top of page
1/1074

İLHAN ERDOST

Güncelleme tarihi: 19 Kas 2023



Yusuf Aksoy

*

İlhan Erdost, 12 Eylül askeri darbesi sonrası 7 Kasım 1980’de Mamak Askeri Cezaevi’nde görevli ve yönlendirilmiş 4 er tarafından dövülerek, işkence yapılarak öldürülmüştür. Soruşturma neticesinde bu 4 erden birinin asker olmadığı o grubun içine görevlendirilen ülkü ocakları üyesi bir sivil olduğu belirlenmiştir.

İlhan Erdost, ağabeyi Muzaffer Erdost’un 12 Mart 1971’de hapse girmesinin ardından Sol Yayınları ve Onur Yayınları’nın tüm sorumluluğunu üstlenmişti. Aydın ve yayıncı kimliği ile tanınan İlhan Erdost, ilkeli yaşamı ve cesur yayıncılığından dolayı güveni, saygıyı ve sevgiyi fazlasıyla hak eden bir emekçiydi.

Gözaltına alıp tutuklanmasına sebep olan ise yasak yayın basmak ve bulundurmaktı. İddia edilen yasak yayının da Engels'in doğa bilimlerini konu alan "Doğanın Diyalektiği" adlı kitap olduğu bilinir. Bu iddia bile o dönemdeki askeri iktidarın ne denli bilim, bilgi, aydınlanma düşmanı, faşizm karakterli olduğunu ortaya koyar.

İlhan Erdost birlikte gözaltına alındığı, birlikte tutuklandığı ve birlikte emir almış erler tarafından dövüldüğü ağabeyi Muzaffer Erdost’un gözleri önünde öldürülmüştür.

Askerlere :” Kızlarımı görmeden evden çıktım, döğmeyin artık” sözleri sonrası öldüresiye fiziki şiddet daha da yoğunlaşmıştır. Muzaffer Erdost kardeşinin gözü önünde öldülmesinin acısını yaşamı boyunca içinde taşıdı. Öldürülerek çocuklarından alınan babaların hesabını kim verecek? İkinci, üçüncü kişilere göstermelik kısa süreli cezalar dışında gerçek adalet işletilmedi henüz.

Aynı Sabahattin Ali, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Çetin Emeç, Abdi İpekçi, Ahmet Taner Kışlalı, Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Turan Dursun, Gaffar Okkan, Hasan Ocak, Musa Anter, Metin Göktepe, Hrant Dink, Tahir Elçi gibi onlarca cinayetin faili meçhul kalıp hesap sorulamaması gibi. Belki de failler çok iyi bilinen ‘önemli’ şahsiyetlerdi! Bu yüzden hesap sorulamazdı… Ülkemizin aydınlarına, gazetecilerine, sanatçılara, barış aktivistlerine karşı işlenen suçlar cezasız kaldığı için kamu vicdanı ciddi yaralar almıştır, almaktadır.

İlhan Erdost’u katledenler, biri 6 aylık olan Alaz, diğeri ise 2.5 yaşında olan Türküler adlarında iki kız çocuğunu babasız bırakmıştır. Alaz Erdost baba özlemiyle ilgili “Amcama bakarak babamı hissetim” demiştir. Muzaffer Erdost, Alaz ve Türküler’e hem baba hem amca olmuştur. Her 7 Kasım'da İlhan İlhan Kitabevi, Sol ve Onur yayınlarının kitaplarını yarı fiyatla satar.

Erdost ailesi babalarını, yakınlarını siyasal cinayetlerde kaybeden ailelerle birlikte Toplumsal Bellek Platformu’nu kurdu. Platformun amacı ise çok yönlü dayanışmak, diye biliniyor. Leman Sam'ın ağıt şarkısı da İlhan Erdost için yazılmıştır.

Muzaffer Erdost, kardeşinin adına kendi adına dahil ettirerek Muzaffer İlhan Erdost olmuştur. Bu adla yazdığı birçok kitapta 12 Eylül darbesi döneminde yaşanan suçlardan bahsederek kamuoyunu derinlemesine aydınlatmıştır. Kitabevinin adını da İlhan İlhan yapmıştır.

Muzaffer Erdost, gözleri önünde katledilen kardeşine yazdığı “Biz İkimiz İki Kardeş” şiirinde şöyle seslenir İlhan’a:

“Ve biz geleceğiz bir gün, biz ikimiz İki kardeş Yan yana ve omuz omuza Bileklerimizde Kitaba ve düşünceye vurulu zincirle Taşıdığımız Kitabı, özgürlüğü ve umudu Göklerinde Alanlarında gibi yurdumuzun Ilık nisan güneşini İçerken yapraklar Eriyen karın altından topraktan İnce dal uçlarından ağaçların Yürüyen kalabalığın içinden”



Türküler Erdost’un Biamag’da yayınlanan babasının katledilmesinin 39. anmasında babasının mezarı başında okuduğu metinin son bölümünden bir alıntı:

bugün 7 kasım diye içi sıkıldı küçük kızın. bir gün nasıl olur da faşizmin bütün acılarını kendine sığdırır? ve nasıl kıyar insan olan, diğer insan olana... babasını sığdıramadığı gibi o küçücük taşa, bu düşünceleri de sığdıramadı aklına... o hep babasının küçük kızı kaldı, uyandırmaya kıyamadığı... asla geçmişte değil ama bugündeki anılarda..."


türküler erdost yedi kasım ikibin ondokuz


Babaların evlatsız, evlatların babasız bırakılmayacağı yeni adaletli bir ülke ve adaletli bir dünyayı ancak silinmeyen belleklerimizle kurabiliriz.

36 görüntüleme1 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

1 commentaire


Mavi Işık
Mavi Işık
07 nov. 2023

Cehennem gibi bir geçmiş... Okurken o günleri birebir yaşadığımızı düşünemiyorum, kabullenemiyorum.

Toplum olarak ne çok bagajımız varmış...ve ne çok kirlimiz.


Önemli bir görevi siz yerine getirdiniz, elinize sağlık Yusuf Aksoy.


J'aime
1/2