top of page

Ara


Aşk
CEMAL SÜREYA * Sen kalkıp gidiyorsun. Git. Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı, Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun oturmuştu Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti Yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz Sanki hiç olmamıştı Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı İstanbullula

maviADA
14 Ara 20252 dakikada okunur


Derviş İçin...
Resim: Yusuf Erbay Lâmelif nefesin lâ suretin elif ahirin yalnız… kendini okur kendi sesin levhada mahfuz… (birlikte ateşte korduk suda zerre toprakta kurşun) -neden açıldı kafes? habersiz salındı can pençelerinde kuşun soru mu bilinmez dua mı? lâmelif duruşun…
Yusuf Erbay
13 Ara 20251 dakikada okunur


Kültür ve Medeniyet
CEMİL MERİÇ * Alman tarihçilerinin dilinde kültür deyişi, daha önce var olan medeniyete çok yakın bir anlam kazanır. Bununla beraber bir takım ayrılıklar önerilir. Kültür, insanoğlunun fizik dünyaya, fizik çevreye söz geçirmek için sahip olduğu kolektif araçlar bütünüdür. Başka bir deyişle ilim, teknik ve uygulamalarıdır. Medeniyet ise insanın kendini inzibat altına alması, fikirce, ahlakça, ruhça yükselmesi için lüzumlu olan kolektif araçların tümü, güzel sanatlar, felsefe,
Cemil Meriç
12 Ara 20252 dakikada okunur


BOVARİZM ve Gustave FLAUBERT
Gustave Flaubert, D: 12 Aralık 1821, Rouen, Ö: 8 Mayıs 1880, Croisset, Fransa Fransız romancı. Edebiyat eleştirmenleri tarafından modern romanın kurucusu kabul edilir. Flaubert'in Madam Bovary adli kitabından sonra bovarizm akımı oluşmuş ve psikolojide tatminsizlik, memnuniyetsizlik anlamına gelen bir rahatsızlık olarak yer almıştır. Time dergisi tarafından 2007 yılında açıklanan dünyanın en ünlü yazarlarına göre "Tüm Zamanların En İyi On Kitabı " listesinde, Lev Tolsto

maviADA
12 Ara 20253 dakikada okunur


Bizans'a Yolculuk
William Butler Yeats * Yaşlılara göre değil bu ülke. Gençlik Kollarında biri birinin, şarkılarında Ağaçlardaki kuşlar (şu yok olan kuşak) Somon çağlayanı, uskumru dolu denizler, yaz boyunca Kanatlı veya kasaplık et yahut balık, Övgü düzer vücut bulan, doğan, ölen ne varsa; Hepsi o şehvetli müziğe tutulmuş, Yaşlanmayan aklın anıtları unutulmuş. II Yırtık pırtık bir palto sırtında bir çıtanın, Değersiz bir şeydir bir yaşlı adam, eğer El çırpıp şakımıyorsa ruh, ölümlü kıyafetini
William Butler Yeats
10 Ara 20251 dakikada okunur


Ay Zamanı
ŞENOL YAZICI * Bir küstüm çiçeğidir, ergenliğe soyunmamış yalnızlıklar. Hem herkes, hem her şey olmaya hazır, hem hiçbir şey olmamaya kararlı, öyle kırılgan dururlar. Savrulan sarışın yapraklar gibiyken hayat Her ay büyür, her ay tutulur onlar. Ay vurur, büyür gece, Bir Kaş mavisi kadar korkunç güzel gökyüzü, Dünyanın çatısına gerili delik deşik bir örtü, Uzar, uzar, uzar… Belki şimdi, Sıyrılır yatağından, ki gün görmemiş karanlığ

Şenol YAZICI
10 Ara 20251 dakikada okunur


Yazar Olacak Çocuk
ŞENOL YAZICI * YAZMA DEPRESYONU * Akrabamız olan Celal öğretmen bende bir hikmet görmüş olmalı ki yere göğe sığdıramıyordu. Annem ve babam, onun övgülerini duyup, simit satarak katkıda bulunduğum okul kütüphanesinden aldığım ders kitaplarının arasına saklayarak okuduğum kitaplarla olan derin ilişkimi görünce nasırlı elleriyle başımı okşar "vali olacak benim oğlum," derdi. Elimde değildi, gürültüyü duymak için kulak kabartır, açık kapıdan sokağa bakardım, o dediği, geçecek
Şenol YAZICI
7 Ara 20257 dakikada okunur


