Nurten B. AKSOY * Bizim kuşak kalemi kağıdı pek sever, nasıl sevmesin ki... Kurşun kalemlerle sarı yapraklı defterlere yazmıştık ilk sevda şiirlerimizi. Sonra rengarenk kalemler, süt beyazı yapraklı ciltli defterler çıktı. Biz yine yazdık sevda şiirlerimizi, anılarımızı. Kilitli minik hatıra defterlerimize döktük içimizi, sırrımızı paylaştık sayfalarla. Zaman geçti, büyüdük iş güç sahibi olduk ama kalemle kağıttan hiç kopmadık; çünkü onlar bizim yazgımızdı. Öğretmenliğe başla
Ortaçağ, 324'te Kilisenin Avila Piskoposu Priscillianus'u, Euchrotia ve diğer dört yoldaşı ile beraber Bordeaux kentinde karabüyü ile suçlayarak meydanın ortasında canlı canlı yakması ile başlar ve tam 1216 yıl sonra, devlet terörünün en yaygın biçimde uygulandığı, insanlık tarihinin en kanlı kenti Roma'da bir başka papazın , Rönesans'ın tek gerçek filozofu ve büyük ozanı Giordano Bruno'nun gene kilise tarafından 17 Şubat 1600'de canlı canlı yakılması ile son bulur..
Niyazi UYAR* Gönlü yalnızdı. Ormanlıkta ağaç arar gibi, değildi ama ağacı gönülle açıklamak olur muydu hiç? Sadece, gönlü yalnızdı seveni edeni çoktu çünkü! Onunla konuşmak, bir şeyler sormak için sıradaydılar adeta. Bu ne ak düşen sakallara ne de dökülmüş saçlaraydı. Bu birikime, bu özü sözü birliğe idi. Özü sözü bir olmak demek adam olmak demekti. Adam gibi adamın tanımı işte budur. Sözlükte yazılanlar bu kadar etkileyici olur mu mesela? İlk gençlik yıllarından beri, iki yü
Sevgililer Günü * Şenol YAZICI * Siz, yani filozoflar ve ötekiler...Ne derseniz deyin, varoluşun sebebi hikmeti çoğalmaktır... Ötekiler kim mi? Kanaat önderleri, toplum eğiticileri, akıl hocaları, siyasi erkler, okuma yazması askerlikten kazanım ama sarığı kendinden büyük çakma ermişler, yani anlayan anlamayan kural koyucular... ne derseniz deyin, varoluşun gerekçesi, seksen yıllık bir ömrün özeti belki de; çoğalmaktır. Ötekiler mi; yani büyük idealler, asaletler, kahramanlı
(Kitaplara adını yazıp imzaladım. Baktı baktı, "Yazı biraz büyük olmadı mı?" dedi. Ben de -incelemiş gibi- yazıya baktım, "Evet ya biraz büyük olmuş," dedim. Yazarı eleştirmek ve haklı çıkmak!.. Çocuğun yüzündeki gülücük işte o anın sevinciydi). * DOĞAN SOYDAN * “Asrın felaketi” denilen 6 Şubat depreminden birkaç gün sonra hemşerilerimin acısını paylaşmak için, doğup büyüdüğüm memleketime gittim. Nisanın ilk haftasıydı, depremin yarattığı enkaz bütün çirkinliği ve korkunçl
YUSUF ERBAY * Sorgu * Yiğitçe sorulanı yiğitçe cevapladı. Kahpe sorulara cevap vermedi, duymazdan geldi. Kaypak cevaplardan medet ummadı. Onurla çevirdi yüzünü kahpe sorguculardan, soran Padişah olsa bile başın eğmedi. Ne peygamberlik tasladı, ne mehdilik. Ne yalan söyledi, ne yalan dinledi. Bilirdi ki, sırat-ı müstakimde kimse kaybolmaz. Bu yol üzre sarf edilen hiçbir emek zay olmaz. Şer’en yol bulamayan Kirişçi Mehmet’in acem uşağı, örfen fetvasını verdi: “Götürün berda
