B.G. ŞAVLI ve G-10 KOĞUŞU
- Doğan Soydan
- 4 dakika önce
- 3 dakikada okunur

*12 Eylül 1980 Darbesinden Notlar
*Burhan Garip Şavlı, Ürün Yayınları, 2007, Ank.
*
DOĞAN SOYDAN
*
Burhan Garip Şavlı (1927–2019) Muş doğumludur. Terme, Ayaş, Silifke ve Kandıra ortaokul ve liselerinde öğretmenlik, yöneticilik yapmış. Emekli olduktan sonra Kocaeli Belediyesinde Başkan Yardımcılığı, 1977–1980 arasında da CHP listesinden 16. Dönem Muş Milletvekili olarak Parlamentoya girmiş.
Ben, Burhan Garip Şavlı’yı 2008’de Ankara Payda yayınlarında tanıdım. Sonraki yıllarda da zaman zaman karşılaştığımız, söyleştiğimiz olmuştur ama ortak yanınız yoksa hoşbeşten öteye uzamıyor bu tür söyleşmeler. Burhan Garip Şavlı’nın bende bıraktığı izlenim şöyle: yürürken yeri, konuşurken insanı, yazarken kalemi ve sözckleri incitmekten sakınan, Türkiye'nin ve insanlığın derdiyle dertlenen kibar, kültürlü, ince ruhlu bir beyefendiydi. “Deli Zala” romanını, “Dört Yan Malazgirt” şiir kitabını o yıllarda okumuştum.
Dün kitaplıkta kitaplardan birinin sırt yazısı dikkatimi çekti, çekip aldım unutulduğu yerden. “12 Eylül 1980 Darbesinden Notlar.” Kitabın künyesine baktım, “Burhan Garip Şavlı, Ürün Yayınları, 2007, Ank.” 2008'de adıma imzalamış bunu da. Hiçbir kitabı bu denli kısa sürede okuduğum belki de olmamıştır. Meğer ne çok ortak yanımız varmış Burhan Garip Şavlı ile. Bilseydim ne çok konuşur ne çok şey öğrenirdim ondan! Böyle anlarda, elindeki mücevheri yitirmiş gibi oluyor insan; geri getiremeyeceğin, aramakla bulamayacağı mücevher.
Kitapta anlatılanlar iki bölümden oluşuyor. Birinci bölümde “12 Eylül” gece yarısı Şavlı’nın Muş’ta kaldığı eve yapılan jandarma baskını ve 30 m2’lik izbe bir yerde 30-40 kişiyle birlikte yaşanan bir haftalık gözaltı macerası. Ayrıca, partilerin bir bir yakalanıp getirilen il/ilçe başkanları. Daha düne kadar birbirlerine düşmanca davranan başkanların buradaki dostane ilişkileri ve ironik şakalaşmaları anlatılıyor.
İkinci bölümde Şavlı'nın Muş’tan Elazığ’a oradan da Ankara’ya götürülme hikâyesini okuyorsunuz. Bu bölümü okurken bir gülme krizi tuttu beni. Dakikalarca etkisinden kurtulamadığım; aslında ağlayacakken yakalandığım anormal bir gülme kriziydi bu!.. Toplum olarak, birey olarak ağlayacakken zoraki güldüğümüz, acısını yüreğimizde duyumsayıp tekrar tekrar tanık olduğumuz ne çok krizler yaşadık şu güzelim Türkiye’mizde! Burhan Garip Şavlı’nın Muş’ta geçen gözaltı günlerinde aynı odayı paylaştığı il-ilçe başkanları arasında geçen konuşmalar, davranışlar, “12 Eylül 1980 Darbesinden Notlar” kitabının “Güleriz ağlanacak halimize” dedirten, düşündüren, insanın içini burkan bölümüdür. Anadolu insanının saflığı, dürüstlüğü 30 m2’lik hücrede bile gösteriyor kendini. Kitabı okuyup arka kapağını kapatırken, “Demek ki siyaset tabanda değil tepede kirleniyor” hükmüne varıyorsunuz.
İkinci bölümün devamında, Ankara/Dil Okuluna hapsedilen 119 Milletvekilinin tutukluluk halleri” anlatılıyor. Necmettin Erbakan, Alparslan Türkeş, Deniz Baykal, Temel Karamollaoğlu, Ahmet Türk, Sadi Somuncu, Mustafa Gazalcı, Şevket Kazan, Ali Rıza Septioğlu’nun da aralarında bulunduğu 17 koğuşta 119 Milletvekilinin tutukluluk halleri... Bu 17 koğuş arasında en canlı en renkli olanı ise G-10 Koğuşudur. İşte bazen tiyatro bazen siyaset bazen düello sahnesi olan bu koğuş, Burhan Garip Şavlı’nın koğuşudur. Yazının başlığına “G- 10 Koğuşu” demem bundandır.
G-10 Koğuşu, öteki koğuştaki milletvekillerinin de zaman zaman toplandıkları, nutuk attıkları, kimi zaman kavga ettikleri, yumruklaştıkları koğuştur. 5 ranza solda, 5 ranza sağa yerleştirilmiş. Soldaki ranzalarda CHP’liler, sağdaki ranzalarda AP, MHP, MSP milletvekilleri kalıyor. Parlâmentonun en renkli simaları bu koğuşta toplanmış. Dil Okulu, toplam 17 Koğuşta 119 tutuklu Milletvekilini ağırlıyor(!) Kitabı okurken bu olup bitenlerden çok, Türkiye’nin kara bahtına ve halkımızın kara yazgısına üzülüyor insan. “Kendi ülkesine, yurttaşına bu denli zarar veren başka bir ülke var mıdır?” Demokrasiyi, Lâikliği, çağcıl yaşamı içine sindiremeyenler bir türlü alışamadılar Cumhuriyet Rejiminin laik, uygar düzenine!
“12 Eylül 1980 Darbesinden Notlar” kitabından alıntıladığım Burhan Garip Şavlı’nın “Güleriz ağlanacak halimize” dedirten şu cümleleriyle bitirelim yazımızı:
"Derken, ortalık akşamla kararıyor, öğretmen Ercan elektriği yakıyor. Dört duvar arasına alınanların yarın neler görecekleri belli değil. Yeniden hoş geldiniz diyorum. Elektrik ışığında yüzlerine bir bir bakıyorum; kurbanlık koyun gibiler. Ayrı siyasal kampların insanları, bölüştükleri ekmeklerde sanki ortak yazgının birlikteliğini yaşıyorlar. Benden başka hepsi de ayakta; aynı sıkıntıyı duyuyorlar yüreklerinde, aynı soruyu soruyorlar: “Ne olacağız?”
Birden bastıran sisin, karanlığın içindeyiz!"



















































Yorumlar