top of page

Ara


Bir Mektup
EZRA POUND * Alnımın üzerinde saçım dümdüz kesilirdi daha; Oynardım sokak kapısının önünde, çiçek derlerdim. Bambu sırıklarına binmiş gelirdin, atlılar gibi, Dört dönerdim yörende, mürdüm erikleriyle oynardın. Chokan köyünde yaşayıp gidiyorduk işte: İki küçük çocuktuk, sevgiden gayrisini bilmeyen. Ondördümde vardım sana, efendim benim. Gülemezdim karşında, sıkılgandım çünkü. Başımı eğer, duvara çevirirdim yüzümü. Kırk kere de çağırsan, gözüm yerden kalkmazdı. Onbeşimde yüzümü
Ezra Pound
31 Eki 20251 dakikada okunur


CİNCİ HOCA
Niyazi UYAR * Şükriye enine boyuna sınıfın en kuvvetli öğrencisiydi. Ablası ebeydi. “Ebe Hanım!” Yeni atanmıştı köye, bir de babaları vardı: Muhittin Hoca! Muhittin Hoca, az konuşan biriydi. Köy halkının yabancılara olan sempatisinden dolayı kafasına uygun, konuşup anlaşabileceği birilerini bulmuştu. Defineciliğe meraklıydı. Köye dair topladığı bilgilerden köye beş kilometre mesafede Lidyalılara ait tarihi bir mekânın olduğunu öğrenince, çok sevinmişti. Yağmurdan sonra köylü,

Niyazi UYAR
30 Eki 20256 dakikada okunur


Deniz Mezarlığı
PAUL VALERY * Üstünde güvercinler gezen şu rahat damın Kalbi atar ardında birkaç mezarla çamın Şaşmaz öğle zamanı ateşlerle yaratır Denizi, denizi, hep yeni baştan denizi Tanrıların sükunu çeker gözlerimizi Bir düşünceden sonra, ah o ne mükafattır İnce pırıltıların o ne saf hüneridir Bir seçilmez köpükte nice elmas eritir Nasıl bi sükun sanki peyda olur o demde Ve güneş uçurumun üstüne gelir durur Ebedi bir davanın saf marifeti budur Zaman kıvılcım, hülya bilmek olur âlemde B
Paul VALERY
30 Eki 20251 dakikada okunur


Cumhuriyet
MERAKLISINA Tarih içinde belli başlı yönetim biçimleri: 1. Mutlak Monarş i: Tek kişilik yönetim biçimidir. Devleti yönetme yetkisi tek bir kişinin elinde olup, kişi bu yetkisini ömrünün sonuna kadar kullanır ve yönetim soyuna geçer. Osmanlı Devleti’nde bu yönetim biçimi uygulanmıştır. 2. Aristokras i: İktidarın soylular sınıfının elinde olduğu bir yönetim biçimidir. Ortaçağda Avrupa devletleri, bugün sembolik biçimde İngiltere buna örnektir. 3 . Federasyon/ Konfederasyo

Şenol YAZICI
29 Eki 202510 dakikada okunur


Aşık Cahille Sohbeti Kesti
Zeliha AYDOĞMUŞ * Aşık cahille sohbeti kestiğinden beri Varmıyor dilim umut demeye Tekdüze bir kısır döngü Zincirleme dudaklar Dağ başlarına çökmüş pençe pençe Diller kara bulutlara sövgüde Aranıp durduğum Kollarım uzadıkça kaybolan Bir şeyler var Ölümüne Can siperhane dövüştüğüm yerde Ne kadar da uzak Bulamadığım şeyler Orman ormana sabahlar Ağaçlar ve kozalaklar Yıkanmış yüzler nerede

Zeliha AYDOĞMUŞ
27 Eki 20251 dakikada okunur


Roman, İnsan ve İdeoloji
Şenol YAZICI * AYNA, AMA ASLINDAN DAHA MÜKEMMEL Roman yol boyunca gezdirilen aynadır, der Stendhal. Yolumuz neyse romanımız da, encamın da ancak odur. Ama... Asla gerçek değildir. Kitaba göre roman, töre ya da karakter incelemesi yapan bireyin iç ve dış çatışmalarını ele alan, tutku ve duygularını çözümleyen, hem nesnel hem öznel bir dünya kuran, gerçekle bağlantısı ne olursa olsun özünde kurgusal bir türdür... diye tanımlanabilir. Gerçeğe çok benzeyen, ona paralel, ama asla
Şenol YAZICI
26 Eki 202513 dakikada okunur


Sokak Fenerleri
Ali Canip YÖNTEM * Ölü bir camdan ağlayan korku İnliyor serserî ve boş geceye; Kaldırımlar bütün sükût, uyku... Her duvar, her kovukta şimdi niye? Bir büyük göz niyâz eder, ağlar "Bitsin artık bu gizli şüphe! " diye... Korkarım... Saklanır heyulâlar... Bana der: İşte bir sahîfe oku, Sarı gölgemde hasta kalbin var! Ölü bir camdan ağlayan korku... * Ali Canip Yöntem (1887 İstanbul - 26 Ekim 1967), Türk şair, yazar, edebiyat tarihi araştırmacısı ve siyasetçi. Selanik Hukuk Mekt
Ali Canip Yöntem
26 Eki 20251 dakikada okunur


