Aramızdan Bir Kimse

En son güncellendiği tarih: Oca 8

Lemanser SÜKAN

ile

Söyleşi

/

Nadir GEZER

/



Memleket Yollarında Kitabının Yazarı Lemanser Sükan’la : Bir Eğitimcinin Aydınlık ve Savaşımcılık Dünyasına Yolculuk



Eğitimci Lemanser SÜKAN diyor ki: Öğretmen için mutluluk, toplumun mutluluğudur. Öğretmen için varsıllık, toplumun varsıllığındadır. Öğretmen için ölümsüzlük, toplumun sonsuz yaşamındadır.

Lemanser Sükan 1935 yılında Orhangazi ilçesinin yoksulluklarla kuşatılmış bir köyü olan Gedelek’te doğdu. Đlköğrenimini kendi köyünde yaptı. Çalışkandı, direngendi, daha çocukluk yıllarında hiç kimseye boyun bükmemeyi öğrendi. 1948 yılı onun dünyasını yeni bir açılıma taşıdı. Bu açılımı ona veren Arifiye Köy Enstitüsüydü! İki yıllık bir süreçte, güçlü kazanımlar kazandı orada! Arifiye Köy Enstitüsü’nü çok sevmişti ama, ikide bir köyden ve köylüden yana olduklarını dile getiren Bayar-Menderes ikilisinin bir türlü demokrat olamayan D.P’si ilk darbeyi Köy Enstitüleri’nin kız öğrencilerine vurarak onları Kızılçullu Köy Enstitüsü’ne topladı. Lemanser’in Anadolu yolculuklarının da ilk adımı oldu bu!.. Orada da iki yılını tükettikten sonra bu kez de kız arkadaşlarıyla bitmez tükenmez yolculukla Beşikdüzü Köy Enstitüsü’nde aldı soluğu. Beşikdüzü neresiydi, Gedelek neresi… Yollar uzundu, yoksulluk ondan da kötüydü…İki yıl anasından, babasından, köyünden uzak kaldı. Beşikdüzü’nü bitiriverince yeni bir dünya açıldı önünde. Durduğu yerde duramaz yapısıyla, Bozüyük ilçesinin Karaağaç köyünde buldu kendini… Artık yeni bir dünyanın, yeni bir direngen insanı olarak çalışmaya başladı.


O, 1940 ile 1980 yılları arasındaki sıkıntılarla dolu “Memleket Yollarında” ki çilelerle yüklü yaşamöyküsünü dile getirirken çektiği acıları kitabının kapağının arka sayfasına düştüğü bir notta şöyle dile getirmiş: “Lemanser Sükan inandıklarından hiçbir zaman ödün vermedi. Öğretmenlik yaşamının yokluklar, hatta tehditlerle dolu en karanlık anlarında bile kolayı seçmedi, umudunu yitirmedi. Köy Enstitüleri’nde kazandığı dayanışmacı, üretken ve sorgulayıcı ‘eğitim’ anlayışını uyguladı. Memleketin dört bir yanına sürüldü. Ama ona ülkenin her köşesini sevmeyi öğretmişlerdi.” Karaağaç köyünden sonra Lemanser Öğretmenin önünde yeni yollar açıldı. Önce Bozüyük ilçesinde buldu kendini, ardından da Bilecik’te… Oradaki görevi süresince yükseköğrenim isteği büyüdü içinde. Gazi Eğitim Enstitüsü’nün Pedagoji Bölümünde gerçekleştirdi, bu isteğini… Artık öğretmen okullarında öğretmen yetiştirme gibi çok kutsal bir görevi üstlenmiş oldu. Tokat Öğretmen Okulu ilk görev yeri oldu. Kendisi gibi coşkulu, mesleğini seven öğretmenler yetiştirme yönünden hem istekli, hem de sevinçliydi. Okul yönetiminden gelen güçlükleri aşmasını bildi. Orada tanıştığı bir öğretmenle evlendi. Eşi de kendisi gibi okul sınırları içinde kalan bir öğretmen değildi. Okul-TÖS Parti arasındaki bağ kısa sürede hem okul içinden, hem de dışından tepkilere neden oldu. Bunu soruşturmalar ve sürgünler izledi. İlk sürgün yeri Erzurum’du. O kenti Suşehri izledi. Danıştay kararıyla yeniden döndüler Erzurum’a ama bu da uzun sürmedi, bu kez de Ankara yolları açıldı önlerine. Orada da şöyle derin bir soluklanamadan Edirne Öğretmen Okulu’nda görevlendirildiler. Edirne’de öylesine bir çalışmaya verdiler ki kendilerini toparlandıkları bir sırada bu kez de İlyasbey köyü Orta Okulu’na sürüldüler. Oradan yeniden Edirne, İzmir, Bursa hattı açıldı önlerinde. Bursa meslek yaşamlarının son durağı oldu… Bu denli değişik ortamlarda öğretmenlik savaşımı veren Lemanser Öğretmene bu savaşımıyla ilgili sorular sorduk, işte onun bu sorulara yanıtları:


