KEREM AYDIN * Amerika kuruluşundan sonra dünya siyasetine ayar çekmeyi kendine misyon edinmiştir. Bu ulusun dünya siyaset tarihi düzmece iddialarla başka ülkelerin egemenliğine müdahale hikayeleri ile doludur. Bunlardan özellikle Küba'daki Domuzlar Körfezi çıkartması yeri, konumu, sonuçları bakımından dünya tarihine geçecek sonuçlara sebep olacaktır. Soğuk Savaş tarihinin en kritik kırılma noktalarından biri olan Domuzlar Körfezi Çıkarması, 17 Nisan 1961 tarihinde, Fidel C
KEREM AYDIN * Amerika kuruluşundan sonra dünya siyasetine ayar çekmeyi kendine misyon edinmiştir. Bu ulusun dünya siyaset tarihi düzmece iddialarla başka ülkelerin egemenliğine müdahale hikayeleri ile doludur. Bunlardan özellikle Küba'daki Domuzlar Körfezi çıkartması yeri, konumu, sonuçları bakımından dünya tarihine geçecek sonuçlara sebep olacaktır. Soğuk Savaş tarihinin en kritik kırılma noktalarından biri olan Domuzlar Körfezi Çıkarması, 17 Nisan 1961 tarihinde, Fidel C
TURHAN EYÜBOĞLU * Maçka’nın gülüşüydü yaylalar. Şimdiki hali eskinin yerini tutmuyor anne! Artık fotoğraflarda kaldı yaylanın gülüşü; çığlıklar ihaneti duyurmuyor anne! Yaylanın deniziydi, ormanlar içinde kaybolurduk fırtınalı bir denizde kayığın kaybolması gibi. Artık o deniz ve o dev dalgaları simgeleyen çam ağaçlarımız kalmadı anne! Orman katliamını görecekler görmüyor, duyacaklar duymuyor, müdahale edecekler bir türlü hareket edemiyor anne! Hani hatırlıyor musun Ligotrip’
Fadime Y. KAROĞLU PENCEREMDEN Belki yüzyıl önce... kimbilir ne zaman; kulağıma çalınmıştı: Fikrimin ince gülü... Dilime takılmış... Ne güzel söz; ne hoş tınısı var... Ama ne? Yazın dünyasına adım atan yazarların, öncelikli durağının dergiler olduğunu hep okurdum… Onlarca kitap yazmış ve edebiyatımızda önemli yerlere gelmiş yazarların illa ki bir dergi macerası vardır. Ya dergi çıkarmış ya da dönemin en popüler dergilerinden birinde sürekli yazıları yer almıştır. Bu günlerde g
SULTAN DENLİ * Telefonumuzun şarjı yüzde 3 olduğunda paniğe kapılıyoruz; peki ya hayatımızın ne kadarının kaldığını bilseydik? Muhtemelen hiçbirimiz bu sorunun cevabını bilmek istemezdik. Çünkü hepimizin ertelediği bir şey var. Aramak istediğimiz ama “yarın ararım” dediğimiz biri... Gitmek istediğimiz ama “şimdi sırası değil” diye vazgeçtiğimiz bir yer... Başlamak istediğimiz ama “biraz daha bekleyeyim” dediğimiz bir hayal... Ve çoğumuzun dilinde aynı kelime: Sonra. Sonra yap
Engizisyon tarafından yargılanan GALİLEO * AYCAN AYTORE * " ama gene dönüyor!" Bu sözü, mahkum olduktan sonra gerçekten söyledi mi bilmiyorum. Tarihte kiliseye kafa tutan kim varsa onlar için de söylendi, yakılan Bruno'ya da yakıştırmışlardı. Tarihçiler tartışıyor. Ama sözün sahibi kim olursa olsun, Galileo'nun ruhuna yakıştığı kesin. Çünkü bazı cümleler ağızdan çıkmaz; yaşamın, ömrün, yaptıkların örneği olacak sözünün. Doğrusu, Galileo'nun teleskobu kadar cesaretine hayr
Şenol YAZICI * Bazen YOL çeker ya gözlerin, uzak dağlar, kış denizinde çırpınan martılar ya da nazlı bir sevgili ya da bir "Mehlika Sultan"… Çeker ya… Kırasın gelir zincirlerini, zorlarsın. İyi de... Arada nasıl oluyorsa anımsıyorsun, kendinden başka zincirin yok ki senin. O bilge sözü çak bir yerine, canın yansın, bakarsın: HAYAT, her zaman gün doğarken değil, KORKULARININ BİTTİĞİ YERDE başlar. O zaman, konu yaşamaksa önce korkmaktan vazgeç. Şimdi GÜZ. En çok ölüm gelir ins