Yaralı
YAŞAR MİRAÇ * Bir yaralı sevdalıyım Göğsümün gürgün pınarı Gonca güller karanfiller Moran gelincikler kanar Bir kırık badem dalıyım Yurdumun yorgun kuşları Ala şahinler turnalar Yuvaları dağıtılan Toy kanatları kırılan Emekcen gurbet kuşları Sürgün kuşlar bana koşar Bir çamlıbel maralıyım Ayçe sudan içmedeyken Gökten bala geçmedeyken Avcılar ağına düştüm Yarıldı göğsümün narı Yaralıyım yaralı Defne Dalım Sarın Beni Yaralıyım yaralıyım Güvercinim örtün beni Irmaklarım yunun be
Yaşar MİRAÇ
23 Eki 20251 dakikada okunur


İSLAMOĞLU ZEYBEĞİ
Niyazi UYAR* “Hanım hanım, hazır mı, geleyim mi?” diye seslendi ikinci katın balkonunda sağa sola, ara sıra da onlara bakan eşine. Apartmanın önünde komşusu Serpil Hanım’a rastlamış, ülke gündemine dair konuşup ederlerken, cam balkondan acaba ne konuşurlar, diye kulaklarını dört açmış çevreye göz gezdiren eşi, bir yandan da onları duymaya çalışır! “Hazır hazır, bekliyorum, hadi yemekler soğuyacak! Tam da isteğine uygun mükellef bir sofra. Hadi ama sofra beklemez, siz de buyur

Niyazi UYAR
23 Eki 20253 dakikada okunur


Burası Türkiye Sultanım
ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN * Burası Türkiye Sultanım Rahat vermezler sevişenlere Burada kadınların koynuna Bıçak tehdidiyle girilir Burada Aşıklara kelepçe vurulur İnsanlarımız yoksun yaşarlar aşktan Ve şaşarlar sevişenlere Kadına değer verene erkek demezler Burada Sevenleri ve sevişenleri Sevmezler sultanım sevmezler Köylerde daha çok kadınlarımız çalışır bizim Sabah ezanıyla kalkarlar Doyururlar insanları ve hayvanları Sonra vururlar çocuklarını sırtlarına Tarlaya koşarlar yalın a
Ümit Yaşar OĞUZCAN
22 Eki 20252 dakikada okunur


Bir Ceylan Gibi Mahzun Bakışın
İVAN BUNİN * Senin bir ceylan gibi o mahzun bakışını Ve ne varsa, öylesine yürekten sevdiğim o bakışta Unutmadım, üst üste yığılan hüzünlü yıllarda Fakat görüntün, zihnimde gitgide dumanlandı Gün gelir, yürekte hüzün de söner artık Ne mutluluğun, ne acıların olduğu bir yerde Düşler de, anımsayışlar da silinir gitgide Kalır sadece, her şeyi bağışlatan bir uzaklık... Türkçesi: Ataol BEHRAMOĞLU İvan Bunin İvan Alekseyeviç Bunin (Rusça: Иван Алексеевич Бунин; d. 10 Ekim / 22 Ekim
İVAN BUNİN
22 Eki 20251 dakikada okunur


DAYANILMAZ
* Arif DAMAR Gözlerini ölüm bürüdü onların korkulu rüyalarda uyanıyorlar uykularından. Günden güne daha cana yakın günden güne daha yaşanacak hale gelsin diye her gün daha sağlam daha usta daha kahraman ellerle onarılan yeryüzü eskisinden dar geliyor onlara eskisinden düşman. Ne günün ilk ışığı ne balık sürülerinin ışıldaması suda ne güneşe uzanan dal ferahlık vermiyor içlerine. Çalınan insan emeği yaşatmaz oldu korkulu rüyalarla uyanarak uykularından korkunç kararlar verdile

maviADA
21 Eki 20253 dakikada okunur


Eski Ev
* ESKİ EV İlk günden hatırlarım etrafını saçağın, Bir asma kuşatırdı körpe filizleriyle. Kokularla cezbedip küçük, çapkın kuşları, Buğulu taneleri uzardı pencereye. O baldan salkımları bize yaklaştırırdı Uzatarak annemiz bembeyaz ellerini, Biz ,onun çocukları geri verirdik tekrar Kuşlara üzümleri, emilmiş dallarını. Seneler aktı gitti, artık ne kuş, ne anne Biçare yaşlı asma sarardı ve çürüdü. Kapıyı, duvarları vahşi otlar bürüdü, Ve ben, ben ağlıyorum, o günlerin peşinde. AL
ALPHONSE De LAMARTINE
21 Eki 20251 dakikada okunur


