top of page

İNSAN NEDEN ANLATIR

13 saat önce
2 dakikada okunur


Tuğba ÇELİK


*

Belki de insan, içinde taşıdığı hiçbir duyguyu, hiçbir düşünceyi sonsuza kadar susturup saklayamayacağını bildiği için anlatmak ister. Çünkü bazı duygu ve düşünceler vardır ki insan onların sesini kıstıkça büyür, sakladıkça yaralar. Söylenememiş sözler, yarım kalmış sevgiler, kimseye anlatılamamış kırgınlıklar zamanla insanın içinde mayalanan hamur gibi sessizce çoğalır. Öyle çoğalır ki gün gelir içine sığmaz olur.

Ve insan anlatmak ister.


Bazen eşe dosta, bazen hiç tanımadığı birine, bazen de kendi kendine...


Anlatmak, insanın bir zamanlar utanmak gibi, yeterince cesur olamamak gibi nedenlerle sandığa kaldırdığı duygu ve düşüncelerini aydınlığa çıkarma isteğidir kimi zaman. Gariptir ama insan anlattıkça kendine biraz daha yaklaşır... Yaşanmışlıklar karşısında ne hissettiğini, neyi özlediğini, hangi sözde kırıldığını, hangi sessizlikte boğulduğunu daha iyi kavrar.


Kimi insan da anlattığı duygu ve düşüncelerini sonralar için, kendi için, diğer insanlar için saklamak ister. Bunun için de yazar.


Salt bunun için değil tabii... Örneğin bazı duygular sese sığmaz, bazı acılar tam anlatacakken boğazda düğümlenir, bazı düşüncelerse tam söylenecekken dilimizde parçalanır. İşte kalem, insanın sesinin kesildiği, sözünün yetmediği yerde konuşmaya başlar. Kâğıt desen yargılamaz.


İnsan onun karşısında saklanmadan, utanmadan, eksilmeden kendini yeniden keşfedebilir. Cümlelerin içinde yıllarca kilit altında tuttuğu bir duyguyu özgür bırakabilir. Bir kelimeye özlemini, başka bir kelimeye kırgınlığını sığdırabilir.


Yazmak, içimizde biriken yaralara merhem sürmektir kimi yerde.


Çünkü insan anlaşılmadıkça yalnızlaşır; ama anlatamadığında ya da yazamadığında kendi içinde kaybolabilir.


Bu yüzden insan kendi penceresinden bakar dünyaya ve yazar:


Çocukluğunu, kaybettiklerini, sevdiklerini, pişmanlıklarını, umutlarını… Kimi zaman başkasının gözlerinde kendini görmek için, kimi zaman hoş bir seda bırakmak için.


Çünkü sayfalara düşürülmüş bir paragraf ya da bir dize yıllar sonra birinin kalbine dokunabilir. Hiç tanımadığımız bir insan yazdığımız şiirde kendini bulabilir, hiç yaşamadığı bir acıyı kendi içinde hissedebilir. Duygu ve düşüncelerin dili, dini, ırkı yoktur; insanın kaleminden dökülen bir söz, başka birinin solmakta olan gülüne can suyu olabilir.


İnsan kimi zaman da unutamadıklarının ağrısını biraz olsun hafifletmek için yazar... Yıllardır yüreğinde sakladığı öyküyü daha anlamlı kılmak için.


İnsan anlatır...


İnsan yazar...


Çünkü bazı duygu ve düşünceler ancak kaleme alındığında soluklanabilir.


Bu yolculuk ise insanın ruhundaki ışıkları açmasıyla başlar... Asıl mesele de budur...

Yorumlar


bottom of page