YALNIZ
TALAT SAİT HALMAN * Yalnızlığı hiç bilmeyeceksin. Kuytular, tanrılarındır. Çağlar ve sınırlar ötesinden Sana hep seslenecek can çekişen kurbanlar. Hangi ıssızlığa varsan çağrışan açlar bulacaksın Başaklar sallanırken tâ uzaklarda Altın ve hayırsız, Yaşamak yorgunu açlar Bir kapkara iman gibi davet edecek Seni görkemli beraberliğine. Yalnızlığı hiç bilmeyeceksin Korkular, tanrılarındır. Bir ülkü uğruna kurban düşen yiğitler var: Can yoldaşı, kan kardeşisin onlar için Bir yaman
Talat Sait Halman
7 Ara 20252 dakikada okunur


İSTANBUL
* Talat Sait Halman * Hangi ayazmadan su içsem Başında kaç batın Susuzluktan ölmüştür Irıpları çekmeyegör Boğazda her balığa Bir orospu gömülmüştür Dinmişse Saraylarda düğünler Harem ağası gülmüştür Yangın yerlerinde tekbir Yoksulların Canevinden dökülmüştür İstanbul Çağların görmekten korktuğu Düştür * Talât Sait Halman Doğum adı Talat Ümit HALMAN , (7 Temmuz 1931 - 5 Aralık 2014), Türk şair, yazar, çevirmen, akademisyen, diplomat, siyasetçi. Türkçeye Hayyam'ın, William Faul
Talat Sait Halman
6 Ara 20251 dakikada okunur


Talat Sait HALMAN
(7 Temmuz 1931 - 5 Aralık 2014) * maviADA'nın kuruluş yıllarında aramıza katılan derginin birkaç sayısında şiir ve çevirileriyle yer alan Talat Sait Halman, ıyi bir şair, kültür sanat adamı olmasının yanında ilk kültür bakanımızdır da. Doğum adı Talat Ümit HALMAN, (7 Temmuz 1931 - 5 Aralık 2014), Türk şair, yazar, çevirmen, akademisyen, diplomat, siyasetçi. Türkçeye Hayyam'ın, William Faulkner'in eserlerini, Shakespeare'in sonelerini; İngilizceye ise Dağlarca, Orhan Veli gibi

maviADA
6 Ara 20253 dakikada okunur


Öksüz Derviş
YUSUF ERBAY * Evvel zaman / Kalbur saman içindeyken Her şey, Başka bir şey içindeyken… Rüyamın içine bir Derviş doğdu. -Âdem gibi anasız doğdu… Develer tellal / Pireler berber iken. Her şey, Başka bir şey iken… Başka hiçbir şey olmayan Derviş büyüdü. (Gitmekle kalmak arası Peri kanadına sığan Arpa boyu yaşamında Yalnız yürüdü…) Gün batmazdı gezdiği ufukta Kulun bildiğini gizliyor şimdi Ayrılık hummasında Derviş Nazarı yaprak döküyor Gidişi kar kokusunda… -Çaresiz / ma
Yusuf Erbay
6 Ara 20251 dakikada okunur


Alexandre Dumas
BABA * Alexandre DUMAS * Doğum adı Dumas Davy de la Pailleterie, 24 Temmuz 1802 – 5 Aralık 1870 Fransız yazardır. Adaş oğluyla karıştırılmaması için Alexandre Dumas père adıyla da bilinir. Macera türündeki tarihi romanlarıyla ünlüdür. Eserlerinin 100 dile çevrilmesi sayesinde en çok okunan Fransız yazarlardan biri olmayı başardı. Monte Kristo Kontu , Üç Silahşorlar, Yirmi Yıl Sonra ve Demir Maskeli Adam gibi romanlarından bazıları dizi şeklinde yayınlanmıştı. Yirminci yüz
Mavi Işık
5 Ara 20257 dakikada okunur


Atilla JOZSEF
Sevgilim Ne Zaman Sokaktan Geçse Sevgilim ne zaman sokaktan geçse serçeler barıştı güvercinlerle. İncelikle basar basmaz kaldırıma güzel ayak bileği ışıldadı usulca. Efil efil titreşince omzu baktırdı arkasından bir çocuğu. Yürüdü salınarak - lâmbalar yanmaya ve bakmaya başladılar hayranlıkla. Ve güldü hepsi, umurlarında değildi o benim doldurmuşsa yüreğimi. Kollarımda salladığımı titizlikle korktum elimden alacaklar diye! Ama onların bu keyifli halleri yok etti içimdeki kısk

maviADA
4 Ara 20253 dakikada okunur


ÜMRAN
Niyazi UYAR * Bornova Anadolu Lisesi’ne aynı yıl başlamışlardı. Biri sınıfın bir köşesinde; öteki diğer köşesinde oturmaktaydı. Aynı sınıfta okuyan iki yabancıydılar birbirlerine. Koca bir yıl geçmiş, bir güne bir gün göz ucuyla bile olsa selâmlaşmamışlardı. Dışarıda karşılaşsalar, “gözüm bir yerlerden ısırıyor; ama nereden?” diye sorarlardı kendilerine. Bir gün Türkçe sınavından bütün sınıf düşük almıştı. Yalnız Ümran’ın yazdığı kompozisyon Tevfik öğretmeni çok etkilemiş ola

