ESRA ODMAN İYİER * Gözleri bilgisayara bakmaktan kan çanağına dönmüş bir halde hâlâ bir şeyler yazıp çiziyordu. Aslında işi ilk zamanlar o kadar zor değildi. Teknolojiyle birlikte işler kolaylaşıyormuş gibi görünse de daha da zorlaşmış, gün içinde nefes alamayacak duruma gelmişti. Oturduğu, tüm gününü geçirdiği oda ise gittikçe daralmaya başlamıştı. Sanki duvarlar, dosyalar üstüne geliyordu. Önceleri, neredeyse yirmi yıl öncesine kadar her şeyi dosyalarda tutuyorlardı ama o z
Turhan EYÜBOĞLU * Hani "Aşk iki kişinin bir oyunudur!" denir ya eski kuşak, yani bizim bir üst kuşağımız -bunlara babalarımız veya yetmiş yaşın üstünü sayabiliriz- daha doğrusu yasaklı ahlak öğretileriyle yetişen kuşak bunu pek bilmez. Hani bu aralar çok söylenen bir söz var ya "Ya sevduğunu alacaksın ya da alduğunu seveceksin!" İşte benim bahsettiğim kuşak, aldığını sevmek zorunda olan kuşaktır. Onlar rüyalarda ya da şarkılarda yaşar yüreğinin en gizli köşesine sakladığı aşk
Orhan Hançerlioğlu (19 Ağustos 1916, İstanbul - 9 Temmuz 1991, İstanbul), Türk yazar ve araştırmacı. Meslek hayatı Orhan Hançerlioğlu, 1939 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Keşan ve Karaisalı’da kaymakamlık yaptı. İstanbul Belediye Müfettişi, Emniyet Şube Müdürü, İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatrosu Müdürlüğü yaptı. 1954’ten sonra İETT Hukuk İşleri Müdürü olarak çalıştı. 1978’de emekli oldu. Yazarlığı Sanat hayatına şiirle girdi. Bir şiir kitabı çıkard
Zeki BAŞTÜRK * Yaşam, yalnızca zamanın akışından ibaret değildir; aynı zamanda değişimin, cesaretin ve emeğin sınandığı uzun bir yolculuktur. Bu yolculukta ödül, yerinde sayanlara değil; yürümeyi, aramayı ve üretmeyi sürdürenlere verilir. Yaşam, durağanlığı sevmez. Doğada da böyledir, toplumlarda da... Akan su temiz kalır, işlemeyen demir paslanır, kullanılmayan bilgi unutulur. İnsan da toplum da hareket ettiği, düşündüğü, ürettiği ve kendini yenilediği ölçüde gelişir. Bu ned
Zeki SARIHAN * 7-8 Temmuz 2026’da Ankara’da âlâyı vâlâ ile yapılacak NATO toplantısı, Türk burjuvazinin Türkiye halkının bağımsızlık ve özgürlük mücadelesine yaptığı ihanetin adıdır. Siz bakmayın bu burjuvazinin kuru kuru “Üç kıtada at oynattık. Viyana kapılarına kadar gittik” diyerek güya millet adına şişinmesine. Burjuvazimiz Kurtuluş Savaşı ve onu izleyen ilk yıllar dışında hiçbir zaman kendine güvenememiş, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Amerikan safına geçerek, onun koruy
Hannibal veya Annibal ( MÖ 247 – MÖ 183/181) yılları arasında yaşamış Sâmî ırkından gelen Kartacalı politikacı ve general. Tüm zamanların en büyük askerî dehalarından biri olarak kabul edilen Hannibal, Scipio ve Philopoemen ile birlikte çağının üç büyük generalinden biriydi. Scipio onu şimdiye kadar yaşamış en büyük generallerden biri olarak kabul eder, Epir kralı Pirus'u ikinci sıraya yerleştirir, kendisini de üçüncü olarak kabul eder. Aynı sıralama Hannibal'a sorulduğunda o
Nurten B. AKSOY * "Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden, Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak, Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak…” Dizelerini hemen hemen bilmeyen yok gibidir. Kimimiz şiiri çok sevdiğimizden, kimimiz lise edebiyat derslerinden, kimimiz de şairini bilmesek bile birilerinden duyduğumuz için biliriz bu dizeleri. Bazen merdivenli bir yolun başında, bazen de artık yaşlandığımızı hissettiğimizde dolanıverir dilimize bu dizeler. Aslında pek çok şiirini