Şenol YAZICI * -"Başta 17 Ağustos 1999 Marmara, 6 Şubat 2023 Maraş Depremleri olmak üzere sayısız felaket ve sayısız mağdur yaratan, kurgusu ilkel, aynı, ama hep faili meçhul kalan cinayetler anısına… - İnandıkların da terk etti seni, şimdi en büyük fırtınasına yakalanmış bir sahra çölü gibi... öyle yalnızsın. Bu yalnızlığı ancak çocuklar anlar. Bir çocuklar bilmez; Gün olur, hak edilmiş bir ayrılıktır zaman. Hoş gör. Mavzer
Nurten B. AKSOY * Kış mevsiminin ortalarındayız, bu yıl havalar çok soğuk olmasa da güneş yüzünü fazla göstermemek için direniyor. Bir yandan kar bekliyoruz çocuklar gibi, bir yandan baharı özlüyoruz, o sıcacık yaz günlerini özlüyoruz, açan çiçekleri özlüyoruz… Ama biliyoruz ki kışın da ayrı bir güzelliği var. Soğuğa ve kara inat rengarenk açan çiçekleri var kış mevsiminin de. İşte bu soğuk günlerde biz de o güzelim kış çiçekleri ve pek de bilinmeyen öyküleriyle renklendireli
Aycan AYTORE * -Günümüz insanının zoru var aklıyla ve aşkla; sorarsan her şeyi netleştirecek, akla dayalı köklerini bulacak... Bir de yaş haddi koymuşlar; 40'tan sonra emekli... Kimsenin deneyime filan metelik verdiği yok. Bana sordun mu? Oysa kitapta yeri var; seksenlik nineye bile her bayram soracaksın, ağzında dişin var mı? Karmaşık mı karmaşık, sermaye her şeye olduğu gibi aşka da ayar çekiyor; insan varolduğundan bu yana tek tanımı olan aşk, şimdi muz gibi, herkese gör
Nurten B. AKSOY * Acısıyla tatlısıyla koca bir yılı daha geride bırakıp yeni bir yıla başlayacağız. Her ne kadar “acısıyla-tatlısıyla” desek de geride bıraktığımız yılın hem dünyada hem ülkemizde çok da tatlı anılar bıraktığını söyleyemeyiz. Bu yıl da daha önceki yıllar gibi savaşlarla, terör olaylarıyla, doğal afetlerle, kazalarla ve yitirilen canlarla acı dolu ve kötü bir yıl olarak anılarımızdaki yerini alacak. Daha güzel günler ve yarınlar için umutla karşılayacağız yeni
Ahmet TELLİ 2 ARALIK 1946 * * - I - Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen, Ömrümüzse karşılıksız sorulardı, hepsi bu. Şu samanyolu, hani avuçlarından dökülen Kum taneleri var ya, onlardan birindeyim. Yeni bir yolculuğa çıkıyorum, kar yağıyor, Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte. Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum, Dönüşen ve suya dönüşen sorular soruyorsun, Sesin bir çağlayan olup dolduruyor uçurumlarımı. Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman Birisi adres
