafetlerle gezmeleri yasaklanmıştı. Cumhuriyet'in ilk yıllarında yapılan her yenilik gibi, TÜRKİYE'yi muasır medeniyetler seviyesine yükselmek içindi. Ne var ki aynı dönemde farklı bir kanunla resmi yerlerde şapka ve benzeri başlıklarla re
Doğan Soydan
1 Ara 20255 dakikada okunur


087956'IN SIFIRI
Tarık BUĞRA * ÖYKÜ * Fatih taraflarında -amca derim- bir uzak akrabam oturur. Hali vakti yerindedir. Üstelik bir radyosu, küçücük, bebek yastığı gibi bir kedisi ve on altı, on yedi yaşlarında da bir kızı vardır: Kumral saçlı, taptaze, kadife tenli, iri, yeşil gözlü, canlı, cana yakın bir şey. Adı da İclâl. Bana gelince, ben işte böyle, yirmi üç yaşımda, bütün varlığı ve avuntusu sık saçlar, sağlam dişler ve kırmızı bol, kocaman düğümlü kravatı olan, pansiyoner bir tıp taleb

Tarık BUĞRA
28 Kas 20255 dakikada okunur


Dülger Balığının Ölümü
Sait Faik ABASIYANIK * ÖYKÜ * Hepsinin gözleri güzeldir. Hepsinin canlıyken pullan kadın elbiselerine, kadın kulaklarına, kadın göğüslerine takılmaya değer. Nedir o elmaslar, yakutlar, akikler, zümrütler, şunlar bunlar? Mümkün olsaydı da balolara canlı balık sırtlarının yanar döner renkleriyle gidebilselerdi bayanlar; balıkçılar milyon, balıklar şan ve şeref kazanırdı. Ne yazık ki soluverir ölür ölmez, öyle ki büzülmüş böceklere döner balık sırtının pırıltıları. Benim, size ö
Sait Faik Abasıyanık
26 Kas 20254 dakikada okunur


Öğretmen Duyşen
KİTABI OKUYUN Dünyanın En Güzel Öykülerinden Biri ÖĞRETMEN DUYŞEN / CENGİZ AYTMATOV * 25 Sayfa ,Tekmili Birden * resme TIKLAYIN * Bu PAZAR ÖĞRETMENLER GÜNÜ ÖNCESİ harika bir armağan okuyun PİŞMAN OLMAYACAKSINIZ... / resme TIKLAYIN 06.12.2020

maviADA
24 Kas 20251 dakikada okunur


CİNCİ HOCA
Niyazi UYAR * Şükriye enine boyuna sınıfın en kuvvetli öğrencisiydi. Ablası ebeydi. “Ebe Hanım!” Yeni atanmıştı köye, bir de babaları vardı: Muhittin Hoca! Muhittin Hoca, az konuşan biriydi. Köy halkının yabancılara olan sempatisinden dolayı kafasına uygun, konuşup anlaşabileceği birilerini bulmuştu. Defineciliğe meraklıydı. Köye dair topladığı bilgilerden köye beş kilometre mesafede Lidyalılara ait tarihi bir mekânın olduğunu öğrenince, çok sevinmişti. Yağmurdan sonra köylü,

Niyazi UYAR
30 Eki 20256 dakikada okunur

bottom of page


