top of page

KOLAY OLANI YAZMAK

9 dakika önce
5 dakikada okunur

Asım ÖZTÜRK

*



Yazmanın en zor süreçlerinden birisi düşünülenin, yazmak için yola çıkılanın iyice içselleştirilmeden sayfalara dökülmesidir. Yaşadığınız, duyumsadığınız bir duyguyu, düşünceyi sözcüklere dökmeniz, sizde var olanları tümcelerle dışa vurmanız çok kolaydır. O düşünceler, o duygular sizden bir parçadır, sizden bir ögedir. Onu ne kadar uzun süredir taşıdığınıza girmeden, belleğinizde, düşüncenizde dönüp duranın tüm fazlalıklarını, çapaklarını alarak dilinizden, sözcükler arasından akıtmanız çok kolay olacaktır.


Zor olansa, bildiğiniz, yaşadığınız düşünceleri ve duyguları başkalarının ne söylediği, ne yazdığıyla karıştırmanız; ortaya yeni bir alaşımdan oluşan sizin olmayan bir bütünsellikmiş gibi görüneni ortaya döküp sergilemenizdir.


Sizin olandan, sizde olandan yola çıkarak yaşayarak, tanıklıklarınızı kanıt olarak göstererek tümcelerinizi, dizelerinizi kurabilirsiniz. Bunu yaparken beslendiğiniz, biriktirdiğiniz ne varsa onların esinledikleriyle, onların çağrıştırdıklarıyla yeni bir yol, yeni bir yöntem bulabilirsiniz. Bunun için aykırı, belirlenmemiş, sizin kimliğinize, yazılanlarınıza oturmayan, oralarda yer bulamayan çabalara girmeniz, hem kendinize yabancılaşmanızı hızlandırır, hem de yazdıklarınızı boşlukta bırakır. Aykırılıkların ardından koştururken, kendi özünüzde bulunanlardan hızla uzaklaşmanız, dışarıya, dışa savrulmanız, giderek yazmak, iletmek istediğinizden uzaklaşmanız olur. Karşınıza, karşınızda durana; sizin de soğukluk duyduğunuz yeni durumlara yabancılık çekmenizi sağlar.


Yazma, konuşma eylemlerini zorlaştırmadan daha içten, daha sizden olanla yola çıkarak sözcükleri yeni bir dil ve biçim içinde seçmeniz; düşüncelerinize, duygularınıza denk düşen yaklaşımları sergilemeniz işin başlangıcı olmalıdır. Yalın; yalın olduğu kadar da sizin bu sözcük düşümüne, sözcük aktarımına ne denli içten yaklaşımınızı da sergilemelidir. Tasarladığınızın kendiliğinden, gelişigüzel savrula savrula tümcelere, dizelere düşmesine büyük bir hayranlıkla bakabilirsiniz. Bu sizi yanıltabilir Oysa yanıldığınızın, ne denli yanıldığınızın gerçeklerini yazdıklarınızı biraz bekletip yeniden yeniden okuduğunuz zaman anlayacaksınız. Yazdıklarınızın sizin sözcüklerinizden oluşmadığını, başka yazanların gölgesini taşıdığını çok rahat göreceksiniz. Bu yanılgıları, sekmeleri, gölgeleri görebilecek birikiminiz varsa bu olumsuzluğu hemen anlarsınız. Ezberlenmiş coşkunluk içinde savrulup gitmelerinizin ayırtına varmak, yanlışları, yanılgıları seçebiliyor olmak için de çok okumak, çok izlemek; çok değişik alanlarda üretilen, ortaya konan sanatsal estetik birikimleri izlemek, biriktirmek gerekir.


Tüm bunların ayırtına varmazsa; hızlı bir biçimde, diğer yazılanlara, diğer üretilenlere benzeşerek kendinden sözcükler, anlamlar ürettiğini sanma yanılgısı sürer gider. O da hiçbir zaman sanatçıyı, yazınsal, biçimsel görüntüsel güzellikleri ortaya çıkarmaya yöneltmez. Yazın ve sanat alanında çalışanlar için bu yanılgı hiç de iyi bir durum değildir. Özgünlük dediğimiz olay da tam buradan başlamaktadır. Başkalarının ortaya koymaya çalıştığı tüm güzelliklerden küçük parçalar keserek, bölüm bölüm onların ortaya koyduğu birikimleri kullanarak, yeni yola çıkan sanatçının bir yere varması olanaksızdır.


