BİR ABLANIN ANNELİĞE DÖNÜŞEN YILLARI Niyazi UYAR* Evin büyüğüydü Ayten Hanım, kardeşleri için paralıyordu kendini. Kocasına, “Ben onların ablasıyım, annem bize emanet etti, onlara sahip çıkmalıyız,” diyordu. Annesini erken kaybettiği için sorumluluğu bir kat daha artmış, birkaç evin "bir bileni" olmuştu. Çok sevdiği, ağzı var dili yok annesi, bir haziran ayında dermansız bir derde tutulmuştu. O haziran içinde de hani derler ya, “Tanrı sevdiklerini çabucak yanına alırmış.
BİR ABLANIN ANNELİĞE DÖNÜŞEN YILLARI Niyazi UYAR* Evin büyüğüydü Ayten Hanım, kardeşleri için paralıyordu kendini. Kocasına, “Ben onların ablasıyım, annem bize emanet etti, onlara sahip çıkmalıyız,” diyordu. Annesini erken kaybettiği için sorumluluğu bir kat daha artmış, birkaç evin "bir bileni" olmuştu. Çok sevdiği, ağzı var dili yok annesi, bir haziran ayında dermansız bir derde tutulmuştu. O haziran içinde de hani derler ya, “Tanrı sevdiklerini çabucak yanına alırmış.
Soren Aabye Kierkegaard ; 5 Mayıs 1813 - 11 Kasım 1855), Danimarkalı filozof ve teolog. Kuzeni Niels Christian Kierkegaard tarafından yapılan bitmemiş bir portresi Kierkegaard, dindar babasının etkisiyle din eğitimi alarak katı bir dini atmosfer içinde yetişti. Yaşamında bu çocukluğun etkisi görülür. Kendisi de dinsel düşünceleri olan birisi olmakla birlikte sürekli din adamlarıyla, kurumlarıyla ve düşünceleriyle çatışma halinde oldu. Mevcut Hristiyanlığın yozlaşmış olduğunu
ARKADAŞ ZEKAİ ÖZGER * Sevdadır Arkadaş Zekai ÖZGÖR Göğü kucaklayıp getirdim sana kokla açılırsın Solmuşsun benzin sararmış yorgun bir işçinin yüzüne benziyor yüzün öyle bükük bakma bana Çam kolonyası getirdim sana kentli dağlıların haklı sevdasını bolu ormanlarından çarpan bir koku sanki köroğlunun ter kokusu aman kokusu, billah kokusu canlarım, canım benim Üzme kendini bu kadar sana umudu öğretemeyenlerin suçu mu var bak yeryüzü ne kadar geniş ne kadar dar Dur akıtma gö
PAZAR OKUMALARI* Şenol YAZICI * "Edebiyat bazen meçhul bir adrese gönderilen bir betik, bazen bir S.O.S yazan bir aşk mektubu, bazen yıldızlara atılan bir kementtir," diyor Cemil Meriç, Attila İlhan'a yazdığı bir mektubunda. “Fakat daima çoğalmak, bir yalnızlıktan kurtulma arzusu… ” Yani aşk... Yasaklı yanı da ondan, engel aşkın doğasında zaten var. Yazının olmadığı devirde de kuşkusuz sözlü olarak etkili ve güzel söz söyleme sanatı olan edebiyat vardı. Ama sanki yazı ona s
-maviADA yazarlarından Nurten Bengi Aksoy'un yeni yayınlanan kitabı KAPILDIM GİDİYORUM edebiyat dünyasında farkındalık yaratmaya başladı. Aşağıdaki değerlendirme yayınevinin sayfasında yayınlandı.- OĞUZ KEMAL ÖZKAN * Bir Yaşam Anlatısı Ve Hafıza Metni * Nurten Bengi Aksoy imzasını taşıyan ve Ange Yayınları’ndan çıkan Kapıldım Gidiyorum, klasik anlamda bir roman değil; bireysel yaşam deneyimlerinden yola çıkan, kuşaklar arası hafızayı taşıyan güçlü bir anlatı olarak okurla bu
Robinson Crusoe'nin 1719'daki ilk baskının giriş sayfası Robinson Crusoe; Daniel Defoe tarafından yazılmış bir İngiliz macera romanıdır ve ilk olarak 25 Nisan 1719'da yayımlanmıştır. TARTIŞMALI olsa da gerçekçi kurmacanın edebi bir tür olarak başlangıcı kabul edilir. İlk İngiliz romanı olarak tanımlanır . Mektuplar, itirafçı ve didaktik biçimlerin birleşimiyle yazılmış olan kitap, baş karakterin (doğum adı Robinson Kreutznaer) terk edildikten sonra Venezuela ve Trinidad kıyı