YUSUF ERBAY * Sorgu * Yiğitçe sorulanı yiğitçe cevapladı. Kahpe sorulara cevap vermedi, duymazdan geldi. Kaypak cevaplardan medet ummadı. Onurla çevirdi yüzünü kahpe sorguculardan, soran Padişah olsa bile başın eğmedi. Ne peygamberlik tasladı, ne mehdilik. Ne yalan söyledi, ne yalan dinledi. Bilirdi ki, sırat-ı müstakimde kimse kaybolmaz. Bu yol üzre sarf edilen hiçbir emek zay olmaz. Şer’en yol bulamayan Kirişçi Mehmet’in acem uşağı, örfen fetvasını verdi: “Götürün berda
CENGİZ AYTMATOV Louis Aragon'un dünyanın en güzel aşk hikayesi dediği Cemile , Cengiz Aytmatov'un 1958 yılında basılan uzun öykülerinden biridir. * Louis Aragon'un dünyanın en güzel aşk hikayesi dediği Cemile , Cengiz Aytmatov'un 1958 yılında basılan uzun öykülerinden biridir. Kocası savaştan çok uzun bir süre gelmeyen Cemile , zorunlu erzak taşımacılığı yaptığı sırada savaştan sakat olarak gelmiş Danyar adlı bir delikanlı ile tanışır. Cemile ile Danyar arasında bir aşk
HZ. ALİ’NİN VALİYE MEKTUBU İSLAMIN İLK dört halifesinden biri olan adaleti, cesareti, bilgeliğiyle tanınmış olan HZ. Ali’nin halifeliği sırasında ordu komutanlarından olan Eşter en-Neha-î'yi Mısır'a vali olarak atadığında ona yazdığı mektubu EMİRNAME adıyla yüzyıllar öncesinden bugüne değin gelmiştir. Emirname devrine ayna, HZ. Ali'nin yönetim anlayışına açıklamalı örnek olmasının yanında günümüz yöneticileri için de devlet yönetimine dair olumlu örnekler içerir. “Bil ki ey
Yargıç, tarihçi, siyaset Filozofu * Charles-Louis de Secondat, baron de La Brède et de Montesquieu (18 Ocak 1689 – 10 Şubat 1755), daha çok bilinen adıyla kısaca Montesquieu, Fransız bir yargıç , tarihçi ve politik düşünürdür . Kuvvetler ayrımı esasını ortaya atmıştır. 20 yıl üzerinde çalıştığı 18. yüzyıla damgasını vuran Kanunların Ruhu (De l'esprit des lois) adlı kitabında yasama , yürütme ve yargıyı birbirlerinden ayırmanın önemini vurgulamış ve " despotluk " kelime
Taşköprülüzade'nin "Osmanlı Bilginleri" eserinden. PAZAR OKUMALARI * Yusuf ERBAY * Her zamana benzeyen bir zamanda Her insana benzeyen bir insan yaşadı Aslında, hiçbir zaman benzemez başka bir zamana Ve hiçbir insan benzemez bir diğerine Eşi benzeri olmayan zamanlardan birinde Eşi benzeri olmayan bir “İnsan”ın hikâyesidir bu. Kavga Bedrettin dedi ki, her şeyin önü dünya, sonu ahirettir. İkisi arasında sürüp giden kavganın sebebi adalettir. Ezelden beridir tek kavga hak
BÜTÜN ZAMANLARIN EN GÜZEL AŞK HİKAYESİ *UNUTULMAZ BİR HİKAYE *UNUTULMAZ BİR MÜZİK Filmi izlemek için RESME TIKLAYIN TÜRKÇE DUBLAJ olarak açılıyor.... * LOVE STORY...- AŞK Hikayesi -1970 ABD yapımı ; ROMANTİK - DRAMATİK Özgün adı LOVE STORY olan film Kasım 1971'de Türkiye'de de gösterime girmiştir. Film birçok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de gişe rekorları kırmış, haftalarca gösterimde kalmıştır. Özgün senaryosunu Erich Segal'ın yazdığı filmi Arthur Hiller yönetmiş, önemli r