Birikimlerinin önemini kavramadan yola çıkanların, kimden, nasıl esinlenirlerse esinlensinler, o parçalı, o yamalı dille, anlatımla, iç döküşle özgünlük yaratmaları olanaksızdır. Yaşamanın biriktirmek, tanıklıklar olduğu gerçeğini hiçbir zaman unutmadan, o birikimlere dayanarak, onları tüm yaptıklarına tanık göstererek ilerlemek, oralardan özgünlükler yaratmak gerekir.


Kolay yazmanın sende olduğunu unutmadan tüm bu birikimleri yalınlaştırarak anlaşılır kılmak, yaşamda da karşılıklarıyla yan yana koymak bir sanatçının önceliği olmalıdır. Eski birikimlerinin üstüne, içine edindiğin, gözlediğin, izlediğin yeni birikimleri katarak özgünlüğü öncelikle kendi gerçekliğinden başlatarak ilerlemek gerekir. Başkalarının biçip diktiğiyle, yonttuğuyla, söylediği, yazdığıyla değil; o birikimlerin derinliğinden beslenen birikimle; kendinle, senle, özünle yapmalısın bunu.


Biçime, daha az söze indirgenmiş sanat dallarında yalınlık daha da önem kazanmaktadır. İçinde yaşadığınız, içinde savrulduğunuz her neyse, ona dokunmak, onu tanımak, ona kendi sanat dilinizle sözcükler, renkler, görüntüler biçmek, biçilen bu değerlerin en yalın, en anlaşılır, en derin anlamları içermesine özen göstererek işe başlamak gerekir. Yaslandığınız her neyse, onun yıkılması sonrası yazdıklarınızın da, yaptıklarınızın da boşlukta kalacağını göz önünde bulundurmalısınız. Benzeşmeye çalıştığınız alan, sizin özgünlüğünüzü yok eden, sizin adınızı, sizin kimliğinizi silip süpüren alandır aynı zamanda.


Düz yazılarda bu olumsuzluklar çok belirgin bir biçimde ortaya çıkmıyormuş gibi görünse de, uzmanların daha ilk kurduğunuz tümceden başlayarak nerelerden, kimlerden esinlendiğinizi bilmesi çok zor değildir. Düşüncelerin, duyguların daha yalın yazıldığı, dizelere döküldüğü; birçok kişi tarafından şiir yazılabilir, şiir herkes tarafından, eline kalem alan tarafından yazılabilirmiş duygusu günümüzde yaygınken; yazdıklarınızın özgün olması, bunların da ötesinde şiir olması çok önemlidir.


Tek başına direnmenin gücünü kendilerinde bulamayanların, güncel olana eklenmeleri, bir sürünün, bir grubun içinde olmayı kendilerine ( sanat bir ünlenme, sanatı şöhret sananlar, ünlenme sözcüğünün bir tüketim olgusuna dayandığını göremeyenler ) erek edinenler bu savrulmanın parçası olabilirler. Birileri yeni yancı, yeni yandaş buldukları için adlarının üstündeki tozları süpürebilirler, üfürebilirler; oysa kir, leke kalıcıdır kolay kolay çıkmaz. Leke ve kirin çıkması için düştüğü, oluştuğu alandan çıkarılırken, bulunduğu alanı da eskittiği, yorduğu bilinen bir gerçektir.


Hiç bunlara, bu kolay yollara sapmadan daha içten, daha sizden olana dayanarak, oradan yeni estetik değerler üreterek, günümüzün gerçeklerine gözlerinizi kapamadan, onları yok saymadan özgünlüğe ulaşabilirsiniz. Öncelikle kendi gerçekliklerini doğru anlayarak, başkalarının yaptıklarının girdabına düşmeden kendi sözcüklerinizle, kendi renk ve görüntülerinizle özgün biçeme ulaşabilirsiniz.