ARKADAŞ ZEKAİ ÖZGER * Sevdadır Arkadaş Zekai ÖZGÖR Göğü kucaklayıp getirdim sana kokla açılırsın Solmuşsun benzin sararmış yorgun bir işçinin yüzüne benziyor yüzün öyle bükük bakma bana Çam kolonyası getirdim sana kentli dağlıların haklı sevdasını bolu ormanlarından çarpan bir koku sanki köroğlunun ter kokusu aman kokusu, billah kokusu canlarım, canım benim Üzme kendini bu kadar sana umudu öğretemeyenlerin suçu mu var bak yeryüzü ne kadar geniş ne kadar dar Dur akıtma gö
PAZAR OKUMALARI* Şenol YAZICI * "Edebiyat bazen meçhul bir adrese gönderilen bir betik, bazen bir S.O.S yazan bir aşk mektubu, bazen yıldızlara atılan bir kementtir," diyor Cemil Meriç, Attila İlhan'a yazdığı bir mektubunda. “Fakat daima çoğalmak, bir yalnızlıktan kurtulma arzusu… ” Yani aşk... Yasaklı yanı da ondan, engel aşkın doğasında zaten var. Yazının olmadığı devirde de kuşkusuz sözlü olarak etkili ve güzel söz söyleme sanatı olan edebiyat vardı. Ama sanki yazı ona s
Şenol YAZICI * -Şiir: Şenol Yazıcı, Uyarlama: maviADA Seslendirme: Şenol Yazıcı- An, o andır; Buz çözüldü çözülecek, Nevruza iki adım var. Düşer göğün mavisine bir ışık, Açılır kör gözü yalnızlığın... Öyle bir kimsesizlik başlar ki bedeninde, Yanarsın ürpererek... Gözlerin... Kundakta cami avlusuna terk edilmiş sokak çocuğu, bir yavru kedi; bir keskin ustura... ve aç... Yol çeker gibi bakar. Uzar sessizlik... Ev, dört duvar, Üstüne gelir, sığmaz olursun. Bildik öyküler
Nurten B. AKSOY * Bugün Çanakkale Zaferinin Yıldönümü. Bu zafer; ırkı, dili, dini ne olursa olsun bu vatan topraklarında yaşayan herkesin canlarını feda ederek, kanlarını dökerek kazandıkları bir büyük zafer. Dünya ve Türk tarihini geri dönülmez çizgilerle derinden etkileyen ve değiştiren bu büyük savaşta vatanı için canını feda eden Türk askerinin karşısında İngiliz ve Fransız askerlerinin yanı sıra dünyanın yedi bucağından gelmiş, ne için savaştığının bile farkında olmayan
Zeki BAŞTÜRK * YAZMAK, DÜŞÜNMEK VE DAHA İYİ BİR DÜNYAYI TASARLAMAK * -Şenol Yazıcı'nın "Yazar ve Ütopya" Kitabı Üzerine- * Kimi kitaplar yalnızca okunur, kimi kitaplar ise okurunu düşünmeye zorlar. Şenol Yazıcı'nın "Yazar ve Ütopya" adlı yapıtı, ikinci grupta yer alan, okuruyla sürekli konuşan, ona sorular yönelten ve her sorunun ardından yeni düşünce kapıları açan bir eser. Kitabın en dikkat çekici yönü, kesin yargılar vermekten çok sorular sormasıdır. "Kitaplar çok mu masu
Asiye ARSLAN * Şenol Yazıcı'nın Gufo Yayınlarından Mayıs 2026'da yayınlanan YAZAR ve ÜTOPYA, yazarın ideolojilerin sözcüsü değil, insanlığın vicdanı olması gerektiğini vurguluyor. Yazar ve Ütopya, edebiyatın toplumsal ve felsefi işlevini tartışan kapsamlı bir incelemedir. KİTAP, kimsenin o denli özgür olmadığını, sıra insanın ideolojilere mecburiyetini, yazarın ise dil aracılığıyla toplumsal düzeni sorgulama, ütopyalar kurma ve insanı özgürleştirme dolaysıyla ideolojilere ka
NURTEN B. AKSOY * 2026 yılı da daha öncekiler gibi ekonomik, sosyal ve siyasal sıkıntılarla başlamış, gelecekle ilgili çok da umudumuz kalmamıştı. Ama baharın gelişiyle doğa nasıl canlanıp filizlerini veriyorsa maviADAlılar da deyim yerindeyse damarlarına yürüyen can suyuyla canlanıp meyveye durdu. BAHAR maviADA'ya bereketli geldi. Benim ilk kitabım Kapıldım Gidiyorum, bir süre aramızda olamayacak Niyazi Uyar'ın bir ve ŞENOL YAZICI'nın da dört yeni kitabı; Bir Mavi Serencam
