top of page

Ara


SABAHLARI YENİDEN
ASIM ÖZTÜRK * -Datça- Az sonra yaz pencereden seslenecek Uyandıracak, Sabahları sulara düşen ışıklarıyla mor çiçekler, Sokaklara açılan avlu kapıları Uyandıracak, Pazarcıların ayak sesleri Bugün çarşılarını dolaştık Datça’nın Yeşil can erikleri, sokaklara dökülen dutlar, Güneş yanığı satıcıların yüzleri, Badem çiçekleri, begonvillerin renkleri Çıkıp gelmişler uzaklardan motorlar Durgun bir deniz kadınların gözleri; Küçük tepele
Asım Öztürk
4 gün önce1 dakikada okunur


GİTME KAL
ARİF DAMAR * Nice nice acıları aklına getir Bunca yoksulluğu aklına getir Gözyaşlarını aklına getir "GİTME KAL" var yok dinlemez bir çocuk isteğidir Gitme aklına getir Kıraç mı kıraç toprakların üstüne Güneşler açar yağmur kesilince Çırılçıplak kayada yetişir incir ağacı Dağların kuytusunda bir uslu çiçek Dağıtır mevsimi kendi kendine Gitme beraberlik içinde Nasıl sevinirdik aklına getir Her şeyi her şeyi aklına getir Gece yarılarını aklına getir Söylediklerini aklına getir S
Arif Damar
23 Tem1 dakikada okunur


PALAMUT BÜKÜNDE
ASIM ÖZTÜRK * -Palamut Bükü-Datça- Taşlar da kalır dedim kıyılara Denizin izleri de, Kanatlanıp uçar ya dalgalar Bulutlara duyurur sesini, Sen dağlara takılıp kalan bulutlardan Yağmurları umarsın, Kayanın dibinde büyüyen badem ağacı, Ilgınların mor çiçekleriyle konuşurken, Duymaz biliyorum, hiç duymaz Ardıç ağaçları Taş duvarın yanındaki sardunyaları, Kızıl gülleri kırılıp düşen balıkçılar Geceden önceki denizi bilmez Zıplay

maviADA
20 Tem1 dakikada okunur


Gök Kuşağı Olsak
AHMET İLBAŞ * Tüm renkleri getirsek bir araya Gök kuşağı olsak Tüm dillerden Ortak bir türkü Yaksak, Coşkuyla söylesek Bir ağızdan, Milyonlarca el tutuşsa El ele Kucaklasak dünyayı, Çepecevre Milyonlarca elin kucaklamasıyla... Sevsek her rengi, Her insanı, emek düşmanları hariç, Ağacı, ormanı, kuşları, Doğayı, tüm canlıları... Düşer savaş uçakları Bir daha uçmamak üzere. Dağılır paletleri tankların, Paslanır namlular... Dilenir silah tüccarları, Büyük kentlerin, En kalabalık
Ahmet İLBAŞ
18 Tem1 dakikada okunur


GİTTİN
AHMET İLBAŞ * Gittin ! Pazaryerinde, panayırda kaybolmuş çocuklar gibiyim; Şaşkın ve çaresiz... Gittin ! Habersiz, ışıksız, yağmursuz, dūnyayı bırakarak; Özūnū, içini boşalttın yaşamın Vedalaşsan, gidemeyeceğinden korktun belki... Kanatsız kaldım, Dūşlerin göğūnde, kanat seslerimiz olmayacak bir daha. Sınırsızlığa nokta koydun Oysa, sevmezdin noktaları... Kalleş demeyeceğim sana; Bir bildiğin vardır, belki benim bilmediğim... Gittiğinden beri, sokaklara çıkmamıştım, Çıktım dū
Ahmet İLBAŞ
11 Tem2 dakikada okunur


FERMUAR
METİN ALTIOK * Leylâklar açtığında O zaman ne zamandır Elbet işleridir açmak Leylâkça bir zamanda Peki ne zamandır Yüreğinin testi gibi Kolayca tutulacak Kulp taktığı boynuna Ve biri el atsın diye Sabırla beklediği Karnında uğuldayan Mahzun rüzgârlarıyla Ne zamandır o zaman Kolay geçmesin diye Düğüm atan kendine Belirli aralıklarla Seferberlikten önce

Metin ALTIOK
9 Tem3 dakikada okunur


ÖZLEM
ASIM ÖZTÜRK * - Datça- Siz rüzgârları bekleyen Erkenci çocukları denizlerin, Taş duvarların dibinde Zakkumlara tutunup Datça’da Salıvermişsiniz suskunluklarınızı sulara, Bilmiyorlar, konuşmadınız, çağrılmadınız Uzak denizlerden duyulmaz sesiniz, Suların kucağında denizin memesine sarılmış, Yoksul çocuklarıydınız zamanın, Süt kokulu güneş Kıyılar ak köpükler içinde, Oynardınız, Çıplak yalın ayaklarınız; Taşlı burunun oradan Kanatlarını esintiye salıv
Asım ÖZTÜRK
6 Tem1 dakikada okunur