Şimdi Saatler Eylül, Şimdi GÜZ * Şenol YAZICI * Şimdi YAZ geçer, sınanırsın. Turnalar, yaban ördekleri de geçer birazdan. Gökyüzünü “V”lerle doldurup kuş sesinden öte, bir arslan sürüsü gibi kükreyerek geçerler. Ne zaman saat Eylülse, ne zaman ayaz çekip göçer kuşların sesleri doldursa ay dolu gökleri, öyle olurum: Önce vaat edilmiş, sonra terk edilmiş bir ülkeymişim gibi gelir. Cennette bir başına yaşamaya bırakılmışım gibi… Siz bunu bilir misiniz? Zor olan, yalnız olmak de
Nurten B. AKSOY * "Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden, Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak, Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak…” Dizelerini hemen hemen bilmeyen yok gibidir. Kimimiz şiiri çok sevdiğimizden, kimimiz lise edebiyat derslerinden, kimimiz de şairini bilmesek bile birilerinden duyduğumuz için biliriz bu dizeleri. Bazen merdivenli bir yolun başında, bazen de artık yaşlandığımızı hissettiğimizde dolanıverir dilimize bu dizeler. Aslında pek çok şiirini
ARKADAŞ ZEKAİ ÖZGER * Sevdadır Arkadaş Zekai ÖZGÖR Göğü kucaklayıp getirdim sana kokla açılırsın Solmuşsun benzin sararmış yorgun bir işçinin yüzüne benziyor yüzün öyle bükük bakma bana Çam kolonyası getirdim sana kentli dağlıların haklı sevdasını bolu ormanlarından çarpan bir koku sanki köroğlunun ter kokusu aman kokusu, billah kokusu canlarım, canım benim Üzme kendini bu kadar sana umudu öğretemeyenlerin suçu mu var bak yeryüzü ne kadar geniş ne kadar dar Dur akıtma gö
PAZAR OKUMALARI* Şenol YAZICI * "Edebiyat bazen meçhul bir adrese gönderilen bir betik, bazen bir S.O.S yazan bir aşk mektubu, bazen yıldızlara atılan bir kementtir," diyor Cemil Meriç, Attila İlhan'a yazdığı bir mektubunda. “Fakat daima çoğalmak, bir yalnızlıktan kurtulma arzusu…” Yani aşk... Yasaklı yanı da ondan, engel aşkın doğasında zaten var. Yazının olmadığı devirde de kuşkusuz sözlü olarak etkili ve güzel söz söyleme sanatı olan edebiyat vardı. Ama sanki yazı ona sını
Esmeralda, Quasimodo'ya su içirirken / KİTAPTAN AYCAN AYTORE * Notre Dame'ın Kamburu (orijinal ismi: Notre Dame de Paris), Victor Hugo'nun 1831 yılında yayınlanan ve Fransa'da 15. yy krallık döneminin karanlık günlerinden kesitler sunan romanıdır. Romanın tamamlanması yaklaşık 6 ay sürmüştür. Notre Dame'ın Kamburu evrenselleşmiş ve dünya klasiklerinin başyapıtlardandır. Notre Dame'ın Kamburu, Hugo'nun en parlak dönemlerinden birinde yayımlandı. 1831'de yayımlanan Notre Dame
KARŞIDAKİLER, Önder Birol Bıyık, Roman, 244 s., ŞEY KİTAP, Mayıs 2023, İZMİR Türkiye tarihi bir kıyımlar tarihi olarak da okunabilir elbette. Bunun birçok örneği tarih, sosyal bilimler, edebiyat ve anı kitaplarının sayfalarında bulunabilir. Yakın tarihin siyasal olayları üzerine yapılan araştırmalar, incelemeler ve anılar parçalar halinde önümüzde durmakta. '40, '50, '68, '78, '80 kuşakları üzerine yayımlanan metinler giderek artan hızla yayın yaşamımıza girdiler. Ya '90 kuşa
"BİR OĞUZ TÜMBAŞ KİTABI " * DERLEME, 224 s. ŞEY KİTAP, ŞUBAT 2025 ,İZMİR * Oğuz Tümbaş bir ömrü şiirle yaşamış ender şairlerimizden biri. ÖYLE BİR KALIR ZAMAN Kİ “Edebiyatta 60. Yıl/ Oğuz Tümbaş Kitabı”, şairin 60 yıllık şiir yaşamı, onun şiir kitapları, edebiyatçı kişiliği hakkında yazılanların yarına uzanan derli toplu bir bütünlüğü… Kitap farklı zamanlarda pek çok edebiyat dergisinde Oğuz Tümbaş’ın şiir yolculuğu hakkında yazılanları bir araya getirirken Oğuz Tümbaş şiirle