Türk Müziği bir koca çınarını, birilerinin deyişiyle “divasını”, bizce annesini, Müzeyyen Senar’ı 2015 yılında kaybetti. Şarkılar, türküler, “Feraye” öksüz kaldı. Biz de 8 Şubat olan ölüm yıldönümünde yaşam öyküsüyle analım istedik bu büyük sanatçıyı… Bursa’da başlayan yaşam Bursa Çekirge’de kıraathane işleten “Cerrah” lakaplı Mehmet Bey ile yine Bursa’nın Pınarbaşı Köyü’nde yaşayan, güzel sesiyle Kuran okuyan, keyifli ortamlarda gazel atan, tef çalan Zehra Hanımın üçüncü çoc
-Fotoğraf: Misi'de Köy Enstitüleri Etkinliği , Şenol Yazıcı- 2020'NİN 10 ŞUBATINDA Aramızdan Ayrılan NADİR GEZER'LE ilgili kuruluşundan buyana yer aldığı maviADA'da yayınlanan yazı ve söyleşilerden bulabildiklerimizle BİR DOSYA ÇALIŞMASI HAZIRLADIK. * RESME TIKLAYARAK yazıların hepsine ulaşabileceğiniz gibi aşağıdan seçtiklerimizi de okuyabilirsiniz. Bursa ve Öykü ( maviADA Dergisi Bahar 2006) Nilüfer Ünver ÖZYANIK Nadir Gezerle Öykü Üzerine (maviADA Dergisi 1.1.2007)
CEM KARACA 5 Nisan 1945 İstanbul - 8Şubat 2004 İstanbul TÜRK müziğine emeği geçen çok sanatçımız var anılacak, hepsi birbirinden saygın hepsi birbirinden değerli, saymakla bitmez. Ne var ki bunların arasından birileri var ki birkaç kuşağın değerlerinin oluşumunda, kültürel yapılanmasında hatta siyasi anlayışında çok önemli bir yere sahiptir. Babası Azerbaycan asıllı Mehmet Karaca ve annesi Ermeni asıllı Toto Karaca (İrma Felegyan) olan CEM KARACA, o müzisyenlerden biridir. Ço
Mehmet Barış Manço (2 Ocak 1943, İstanbul - 1 Şubat 1999 , İstanbul), Türk aranjör, sanatçı, besteci, söz yazarı, televizyon programı yapımcısı ve sunucusu, köşe yazarı, ve kültür elçisidir. Türkiye'de rock müziğin öncülerinden olup Anadolu rock türünün kurucuları arasında yer alır. Bestelediği 200'ün üzerindeki şarkısı, kendisine on iki altın ve bir platin albüm ve kaset ödülü kazandırdı. Şarkılarının bir bölümü daha sonra Arapça, Bulgarca, Felemenkçe, Almanca, Fransızca,
Nurten B. AKSOY * Bizim kuşak kalemi kağıdı pek sever, nasıl sevmesin ki... Kurşun kalemlerle sarı yapraklı defterlere yazmıştık ilk sevda şiirlerimizi. Sonra rengarenk kalemler, süt beyazı yapraklı ciltli defterler çıktı. Biz yine yazdık sevda şiirlerimizi, anılarımızı. Kilitli minik hatıra defterlerimize döktük içimizi, sırrımızı paylaştık sayfalarla. Zaman geçti, büyüdük iş güç sahibi olduk ama kalemle kağıttan hiç kopmadık; çünkü onlar bizim yazgımızdı. Öğretmenliğe başla
Ortaçağ, 324'te Kilisenin Avila Piskoposu Priscillianus'u, Euchrotia ve diğer dört yoldaşı ile beraber Bordeaux kentinde karabüyü ile suçlayarak meydanın ortasında canlı canlı yakması ile başlar ve tam 1216 yıl sonra, devlet terörünün en yaygın biçimde uygulandığı, insanlık tarihinin en kanlı kenti Roma'da bir başka papazın , Rönesans'ın tek gerçek filozofu ve büyük ozanı Giordano Bruno'nun gene kilise tarafından 17 Şubat 1600'de canlı canlı yakılması ile son bulur..
