Kurs ve Yazarlık

Kurs ile yazarlık konusunda değişken düşüncelerim var. Önceleri bir ticari mekanizma olarak yazma heveslilerini kandırmak gibi görünüyordu. Suistimaller yapıldığına tanık oluyordum. Sonra hiç olmazsa yazma hevesi ile bir şeyler öğrenmek istiyorlar, hatim indirme kursuna gitmiyorlar diye düşündüm. Bu süreçte yazma öğreten kitaplar basıldı. Yurt dışındaki edebiyat derslerinde kullanılan yazma teknikleri şablonlar halinde öğretildi. Yönlendirilmiş yazma türleri, resme veya fotoya öykü yazma, yarım öyküyü tamamlama gibi teknikler ile yazma geliştirme çalışmaları yapıldı. Bütün bunlar özel yetenek istemeyen, yurtdışında okullardaki çağdaş eğitimin bir parçası olan çalışmalardı. Bizim ülkemizde çoktan vazgeçilmiş olan kompozisyon derslerinde yapılması gerekeni bu kurslar yapmaya çalışıyordu. Yazmayı öğrenmek bence kompozisyon derslerinde lisede kitap okuma ile birlikte yürümesi gereken bir süreç. Yazım kurallarını bilen, bol okuduğu için sözcük bilgisi zenginleşmiş kişiler için yazma sürecine girişte bir tek aşama kalıyor. Söyleyecek sözü olması. Gerçekten de yazım kurallarını bilmeden kitap yazmak ve bu işi editörlere havale etmek çok garibime gidiyor. Türkçeye hakimiyet de yazmanın olmazsa olmazıdır bence… Şimdiye kadar yazma dedim. Yazarlıktan söz etmedim. Yazma edimi her bireyin erişmesi mümkün olan bir aşama… Daha sonrası ise yazarlık için gerekenleri gerektiriyor. Yani kişinin dil ve bilgi -birikim zenginligini yazı dili ile de sözlü olarak da aktarabilmesi yetmiyor. Bütün bunlara ek olarak yazarlık için örneğin öyküde kurgu pratiği çalışmaları yapılabilir. Şiir ise konu, dizeler sözcükler ile oynamalar sesli okumalar yapılabilir. Yazarlık öğretilen bir şey mi diye soruyorum. Tek bir kurs süresini aşan süreç gerekiyor. Düşünüp konuşup dinleyerek birikim oluşması gözlem ve deneyimlerin yamalı bohça misali uygun düşecek şekilde bir araya getirilmesi gerekiyor. Buna kurgu diyoruz. Uyum burada bizi bağlıyor. Her beğendiğimiz parçayı öyküye katamıyoruz. Söyleyecek bir sözümüz varsa yazarız dedik. Söylemek istediğimizi öyküde, şiirde, romanda anlatırız. Yazılanın “edebi olması” yazanı yazar yapar. Buna kim karar verecek derseniz o iş iyice zor. Geçmişte yayınevlerinin editörleri edebi birikimleri olan kişiler olarak buna karar verecek eleştirmen yetkinliğindeydi. Okurlar şimdikinin aksine donanımlı idi. Her öne sürülen ve popülerleştirilene yönelmiyor seçici okur olarak kültür düzeyimizi yükseltiyorlardı. Küresel bir dozer tüm ülkelerden geçti… Yabancılaştırma, kimliksizleştirme dinselleştirme ve cahilleştirme ile dümdüz olduk. Çorak ve yavan bir iklimde kültür fideleri sürmekte ısrarlıyız. Ne yapabiliriz. İnternette edebiyat siteleri var. Eğer interaktif çalışanlar varsa yararlı olabiliyorlar. İçlerinde yer alıp geliştirici bulduklarım oldu. Edebi algıların gelişmesi için karşılıksız katkı vermek, her fırsatı değerlendirmek yazmaya yazarlığa yönelenlere dostça destek ve eleştiri görevimiz olmalıdır.

mavi

ADA

2002

Hayat ve Sanat

Emek veren herkesin ADAsı

<?php include_once("analyticstracking.php") ?>

© 2018 maviADA