top of page

Mavi Yürekli Öyküler

 

(Her Edebi Eser İnsan Kalbinin Sessiz Coğrafyasıdır)


Kerem AYDIN*






Kerem AYDIN


*


NİYAZİ UYAR,


ÖYKÜ,


136 sayfa,


Haziran 2024,


LİMAN YAYINLARI, Ankara


*


Niyazi Uyar’ın Mavi Yürekli Öyküler adlı kitabı, çağdaş Türk öyküsünde giderek geri plana itilen bir alanı ısrarla savunur: İnsanın iç dünyasını, gösteriye kaçmadan, ajitasyona başvurmadan anlatma cesaretini... MAVİ YÜREKLİ ÖYKÜLER adlı eserde, yalnızca tematik bir birlik değil; belirgin bir etik ve estetik duruş vardır…



Niyazi Uyar’ın Mavi Yürekli Öyküler adlı kitabı, öyküyü bir anlatı tekniği olmaktan çok, insanın kendisiyle hesaplaşma alanı olarak kurar.



Kitap, ortak bir duyarlıkla örülmüş, bilinçli bir estetik bütünlük taşır. “Mavi”, bu bütünlük içinde yalnızca bir metafor değil; kitabın duygusal ve düşünsel merkezidir. Uyar, artık yalnızca anlatmaz; ne anlatmayacağını da bilen bir öykücü olarak karşımıza çıkar.


Bu öykülerde anlatılan hayatlar büyük kırılmalarla değil, çoğu zaman küçük sarsıntılarla ilerler. Uyar’ın asıl ilgisi, olayın kendisinden çok, o olayın insan ruhunda bıraktığı izlerdir. Bu nedenle Mavi Yürekli Öyküler, hızlı tüketilen, çarpıcı sonlara yaslanan bir kitap değildir; okurdan dikkat, sabır ve duygusal katılım talep eder.


TEMATİK DAMAR


Mavi Yürekli Öyküler’de belirgin bir biçimde öne çıkan tema, insanın kendi yarasıyla kurduğu ilişkidir. Bu yaralar kimi zaman çocukluktan kalmadır, kimi zaman kayıplardan, kimi zaman da söylenememiş sözlerden. Yazar, dramatik kırılma anlarını özellikle büyütmez; gündelik hayatın sıradan akışı içinde ortaya çıkan çatlaklara odaklanır.


Kitaptaki karakterler, toplumsal hiyerarşinin merkezinde yer almaz. Ancak bu, onların edilgen figürler olduğu anlamına gelmez. Uyar, “kenarda kalmış” insanları acıma nesnesi hâline getirmez; onlara sessiz ama onurlu bir varoluş alanı açar. Bu yönüyle kitap, yüksek sesli bir toplumsal eleştiriden çok, etik bir duruş önerir.



“MAVİ’NİN” ANLAM KATMANLARI


Kitaba adını veren “mavi”, basit bir renk metaforu olarak kalmaz. Bu renk, kitap boyunca kimi zaman hüznün, kimi zaman içe dönük bir direncin, kimi zaman da söze dökülememiş bir sevdanın karşılığıdır. Uyar’ın mavisi karanlık değildir; ama parlak da değildir. Yaralı bir bilincin rengidir bu.


Öyküler ilerledikçe “mavi yürek”, kırılganlığına rağmen hayata tutunmayı sürdüren insanın simgesine dönüşür. Yazar, bu insanı ne yüceltir ne de romantize eder; onu olduğu yerde, bütün çıplaklığıyla bırakır.


ANLATIM VE TEKNİK


MAVİ YÜREKLİ ÖYKÜLERDE olay örgüsü bilinçli olarak geri plandadır. Anlatılar, çoğu zaman iç monologlar, hatırlamalar ve sessiz gözlemler üzerinden ilerler. Bu tercih, teknik bir eksiklik değil; yazarın öykü anlayışının doğal sonucudur. Uyar, öyküyü bir “olay anlatma” alanı olmaktan çıkarıp, bir iç hesaplaşma mekânı hâline getirir.


Zaman kullanımı doğrusal değildir. Geçmiş, şimdiyle iç içe geçer; çocukluk anıları, kayıplar, yarım kalmışlıklar anlatının görünmeyen omurgasını oluşturur. Bu yapı, okurda dağınıklık hissi yaratmaz; aksine metinlere duygusal bir süreklilik kazandırır.


DİL


Sadelik ve Sorumluluk


Mavi Yürekli Öyküler’in en güçlü yanlarından biri dildir. Uyar’ın dili süslü değildir; fakat sıradan da değildir. Sözcükler seçilmiştir, cümleler ölçülüdür. Yazar, duyguyu büyütmek için dili zorlamaz; fazlalıkları ayıklayarak derinlik kurar.


