top of page

KENDİNİ YARATMAK

*

KENDİ YAŞAMININ ÖZNESİ OLMAK

*

Zeki BAŞTÜRK

*

Eylül yılın belki de en güzel aylarından biri. Vaat ettiği bolluk bereket bir yana yılın en hareketli ayı olduğu kesin. Her şeyden önce okulların açıldığı 20 milyon öğrenci ve öğretmenin işbaşı yaptığı zamandır. Kış hazırlıklarının yapılmasının yanında yeni kitapların da en yoğun çıktığı aydır Eylül.

Bereketli olsun.


Eylül'de çıkacak "sonokur"u olduğum kitaplardan biri Şenol Yazıcı'nın bir deneme kitabı olan KENDİNİ YARATMAK. Kişisel gelişim kitabı izlenimi verse de tam olarak o değil; geniş bir kültür, deneyim ve kendini okutan edebi bir metinler bütünü. Kitap adı gibi okuduğundan, yaşadığından kendini olduran, sorular ve cevaplar bulan, mükemmelleşmeye çalışan İNSANI anlatıyor.


Kimi  kitaplar ise okurun zihninde bir soru bırakır. Kendini Yaratmak, çok sayıda soru bırakacak, bitirdiğinizde ne kadarını yaşamınıza uyguladığınıza baktıracak bir kitap.

Şenol Yazıcı, güzel ve zengin bir Türkçeyle kitabının daha ilk sayfalarından itibaren okuru kendisiyle yüzleşmeye çağırıyor: “Ben gerçekten kendi yaşamımı mı yaşıyorum, yoksa bana dayatılan yaşamı mı?”


Bu soru, kitabın temel damarlarından birini oluşturuyor.

Yazıcı için kendini yaratmak, hazır kalıpları kabul etmekten vazgeçmek, insanın kendi aklıyla düşünmesi, kendi seçimlerinin sorumluluğunu üstlenmesi ve gerektiğinde çoğunluğa karşı kendi doğrusunu savunabilmesidir. Kitapta “başkalarının istediğini yaşamak” bir kolaycılık olarak ele alınırken, insanın kendi yaşamını kurmasının daha zor ama daha değerli olduğu vurgulanıyor.


Bu nedenle Kendini Yaratmak yalnızca bir yazınsal yapıt değildir. Aynı zamanda birey, toplum, sanat, özgürlük, ideoloji ve sorumluluk üzerine düşünsel bir sorgulamadır.


Sanat: Dünyayı yalnızca yansıtmak değil, ona itiraz etmektir . Yazıcı'nın sanat anlayışının merkezinde bu itiraz ve yaratıcılık, özgürlük bulunuyor.


Ona göre sanatçı, yaşamın kendisine sunduğu sıradan akışa teslim olan kişi değildir. Kendi dünyasını kurabilen, farklı düşünebilen, alışılmışın dışına çıkabilen insandır. Kitapta sanatın “yaratmak” olduğu düşüncesi özellikle öne çıkarılıyor.  Burada önemli bir ayrıntı var: Yazıcı, sanatın özgürleşme niteliğini ideolojiler karşısında da savunuyor.


Kitabın içindekilerinde “Yazar ve Ütopya”, “Kadın ve Sanat”, “Hangi Edebiyat”, “Sanatçı ve İdeoloji”, “Hangi Şiir”, “Yazında Tekelleşme”, “Aydın ve İdeoloji” ve “Yapıcı Eleştiri Kutsaldır” gibi başlıkların yer alması, kitabın ve dünyanın yalnızca bireysel gelişim üzerine kurulmadığını;  yazın ve sanat dünyasının sorunlarını da geniş bir perspektiften tartıştığını gösteriyor.


İdeoloji mi, insan mı?


Kitabın en güçlü tartışma alanlarından biri de kuşkusuz insan ile ideoloji arasındaki ilişki.


