ŞİMDİ SEVİŞME VAKTİ * Çıplak heykeller yapmalıyım, Çırılçıplak heykeller Nefis rüyalarınız için Ey önünden geçen ak sakallı kasketli, Yırtık mıntanından adaleleri gözüken Dilenci Sana önce Şiirlerin tadını Aşkların tadını Kitaplardan tattırmalıyım Resimlerden duyurmalıyım. resimlerden... Şu oğlan çocuğuna bak Fırça sallıyor Kokmuş manifaturacının ayağına Dörtyüzbin tekliğinden On kuruş verecek Seni satmam çocuğum Dörtyüzbin tekliğe, Ne güzel kaşların var Ne güzel bileklerin H
ŞİMDİ SEVİŞME VAKTİ * Çıplak heykeller yapmalıyım, Çırılçıplak heykeller Nefis rüyalarınız için Ey önünden geçen ak sakallı kasketli, Yırtık mıntanından adaleleri gözüken Dilenci Sana önce Şiirlerin tadını Aşkların tadını Kitaplardan tattırmalıyım Resimlerden duyurmalıyım. resimlerden... Şu oğlan çocuğuna bak Fırça sallıyor Kokmuş manifaturacının ayağına Dörtyüzbin tekliğinden On kuruş verecek Seni satmam çocuğum Dörtyüzbin tekliğe, Ne güzel kaşların var Ne güzel bileklerin H
ÖLÜMLÜ İNSAN * ŞENOL YAZICI * Aşk, insanlık tarihinin en eski ve en yeni konusu. Mitlerden modern filmlere, halk hikâyelerinden tüketim toplumunun reklamlarına kadar her çağda yeniden tanımlanmış, yeniden paketlenmiş bir duygu. Literetür metinlerinde aşk, hem bireysel bir deneyim hem de toplumsal bir koşullandırma olarak görünür. Bir yandan Kerem ile Aslı’nın, Leyla ile Mecnun’un aşkı vardır: ölümsüz, saf, insanı dönüştüren. Öte yandan sinema afişlerinde parlatılan, kırk yaşı
DA VİNCİ'nin FRANCESKO MEİZİ tarafından yapılan tek portresi Leonardo di ser Piero da Vinci (15 Nisan 1452, Floransa - 2 Mayıs 1519, Amboise), Rönesans döneminde yaşamış İtalyan hezârfen, döneminin önemli bir filozofu, astronomu, mimarı, mühendisi, mucidi, matematikçisi, anatomisti, müzisyeni, heykeltıraşı, botanisti, jeoloğu, kartografı, yazarı ve ressamıdır. En tanınmış yapıtları Vitruvius Adamı (1490-1492), Mona Lisa (1503-1507) ve Son Akşam Yemeği'dir (1495-1497). Rönesa
BİR ABLANIN ANNELİĞE DÖNÜŞEN YILLARI Niyazi UYAR* Evin büyüğüydü Ayten Hanım, kardeşleri için paralıyordu kendini. Kocasına, “Ben onların ablasıyım, annem bize emanet etti, onlara sahip çıkmalıyız,” diyordu. Annesini erken kaybettiği için sorumluluğu bir kat daha artmış, birkaç evin "bir bileni" olmuştu. Çok sevdiği, ağzı var dili yok annesi, bir haziran ayında dermansız bir derde tutulmuştu. O haziran içinde de hani derler ya, “Tanrı sevdiklerini çabucak yanına alırmış.