Bu dil anlayışı, aynı zamanda etik bir tavırdır. Acı, yoksulluk, yalnızlık ya da kayıp hiçbir zaman teşhir edilmez. Yazar, karakterlerinin yaralarını okurun gözüne sokmaz, onlara saygılı bir mesafeden bakar. Bu mesafe, metinlerin inandırıcılığını ve kalıcılığını artırır.


Anlatıcı


Uyar’ın öykülerinde dil, dikkat çekmek için değil, hissettirmek için vardır. Cümleler çoğu zaman yalın, hatta yer yer suskunluğa yaslanan bir yapıdadır. Ancak bu yalınlık, bir eksiklikten değil; bilinçli bir tercihten kaynaklanır. Yazar, duyguyu abartı yoluyla değil, eksilterek yoğunlaştırır.


Anlatıcı sesi güvenilirdir, okuru yönlendirmez, yargı dağıtmaz. Bu tutum, okurla metin arasında eşitlikçi bir ilişki kurar. Okur, öyküye dışarıdan bakan bir tanık değil; anlatının duygusal ortağı hâline gelir. Zaman kullanımı da bu anlayışa paraleldir. Geçmiş, şimdi ve hatıra iç içe geçerken, anlatı kopmaz; aksine karakterlerin iç dünyasına uygun bir süreklilik kazanır.


KARAKTERLER VE İNSAN HALLERİ


Kitaptaki karakterler, toplumsal merkezin uzağındadır: kadınlar, çocuklar, yaşlılar, sessizce yaşayan, sessizce direnen insanlar. Ancak bu “kenarda olma” hâli, edilgenlik anlamına gelmez. Uyar’ın karakterleri, büyük sözler söylemezler; ama hayata tutunma biçimleriyle güçlüdürler.


Uyar, karakterlerini ne ideolojik bir çerçeveye sıkıştırır ne de dramatik figürlere dönüştürür. Onları insan olarak bırakır. Bu tutum, okuru duygusal manipülasyona maruz bırakmadan metnin içine çeker.


Öykülerdeki karakterler, büyük ideallerin ya da keskin toplumsal söylemlerin taşıyıcısı değildir. Onlar, hayatla sessizce pazarlık eden insanlardır. Kaybettikleri şeyler vardır; ama onları tanımlayan, bu kayıplara nasıl katlandıklarıdır.


DİLİN ETİK BOYUTU


Niyazi Uyar’ın dili bu kitapta yalnızca estetik bir araç değil, aynı zamanda etik bir tercihtir. Bu, acıyı teşhir etmez, yoksulluğu, yalnızlığı ya da kırılganlığı dramatize etmez. Bu tutum, metinlere güçlü bir inandırıcılık kazandırır.Öykülerde dil daha da arınmış, daha da sadeleşmiştir. Ancak bu sadelik bir yoksullaşma değildir; aksine, yazarın anlatmak istediğini tam olarak bildiğini gösteren bir yoğunlaşmadır. Sözcükler azaldıkça, anlam derinleşir. Okurdan dikkat talep eden, ama onu zorlamayan bir anlatım söz konusudur.


KİTAP BÜTÜNLÜĞÜ VE EDEBİ KONUM


Tüm öyküler birlikte okunduğunda, Mavi Yürekli Öyküler’in rastlantısal bir seçki olmadığı açıkça görülür. Ortak tema, benzer duyarlık ve tutarlı dil, kitabı bilinçle kurulmuş bir bütün hâline getirir. Öyküler birbirini tekrar etmez; ama birbirini tamamlar.


Bu yönüyle kitap, günümüz öykücülüğünde sıkça rastlanan biçimsel denemelerden ayrılır. Uyar’ın yeniliği biçimde değil; insana bakışında ortaya çıkar. Bu da kitaba sessiz ama kalıcı bir edebî değer kazandırır.


SONUÇ


Mavi Yürekli Öyküler, yüksek sesle konuşmayan, okuru etkilemek için çabalamayan; ama okunduktan sonra uzun süre insanın içinde kalan bir kitaptır. Niyazi Uyar, bu öykülerle edebiyatın hâlâ insanın en kırılgan yerine dokunabileceğini gösterir.


Mavi Yürekli Öyküler, yüksek sesle konuşan bir kitap değildir. Etkisini yavaş yavaş, okurun içine sızarak gösterir. Okunduktan sonra hemen unutulmaz; insanın belleğinde ve vicdanında dolaşmaya devam eder.


Bu kitap, aceleyle tüketilecek bir metin değil; yavaş okunmayı, durup düşünmeyi talep eder. Ve tam da bu nedenle, çağdaş Türk öyküsü içinde kendine özgü, saygın ve kalıcı bir yer edinir.


Niyazi Uyar, bu kitapla şunu hatırlatır:


Edebiyat, insanın yarasına saygıyla yaklaştığı sürece anlamlıdır.



  *Ocak 2026 Kuşadası

 


Yorumlar


bottom of page