***

Nadir GEZER: Çok kısa sürede Karaağaç köyünden Bozüyük ilçesine, oradan da Bilecik’’e atandınız. Bu denli hızla yer değiştirmenizin nedenleri nelerdi?

Lemanser SÜKAN: Yanıma kardeşimi de almıştım, onun öğrenimini sürdürmesi için bir ilçe merkezine atanmam gerekiyordu. Bu yüzden dilekçemdeki gerekçe benimsendi ve Bozüyük ilçe merkezindeki Atatürk İlkokulu’nda görevlendirildim.

Soru-2: Öğretmenlikten Kütüphane Müdürlüğü’ne atanmanız sizde ne gibi değişikliklere neden oldu?

Yanıt-2: Yine kardeşimin lise öğrenimi nedeniyle lisesi olan bir yere atanmam gerekiyordu. Bir rastlantı olarak Bilecik Çocuk Kütüphanesi Müdürüyle yer değiştirerek Bilecik’e atandım. Bilecik küçük bir il olsa da yine de beni etkileyen etkenler çok daha genişti. Orada çalıştığım sürece hem çevrem genişledi, hem de genişleyen bu çevremden etkilendim doğrusu…

Soru-3: Mesleki yaşantınız süresince Köy Enstitüsü kökenli öğretmenlerle uyum içinde çalışma olanağı buldunuz. Bunun nedenini açıklar mısınız?

Yanıt -3: Evet, bunun pek çok etkilerini gördüm ve yaşadım. Yalnız şunu da kesin olarak eklemem gerekir ki bende genellikle meslektaşlarımla uyum içinde yardımlaşma, işbirliği yapma, paylaşma özelliklerim nedeniyle her gittiğim yerde çevremle birlikteliği sağladım. Soru-4: Gazi Eğitim öğrenciliğiniz sürecinde nedenini bilmediğiniz köy araştırmalarının sonucunu düşündüğünüzde içinizde ne gibi sıkıntılar yaşadınız?

Yanıt-4: Ülkemin zararına olacağını sonradan öğrendiğimde, gerçekten böylesi bir konuda kullanılmış olmaktan üzüntü duydum.

Soru-5: Çalışmış olduğunuz Öğretmen Okulları yöneticileri Selahattin Bey’le, Mustafa Kakat’la uyumsuz bir ortam içinde olmanın sıkıntısını yaşadınız. Bunun nedenlerini iletir misiniz?

Yanıt-5: Her iki okul yöneticisiyle de çağdaş, demokratik ve psikolojik eğitim anlayışlarıyla ters düşmem nedeniyle sorunlar yaşadım. Yöneticilerin sahip oldukları makamın yönetiş şeklini baştaki hükümetin istekleri doğrultusunda şekillendirmeye yönelmeleri, öğretmenlerle ilişkileri sorunlu konuma taşıyordu. Bu da yöneticilerle öğretmenler arasında sıkıntılar yaratıyordu.

Soru-6: Öğretmen Okullarındaki ilk öğretmenlik yılınızda öğrencilerinizle iletişimde hiçbir güçlük çekmediğinizi, sınıfın kapısını kapayıp öğrencilerinizle baş başa kalınca kendinizi büyük bir özgürlük ortamında duyumsadığınız anlaşılıyor. Bunu biraz açımlar mısınız?