"Yaşanmışlıklar" * *İrfan Akan, Anı, 154 S. Mart 2026, ŞEY KİTAP, İZMİR Anılar, anılar, belki hepsi bir kelime" (Edip Cansever) "Anı" yazmak, işin kolayına kaçmak sanılsa da, yazmak için düşbaşı yapıldığında bunun çok zahmetli bir yolculuk olduğu görülür. Bu günden tarihe ve geçmişe bir yolculuk. "Anı" yazımı bahsinde anahtar sözcükler "yolculuk" ve "anımsama" olarak özetlenebilir. Türkçe şiirin deltalarından M. Cevdet Anday, bellekten uçup uzaklaşanları ima edercesine "Unut
2002'nin güzünde çıkan,ancak bir yıl ömrü olan KimseSİZ dergisi maviADA'nın bir öncülü, alıştırma atölyesi olacaktı. ŞENOL YAZICI * İnsan bazı vedaları yazamıyor maviADA. Yirmi altı yıl boyunca yüzlerce yazı yazdım. Başkalarının yazılarını düzelttim, dosyalar hazırladım, önsözler yazdım, sonsözler ya
Fadime Y. KAROĞLU PENCEREMDEN Belki yüzyıl önce... kimbilir ne zaman; kulağıma çalınmıştı: Fikrimin ince gülü... Dilime takılmış... Ne güzel söz; ne hoş tınısı var... Ama ne? Yazın dünyasına adım atan yazarların, öncelikli durağının dergiler olduğunu hep okurdum… Onlarca kitap yazmış ve edebiyatımızda önemli yerlere gelmiş yazarların illa ki bir dergi macerası vardır. Ya dergi çıkarmış ya da dönemin en popüler dergilerinden birinde sürekli yazıları yer almıştır. Bu günlerde g
ŞENOL YAZICI * NİHAT ZİYALAN'ı YİTİRDİK * * 1980 sonrası Sidney'de yaşamaya başlayan 1936 doğumlu sinema sanatçısı, tiyatrocu, aynı zamanda şair, yazar Nihat Ziyalan tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. * Şairimiz, maviADA DERGİSİNİN İnternet platformuna 17 Haziran 2017'de BENİ EVE GÖTÜR NEHİR şiirini gönderen, bize itibar eden ilk ünlü olarak tarihimizde yerini aldı. 26 Şubat 2021'de Facebook MSN'den bir videonun linkini gönderip "Bugün benim doğum günüm," deyişinde ö
Çakırın Destanından / - Vuzuh, el ve ayak halinde onu rahatsız ediyordu. Karar vermişim, öleceğim, Büyük sular arasında, korkusuz. Nur ile, uzak yazılar ile, Bir muska gibi boynumda kalacak, Bu husus. Senelerce evvel, tohumların mavi zamanından evvel, Karar vermişim, gece kuşlarının müsaadesinde, Etrafıma boş ve büyük kadehler dizeceğim. Ve seyredeceğim onları sultanlar gibi; Kurumuş ölülerin içmek hevesinde. Havadan hafif ve bazı kadınlardan daha eski, Çırılçıplak doğduğu
Sanat ya da Sanatçının Amacı Bir Alev Olmaktır * AYCAN AYTORE * Herkesi ısıtmaya çalışan bir orta ateşi gibidir edebiyat, der ya Çetin Altan, ne var ki sanat çok az kişiyi gerçek anlamda ısıtır. Onun asıl sihri nerde biliyor musunuz? Bir yerlerde hiç tanımadığın bir insan, senin bir cümlene rastlar. Belki bir öykünde geçen yaşlı ağacın altında durur. Öykündeki kırık dalda kendi hayatını görür. Belki senin romantik Başkaldırı’ndaki bir karakterin öfkesi ona cesaret verir. İşte
Zeliha AYDOĞMUŞ * son baharımdın sen benim içime ılık ılık işleyen kalbimi ateşe veren son sızım son kötü alışkanlığımdın sen benim en tenham azraile kafa tuttuğum yerde mahşer kalabalığım eylüldün sen doğarkenki sancım ilk sağanağımdın sen benim kaçıp saklanmadığım sırılsıklam ıslanmaktan korkmadığım son direnişimdin sen benim olmazlara isyanım hayata yasaklara son baş kaldırışım ilk kahkahamdın sen benim düşüşüm kalkışım aşktan sebep sakarlığım son günahımdın sen benim tüm
Tuğba ÇELİK * Eskiden, yani ruhumuzun namusuna el sürülmemişken, gözlerimizi kapar önümüzde uzanan kocaman, bambaşka bir dünyanın kapılarını aralardık. Bir ağacın gölgesine uzanıp kimi zaman bilmediğimiz ülkelere gittiğimizi, kimi zaman gezegenler arası yolculuklar yaptığımızı düşlerdik. Küçücük şeylerden büyük mutluluklar çıkarır, henüz yaşanmamış günlerden korkmaz, onlara umutla bakardık. Çünkü hayallerimiz vardı... Üstelik hiçbirisi için zengin olmamız ya da birilerinden i