Arif Damar
SAAT SEKİZİ GEÇ VURDU * Kime ne desem Boyuna kendimi dinliyordum eski yağmurları dinliyordum Düşünmeden biliyordum deniz ılıdı Dökülen çelik katı Yürüyenler yan yana Yüzümü güneşte dinlendirsem Dağın dağ olduğunu bilsem ovanın ova ağacın ağaç Kurtulurdum Çok köprülü sular gibi git git bitmedi Boyuna kendimi dinliyordum eski yağmurları dinliyordum Saat sekizi geç vurdu Giden gitmiş hüznü ayaklandırmak boşuna Düşünmeden biliyordum Arif Damar 23 Temmuz 1925-20 Ekim 2010 * Çanakk

maviADA
21 Eki 20252 dakikada okunur


Sarhoş Gemi
Arthur RIMBAUD * Ölü sularından iniyordum nehirlerin Baktım yedekçilerim iplerimi bırakmış; Cırlak kızılderililer, nişan atmak için Hepsini soyup alaca direklere çakmış. Bana ne tayfalardan; umurumda değildi Pamuklar, buğdaylar, Felemenk ve İngiltere; Bordamda gürültüler, patırtılar kesildi; Sular aldı gitti beni can attığım yere. Med zamanları, çılgın çalkantılar üstünde, Koştum, bir çocuk beyni gibi sağır, geçen kış Adaların karalardan çözüldüğü günde. Yeryüzü böylesine all
Arthur RIMBAUD
20 Eki 20252 dakikada okunur


ARABA ŞEYSİ!
Suat DELİBAŞ * 25 yıl önce, eski model ....marka ilk arabamı almıştım. Arabaya gözüm gibi bakıyorum, tek laf ettirmiyorum. "Böyle rahat, şöyle konforlu, çok geniş, bir yol tutuşu var anlatamam, manevra desen... say say bitiremiyorum." Haftada bir yıkamacıya götürüyor, elimde göğüs parlatıcı, jant cilasıyla arabayı okşayıp duruyorum. Bir müddet sonra, arabada bir arıza, iki arıza, tekleme, aşırı benzin yakma derken sanayiden çıkamaz oldum. Tamirci arkadaşlar: — Ya Suo, oğlum,

Suat DELİBAŞ
19 Eki 20252 dakikada okunur


Kemalettin Tuğcu
Nurten B. AKSOY * "Yirmi altı yaşıma kadar münzevi bir hayat yaşadım. Ne mektebe gittim ne de gençlik hayatı yaşadım. Yalnızlığın bana verdiği can sıkıntısıyla yazmaya başladım. On üç yaşımdan beri yalnız yazı yazdım, beni bu yazılar avuttu, yazdıklarımla yaşadım.” diyen, Türk edebiyatının en verimli yazarlarından olan; yazdığı öykü ve romanlarıyla bir dönem çocuklarına okuma sevgisini aşılayan Kemalettin Tuğcu bugünkü konuğumuz… Birinci Dünya Savaşı’nda iki kez yaralanmış Bi

Nurten B. AKSOY
18 Eki 20253 dakikada okunur


Çocuk Şehrim
Yusuf ERBAY * 1. Kuşlar gitmeden önceydi Beyaz kokardı akasyalar Âşıklar çeşmesi pembe akardı… Yol boyu hep çocuktuk Tellerde sıralanmış Serçeler kadar çoktuk… (Yakalar ana sütü Siyah önlük üstüne) Hani / Akasyalar beyazı dökmeyecekti Kuşlar şehri terk etmeyecekti Hani / Bu yolculuk hiç bitmeyecekti… 2. Açık havada renksiz filimler Çekirdek sesleri / gazoz molası İki film birden sahte mutluluk… Uğursuzlar aşkı kirletmemişti Masumdu yalanlar / saftı doğrular Kuşl
Yusuf Erbay
18 Eki 20251 dakikada okunur


Ingeborg Bachmann
GECENİN NAL SESLERİ * Ingeborg Bachmann * Gecenin büyük kapısı önündeki kara beygirin nal sesleri arasında, hâlâ titriyor yüreğim bir zamanki gibi ve uzatıyor eyeri uçarcasına, Diomedes'in ödünç verdiği yular gibi, kıpkırmızı. Güçlü rüzgâr öncülüğümü yapmakta karanlık yollarda ikiye bölerek uyuyan ağaçların kapkara örgüsünü, öyle ki, ay ışığıyla yıkanan meyveler korkuyla sırtlara ve kılıçlara atlamaktalar, ve ben indiriyorum kırbacımı sırtına, çoktan sönmüş bir yıldızın. Yaln

maviADA
17 Eki 20251 dakikada okunur


Her İnsan Öldürür Sevdiğini
OSKAR WILDE * Her insan öldürür gene de sevdiğini Bu böyle bilinsin herkes tarafından, Kiminin ters bakışından gelir ölüm, Kiminin iltifatından, Korkağın öpücüğünden, Cesurun kılıcından! Kimisi aşkını gençlikte öldürür, Yaşını başını almışken kimi; Biri Şehvet'in elleriyle boğazlar, Birinin altındır elleri, Yumuşak kalpli bıçak kullanır Çünkü ceset soğur hemen. Kimi pek az sever, kimi derinden, Biri müşteridir, diğeri satıcı; Kimi vardır, gözyaşlarıyla bitirir i
Oscar Wilde
16 Eki 20252 dakikada okunur

bottom of page