Yanıt-6: Köy Enstitüsünden ve Gazi Eğitim Enstitüsü’nden edindiğim alışkanlıklarla, sınıfımdaki öğrencilerimin sorunlarına eğilir, onlara çözüm yolları bulmaya çalışırdım. Gerçekten sınıfın kapısını kapadığımız an öğretmen-öğrenci arasında özgürce bir ortam oluşur, öğrencilerim bu özgürlük ortamı içinde sorunlarını dile getirirlerdi. Kimi kez sorunlu meslektaşlarımın olumsuz davranışları da dile getirilir, üzerinde tartışılırdı. Öğrencilerimi böylesi olumsuzluklar üzerinde düşündürürdüm. Öğretmen olacaklar için bu örnekler çok önem kazanır, sınıfça üzerinde düşünülmeye uygun görülürdü…

Soru-7: Tokat Öğretmen Okulu’nda içinde yaşamış olduğunuz olumsuzluklar nedeniyle dört öğretmen arkadaşınızla birlikte içinde yaşadığınız olumsuzlukları içeren bir yazıyla Bakanlığa başvurdunuz. Bakanlık denetçileri gelince önce bir soluklandınız, ardından da gördünüz ki sizin yakınmalırınızın tersine bir soruşturma başladı. Kuşkusuz bir düş kırıklığı yaşadınız. Bunun nedenleri nelerdi?

Yanıt-7: Bakanlığımıza sunduğumuz yakınmalarımıza karşı gönderilmiş olan denetçiler soruşturmaya değişik bir yön verdiler. Öğrencilerle dışarıdan halkı da bu soruşturmanın içine sokarak dört yakınmacı öğretmeni suçlayıcı bir yön aldı bu soruşturma. Sonunda beni Erzurum Nenehatun Kız İlk Öğretmen Okulu’na, Bedri’yi Erzincan’ın Selim ilçesi Ortaokulu’na, Hayrettin’i de Kayseri’nin bir ortaokuluna sürerek sorunu kapatmış oldular.

Soru-8: Eğitim Enstitülerine seçilecek öğrencilerin seçiminde öğretmenlerin görüş birliği içinde olmaması sizi ne gibi güçlüklere taşıdı? Bundan söz eder misiniz?

Yanıt-8: Lise son sınıf öğrencilerinden Eğitim Enstitüleri’ne gitmek isteyen öğrenciler öğretmenler kurulundan geçirilir, öğretmenlerin görüşleri alınarak öğretmen olup olamayacakları kararına varılırdı. Öğretmenlik mesleği için doğal bir seçkiydi bu. Öğretmenler kendilerine verilen bu yetkiyi kullanıverince olumsuz sonuç alanlar öğretmenlere karşı olumsuz tepkilerini gösterirlerdi. Soru-9: “Buzlar Çözülmeden” adlı oyun sonrasında Erzurum’un sağ basınının suçlayıcı yaygarasından sonra sorumluların sessiz kalışlarını neye yorumluyorsunuz?

Yanıt-9: O kentte sorumluluk alanlar özellikle yönetimce seçilerek gönderilen, görevlendirilen sorumlulardı. Seçilenler böyle olunca, onların yönetim biçimi de olumsuzluklarla yüklü oluyordu…

Soru-10: Yaşamöykünüz ve mesleki çabalarınız gözden geçirildiğinde, etkinliklerinizin başında müsamere ve tiyatronun çok önemli yer aldığını görüyoruz. Yapıtınızın başından sonuna bu etkinlikleri şöyle sıralamak olası: Karaağaç köyünde Cumhuriyet Bayramı nedeniyle müsamere, Bozüyük Atatürk Đlkokulu’nda Keloğlan’ı, yine Cumhuriyet Bayramı nedeniyle Bilecik’te Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler’i canlandırdınız; Tokat’ta Tiyatro Derneği kanalıyla Turgut Özakman’ın Ocak adlı yapıtını il ve ilçelerde sahnelediniz, Suşehri’nde ve çevresinde Güngör Dilmen’in Kurban’ını oynadınız, Erzurum’da kızınız Demet’in ilkokulunda Vur Emri adlı yapıtta görev aldınız; Yine Erzurum’da Öğretmenokulunda Fehmi Başkurt’un Buzlar Çözülmeden adlı yapıtıyla öğretmen okullarının kuruluş yıldönümünü kutladınız, ardından bin bir sıkıntı yaşayarak Edirne Öğretmen Okulu Müdürlüğünden ĐneboluĐlyasbey köyü ortaokulunun öğrencileriyle Üfananın Gelini’ni sahnelediniz. Bu denli yoğun çalışmalarınız altında tiyatroya yönelişinizin nedenlerini açıklar mısınız?

