top of page

ZÜHTÜ ORADA MI?


Mehmet ŞAMİLOF

*


TCG Kocatepe

*

​Elimde Özhan Bakkalbaşıoğlu’nun o sarsıcı kitabı; kapağında "Bir Akıl Tutulması" yazıyor... Sayfaları çevirdikçe Akdeniz’in tuzu genzimi yakıyor, 1974’ün o bitmek bilmeyen Temmuz sıcağı odama doluyor. Bu sadece bir geminin batış hikâyesi değil; bu, bizim ailemizin, bizim toprağımızın, Of’un ve vatanın yüreğine düşen bir kor ateşin hikâyesidir.


​Kitapta anlatılan o trajedi, benim için sadece askeri bir rapor değil, bir aile fotoğrafındaki eksikliktir. O fotoğraflardan birinde, 1972 tarihli bir diploma duruyor: İstanbul İmam-Hatip Okulu. Fotoğraftaki o genç, azimli ve çalışkan yüz, kuzenim Mustafa Rüstem Aydın ’ın babası Er Mustafa Aydın’dan başkası değil. 1953 yılında Of’un o dik yamaçlı köylerinden çıkıp hayalleriyle İstanbul’a gelen, ancak vatan borcu çağırdığında bir an bile tereddüt etmeden denize açılan o fidan, Kocatepe’nin o karanlık gecesinde şehadet şerbetini içti.

​Sallarda Başlayan İkinci Savaş


​Kitabı okurken gözümün önünde canlanıyor...

Kocatepe, kendi kanatlarımızdan gelen o talihsiz bombalarla sarsıldığında, Mustafa ve silah arkadaşları için asıl imtihan yeni başlıyordu. Akdeniz’in o kavurucu güneşi altında, ufacık salların içinde verilen o sessiz mücadeleyi okurken insanın boğazı düğümleniyor.


​Doktorun "Asla su vermeyin!" haykırışlarına rağmen, susuzluktan kavrulan dudaklarını ıslatamadan son nefesini verenlerin acısı, bugün bile taze. Erol Gök Astsubay’ın o çaresizlik içinde disiplini elden bırakmayışı, İngiliz pilot Ian McKucunie’nin o zifiri karanlıkta helikopteriyle 25 sorti yaparak 73 canı ölümün kucağından çekip alışı... Hepsi birer kahramanlık nişanesi. Ama bizim payımıza düşen, Mustafa’nın o saadet dolu yuvasına dönen bir selamı değil, şehadet haberi oldu.


​"Zühtü Orada mı?"

​Kitabın en can alıcı yeri, İsrail gemisinin sallara yaklaştığı o andır. Umutların bittiği yerde bir ses yükselir...


"Zühtü orada mı?" Bu soru, benim için sadece bir isim sormak değildir. Bu, "Biz buradayız, birbirimizi bırakmadık!" demektir. Bizim Mustafa’mız o gün o gemiye çıkamadı, o selamı alamadı belki ama onun aziz hatırası bugün evladı Rüstem’in vakarında yaşıyor.


​Bir Mirasın Bekçileri

​Bugün o 1972 tarihli diplomaya baktığımızda; vatanı için en kıymetli varlığını, canını feda eden Of’un o has evladını görüyoruz. Oğlu M. Rüstem Aydın’ın bugün gururla ve hüzünle sakladığı o hatıralar, Kocatepe’nin sadece bir gemi adı değil, Mustafa Aydın ve arkadaşlarının yazdığı bir fedakârlık destanı olduğunun kanıtıdır.


​Ben, Şamilof olarak; bu satırları okur/yazar hüznü hem de bir kuzenin vefasıyla kaleme alıyorum.


Kıbrıs Türklüğü daima var olacaktır; çünkü Mustafa gibi babalar vardı, can verdiler, kan verdiler ve vatanı bize vatan kıldılar.


​Ruhun şad olsun Mustafa ve silah arkadaşlarının emaneti olan bu vatan ve evladın Rüstem, başımızın tacıdır.


Yorumlar


bottom of page