Niyazi UYAR
4 Ara 20259 dakikada okunur


Balkan'da Seyahat
YAHYA KEMAL BEYATLI * Doğum adıyla Ahmed Agâh, (2 Aralık 1884, Üsküp 'te doğdu - 1 Kasım 1958, İstanbul 'da öldü. ) Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin en büyük temsilcilerinden biridir. Şiirleri Divan edebiyatı ile modern şiir arasında köprülük görevi üstlenmiştir. Türk edebiyat tarihi içinde Dört Aruzcu'dan biri olarak kabul edilir. Sağlığında Türk edebiyatının başaktörleri arasında kabul edilmiş ancak hiç kitap yayımlamamış tır. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nde mille
YAHYA KEMAL BEYATLI
3 Ara 20252 dakikada okunur


ÇOCUKSUN SEN
Ahmet TELLİ 2 ARALIK 1946 * * - I - Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen, Ömrümüzse karşılıksız sorulardı, hepsi bu. Şu samanyolu, hani avuçlarından dökülen Kum taneleri var ya, onlardan birindeyim. Yeni bir yolculuğa çıkıyorum, kar yağıyor, Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte. Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum, Dönüşen ve suya dönüşen sorular soruyorsun, Sesin bir çağlayan olup dolduruyor uçurumlarımı. Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman Birisi adres
Ahmet TELLİ
2 Ara 20253 dakikada okunur


NAMIK KEMAL ve HÜRRİYET KASİDESİ
Nurten B. AKSOY * Yurtseverlik, hürriyet, vatan, millet, şeref gibi kavramları Türk düşünce hayatına ve edebiyatına sokan ve yaşamı boyunca bu kavramlara bağlı kalan bir Tanzimat Devri aydını olan Namık Kemal’in, Aralık ayı hem doğduğu hem de hayata veda ettiği ay. Biz de bu vesileyle “Hürriyet Şairimizi” dilimiz döndüğünce anlatalım istedik. Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selâmetten Çekildik izzet ü ikbâl ile bâb-ı hükûmetten Çağın değer yargılarını doğruluktan ve samimi

Nurten B. AKSOY
2 Ara 20256 dakikada okunur


Orhan Şaik Gökyay
(16 Temmuz 1902, İnebolu - 2 Aralık 1994), Türk edebiyat tarihi ve dil araştırmacısı, şair, öğretmen. “Bu Vatan Kimin” şiiri ile hafızalarda yer etmiştir. Şiiri Mustafa Yıldızdoğan tarafından bestelenerek 1998 yılda aynı adla çıkardığı albümünde okumuştur. Edebiyat alanında şairliğinden çok eleştirmenliği ve araştırmacılığı ile öne çıktı. Dil konusunda yaptığı en önemli çalışma Dede Korkut hikâyeleri’ni sadeleştirmesidir. Yetmiş yıl boyunca öğretmenlik yaptı, binlerce öğrenci

maviADA
2 Ara 20254 dakikada okunur


YALNIZ ADAM
Niyazi UYAR * Hemen her gün, gidip geldiği yolları ezberlemişti. Evden çıktı mı, hiçbir yere bakmaz, yolun karşısına geçinceye kadar önüne bakar. Yoldan karşıya geçeceği zaman bir sağ yanına bir sol yanına özellikle de sağ yanından rap diye çıkıveren arabaları görünce, “yavaş gel yavrum, otoban mı burası,” der uyarına gelirse bir iki poşetlik bir şey söylerdi. Yolun trafiği hemen her daim yoğundur. Güç bela karşıya geçti mi, rahatlar, başlardı çevrenin fotokopisini çekmeye. S

Niyazi UYAR
2 Ara 20255 dakikada okunur


Şapkamı Çıkarmam
Doğan SOYDAN * ÖYKÜ * (Halkın kıyafetini modern dünya ile uyumlu hale getirmek için 25 Kasım 1925'te "Şapka İktisası Hakkındaki Kanun" kabul edilmişti. 1934'te çıkarılan bir kanunla da din görevlilerinin ibadet yerleri dışında dini kıyafetlerle gezmeleri yasaklanmıştı. Cumhuriyet'in ilk yıllarında yapılan her yenilik gibi, TÜRKİYE'yi muasır medeniyetler seviyesine yükselmek içindi. Ne var ki aynı dönemde farklı bir kanunla resmi yerlerde şapka ve benzeri başlıklarla re
Doğan Soydan
1 Ara 20255 dakikada okunur

bottom of page