Haldun Taner, 16 Mart 1915’te İstanbul’da doğdu. 7 Mayıs 1986’da İstanbul’da yaşamını yitirdi. Son Osmanlı meclisinde İstanbul milletvekili olan İstanbul Darülfünun’u (İstanbul Üniversitesi) Hukuk Fakültesi profesörü Ahmed Selahattin’in oğlu. Ortaöğrenimini 1935’te Galatasaray Lisesi’nde tamamladı. Devlet tarafından Almanya’ya Heidelberg Üniversitesi’ne gönderildi. Siyasal Bilimler Fakültesi’ne devam etti. Zatürree olunca eğitimini yarıda bırakıp 1938’de İstanbul’a döndü. Ted
ARKADAŞ ZEKAİ ÖZGER * Sevdadır Arkadaş Zekai ÖZGÖR Göğü kucaklayıp getirdim sana kokla açılırsın Solmuşsun benzin sararmış yorgun bir işçinin yüzüne benziyor yüzün öyle bükük bakma bana Çam kolonyası getirdim sana kentli dağlıların haklı sevdasını bolu ormanlarından çarpan bir koku sanki köroğlunun ter kokusu aman kokusu, billah kokusu canlarım, canım benim Üzme kendini bu kadar sana umudu öğretemeyenlerin suçu mu var bak yeryüzü ne kadar geniş ne kadar dar Dur akıtma gö
PAZAR OKUMALARI* Şenol YAZICI * "Edebiyat bazen meçhul bir adrese gönderilen bir betik, bazen bir S.O.S yazan bir aşk mektubu, bazen yıldızlara atılan bir kementtir," diyor Cemil Meriç, Attila İlhan'a yazdığı bir mektubunda. “Fakat daima çoğalmak, bir yalnızlıktan kurtulma arzusu… ” Yani aşk... Yasaklı yanı da ondan, engel aşkın doğasında zaten var. Yazının olmadığı devirde de kuşkusuz sözlü olarak etkili ve güzel söz söyleme sanatı olan edebiyat vardı. Ama sanki yazı ona s
Şenol YAZICI * -Şiir: Şenol Yazıcı, Uyarlama: maviADA Seslendirme: Şenol Yazıcı- An, o andır; Buz çözüldü çözülecek, Nevruza iki adım var. Düşer göğün mavisine bir ışık, Açılır kör gözü yalnızlığın... Öyle bir kimsesizlik başlar ki bedeninde, Yanarsın ürpererek... Gözlerin... Kundakta cami avlusuna terk edilmiş sokak çocuğu, bir yavru kedi; bir keskin ustura... ve aç... Yol çeker gibi bakar. Uzar sessizlik... Ev, dört duvar, Üstüne gelir, sığmaz olursun. Bildik öyküler
Nurten B. AKSOY * Bugün Çanakkale Zaferinin Yıldönümü. Bu zafer; ırkı, dili, dini ne olursa olsun bu vatan topraklarında yaşayan herkesin canlarını feda ederek, kanlarını dökerek kazandıkları bir büyük zafer. Dünya ve Türk tarihini geri dönülmez çizgilerle derinden etkileyen ve değiştiren bu büyük savaşta vatanı için canını feda eden Türk askerinin karşısında İngiliz ve Fransız askerlerinin yanı sıra dünyanın yedi bucağından gelmiş, ne için savaştığının bile farkında olmayan
Nurten B. AKSOY * Mektuplar; kimi zaman iki sevdalının birbirine yazdığı, kimi zaman bir anne ya da babanın evladına, kimi zaman da bir evladın anne-babasına yazdığı mektuplar… Belki tarihin tozlu sayfalarında kaybolan, belki bir kutuda sararıp solan ama tarihe ışık saçan mektuplar… İşte o mektupların belki de en hüzünlüsü… Yüreğindeki sevgiyi acıyla harmanlayan eğitimci bir babanın, çok genç yaşta vatanı ve idealleri uğruna darağacında can veren bir fidanın babasının, yani