Yanıt-10: Tiyatronun eğitimde en güçlü araç olduğu inancındayım. Bunun etkinliği yaygın ve örgün eğitimde de geçerlidir. Her öğretmenin bir aktör olmasına inanan bir kişiyim. Ayrıca halk eğitiminde de etkin bir araçtır tiyatro.

Soru-11: Sevi, sevgi her genç kızın da, oğlanın da yaşadığı serüvendir. Bunca dalgalı bir yaşamın derinlerinden gelen, daha önce sıcaklıklarını duyumsadığı iki yaştaşıyla mektuplaşırken Gazi Eğitim Enstitüsü sonrasında Tokat Öğretmen Okulu’na atandınız. Öğretmen odasında otururken sigara tutkunuz ağır bastı. Dudaklarınızda sigaranız kibrit aramaya başladınız. O anda, daha önce hiç tanımadığınız çevik bedenli bir elde ince yapılı, küçük sedef kakmalı bir çakmağın yalımı yüzünüzü aydınlatarak, sigaranıza uzanıverdi. Sigaranızı yaktıktan sonra onun yüzüne baktınız. O ise çakmağı size uzatarak “Bu size yakışır!” diyerek ilk armağanı aldınız. Bu yüreğinize düşen ve ötekileri unutturan güçlü bir sevi tutkusuna yöneliş miydi?

Yanıt-11: Evet, gerçekten öyleydi, şunu da vurgulamam gerekir ki sonu mutlu bir evlilikle bitti. Bu evlilikten çok sevdiğim iki çocuğum oldu ve çok mutlandım.

Soru-12: Bundan sonraki dönemde yeni birlikteliklerinizin birbirini izlediğini görüyoruz. Örneğin Yeni İlköğretim Müfredat Programında, Beden Eğitimi Derslerinde öngörülen değişikliklere göre Öğretmen Okulları’nda nasıl uygulama yapılması gerektiği üzerinde çalışma yaparken, Beden Eğitimi Öğretmeni Faruk Sükan’a Meslek Dersleri Öğretmeni olarak bu konuda Özel Öğretim Metodu dersinde Lafonten’den “Tilki ile Karga” masalını konu olarak derse uygulamasını sağladınız. Başarılı bir sonuç alınınca Öğretmeni Pakize Hanım Faruk Bey’e dönerek ,“Aldığın destek çok kuvvetli, bunun değerini bil,” dedi. Bu konu aranızdaki sıcak ilişkiye yeni katkılar verdi mi?

Yanıt-12: Evet verdi, aramızdaki bağ daha bir sıcaklaştı ve bizi birbirimizden kopamaz duruma getirdi. Bu ilişkinin güzel bir yanı da bu ilişkiyi hızlandıracak devinimlerimiz ivme kazandı.

Soru-13: Güzelyalı’daki evlenme teklifi bu gelişmenin bir sonucu muydu?

Yanıt-13: Kuşkusuz bu gelişme çok mu çok etkili oldu.

Soru-14: Her şey güzeldi ama parasız pulsuzdunuz her ikiniz de. Bu yoksunluğu nasıl karşıladınız ve nikâh masasında buldunuz kendinizi? Yanıt-14: Kolumdaki bileziği bozdurarak, Kapalı Çarşı’dan nikâh giysileri aldık. Balayı için de yakınlarımız olanlardan yani nikâh şahitlerimizden borç para aldık ve Yalova’ya yöneldik…

Soru-15: Karı-koca Sükanlar’ın herkesi “şaşkınlığa taşıyan” yanları var. Bu şaşkınlık içinde kalan anneniz var, Tokat’a döndüğünüzde de meslektaşlarınız… Bu konudan birazcık söz eder misiniz?

Yanıt-15: Annem, damadının yüzüne bakarak, “Bula bula bu keli mi buldun?” dedi. Tokat’a döndüğümüzde de dostlarımızın pek çoğu şaşkınlaştı. Özellikle kayın validem bizi kutlamaya gelenlerin sayısını saymış bir de dikkatsizlik yüzünden kırılan bardaklarının çokluğuna üzülmüştü.

Soru-16: Yine karı-koca olarak güzel bir yanınızı da vurgulayalım, yoksunluklar içinde çırpınan öğrencilerinize kucak açmanız, onların eğitimlerini sürdürmeleri için çaba göstermeniz, bu konuyu biraz açar mısınız?

