ZÜHTÜ ORADA MI?
- maviADA

- 1 May
- 2 dakikada okunur

Mehmet ŞAMİLOF
*
TCG Kocatepe
*
Elimde Özhan Bakkalbaşıoğlu’nun o sarsıcı kitabı; kapağında "Bir Akıl Tutulması" yazıyor... Sayfaları çevirdikçe Akdeniz’in tuzu genzimi yakıyor, 1974’ün o bitmek bilmeyen Temmuz sıcağı odama doluyor. Bu sadece bir geminin batış hikâyesi değil; bu, bizim ailemizin, bizim toprağımızın, Of’un ve vatanın yüreğine düşen bir kor ateşin hikâyesidir.
Kitapta anlatılan o trajedi, benim için sadece askeri bir rapor değil, bir aile fotoğrafındaki eksikliktir. O fotoğraflardan birinde, 1972 tarihli bir diploma duruyor: İstanbul İmam-Hatip Okulu. Fotoğraftaki o genç, azimli ve çalışkan yüz, kuzenim Mustafa Rüstem Aydın ’ın babası Er Mustafa Aydın’dan başkası değil. 1953 yılında Of’un o dik yamaçlı köylerinden çıkıp hayalleriyle İstanbul’a gelen, ancak vatan borcu çağırdığında bir an bile tereddüt etmeden denize açılan o fidan, Kocatepe’nin o karanlık gecesinde şehadet şerbetini içti.

Sallarda Başlayan İkinci Savaş
Kitabı okurken gözümün önünde canlanıyor...
Kocatepe, kendi kanatlarımızdan gelen o talihsiz bombalarla sarsıldığında, Mustafa ve silah arkadaşları için asıl imtihan yeni başlıyordu. Akdeniz’in o kavurucu güneşi altında, ufacık salların içinde verilen o sessiz mücadeleyi okurken insanın boğazı düğümleniyor.
Doktorun "Asla su vermeyin!" haykırışlarına rağmen, susuzluktan kavrulan dudaklarını ıslatamadan son nefesini verenlerin acısı, bugün bile taze. Erol Gök Astsubay’ın o çaresizlik içinde disiplini elden bırakmayışı, İngiliz pilot Ian McKucunie’nin o zifiri karanlıkta helikopteriyle 25 sorti yaparak 73 canı ölümün kucağından çekip alışı... Hepsi birer kahramanlık nişanesi. Ama bizim payımıza düşen, Mustafa’nın o saadet dolu yuvasına dönen bir selamı değil, şehadet haberi oldu.
"Zühtü Orada mı?"
Kitabın en can alıcı yeri, İsrail gemisinin sallara yaklaştığı o andır. Umutların bittiği yerde bir ses yükselir...
"Zühtü orada mı?" Bu soru, benim için sadece bir isim sormak değildir. Bu, "Biz buradayız, birbirimizi bırakmadık!" demektir. Bizim Mustafa’mız o gün o gemiye çıkamadı, o selamı alamadı belki ama onun aziz hatırası bugün evladı Rüstem’in vakarında yaşıyor.
Bir Mirasın Bekçileri
Bugün o 1972 tarihli diplomaya baktığımızda; vatanı için en kıymetli varlığını, canını feda eden Of’un o has evladını görüyoruz. Oğlu M. Rüstem Aydın’ın bugün gururla ve hüzünle sakladığı o hatıralar, Kocatepe’nin sadece bir gemi adı değil, Mustafa Aydın ve arkadaşlarının yazdığı bir fedakârlık destanı olduğunun kanıtıdır.
Ben, Şamilof olarak; bu satırları okur/yazar hüznü hem de bir kuzenin vefasıyla kaleme alıyorum.
Kıbrıs Türklüğü daima var olacaktır; çünkü Mustafa gibi babalar vardı, can verdiler, kan verdiler ve vatanı bize vatan kıldılar.
Ruhun şad olsun Mustafa ve silah arkadaşlarının emaneti olan bu vatan ve evladın Rüstem, başımızın tacıdır.

















































Yorumlar