Senin Korkuların Benim İnceliğim


Cumartesi Şiirleri

Ayrılık ne biliyor musun?

Ne araya yolların girmesi,

Ne kapanan kapılar,

Ne yıldız kayması gecede,

Ne ceplerde tren tarifesi,

Ne de turna katarı gökte.

İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!

İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini,

Birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine.

Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken,

Duvarlara dalıp dalıp gitmesi.

Türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrılık.

Ödünç sesle konuşan bir kalabalık içinde

Kendi sesiyle silinmek.

Birdenbire büyümesi

Gülüşü artık yaprak kıpırdatmayan bir çocuğun.

İnsanın yaşlandıkça kendi kuyusuna düşmesi

Bir kadının yatağına uzanan kül bağlamış bir gövde.

Saçına rüzgar,

Sesine ışık düşürememek kimsenin.

Parmaklarını sözüne pınar edememek

Uzaklarda bir adamın üşümesi

Bir kadın dağlara daldıkça.

Işıklı vitrinlere bakmadan geçmek çarşılardan

Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun.

Evlerle sokaklar arasında bir ayrım kalmaması

Ayrılık yağmurdan vazgeçiş, sudan üşüme

Yalnızca gölge vermesi ağaçların

İyiliğin küfre dönmesi ayrılık.

Güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya

Başını alıp gitmek gibi bir geri dönüş

İki adımından birisi insanın, sevincin kundakçısı,

Hüznün arması, süren korkusu inceliğin.

Ayrılık, o küçük ölüm!

Usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan.

***

Şimdi anlıyor musun

Gidişinin neden ayrılık olmadığını,

Bir yaprak düşmesi kadar ancak,

Acısı ve ağırlığı olduğunu.

Bir toplama işleminin

Sonucunu yazmak gibi bir değer taşıdığını.

Boşluğa bir boşluk katmadığını,

Kar yağdırmadığını yaz ortasında....

***

Ayrılık, o köpüklü öpüşlerin ardından

Kalkıp ağzını yıkadığında başlamıştı.

Ben bulutları gösterirken,

“Bulmacanın beş harfli bir yemek sorusuna”

Yanıt aramanla halkalanmış,

“Aşkın şarabının ağzını açtım,

Yar yüzünden içti murt bende kaldı”

Türküsü tenimde düğümlenirken,

Odadan çıkışınla yolunu tutmuş,

Dağlarda öldürülen çocukların

Fotoğraflarını kenara itip,

“Bu eteğin üstüne bu bluz yakıştı mı?”

Dediğinde varacağı yere varmıştı çoktan.

****

Ne mi yapacağım bundan sonra?

Ayak izlerimi silmek için

Sana gelen yolları tersinden yürüyeceğim önce.

Şiir okumayacağım bir süre,

Hediyelik eşya satan dükkanların

Önünden geçmeyeceğim.

Senin için biriktirdiğim yağmur suyunu,

Bir gül ağacının dibine dökeceğim.

Yeni bir yanlışlık yapmamak için

Telefonlara çıkmayacağım

Ardı kuş resimli aynalar

Arayacağım mahalle pazarlarında

Gençliğimi anımsamak için.

Emekli kahvehanelerinde yaşlılarla konuşarak,

Sonumu görmeye çalışacağım.

Fotoğraflarını güneşe koyacağım,

Bir an önce solsun diye.

İçinde ay ışığı, iğde kokusu ve begonvil bulunan

Tüm resimleri duvarlardan indireceğim

Mican türküsünü asacağım yerlerine.

Falcı kadınlara inanmayacağım artık

Trafik polislerine adres sormayacağım.

Geleceğe ışık düşüren bir gülüşle

Gülmeyeceğim kimseye.

Fesleğenden başka bir çiçek

Koymayacağım penceremin önüne.

Büyük kentlerin varoşlarında çırpınan

Üç milyon yurtsuza evimi açacağım.

Nerde bir kayıp, bir faili meçhul varsa

Bıraktığı acının yanına resmini asacağım.

Şaşırma! Yetimi korumak için

Yeni aşklar bulacağım kendime.

***

Ne yapacağımı sanıyorsun ki?

Tenin tenime bu kadar sinmişken,

Ömrüm azala azala akarken önümde,

Gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken..

Senin korkularını,

Benim inceliğimi doldurup yüreğime,

Bıraktığın boşluğu yonta yonta

Binlerce heykelini yapacağım.

***

Şükrü Erbaş: 1953'te Yozgat'ta dünyaya gelen Şükrü Erbaş, ilk ve ortaöğrenimini Yozgat'ta tamamladı. Ankara'da Gazi Eğitim Enstitüsü Sosyal Bilimler Bölümünden 1978'de mezun oldu. Toprak Mahsulleri Ofisinde memurluk ve yöneticilik yaptı, bu kurumdan emekli oldu.


Yarın dergisi yazı kurulunda görev yaptı (1984) . Edebiyatçılar Derneğinde yöneticilik görevinde bulundu. (1993-1999) Şair, halen Antalya'da yaşamaktadır. Şükrü Erbaş, ilk şiirini Varlık dergisinde, 1978 yılında yayınlandı. "Yolculuk" adlı şiir kitabıyla, 1987 Ceyhun Atuf Kansu şiir ödülüne değer görüldü. Ayrıca, "Dicle Üstü Ay Bulanık" şiir kitabıyla 1996 Orhon Murat Arıburnu şiir ödülünü, "Üç Nokta Beş Harf" şiir kitabıyla 2002 Ahmed Arif şiir ödülünü ve "Gölge Masalı" adlı şiir kitabı ile de 2005 Ömer Asım Aksoy şiir ödülünü kazandı.


Şiir, edebiyat ve yaşam üzerine denemeler yazdı. Denemelerini "İnsanın Acısını İnsan Alır" (1995) ve "Bir Gün Ölümden Önce" (1999) adlı kitaplarında toplayan Şükrü Erbaş'ın, "Gülün Sesi Gül Kokar" (1998) adlı düzyazılarından oluşan bir kitabı da vardır.

mavi

ADA

2002

Hayat ve Sanat

Emek veren herkesin ADAsı

<?php include_once("analyticstracking.php") ?>

© 2018 maviADA