Günümüzde hızla her şeyin kirletildiği, eskitildiği gerçeğini bilerek kalıcı olanın yaşamın gerçeklerinden oluşturulmasını göze alarak, nasıl, nereden, ne biçimde gelirse gelsin her türlü yönlendirmelere karşı duracak bir bilinçle sanata yaklaşmak gerekir. Sanat tüm gerçeklerin, gerçekliklerin içinden üretilir ama onun dışında, onun ilerisinde bir yerde konumlanır. Kendinizi yaşamın neresine konumlandırıyorsunuz; bu konumlandırmanız nedeniyle karşı çıkışlarınızın, karşı duruşlarınızın savunucusu olarak her türlü bedeli ödemeye hazır mısınız?


Yalın ve kolay olanın giderek yaşama dokunan sesiyle karşı karşıya kalmayı göze alıyor musunuz? Kolay olanın sizi yaptıklarınızla yüz yüze getirdiği yerler her zaman tek düze akışkanlıklar içinde olmaya bilir. Birçok nedenden ötürü sizin özgün sesinizi duymayan, özgün olarak ortaya koyduğunuz gerçeklikleri anlamayanların çokluğu hep yaşam sürecinde görülmüştür. Siz yalın, kolay olanla aynı zamanda var olanın kalıcılığını değiştirmiş oluyorsunuz. Yerinden oynattığınız o kalıp, o kaya, o dağ ister istemez özgünlüğü, özgürlüğü tatmamış olanlar için birer sığınaktır. O sığınağa soktuğunuz çomağın ayırtında olarak, her türlü olumsuzluğu göze alarak, tüm karşı koyuşların üstesinden gelecek bir direnişle kolay ve yalın olanı yapmaya, yazmaya hazır mısınız?


Çevrenizde, gününüzde yaşananların tüm gerçek yönlerini bilecek, sezecek birikimlere ulaşıncaya dek durmadan sorgulamak, öğrenmenin tüm yollarını kullanarak bildiğimiz, yalın olarak karşımızda duran gerçekliğe ulaşacaksınız. O zaman seçtiğiniz yöntem, sözcük ne olursa olsun, sizden, sizin tüm birikim ve algılarınızdan oluşan değerleri taşıyacaktır. Benzer olmanın ötesine geçerek, kendi özgün sesinizin içinde hem özgür olduğunuzu duyumsayacak, hem de bunu yaptıklarınıza, yazdıklarınıza yansıtacaksınız. O zaman kolay yazmanın yöntemlerini de öğrenmiş olarak, dokunduğunuz her duyguyu, dokunduğunuz her anlamı sözcüklere, biçimlere, renklere dökmeniz oldukça kolay olacaktır.


Değişim ve gelişim gerçeğini anlamadan kolay yazmanın olanaksız olduğunu bilerek, çok okumak, kimin ne yazdığını içselleştirerek, onlardan bir ileri kültür oluşturarak yaşamak, yaşadıklarını bu birikimlerle anlamlandırmak oldukça kolaylaşacaktır.


İlk bakışta bu yazdıklarımın bu denli sıradan, kolay olmadığını söyleyenler olacaktır. Açımlanması gerekenin kolay olanın gerçekliğinin her zaman karşımızda durması, kendini belirgin bir biçimde göstermesidir. Onu zorlaştıran; yaşama bakışımızın saydamlaşmaması, kendi kafamızda anlam veremediğimiz, yanıtlarını bir türlü bilemediğimiz soruların gezinip durmasıdır. Nasıl sorular karşımıza çıkarsa çıksın bunlara doğru, gerçek yanıtlar veremediğimiz sürece ne yaparsak yapalım işimiz hep zor olacaktır. Tüm karmaşık olan sorulara ilgi duyarak yanıtlar aradığımız, yanıtlar bulduğumuz; bulunan bu yanıtları yaşamımızda bir yere, yaşamımızda tam orta yerine koyduğumuz; yaşamın ana eksenini belirlediğimiz zaman zor olanın kolaylaştığını göreceğiz.


Kolay olanı tanıdıktan sonra ereklediğimiz ne varsa, ona yönelik yazdığımız, biçimlendirdiğimiz, söylediğimiz her ne varsa bizim için artık çok kolaydır.




2.12.2024

Şiirevi – Güvendik – Urla - İzmir

Yorumlar


bottom of page