-maviADA yazarlarından Nurten Bengi Aksoy'un yeni yayınlanan kitabı KAPILDIM GİDİYORUM edebiyat dünyasında farkındalık yaratmaya başladı. Aşağıdaki değerlendirme yayınevinin sayfasında yayınlandı.- OĞUZ KEMAL ÖZKAN * Bir Yaşam Anlatısı Ve Hafıza Metni * Nurten Bengi Aksoy imzasını taşıyan ve Ange Yayınları’ndan çıkan Kapıldım Gidiyorum, klasik anlamda bir roman değil; bireysel yaşam deneyimlerinden yola çıkan, kuşaklar arası hafızayı taşıyan güçlü bir anlatı olarak okurla bu
Robinson Crusoe'nin 1719'daki ilk baskının giriş sayfası Robinson Crusoe; Daniel Defoe tarafından yazılmış bir İngiliz macera romanıdır ve ilk olarak 25 Nisan 1719'da yayımlanmıştır. TARTIŞMALI olsa da gerçekçi kurmacanın edebi bir tür olarak başlangıcı kabul edilir. İlk İngiliz romanı olarak tanımlanır . Mektuplar, itirafçı ve didaktik biçimlerin birleşimiyle yazılmış olan kitap, baş karakterin (doğum adı Robinson Kreutznaer) terk edildikten sonra Venezuela ve Trinidad kıyı
PAZAR OKUMALARI* Şenol YAZICI * "Edebiyat bazen meçhul bir adrese gönderilen bir betik, bazen bir S.O.S yazan bir aşk mektubu, bazen yıldızlara atılan bir kementtir," diyor Cemil Meriç, Attila İlhan'a yazdığı bir mektubunda. “Fakat daima çoğalmak, bir yalnızlıktan kurtulma arzusu… ” Yani aşk... Yasaklı yanı da ondan, engel aşkın doğasında zaten var. Yazının olmadığı devirde de kuşkusuz sözlü olarak etkili ve güzel söz söyleme sanatı olan edebiyat vardı. Ama sanki yazı ona s
Zeki BAŞTÜRK * BALIKÇI Muhsine ARDA balıkçı sen at ağını motordan dalga geçme benim minik oltamla deniz kızı senin olsun uskumru, levrek, kalkan da ufacık bir kaya balığı yeter bana sen ekmek parası için ağ atıyorsun ben çelişkiler denizinde hülyalara yelken açtım yine çabalıyorum küçük balığı büyük balıktan esirgemeye vurdu, kaçtı bir şey balinalar ve boş tava gülecekler halime yosunlar ve mercanlar anlayacaklar bir gün seni de beni de Muhsine ARDA Bakire Sevinci, ARTSHOP
ŞENOL YAZICI * SARIHAN'IN 49. KİTABI "CENNETTEN MEKTUPLAR" ÇIKTI! * Bir derginin en büyük mutluluğu nedir bilir misiniz? İyi yazılar bulması, çok abonesi olması dersiniz şimdi. Doğru mantık; işlerin yolunda gitmesi için tarla iyi olmalı, sonra da tohum, sonra da o ürünün hazır alıcıları... Öyle ya marifet iltifata tabidir. Ama herkese uymayan Aristo mantığı o. Ticari açıdan bakarsanız doğrudur bu. Kuşkusuz bizim EZBERLERİMİZİ hesaba katmıyor bu bakış. Hem beş yıldır biz dij
ATAŞEHİR'deki Müze Devekuşu Kabare, Haldun Taner'in öncülüğünde Ahmet Gülhan, Zeki Alasya ve Metin Akpınar tarafından kurulan, 1967-1992 yılları arasında İstanbul'da oyunlar sahneleyen tiyatro topluluğu. Kendisine özgü üslubuyla kabare türünün Türkiye'deki önemli temsilcilerinden oldu ve geniş bir izleyici kitlesini oyunlarına çekti. Oyunlarında toplumsal ve politik taşlamaya yer verdi. Geçmişi “ Devekuşu devekuşu Kanadın var yerdesin Hörgücün yok devesin Kumdan çıkmaz hiç b
DA VİNCİ'nin FRANCESKO MEİZİ tarafından yapılan tek portresi Leonardo di ser Piero da Vinci (15 Nisan 1452, Floransa - 2 Mayıs 1519, Amboise), Rönesans döneminde yaşamış İtalyan hezârfen, döneminin önemli bir filozofu, astronomu, mimarı, mühendisi, mucidi, matematikçisi, anatomisti, müzisyeni, heykeltıraşı, botanisti, jeoloğu, kartografı, yazarı ve ressamıdır. En tanınmış yapıtları Vitruvius Adamı (1490-1492), Mona Lisa (1503-1507) ve Son Akşam Yemeği'dir (1495-1497). Rönesa