Leonardo da Vinci * Mona Lisa (La Gioconda veya La Joconde olarak da bilinir), İtalya'nın Floransa şehrindeki Rönesans sırasında Leonardo da Vinci tarafından kavak bir pano üzerine Sfumato tekniği ile resmedilmiş 16. yüzyıl yağlı boya portresidir. Resim hâlen Paris'teki Louvre Müzesi'nde Francesco del Giocondo'nun karısı, Lisa Gherardini Portresi başlığı altında sergilenmektedir. Tabloda oturmuş bir kadın resmedilmiştir, kadının yüzünün kime ait olduğu hala gizemini korumakta
Şenol YAZICI * Jean-Paul Charles Aymard Sartre * J.P. Sartre, 1964 yılının 22 Ekiminde kendisine verilmek istenen Nobel Edebiyat Ödülünü geri çevirmiştir. Bu sayede Nobel Ödülü'nü ilk reddeden kişi oldu. “Nobel Ödülü’nün, ödülü alacak kişinin fikrine danışılmadan verildiğinden haberim yoktu o zaman ve bunun gerçekleşmesini engelleyecek zamanımın olduğuna inanıyordum. " Bunun hem yapıtlarına hem de politik konumuna zarar vereceğini düşünmüştü. "İmzamı Jean-Paul Sartre olarak
ARKADAŞ ZEKAİ ÖZGER * Sevdadır Arkadaş Zekai ÖZGÖR Göğü kucaklayıp getirdim sana kokla açılırsın Solmuşsun benzin sararmış yorgun bir işçinin yüzüne benziyor yüzün öyle bükük bakma bana Çam kolonyası getirdim sana kentli dağlıların haklı sevdasını bolu ormanlarından çarpan bir koku sanki köroğlunun ter kokusu aman kokusu, billah kokusu canlarım, canım benim Üzme kendini bu kadar sana umudu öğretemeyenlerin suçu mu var bak yeryüzü ne kadar geniş ne kadar dar Dur akıtma gö
ŞENOL YAZICI * Bunu resmi tarih yazmaz. Herkes de bilmez. 1940 kuşağı toplumcu şairlerini nasıl bilirsiniz? Cesur, muhteşem, savaşçı ve asla geri çekilmeyen bir ' fedailer mangası...' Büyük savaşın cehennem gibi dünyayı yaktığı, ülkemizi de tehdit ettiği o yıllar, tek başına bu özellikleriyle akla ziyan bir travmatik bir dönemdi. Ardından tek partinin her şeyden suç çıkaran evhamlı anlayışını ve ünlü 141, 142. maddeleri de eklersek bu dönem şairleri hapishanelerin gediklisi
BİR ABLANIN ANNELİĞE DÖNÜŞEN YILLARI Niyazi UYAR* Evin büyüğüydü Ayten Hanım, kardeşleri için paralıyordu kendini. Kocasına, “Ben onların ablasıyım, annem bize emanet etti, onlara sahip çıkmalıyız,” diyordu. Annesini erken kaybettiği için sorumluluğu bir kat daha artmış, birkaç evin "bir bileni" olmuştu. Çok sevdiği, ağzı var dili yok annesi, bir haziran ayında dermansız bir derde tutulmuştu. O haziran içinde de hani derler ya, “Tanrı sevdiklerini çabucak yanına alırmış.
Soren Aabye Kierkegaard ; 5 Mayıs 1813 - 11 Kasım 1855), Danimarkalı filozof ve teolog. Kuzeni Niels Christian Kierkegaard tarafından yapılan bitmemiş bir portresi Kierkegaard, dindar babasının etkisiyle din eğitimi alarak katı bir dini atmosfer içinde yetişti. Yaşamında bu çocukluğun etkisi görülür. Kendisi de dinsel düşünceleri olan birisi olmakla birlikte sürekli din adamlarıyla, kurumlarıyla ve düşünceleriyle çatışma halinde oldu. Mevcut Hristiyanlığın yozlaşmış olduğunu
ŞENOL YAZICI * Bunu resmi tarih yazmaz. Herkes de bilmez. 1940 kuşağı toplumcu şairlerini nasıl bilirsiniz? Cesur, muhteşem, savaşçı ve asla geri çekilmeyen bir ' fedailer mangası...' Büyük savaşın cehennem gibi dünyayı yaktığı, ülkemizi de tehdit ettiği o yıllar, tek başına bu özellikleriyle akla ziyan bir travmatik bir dönemdi. Ardından tek partinin her şeyden suç çıkaran evhamlı anlayışını ve ünlü 141, 142. maddeleri de eklersek bu dönem şairleri hapishanelerin gediklisi
Mehmet ŞAMİLOF * TCG Kocatepe * Elimde Özhan Bakkalbaşıoğlu’nun o sarsıcı kitabı; kapağında "Bir Akıl Tutulması" yazıyor... Sayfaları çevirdikçe Akdeniz’in tuzu genzimi yakıyor, 1974’ün o bitmek bilmeyen Temmuz sıcağı odama doluyor. Bu sadece bir geminin batış hikâyesi değil; bu, bizim ailemizin, bizim toprağımızın, Of’un ve vatanın yüreğine düşen bir kor ateşin hikâyesidir. Kitapta anlatılan o trajedi, benim için sadece askeri bir rapor değil, bir aile fotoğrafındaki eksik