Zeki Sarıhan * Biraz abartılı gelse de Türk milleti için okumaz yazmaz bir millet dememiz mümkün. Her yıl binlerce kitap yayımlanıyor, devlet kitaplıklarında, özel kütüphanelerde bir hayli kitap var. Kitapseverler, okumak umuduyla aldığı kitapları evlerinde koyacak yer bulamıyorlar. Bütün bunlar gerçek olmakla birlikte, okur yazar nüfusumuzun sayısına oranlarsak kitap varlığımızın çok az olduğunu, mevcut kitapların okunma sayılarının da çok düşük olduğunu görüyoruz. Neden ac
Hasan GÜLERYÜZ * Bir Dinozorun Anıları kitabını iki binlerde aldım, çeyrek asır sonra güncelliğini geciktirerek okudum. Kitabı elime aldım, beni döve döve okuttu. Hem okuyor, hem de ben neredeyim, benim yücelttiğim adları yaşam dünyasından kesitler öğreniyor, karşılaştırmalar yapıyorum. Ortak yanımız onun arkadaşları, bizim yazarlarımız, aydınlarımızdı. Ortak olmayan yanımız o bir ket soylu, küçük burjuvaydı ve biz köylü olmanın avantajına, köylü kalmamanın avant
Ali Kemal Sunal (11 Kasım 1944, İstanbul - 3 Temmuz 2000, İstanbul), Türk oyuncu, yapımcı ve senaristtir. Türk sinemasının en başarılı ve unutulmaz oyuncularından biri olarak kabul edilmektedir. Tiyatro ile sanat hayatına başlayan Kemal Sunal'ın ilk amatör tiyatro oyunu, Vefa Lisesi'ndeyken rol aldığı Zoraki Tabip'tir. Kenterler, Ulvi Araz, Ayfer Feray ve son olarak Devekuşu Kabare tiyatrolarında profesyonel olarak rol aldıktan sonra, ünlü yönetmen Ertem Eğilmez'in kendisini
BARIŞ AKARSU- 29.06.1979-04.07.2007 , VİKİPEDİ Barış Akarsu (29 Haziran 1979, Zonguldak - 4 Temmuz 2007, Muğla), Türk şarkıcı ve oyuncudur. Türk müziğinde rock ve Anadolu rock türlerinin önemli isimlerinden biri olarak kabul edilen Akarsu, yalnızca üç yıl süren yoğun profesyonel müzik kariyerinde kayda değer bir hayran kitlesi elde etti. Genç yaşta ölmesine rağmen ardında bıraktığı müzik mirası, kendisini seven ve sayan dinleyiciler tarafından hâlâ hatırlanmaktadır. Barış Aka
CÜNEYT ARKIN, SİNEMA ( Bu yazı ve resim wikipedi'den alınmadır) Cüneyt Arkın, asıl adıyla Fahrettin Cüreklibatır (7 Eylül 1937, Eskişehir - 28 Haziran 2022, İstanbul), Türk hekim, oyuncu, senarist, yapımcı ve yönetmendir. Arkın, 1963-2021 yılları arasında 330 sinema filmi, dizi ve tiyatro oyununda rol aldı. Yeşilçam'ın dört yapraklı yoncası Türkan Şoray, Fatma Girik, Hülya Koçyiğit ve Filiz Akın ile çevirdiği birçok aşk filminde başrolü paylaştı ve yakışıklı esas jön rolleri
ULUSLARARASI MUDANYA YAZARLIK BULUŞMASI (UMUDAYAZ) BAŞLADI MUDANYA – TİRİLYE * Zeki BAŞTÜRK * Sanatın, edebiyatın ve kültürel paylaşımın buluşma noktası olan Uluslararası Mudanya Yazarlık Buluşması (UMUDAYAZ 2026), bugün Trilye Kültür Merkezi'nde düzenlenen törenle kapılarını açtı. FESTİVALİN MİMARLARI BİR ARADA: Hasan ERKEK, S.S.ÇANDAR, Muhsine ARDA Türkiye'nin farklı kentlerinden ve çeşitli ülkelerden gelen yazarlar, şairler, çevirmenler, senaryo yazarları ve oyun yazarları
Turhan EYÜBOĞLU * Kim ne derse desin sihirli güçleri vardı Volkan’ın! Tarih 31 Mart 2025 Pazartesi… Türkiye’ye kasvet çöktü! Neşelenmesi de kederlenmesi de bir bahaneye bakan Karadeniz'i sarıp sarmalamış çaresizlik! Bir efkarlandı mı insanlarını daraltan, yüreklerini sıkıştıran kent ne yazık ki ülke çapında olan rengini yitirdi. Bugün Trabzon'un yeri ve göğü, denizi ve dört bir yanı grinin tonlarından ibaret! Eksilmenin kahrına gebe! Bugün, Karadeniz müziğinin can damarları k
ESRA ODMAN İYİER * Gözleri bilgisayara bakmaktan kan çanağına dönmüş bir halde hâlâ bir şeyler yazıp çiziyordu. Aslında işi ilk zamanlar o kadar zor değildi. Teknolojiyle birlikte işler kolaylaşıyormuş gibi görünse de daha da zorlaşmış, gün içinde nefes alamayacak duruma gelmişti. Oturduğu, tüm gününü geçirdiği oda ise gittikçe daralmaya başlamıştı. Sanki duvarlar, dosyalar üstüne geliyordu. Önceleri, neredeyse yirmi yıl öncesine kadar her şeyi dosyalarda tutuyorlardı ama o z