Sevgililer Günü * Şenol YAZICI * Siz, yani filozoflar ve ötekiler...Ne derseniz deyin, varoluşun sebebi hikmeti çoğalmaktır... Ötekiler kim mi? Kanaat önderleri, toplum eğiticileri, akıl hocaları, siyasi erkler, okuma yazması askerlikten kazanım ama sarığı kendinden büyük çakma ermişler, yani anlayan anlamayan kural koyucular... ne derseniz deyin, varoluşun gerekçesi, seksen yıllık bir ömrün özeti belki de; çoğalmaktır. Ötekiler mi; yani büyük idealler, asaletler, kahramanlı
Demir Özlü (9 Eylül 1935, İstanbul - 13 Şubat 2021, Stockholm), Türk öykü ve roman yazarı. Tezer Özlü'nün ağabeyidir. Ödemiş İstiklâl İlkokulu, Ödemiş Ortaokulu, İstanbul Kabataş Erkek Lisesi'nde (1953) okudu. İlk şiiri Kabataş Lisesi öğrencilerinin çıkardığı Dönüm Dergisi ve daha sonra Türk Dili dergisinde yayınlandı. 1959 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. 1961-1962 arası Paris'te Sorbonne Üniversitesi'nde felsefe okuduktan sonra Türkiye'ye dönerek İs
CENGİZ AYTMATOV Louis Aragon'un dünyanın en güzel aşk hikayesi dediği Cemile , Cengiz Aytmatov'un 1958 yılında basılan uzun öykülerinden biridir. * Louis Aragon'un dünyanın en güzel aşk hikayesi dediği Cemile , Cengiz Aytmatov'un 1958 yılında basılan uzun öykülerinden biridir. Kocası savaştan çok uzun bir süre gelmeyen Cemile , zorunlu erzak taşımacılığı yaptığı sırada savaştan sakat olarak gelmiş Danyar adlı bir delikanlı ile tanışır. Cemile ile Danyar arasında bir aşk
Ortaçağ, 324'te Kilisenin Avila Piskoposu Priscillianus'u, Euchrotia ve diğer dört yoldaşı ile beraber Bordeaux kentinde karabüyü ile suçlayarak meydanın ortasında canlı canlı yakması ile başlar ve tam 1216 yıl sonra, devlet terörünün en yaygın biçimde uygulandığı, insanlık tarihinin en kanlı kenti Roma'da bir başka papazın , Rönesans'ın tek gerçek filozofu ve büyük ozanı Giordano Bruno'nun gene kilise tarafından 17 Şubat 1600'de canlı canlı yakılması ile son bulur..
Niyazi UYAR* Gönlü yalnızdı. Ormanlıkta ağaç arar gibi, değildi ama ağacı gönülle açıklamak olur muydu hiç? Sadece, gönlü yalnızdı seveni edeni çoktu çünkü! Onunla konuşmak, bir şeyler sormak için sıradaydılar adeta. Bu ne ak düşen sakallara ne de dökülmüş saçlaraydı. Bu birikime, bu özü sözü birliğe idi. Özü sözü bir olmak demek adam olmak demekti. Adam gibi adamın tanımı işte budur. Sözlükte yazılanlar bu kadar etkileyici olur mu mesela? İlk gençlik yıllarından beri, iki yü
Sevgililer Günü * Şenol YAZICI * Siz, yani filozoflar ve ötekiler...Ne derseniz deyin, varoluşun sebebi hikmeti çoğalmaktır... Ötekiler kim mi? Kanaat önderleri, toplum eğiticileri, akıl hocaları, siyasi erkler, okuma yazması askerlikten kazanım ama sarığı kendinden büyük çakma ermişler, yani anlayan anlamayan kural koyucular... ne derseniz deyin, varoluşun gerekçesi, seksen yıllık bir ömrün özeti belki de; çoğalmaktır. Ötekiler mi; yani büyük idealler, asaletler, kahramanlı
(Kitaplara adını yazıp imzaladım. Baktı baktı, "Yazı biraz büyük olmadı mı?" dedi. Ben de -incelemiş gibi- yazıya baktım, "Evet ya biraz büyük olmuş," dedim. Yazarı eleştirmek ve haklı çıkmak!.. Çocuğun yüzündeki gülücük işte o anın sevinciydi). * DOĞAN SOYDAN * “Asrın felaketi” denilen 6 Şubat depreminden birkaç gün sonra hemşerilerimin acısını paylaşmak için, doğup büyüdüğüm memleketime gittim. Nisanın ilk haftasıydı, depremin yarattığı enkaz bütün çirkinliği ve korkunçl