Leonardo da Vinci * Mona Lisa (La Gioconda veya La Joconde olarak da bilinir), İtalya'nın Floransa şehrindeki Rönesans sırasında Leonardo da Vinci tarafından kavak bir pano üzerine Sfumato tekniği ile resmedilmiş 16. yüzyıl yağlı boya portresidir. Resim hâlen Paris'teki Louvre Müzesi'nde Francesco del Giocondo'nun karısı, Lisa Gherardini Portresi başlığı altında sergilenmektedir. Tabloda oturmuş bir kadın resmedilmiştir, kadının yüzünün kime ait olduğu hala gizemini korumakta
Şenol YAZICI * Jean-Paul Charles Aymard Sartre * J.P. Sartre, 1964 yılının 22 Ekiminde kendisine verilmek istenen Nobel Edebiyat Ödülünü geri çevirmiştir. Bu sayede Nobel Ödülü'nü ilk reddeden kişi oldu. “Nobel Ödülü’nün, ödülü alacak kişinin fikrine danışılmadan verildiğinden haberim yoktu o zaman ve bunun gerçekleşmesini engelleyecek zamanımın olduğuna inanıyordum. " Bunun hem yapıtlarına hem de politik konumuna zarar vereceğini düşünmüştü. "İmzamı Jean-Paul Sartre olarak
Günter Wilhelm Grass, (d. 16 Ekim 1927; Gdańsk, Polonya - ö. 13 Nisan 2015; Lübeck, Almanya), Alman yazar, heykeltıraş, ressam ve grafik tasarımcıydı. Grass, 1957'den itibaren Gruppe 47'ye üyesiydi ve 1959'daki ilk romanı Teneke Trampet ile, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Alman edebiyatının uluslararası alanda en saygın ve meşhur yazarı oldu. Günter Grass'ın bir yazar olarak eserleri ve bir entelektüel olarak toplumsal rolü, hem Almanya'da, hem de Almanya dışında akademik ara
ÖLÜMLÜ İNSAN * ŞENOL YAZICI * Aşk, insanlık tarihinin en eski ve en yeni konusu. Mitlerden modern filmlere, halk hikâyelerinden tüketim toplumunun reklamlarına kadar her çağda yeniden tanımlanmış, yeniden paketlenmiş bir duygu. Literetür metinlerinde aşk, hem bireysel bir deneyim hem de toplumsal bir koşullandırma olarak görünür. Bir yandan Kerem ile Aslı’nın, Leyla ile Mecnun’un aşkı vardır: ölümsüz, saf, insanı dönüştüren. Öte yandan sinema afişlerinde parlatılan, kırk yaşı
yeşildir artık yüreğinde kara bulut bugün anneler günü annem beni unut evde acılar koynuna yan gelip yatmış inadına giyin sen de mayısa batmış yürü sokakta çocukların düşü aksın yürü ki saksıda çiçekler sana baksın diline geç anılarından bir türkü seç beş yıl büyüdüğüm okulun önünden geç ıslanırsa anıların güneşte kurut senin günün bugün unutma, beni unut git mavi denizin tam kıyısında dur durma eteğinden beni bir daha savur annem yıldız kayıyor içinden dilek tut
Haldun Taner, 16 Mart 1915’te İstanbul’da doğdu. 7 Mayıs 1986’da İstanbul’da yaşamını yitirdi. Son Osmanlı meclisinde İstanbul milletvekili olan İstanbul Darülfünun’u (İstanbul Üniversitesi) Hukuk Fakültesi profesörü Ahmed Selahattin’in oğlu. Ortaöğrenimini 1935’te Galatasaray Lisesi’nde tamamladı. Devlet tarafından Almanya’ya Heidelberg Üniversitesi’ne gönderildi. Siyasal Bilimler Fakültesi’ne devam etti. Zatürree olunca eğitimini yarıda bırakıp 1938’de İstanbul’a döndü. Ted