METİN ALTIOK * Leylâklar açtığında O zaman ne zamandır Elbet işleridir açmak Leylâkça bir zamanda Peki ne zamandır Yüreğinin testi gibi Kolayca tutulacak Kulp taktığı boynuna Ve biri el atsın diye Sabırla beklediği Karnında uğuldayan Mahzun rüzgârlarıyla Ne zamandır o zaman Kolay geçmesin diye Düğüm atan kendine Belirli aralıklarla Seferberlikten önce
Orhan Hançerlioğlu (19 Ağustos 1916, İstanbul - 9 Temmuz 1991, İstanbul), Türk yazar ve araştırmacı. Meslek hayatı Orhan Hançerlioğlu, 1939 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Keşan ve Karaisalı’da kaymakamlık yaptı. İstanbul Belediye Müfettişi, Emniyet Şube Müdürü, İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatrosu Müdürlüğü yaptı. 1954’ten sonra İETT Hukuk İşleri Müdürü olarak çalıştı. 1978’de emekli oldu. Yazarlığı Sanat hayatına şiirle girdi. Bir şiir kitabı çıkard
Ahmet İLBAŞ * Rüzgar olabilsem; Dolup bir yelkenlinin ciğerlerine, Soluksuz yalayıp geçsem, tüm mavilikleri,,, Hayalleri, düşleri alıp, Bir yağmur bulutuna sarsam Ve yağsam biteviye, Düşsüzlüğün bahçelerine... Ve vursam kendimi, Umutsuzluğun,yalnızlığın, En sivri, en keskin kayalarına... YARALARIMDAN anlasalar beni. Tüm ışıltılı gözlerin, ışıltılarını alıp, Yıldızların gözlerine koysam, Tüm mevsimleri, süpürüp atsam, Boyasam, dünyanın ufuklarını Sevdanın gözlerindeki baharın
Turhan EYÜBOĞLU * Hani "Aşk iki kişinin bir oyunudur!" denir ya eski kuşak, yani bizim bir üst kuşağımız -bunlara babalarımız veya yetmiş yaşın üstünü sayabiliriz- daha doğrusu yasaklı ahlak öğretileriyle yetişen kuşak bunu pek bilmez. Hani bu aralar çok söylenen bir söz var ya "Ya sevduğunu alacaksın ya da alduğunu seveceksin!" İşte benim bahsettiğim kuşak, aldığını sevmek zorunda olan kuşaktır. Onlar rüyalarda ya da şarkılarda yaşar yüreğinin en gizli köşesine sakladığı aşk
Orhan Hançerlioğlu (19 Ağustos 1916, İstanbul - 9 Temmuz 1991, İstanbul), Türk yazar ve araştırmacı. Meslek hayatı Orhan Hançerlioğlu, 1939 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Keşan ve Karaisalı’da kaymakamlık yaptı. İstanbul Belediye Müfettişi, Emniyet Şube Müdürü, İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatrosu Müdürlüğü yaptı. 1954’ten sonra İETT Hukuk İşleri Müdürü olarak çalıştı. 1978’de emekli oldu. Yazarlığı Sanat hayatına şiirle girdi. Bir şiir kitabı çıkard
Zeki BAŞTÜRK * Yaşam, yalnızca zamanın akışından ibaret değildir; aynı zamanda değişimin, cesaretin ve emeğin sınandığı uzun bir yolculuktur. Bu yolculukta ödül, yerinde sayanlara değil; yürümeyi, aramayı ve üretmeyi sürdürenlere verilir. Yaşam, durağanlığı sevmez. Doğada da böyledir, toplumlarda da... Akan su temiz kalır, işlemeyen demir paslanır, kullanılmayan bilgi unutulur. İnsan da toplum da hareket ettiği, düşündüğü, ürettiği ve kendini yenilediği ölçüde gelişir. Bu ned
Zeki SARIHAN * 7-8 Temmuz 2026’da Ankara’da âlâyı vâlâ ile yapılacak NATO toplantısı, Türk burjuvazinin Türkiye halkının bağımsızlık ve özgürlük mücadelesine yaptığı ihanetin adıdır. Siz bakmayın bu burjuvazinin kuru kuru “Üç kıtada at oynattık. Viyana kapılarına kadar gittik” diyerek güya millet adına şişinmesine. Burjuvazimiz Kurtuluş Savaşı ve onu izleyen ilk yıllar dışında hiçbir zaman kendine güvenememiş, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Amerikan safına geçerek, onun koruy