Rüzgar Olabilsem
Ahmet İLBAŞ * Rüzgar olabilsem; Dolup bir yelkenlinin ciğerlerine, Soluksuz yalayıp geçsem, tüm mavilikleri,,, Hayalleri, düşleri alıp, Bir yağmur bulutuna sarsam Ve yağsam biteviye, Düşsüzlüğün bahçelerine... Ve vursam kendimi, Umutsuzluğun,yalnızlığın, En sivri, en keskin kayalarına... YARALARIMDAN anlasalar beni. Tüm ışıltılı gözlerin, ışıltılarını alıp, Yıldızların gözlerine koysam, Tüm mevsimleri, süpürüp atsam, Boyasam, dünyanın ufuklarını Sevdanın gözlerindeki baharın
Ahmet İLBAŞ
4 Tem1 dakikada okunur


SESSİZ ÇIĞLIK
MEHMET ŞAMİLOF * Sabahın altısı Sokakların sessiz çığlığına Kargaların avazı eşlik ediyordu Gözlerini henüz açmamış pencereler Geçmişin yükünü taşıyan kaldırımlar Ve her adımda biraz daha ağırlaşan O tanıdık, o hırçın yalnızlık Ne yana dönse insan Bir kentin uykulu yüzü çarpıyor gözlerime İçimizde yarım kalmış ne varsa, Bu gri serinlikte dökülüyor peşimiz sıra Kargalar anlatıyor sanki Sokakların dilsiz acısını Biz susuyoruz Şehir dinliyor 25 Haziran 06
Mehmet ŞAMİLOF
30 Haz1 dakikada okunur


UMUDA YÜRÜMEK
ASIM ÖZTÜRK * - Datça- Siz sulara bakarken Irmaklara söyledim dağları Kuşların kanatlarını çitiledim Gökyüzünden akan bulutlarda, Yeni doğan güneş silerken ışığıyla Sabahın eşiğindeki karanlığı, Siz çağırın pencereleri Açılan kapıları, evleri çağırın Uyansın emeğin şafağı, Dağılıp yitip giderken puslu dili zakkumların Suskun toplulukları tutup kaldırın, Tomurcuğun sesini kızıl alevlerle yükseltin Yansın yakamızdaki karanfil, Siz kuşları bırakın Uçmanın sevincini anlatsın kan
Asım ÖZTÜRK
29 Haz1 dakikada okunur


DİRENİR DEDİM
ASIM ÖZTÜRK * - Bahçem- Düşmez dedim Bu fırtınaya da dayanır, Acının tayları aşar ağılların duvarlarını, Esip kırsa da çayırların umutlarını Düşmez dedim, Filiz süren dal tutunur karanlık olsa da ormana, Suskunluğun yuvalandığı gecede Gözler hep uzaklardadır, Yıldızların ışıltısında aralar Sözcüklerin perçinlerini, Çözer dağ bayır, Akar gider yaşamın yollarından; Direnir dedim Yer gök karanlığı sürgülese de üstüne Duyar kıvılcımla at
Asım ÖZTÜRK
22 Haz1 dakikada okunur


Fahriye Abla
Ahmet Muhip Dranas * Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar Kapanırdı daha gün batmadan kapılar Bu afyon ruhu gibi baygın mahalleden Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışsın sen! Hülyasındaki geniş aydınlığa gülen Gözlerin, dişlerin ve ak pak gerdanınla Ne güzel komşumuzdun sen Fahriye abla Eviniz kutu gibi küçücük bir evdi Sarmaşıklarla balkonu örtük bir evdi Güneşin batmasına yakın saatlerde Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede Yaz kış yeşil bir saksı ıtır pencerede Bahçede akasy
Ahmet Muhip Dıranas
21 Haz1 dakikada okunur


Jorge Luis BORGES
BİR KÖR * Ne zaman aynadaki yüze baksam, bilmiyorum hangi yüz bana bakıyor; bilmiyorum hangi yaşlı yüz sessizce ve bezgin bir öfkeyle kendi imgesini arıyor. Karanlığımda yavaşça görünmeyen çizgilerimi araştırıyorum ellerimle. Bir kıvılcımın ışığı sızıyor içime. Saçlarını tanıyorum, külrengi, hatta altın sarısı olan. Gene söylüyorum yalnızca boş ve yapay yanlarını yitirdim eşyanın. Bu soylu sözler Milton’un bilgeliği, ama ben gene de harfleri ve gülleri düşünüyorum. düşünüyoru

maviADA
14 Haz4 dakikada okunur


Başkalarının Eskilerini Giyenin Şarkısı
SENNUR SEZER * Satın alınmış düşleri, bıkıp fırlattığınızda Ardınıza bakmayın Oradayım. Ayışığında bir öpüşme düşü, Eskitilmiş bir kadife bluz, sim işlemeli Ve yenilenen balayı, dantel askılı Yaramaz işime... ben üşüyorum. Sıcacık bir şey gereken Düşlerime. Yarım bırakılmış çorba, Geri çevrilmiş biftek ve “ihanet” yabancı bana İnce topukları yaz takunyalarınızın Bana kalın, yıkanmaya dayanıklı Akrabalar kadar tanıdık bir şey gerek Rengi de, rengi de olmalı elbet Yıpranmışlığı
Sennur Sezer
12 Haz1 dakikada okunur