ARKADAŞ ZEKAİ ÖZGER * Sevdadır Arkadaş Zekai ÖZGÖR Göğü kucaklayıp getirdim sana kokla açılırsın Solmuşsun benzin sararmış yorgun bir işçinin yüzüne benziyor yüzün öyle bükük bakma bana Çam kolonyası getirdim sana kentli dağlıların haklı sevdasını bolu ormanlarından çarpan bir koku sanki köroğlunun ter kokusu aman kokusu, billah kokusu canlarım, canım benim Üzme kendini bu kadar sana umudu öğretemeyenlerin suçu mu var bak yeryüzü ne kadar geniş ne kadar dar Dur akıtma gö
ŞENOL YAZICI * Bunu resmi tarih yazmaz. Herkes de bilmez. 1940 kuşağı toplumcu şairlerini nasıl bilirsiniz? Cesur, muhteşem, savaşçı ve asla geri çekilmeyen bir ' fedailer mangası...' Büyük savaşın cehennem gibi dünyayı yaktığı, ülkemizi de tehdit ettiği o yıllar, tek başına bu özellikleriyle akla ziyan bir travmatik bir dönemdi. Ardından tek partinin her şeyden suç çıkaran evhamlı anlayışını ve ünlü 141, 142. maddeleri de eklersek bu dönem şairleri hapishanelerin gediklisi
ŞİMDİ SEVİŞME VAKTİ * Çıplak heykeller yapmalıyım, Çırılçıplak heykeller Nefis rüyalarınız için Ey önünden geçen ak sakallı kasketli, Yırtık mıntanından adaleleri gözüken Dilenci Sana önce Şiirlerin tadını Aşkların tadını Kitaplardan tattırmalıyım Resimlerden duyurmalıyım. resimlerden... Şu oğlan çocuğuna bak Fırça sallıyor Kokmuş manifaturacının ayağına Dörtyüzbin tekliğinden On kuruş verecek Seni satmam çocuğum Dörtyüzbin tekliğe, Ne güzel kaşların var Ne güzel bileklerin H
ÖLÜMLÜ İNSAN * ŞENOL YAZICI * Aşk, insanlık tarihinin en eski ve en yeni konusu. Mitlerden modern filmlere, halk hikâyelerinden tüketim toplumunun reklamlarına kadar her çağda yeniden tanımlanmış, yeniden paketlenmiş bir duygu. Literetür metinlerinde aşk, hem bireysel bir deneyim hem de toplumsal bir koşullandırma olarak görünür. Bir yandan Kerem ile Aslı’nın, Leyla ile Mecnun’un aşkı vardır: ölümsüz, saf, insanı dönüştüren. Öte yandan sinema afişlerinde parlatılan, kırk yaşı
DA VİNCİ'nin FRANCESKO MEİZİ tarafından yapılan tek portresi Leonardo di ser Piero da Vinci (15 Nisan 1452, Floransa - 2 Mayıs 1519, Amboise), Rönesans döneminde yaşamış İtalyan hezârfen, döneminin önemli bir filozofu, astronomu, mimarı, mühendisi, mucidi, matematikçisi, anatomisti, müzisyeni, heykeltıraşı, botanisti, jeoloğu, kartografı, yazarı ve ressamıdır. En tanınmış yapıtları Vitruvius Adamı (1490-1492), Mona Lisa (1503-1507) ve Son Akşam Yemeği'dir (1495-1497). Rönesa
BİR ABLANIN ANNELİĞE DÖNÜŞEN YILLARI Niyazi UYAR* Evin büyüğüydü Ayten Hanım, kardeşleri için paralıyordu kendini. Kocasına, “Ben onların ablasıyım, annem bize emanet etti, onlara sahip çıkmalıyız,” diyordu. Annesini erken kaybettiği için sorumluluğu bir kat daha artmış, birkaç evin "bir bileni" olmuştu. Çok sevdiği, ağzı var dili yok annesi, bir haziran ayında dermansız bir derde tutulmuştu. O haziran içinde de hani derler ya, “Tanrı sevdiklerini çabucak yanına alırmış.