Ernest HEMINGWAY'dan SEÇMELER * Larry W. PHILLIPS' in derlediği, E. Hemingway'in yazmakla ilgili akla gelebilecek her konudan söz ettiği söyleşilerden oluşan YAZMA ÜZERİNE adlı kitabın ilk bölümü: ''Yazmak Nedir Neye Yarar?'' Noktayı koymadan önce, tüm dünyanın -ya da gördüğüm kadarının- bir resmini yapmaya çalışıyorum. İnce ince yaymaktansa daima özüne inmeye çalışıyorum. Tüm iyi kitaplar birbirine benzer çünkü içinde geçen olaylar, gerçekten yaşanmış olsaydı bile hikayedeki
Ernest HEMINGWAY * Hayatım boyunca kelimelere sanki onları ilk kez görüyormuşum gibi baktım... Öncelikle yetenek olmalı, çokça yetenek. Kipling'inki gibi bir yetenek. Sonra Flaubert'in disiplini... Sonra yapmacıklığı engellemek için ne olabileceğine dair bir kavrayış ve Paris'teki standart metre küp kadar sabit, tam bir inanç olmalı. Ayrıca yazar zeki ve önyargısız olmalı, hepsinin ötesinde hayatta kalmalıdır. Tüm bu özellikleri tek bir kişide toplamaya çalışın ve bir yazara
Esmeralda, Quasimodo'ya su içirirken / KİTAPTAN AYCAN AYTORE * Notre Dame'ın Kamburu (orijinal ismi: Notre Dame de Paris), Victor Hugo'nun 1831 yılında yayınlanan ve Fransa'da 15. yy krallık döneminin karanlık günlerinden kesitler sunan romanıdır. Romanın tamamlanması yaklaşık 6 ay sürmüştür. Notre Dame'ın Kamburu evrenselleşmiş ve dünya klasiklerinin başyapıtlardandır. Notre Dame'ın Kamburu, Hugo'nun en parlak dönemlerinden birinde yayımlandı. 1831'de yayımlanan Notre Dame
KEREM AYDIN * Amerika kuruluşundan sonra dünya siyasetine ayar çekmeyi kendine misyon edinmiştir. Bu ulusun dünya siyaset tarihi düzmece iddialarla başka ülkelerin egemenliğine müdahale hikayeleri ile doludur. Bunlardan özellikle Küba'daki Domuzlar Körfezi çıkartması yeri, konumu, sonuçları bakımından dünya tarihine geçecek sonuçlara sebep olacaktır. Soğuk Savaş tarihinin en kritik kırılma noktalarından biri olan Domuzlar Körfezi Çıkarması, 17 Nisan 1961 tarihinde, Fidel C
TURHAN EYÜBOĞLU * Maçka’nın gülüşüydü yaylalar. Şimdiki hali eskinin yerini tutmuyor anne! Artık fotoğraflarda kaldı yaylanın gülüşü; çığlıklar ihaneti duyurmuyor anne! Yaylanın deniziydi, ormanlar içinde kaybolurduk fırtınalı bir denizde kayığın kaybolması gibi. Artık o deniz ve o dev dalgaları simgeleyen çam ağaçlarımız kalmadı anne! Orman katliamını görecekler görmüyor, duyacaklar duymuyor, müdahale edecekler bir türlü hareket edemiyor anne! Hani hatırlıyor musun Ligotrip’
Fadime Y. KAROĞLU PENCEREMDEN Belki yüzyıl önce... kimbilir ne zaman; kulağıma çalınmıştı: Fikrimin ince gülü... Dilime takılmış... Ne güzel söz; ne hoş tınısı var... Ama ne? Yazın dünyasına adım atan yazarların, öncelikli durağının dergiler olduğunu hep okurdum… Onlarca kitap yazmış ve edebiyatımızda önemli yerlere gelmiş yazarların illa ki bir dergi macerası vardır. Ya dergi çıkarmış ya da dönemin en popüler dergilerinden birinde sürekli yazıları yer almıştır. Bu günlerde g
SULTAN DENLİ * Telefonumuzun şarjı yüzde 3 olduğunda paniğe kapılıyoruz; peki ya hayatımızın ne kadarının kaldığını bilseydik? Muhtemelen hiçbirimiz bu sorunun cevabını bilmek istemezdik. Çünkü hepimizin ertelediği bir şey var. Aramak istediğimiz ama “yarın ararım” dediğimiz biri... Gitmek istediğimiz ama “şimdi sırası değil” diye vazgeçtiğimiz bir yer... Başlamak istediğimiz ama “biraz daha bekleyeyim” dediğimiz bir hayal... Ve çoğumuzun dilinde aynı kelime: Sonra. Sonra yap