Yanıt-16: Tokat’ta özellikle gündüzlü öğrencilerimizden çok güç durumda olanlara olanaklar yaratmaya çalışıyorduk. Bu konuda eşimle tamamen uyum içindeydik. Başarılı olmaları için özen gösteriyorduk. Para, giysi, barınacak yer bulma yardımları yapmaya çalışıyorduk…

Soru-17: 1965 seçimleri, dünya görüşünüze ilk “darbe” oldu diyebilir miyiz? Bir yandan kızınız Demet aynı yılın ilkyazında doğmuş, öbür yandan da eşiniz Sivas Ortaokulu’na sürülmüştü. O günlerdeki içinde bulunduğunuz ruhsal sıkıntıdan söz eder misiniz?

Yanıt-17: Evet, 1965 seçimleri bize hem sevinç, hem de hüzün verdi. Kızımız Demet’in doğumu sevinç, Đşçi Partisi’nin Tokat’ta seçimi yitirmesi hüzünlendirdi bizi. Ayrıca seçim sonunda eşimin “huzur içinde çalışması için” Sivas Atatürk Ortaokulu’na sürülmesi ailemizin parçalanmasına neden oldu. Her ikimiz de tek maaşa kalarak ekonomik sıkıntı da çektik…

Soru-18: Yapıtınızın bir yerinde “Faruk, yaşamı boyunca aile sorunlarımızdan kaçtı. Hiçbir zor günümde yanımda olmadı,” diyorsunuz. Oysa Erzurum’daki, Suşehri’ndeki vb gibi nice değişimlerdeki iyi ilişkilerinizi yansıtıyorsunuz. Biliyorum bu özel bir konu ama, siz açık yürekli bir eğitimcisiniz , bu konudan biraz söz eder misiniz?

Yanıt-18: Gerçekten toplumsal amaçlarda birlikteliğimiz birdi ama, ne yazık ki aile yaşamımızda gereken desteği eşimden görmedim. Çalışırken ayrı yerlerde bulunduğumuzda birbirimizle ilişkilerimizin sıcaklığı sürdü. Emekli olup da bir araya gelince ailenin bütün yükü üzerime çöktü. Faruk Bey kendi sorumsuz dünyasında yaşarken, ben evimin ve çocuklarımın eğitim sorunlarıyla savaşmak zorunda kaldım.

Soru-19: Suşehri’nden Danıştay kararıyla Erzurum’a döndünüz ama, üzerinizdeki karabulutlar daha bir yoğunlaştı. Bunu en güzel dile getiren de sizden sonra Öğretmen Okulu’na atanmış olan Gülay Hanım dile getirmiş gibidir. Ne diyordu Gülay Hanım “Sizi çok merak ediyordum Şu anda şaşırmış durumdayım. Bana sizi başka türlü anlatanlar, önce boynunuza sarıldılar. Sizi tanıma işi bana kaldı.” Bu iki yüzlülüğe siz ne dersiniz?

Yanıt-19: Ne diyelim, Gülay Hanım bir yerde bunu görmüş, oysa buna benzer davranışları pek çok yerde yaşadım ben.

Soru-20: Yine Erzurum’dayız, eşiniz Faruk Bey evinizin bulunduğu sokağa döneceği sırada “faşolar”ın saldırısı na uğrar, öylesine bir saldırıdır ki her yanı yara bere içinde kalır. Olayın failleri de bulunamaz. Polis duyarsızdır. O günlerde ülkemizin her köşe bucağında böylesi saldırgan davranışlar olurdu ama, bu yönden Erzurum nasıldı o günlerde?

Yanıt-20: Ne yazık ki o günlerde Erzurum daha bir berbattı. Evimiz taşlandı, yolumuz kesildi, yerel gazetelerde hakkımızda suçlayıcı yazılar yar aldı. Sorumlulardan hiç kimsenin kılı kıpırdamadı…

Soru-21: Ankara günleriniz… Biriniz atandığınız için, siz de Ankara’daki bir kursa katıldığınız için karı-koca bir araya gelmenin sevincini yaşarken, bu kez de ayni nedenlerle eşiniz bir başka yere kursa çağrılır, yine ayrılık düşer aranıza. Gerçekten bu denli şanssızlığı neye bağladınız?