Yazıcı, bireyin herhangi bir düşünce sisteminin, inancın ya da kitlesel anlayışın içinde eriyip kendi özgünlüğünü yitirmesine karşı çıkıyor. Çoğunluğun her zaman haklı olmayabileceğini; insanın kalabalığın içinde kendi gözünü, aklını ve vicdanını koruması gerektiğini söylüyor.  Bu yaklaşım kitabı güncel kılan önemli özelliklerden biri. Çünkü bugün de insanın kendi düşüncesini oluşturması hiç kolay değil. Sosyal medya, siyasi kutuplaşmalar, grup psikolojisi ve “bizden olanlar-bizden olmayanlar” anlayışı bireyin kendi sesini bulmasını zorlaştırıyor.


Sanat siyasetten uzak mı olmalı?


Yazıcı'nın sanat-siyaset ilişkisine yaklaşımı da kitabın dikkat çekici bölümlerinden. Sanatın siyasetin emrine girmesine karşı çıkarken, sanatın yaşamdan ve insandan tümüyle  kopmasını da sorguluyor. Cemal Süreya üzerinden yaptığı değerlendirmelerde, tek bir şiir dizesinin bile bireysel deneyimden toplumsal belleğe  dek çok geniş bir anlam dünyası taşıyabileceğini gösteriyor.  Sanat siyasetin aracı olmamalıdır; ama yaşamdan da kaçmamalıdır.


Yazıcı'nın asıl savunduğu şey, sanatın özgürlüğüdür. Sanatçı bir ideolojinin sözcüsü olduğunda sanatın özgünlüğünü yitirebileceği düşüncesini farklı örnekler üzerinden tartışıyor.


Kitabın en değerli tarafı: Okuru rahat bırakmaması. Kendini Yaratmak'ın bence en önemli özelliği, okura hazır yanıtlar vermekten çok soru sordurması.


“Ben kimim?”


“Neyi gerçekten istiyorum?”


“Yaşadığım yaşam benim seçimim mi?”


“Düşüncelerim bana mı ait?”


“Sanat özgür olabilir mi?”


“Çoğunluk haklı olduğu için mi haklıdır?”


“İnsan, ait olduğu düşünce grubunun dışında da kendi sesini koruyabilir mi?”



Kitap boyunca bu sorular farklı başlıklar ve örnekler üzerinden yeniden karşımıza çıkıyor.


Bu yönüyle eser, bir anlamda kişisel bir özgürleşme çağrısı.



Şenol Yazıcı'nın Kendini Yaratmak kitabı, okuru yalnızca edebiyat üzerine düşünmeye değil, kendi yaşamı üzerine düşünmeye çağırıyor.


Kitabın adı aslında bütün düşüncenin özeti gibi:


Kendini yaratmak… Başkalarının biçtiği kimliğe razı olmamak. Kalıpların içine sığmaya çalışmamak. Sorgulamak. Yanılmak. Yeniden düşünmek. Kendi doğrularını aramak.


Ve en önemlisi, kendi yaşamının öznesi olmak.



Şenol Yazıcı'nın edebiyat, sanat, ideoloji, siyaset ve birey üzerine yürüttüğü tartışmaların ortak noktasında ise insan var.


Belki de kitabın asıl söylediği şudur:


İnsan, kendisine verilen hayatı yalnızca yaşamakla yetinmemeli; kendi aklı, vicdanı, yaratıcılığı ve cesaretiyle kendi yaşamıını yeniden kurabilmelidir. Bu nedenle Kendini Yaratmak, yalnızca bir kitap adı değil; aynı zamanda insana yöneltilmiş güçlü bir çağrıdır.


Ve bazı kitaplar gerçekten de yalnızca okunmak için değil, insanın kendisine dönüp bakması için yazılır.




Zeki BAŞTÜRK :

Bursa İnegöl doğumlu BAŞTÜRK İstanbul Edebiyat fakültesini bitirdi. Uzun süre edebiyat öğretmenliği yapan yazar Bursa Yıldırım Milli Eğitim müdürü iken emekli oldu.

Hayli üretken bir yazar olan BAŞTÜRK TV programlarının yanında gazete, dergi yazıları yazıyor, çok geniş bir yelpazede kültür sanat gruplarında, sivil toplum kuruluşlarında yer ve etkin roller alıyor.

Sekiz kitabı bulunan yazar Bursa'da yaşıyor.

Yorumlar


bottom of page