Yazar Yetişir mi

En son güncellendiği tarih: 24 Ara 2020



Geçen yüzyılın en sıkı tartışmalarından birisiydi bu. İnsanın gelişiminde ve yetişmesinde kalıtım mı çevremi daha önemlidir. Genetik kodlarımızda yazılanlar çevreden alınan etkileşimler ile ne kadar değiştirilebilinir. Bir kısım bilim adamları siz bana bir çocuğu verin. Ben onu ressam, müzisyen, marangoz, terzi ya da yazar yapabilirim iddiasında bulunurken karşıtlar da hayır. Çocuğun yetenekleri yoksa fazlaca etkin olamazsınız diyorlardı. Kuşkusuz her iki tarafında haklı argümanları kanıtları vardı ama zayıf yanları da. Kulağı hassas olmayan biri müzisyen yapılamayacağı gibi sesi borazan gibi olan birisini de şarkıcı yapamazsınız. Eli ufak olanlar kaba işçiliğe, büyük olanlar ise ince işçiliğe daha yakın oluyormuş. Dolayısıyla çevrecilerin bu konuda fazla yapacakları bir şey de yoktur. Bu duruma en büyük ve somut delil olarak aynı yumurta ikizi olan çocuklar denek olarak kullanıldı ve üzerlerinde çalışıldı ama her iki tarafta ancak yüzde 30-40 dolayında haklı çıkabildiler. Doğayı örneklersek. Ne yaparsak yapalım. Bir şahini, kartalı evcilleştirebiliriz ama ona sebze yeme alışkanlığı kazandıramayız. Aslan ot yemez akbaba ise canlı bir hayvanı. Tavuskuşu ise bülbül gibi ötemez. Bu onların doğasındadır. Dış etkiler ile değiştirilemez. Bizim evcilleştirme dediğimiz şey ise onların şartlı refleks ile belli komutlara belli karşılıklar vermesinden başka bir şey değildir. Bu kısa girişten sonra Yazar Yetiştirilebilir mi? Yazar fiziki melekelerini kullanmadığına göre onun üzerinde ustanın çalışması hem boş hem anlamsızdır. En azından belli bir aşamaya kadar. Doğrudur. Yeni doğan bebeğin beyni her türlü dış etkiye ve öğrenmeye açıktır. Buna bizim yapacağımız etkiler, eğitimler ile yönlendireceğiz. Fakat onu bir laboratuara koyup ta demir işler gibi işleyemeyiz. Yazarda aranacak asgari şartlar laboratuarda değil, çok ama çok uzun yılların birikimi, deneyimi, rafine olmuş bilgiler, kitap, dergi, gazete okuyacak. Hem de değişik ve çeşitli yazarların eserlerini. Bu birikimler onun belleğinde yer alacak. Dolacak, taşacak ki o da kağıda bunları dökebilsin. İşte bu noktadan sonra yazarlık eğitimi verilebilinir. Şöyle ki o da ancak teknik olarak. Anlatım, imla, yorum, olayları irdeleme, tasvir, gözlem vesaire. Yoksa yazar olmak için okula gidilmez. Onun okulu kişinin önce ailesidir. Çevresidir. Okudukları dinledikleridir. Tiyatro okulları açılıyor. Orada herkesi esas oğlan esas kız olarak yetiştiremezsin. Oturmaz. Siz Ediz Hun’dan Bir Memati yaratamazsınız. Eğreti durur. Zira munis yüzlüdür. Türkan Şoray’dan da Vamp kadın çıkartamazsınız. Belki istisnası vardır ama o da hilkat garibesi olur. Yaşar Kemal niçin köy ve taşra roman ve hikayeleri yazmıştır. Aziz Nesin niçin sıradan insanların yaşamlarını anlatmıştır. Nazım Hikmet’in şiirleri niçin isyan kokar. Kendimizi ele alalım. Kaç bin gazete kitap dergi okuduk. Kaç bin. Bu okuduklarımız yıllar içinde bizi biçimlendirmiş beyin kıvrımlarımıza yerleşmiştir. Bu kıvrımlar okulda belli bir yaştan sonra ne verilebilir. Ne de değiştirilebilir. Özetle genetik yapı, kalıtım esastır. Ama onun üzerine çevrenin etkileri gelerek o insanı yoğurur pişirir. Fakat bu okulla değil. Çevre ile, zamanla olur. Okulda ise ancak teknik bilgi verilir ve var olan yetenek ve ilgisini pekiştirmekle olur. Hiçbirimiz okullu değil alaylı yazar çizerleriz. Nasıl demişti şair:

Şairim Şiirin hasını Ayak sesinden tanırım Ne zaman bir köy türküsü duysam şairliğimden utanırım.

Karacaoğlan ya da Aşık Veysel veya bir Şenol Yazıcı YAZARLIK OKULU mezunu değildirler ki. Sibernetik ve bio çiplerin gelişmesi sonucu robotlar ve bilgisayarlar müthiş gelişti. Kasparov satrançta bilgi sayarı yenemiyor. Bilgisayarlar artık fevkalade resimler çizip desenler yapıyor. Ama onların beynine biz forma atıp programlar yüklüyoruz. İnsan beynine okulda böyle bir format atılamaz. Bu yönde çok gizli çalışmalar var ama okullar için değil. Siborglar üretmek için yapılıyor. Çünkü çok teknik çok ama çok pahalı bir çalışma. O da yine program yükleyerek.Yani yılların birikimlerini birkaç dakikada çip gibi beyne yazılımları atarak Bununla ustaların öncülerin ve hatta böylesi bir okulun olumlu güzel etkileri olacağını inkar etmiyorum. Nitekim yaptığımız eleştiriler yorumlar bize okul hocalığı yapar. Ama mayada bir şey yoksa okul ne yapsın. Yunus Emre mi demişti. Çeşme yanına bir desti koy. Onca yıl dolası değil.

22 görüntüleme0 yorum
1s0l.gif

ŞAKASIZ;

artık

KIŞ!..

mavi

ADA

2002

Hayat ve Sanat

Emek veren herkesin ADAsı

861536d39876bb9d5a5ca0fa97dddfb8.gif

<?php include_once("analyticstracking.php") ?>

© 2018 maviADA