Yanıt-21: Ben Ankara’daki kursa giderken, eşim de Erzurum’daki kayak kursuna gönderilmiş, her iki konumda da bizim bir arada olmamız amaçlanmış ama, ne yazık ki bu ayrılık bir yazgı gibi alnımıza yazılmış işte!..

Soru-22: Ankara Yunus Emre Ortaokulundan Edirne Kız Öğretmen Okulu öğretmenliğine ve yöneticiliğine gönderilmeniz nasıl etkiledi sizi? Yanıt-22: Kendimi haklı gördüm. Öğretmenliğim süresince yaptığım eleştirilerin yerinde olduğunu gördüm. Yetki sahibi olunca pek çok işlerin yapılabileceğini anladım ve yaptım. Bunu 1975 yılında mezun ettiğim öğrencilerimin 15 Mayıs 2010 da toplandıkları Kuşadası’nda şu sözlerle dile getirmelerinden anladım: “Bize bir yıl müdürlük yaptın, bin yıla bedeldi. Elden ele odun taşımamızı, tarım kooperatifimizi, sınıf gezilerimizi, sabah jimnastiklerimizi, 19 mayısta oynadığımız halk oyunlarını asla unutamıyoruz…”

Soru-23: Edirne’ye ikinci gelişinizde Kız Öğretmen Okulu öğretmen lisesi olarak karşınıza çıktı. Bu yeni konumdan etkilendiniz mi?

Yanıt-23: Elbette etkilendim. Örtülü biçimde öğretmen okulları kapatılmıştı. Lisenin başına koymuş oldukları öğretmen sözcüğüyle halkı kandırmışlardı. Ülkem için Köy Enstitüleri’nin kapatılmasından sonra en büyük kötülüktü. O günkü düşüncelerimi Milli Eğitim Bakanı’na bildirmiştim.

Soru-24: Sizden önceki müdür arkadaşınızın veda konuşmasının sonunda “Umarım gelen gideni aratmaz, her şey gönlünüzce olsun,” diyerek bitirmiş konuşmasını. Sizin meslek sevginizi bilmediği halde nasıl böylesi bir sonuca ulaşmış oldu ki?

Yanıt-24: Ben de ona şu karşılığı vermiştim: “Beni hiç tanımadığınız halde bu yargıya nereden vardınız? Oysa ben sizi en iyi dileklerle, alkışlarla uğurlamak isterdim.”


Nadir GEZER: Yardımlarınız için teşekkürler Lemanser Hanım.

Lemanser SÜKAN: Ben de size teşekkür ederim.


NOT:

Lemanser SÜKAN’ın Nisan 2010’da Memleket Yollarında adlı bir ANI kitabı yayımlandı. Kitapta Köy Enstitülerindeki öğrenciliğini ve değişik kademelerdeki öğretmenliği sırasında yaşadıklarını anlatıyor. Kötü baskısına, acemi yayın yönetimine, özensiz redaksiyonuna karşın keyifle okunacak, türünde gerçekten başarılı bir yapıt olan kitap, 1940 lı yıllardan 1980 yıllara kadar eğitim sistemimizi ve Anadolu’yu, ne istediğini hala çok iyi bilen, çok renkli bir hanımın gözünden, kalbinden, içeriden anlatıyor. Okurken keşke daha yetkin ellerde, özenle, daha çok kişiye ulaşacak bir düzenekte, en az iki cilt yapılsaydı bu kalın hacimli kitap diye düşünüyorsunuz. Kadınlarımızın, kızlarımızın o kitaptan, geçmişin köylü kızı, dünün yönetici öğretmeni, bugünün savaşımcı dernek yöneticisi ve aydını Lemanser SÜKAN’dan alacağı çok ders bulunmakta. Bu derslerin başında özgürlüğün bir bağış, armağan olmayacağını, ancak iyi bir eğitim, yükseltilen bir bilinç ve amaca kilitli bir emekle elde edileceği var.

Yukarıdaki söyleşi kitabın izleğinden hareketle Nadir GEZER ve Ayten YALÇIN tarafından yapıldı. Yayımlanması için maviADA'ya verildi


Şenol YAZICI

*

ada maviADA 18. SAYI YAZ 2010

1s0l.gif

ŞAKASIZ;

artık

KIŞ!..

mavi

ADA

2002

Hayat ve Sanat

Emek veren herkesin ADAsı

861536d39876bb9d5a5ca0fa97dddfb8.gif

<?php include_once("analyticstracking.php") ?>

© 2018 maviADA