1940 Şiiri Üzerine
* ŞENOL YAZICI * Geçenlerde izlediğim 1940 Şiiri üzerine bir etkinlikten sonrası yazdıklarıma yoğun tepki aldım. Bir bölümü haklıydı. Bir bölümü ise saçmalık... Bazıları niyet okuma ya da özel bir facebook sayfasında alınan notlara gereğinden fazla misyon yüklemeydi. Bu eleştirileri şöyle özetleyebilirim. * Ayrıntı etkinlikte işlenmemiş, üstün körü geçilmişse, neden sen o zaman sormadın ya da anlatmadın? * Konuşmacı yazara gösterdiğin abartılı nezaket sanki bir yergi taşıyor
Şenol YAZICI
23 May3 dakikada okunur


Anneler Günü
yeşildir artık yüreğinde kara bulut bugün anneler günü annem beni unut evde acılar koynuna yan gelip yatmış inadına giyin sen de mayısa batmış yürü sokakta çocukların düşü aksın yürü ki saksıda çiçekler sana baksın diline geç anılarından bir türkü seç beş yıl büyüdüğüm okulun önünden geç ıslanırsa anıların güneşte kurut senin günün bugün unutma, beni unut git mavi denizin tam kıyısında dur durma eteğinden beni bir daha savur annem yıldız kayıyor içinden dilek tut
Nevzat ÇELİK
10 May1 dakikada okunur


Sevdadır
ARKADAŞ ZEKAİ ÖZGER * Sevdadır Arkadaş Zekai ÖZGÖR Göğü kucaklayıp getirdim sana kokla açılırsın Solmuşsun benzin sararmış yorgun bir işçinin yüzüne benziyor yüzün öyle bükük bakma bana Çam kolonyası getirdim sana kentli dağlıların haklı sevdasını bolu ormanlarından çarpan bir koku sanki köroğlunun ter kokusu aman kokusu, billah kokusu canlarım, canım benim Üzme kendini bu kadar sana umudu öğretemeyenlerin suçu mu var bak yeryüzü ne kadar geniş ne kadar dar Dur akıtma gö
maviseçki
5 May2 dakikada okunur


Sen Anlat
YUSUF ERBAY * sen anlat bana bu şehri şiirleri satanlar anlatmasın… yok olan terasların kızıl kiremitlerini buğusu çocukluğunu ısıtan akşam simitlerini… sen anlat nisanlarda pencerene koşan ağaçlarını bu şehrin ilk yaz kuşlarını… ilk aşık olduğunda çatıların gülüşünü yerini sevmeyen çiçekler gibi her seferinde mutsuz oluşunu her şehirde bu şehri buluşunu… sen anlat bana durmadan hatıra olan şehrimizi şiirleri satanlar anlatmasın…
Yusuf Erbay
25 Nis1 dakikada okunur


Sağdıç Kuşum
YUSUF ERBAY * Sağdıç kuşumun Pençesi demir Kanadı kardı… Sarıya çalardı Ateş tüyleri Yarenlik için Beni arardı… -Faniydi bencileyin Göç zamanı Vakti sorardı. (Yaz rüyası Ocakta söndü, Sihir çözüldü… Su gölgesi Islattı dolunayı Sağdıç kuşum Terk etti yuvayı…)
Yusuf Erbay
18 Nis1 dakikada okunur


Nikolay Stepanoviç Gumilyov
Fark Edilmez Atlar Gibi * Ayırt edilemez atlar gibi, Acı dolu günlerimle parlıyor, Sanki tüm yaşayan güller soluyor, Ve tüm yaşayan bülbüller ölüyor. Ama o da üzgün ve üzgün, Tek mürebbiyem - aşkım , Ve saten derisinin altında, Zehirli kan şimdi hareket ediyor. Ve yaşadığım dünyada durursam , çünkü bir hayalim var: İkimiz de, iki kör çocuk gibi, Dağların kenarlarına gideceğiz, Bulutların çok beyaz ve yakın olduğu, Vadilerde sadece keçilerin koştuğu yer, Sonsuza dek

maviADA
15 Nis3 dakikada okunur

bottom of page


