top of page

Demir Yerlerin Bakır Göklerin Yazarı Yaşar Kemal’in Şiirleri



NURTEN B. AKSOY

*

Eserlerindeki kendine özgü şiirsel anlatımı, insan ve doğa betimlemeleriyle Türk Edebiyatının Homeros’u olarak nitelendirilen Yaşar Kemal;


“Daha okuryazar olmadan işe şiirle başladım, Karacaoğlan gibi olma niyetiyle olacak. Sonra okula gittim, ilkokulda yaşlı halk şairleriyle çakıştığımı anımsıyorum. Hâlâ Kadirli’de bugünleri anımsayanlar var. İlk şiirimi söyledim ya, kötü bir şiirdi, Adana’da çıkan bir dergide yayımladım, on altı yaşındaydım. Sonra şiirlerimi Türkiye’deki birçok dergide yayımladım. 1963’e kadar şiir yazmayı sürdürdüm. Daha da arada sırada yazıyorum, çok da yazmak istiyorum. Belki de bir gün şiirlerimi, yenilerini de katarak kitap olarak çıkarabilirim,” demiş bir söyleşisinde.


İlk gençlik yıllarında, hikâye ve romandan önce, şiir yazmaya başlayan, romanlarıyla devleşen Yaşar Kemal’in şiirleri “Bugünlerde Bahar İndi” adlı kitapta toplanmış.

28 Şubat 2015’te aramızdan ayrılan edebiyatımızın bu ulu çınarını ölüm yıldönümünde saygı ve rahmetle anıyoruz…


Talih

Gün vurdu dağların ardına

göğün maviliğini

özlediğimiz an

gün vurdu dağların ardına

sabah buram buram tüttü

bacalardan

 

Terk etti yuvaları kuşlar

dudaklarda şarkılar güldü

köy çocuklarının topladığı yıldızlar

harman yerlerine döküldü

nura bulandı başaklar

taze bir ninniyle gerindi toprak

alınlarda billur ter damlaları

ve sebepsiz yaşamak

 

Gün vurdu dağların ardına

bir sabah buğusu halinde huzur

dağıldı tarlalara

gün vurdu dağların ardına

yaban gülleriyle büyüyen talihim

selam durdu bahara…


 

Şikâyet 

Hey bre ağalar

beği şikâyet edelim

söylen çektiğimiz neden

yoğu şikâyet edelim.

 

Yollar menzilde kalıyor

alçaldıkça alçalıyor

buluttan rüşvet alıyor

göğü şikâyet edelim.

 

Fezalar dolusu dert var

yalnız köylülerde mert var

boş yere akıyor sular

dağı şikâyet edelim.

 

Turna bağının gülüyüz

taşlı dağların yoluyuz

göğcelim şimdi ölüyüz

sağı şikâyet edelim…


 

Bekle

Elbet bir gün, bütün çiçekler beyaz açar

Hür ve mesut bir şarkı halinde

Penceremizden uzanır nur.

İstediğimiz şekilde doğar gün,

Dilediğimiz gibi yağar yağmur.

Gökyüzüne hayranlığımız biter;

Kapımıza çırılçıplak gelen bahar,

Bir tohum halinde toprağa düşer.

Bizim için başka türlü eser rüzgâr

Bahçelerin aşinalığı artar.

Herkes gibi biz de doyasıya yaşarız hayatı

Yıldızlar dilimizle konuşur.

Elbet bir gün, bizim de sevgilim

Köyümüzde beyaz badanalı, bir evimiz olur…

 


Yalnızlık

Kuş uçmaz, kervan geçmez bir yerdesin.

Su olsan kimse içmez,

Ölür de susundan

Yol olsan kimse geçmez,

Sarp kayalara uğratır da yolunu

Elin adamı ne anlar senden?

 

Çıkarsın bir dağ başına,

Bir ağaç bulursun

Tellersin pullarsın

Gelin eylersin.

Bir de bulutları görürsün, bir de bulutları görürsün

Bir de bulutları görürsün

Köpürmüş gelen bulutları

Başka ne gelir elden?

 

Çın çın ötüyor yüreğimin kökünde şu dünyanın ıssızlığı

Tanrı kimsenin başına vermesin böyle bir yalnızlığı!


 

Şefkat

Bebeğim,

Sana en güzel uykuların

En güzel rüyalarını vereceğim.

Ve en tatlı ninnileri

Dudaklardan çalıp, beyaz bir tül gibi

Beşiğine sereceğim.

Bebeğim,

Sana parmaklarından şefkat damlayan

Gülümsemen kadar yumuşak

Bir anne getireceğim.


 

Uyanış 

Bilmiyordum,

Buğulu ekinlerdeki taze düşü.

Ve tan yerinde gerinen billur öpüşü.

Bilmiyordum,

Kovanların petek petek saadetle dolduğunu.

Gün doğunca gecenin kaybolduğunu

Bilmiyordum, gökyüzünün bu kadar mavi olduğunu

Bilmiyordum…

 


Merhaba

Dünyanın ucunda bir gül açılmış

Efil efil esen yele merhaba

Karanlığın sonu bir ulu şafak

Sarp kayadan geçen yola merhaba

 

Gün be gün yüreğim ulu yalımda

Engel tuzak kurmuş bekler yolumda

Zulümlerde işkencede ölümde

Bükülmeyen güce kola merhaba

 

Acıda kahırda çekmiş geliyor

Güneşten boşanmış kopmuş geliyor

Bir ışık selidir sökmüş geliyor

Nazım usta coşkun sele merhaba

 

Alınacak Anadolu’nun öcü

Yerde kalmayacak çekilen acı

Açıldı geliyor şafağın ucu

şu doğdu doğacak güne merhaba

 

Selam olsun dört bir yana merhaba

Akan kana düşen cana merhaba

Hesap sorulacak güne merhaba

Türküler söyleyen dile merhaba


 

Sebep 

Sebep gözün kör olsun.

Bütün bal arıları bana küstü,

Sırrını açmıyor petekler.

Beni düşünmez oldu güzel çiçekler.

Gök maviliğinden göndermiyor,

Çocukluk rüyalarımı aynalar çaldı

İstiyorum, geri vermiyor.

Ninnilerin bahçesinden kovuldum

Sabahı kapımın eşiğinde,

Bir bebek gibi ağlar buldum.

Sebep gözün kör olsun,

Sevgilisiz kaldım işte…


 

Ey Ahali

Duyduk duymadık demeyin

Bir çocuk kayboldu

Elinde defne dalı

Parmakları tanyeri

Saçlar darmadağınık

Dalgalanır yağmur içinde

Bulup getirene

Görüp haber verene

Aydınlık yepyeni bir dünya verilecektir.

Ey ahali bulan var mı, gören var mı

İyiye, doğruya, güzele selam durulacaktır.

 

 

Yorumlar


bottom of page