top of page

YENİ BİR KİTAP ; BİR KENDİNE YOLCULUK



KENDİNİ YARATMAK

*


Zuhal BAŞPINAR

*


Şenol YAZICI'nın yeni kitabı Eylül 2026'da çıkıyor.


Bir şiir kitabı da olan Edebiyat fakültesi mezunu olsam da ilk kez bir kitabın “son okuru” oldum.

Yenidüzen yayınevlerinde böyle bir düzen varmış; bir tür kitaba, yazıya olur veriyorlar "sonokur"lar, artık yola çıkabilir diye.


Onur duyulacak bir uğraştı okumam.

Hele o kitap, insanın kendine yolculuğunu ve kendinden yeni bir insan oldurmayı başarılı bir biçimde anlatmayı başarmış, keyifle, öğrenerek, heyecanlanarak okunan bir kitapsa…

 

Şenol Yazıcı’nın yeni yayınlanacak Kendini Yaratmak adlı kitabı; insanın kendisiyle, sanatla, içinde yaşadığı dönemle kurduğu ilişki ve insanın sanat, yazmak ve okumakla kendini nasıl geliştirebileceğine dayalı denemeler kitabı.

Çok isabetli seçilmiş, sanırım gene YAZICI'nın yaratıcı becerilerinin bir ürünü, göz alan kapak görseliyle, 200'ü aşkın sayfalı ortak temalı denemelerden oluşan bir düşünce ve yaratma yolculuğu.


Kitap kendinize soracağınız özel sorularla başlıyor. İnsan, kendisine sunulan yaşamı mı seçmeli, yoksa kendi yaşamının yaratıcısı mı olmalı? Yazara göre insanın en uzun yolculuğu kendinedir. Bazı kitaplarda okur, sayfayı çevirdikçe kendine rastlar. Soruları yanıtlanır. Bir de okuyup bitirdikten sonra sizinle konuşmaya devam eden kitaplar vardır. Kendini Yaratmak, güçlü ve içten anlatımıyla bunlardan biri.


Anlam arayışındaki bir yaşam her zaman yapım aşamasındadır; henüz taşlar yerine oturmamıştır. İşte tam bu noktada yazar, bildiklerinizi, ezberlediklerinizi, size çizilmiş sınırları yeniden sorgulamaya çağırıyor. Bireysel ve toplumsal metaforlarla okuru iç barışa yönlendiriyor. Yaratmak, acı, direnmek, devrimci aydınlık, analar, kadınlar ve aşk gibi temel başlıklarla umudu kucaklayan, ezber bozan denemelerin gücü sayfalar ilerledikçe daha da belirginleşiyor.


 

Yazıcı’nın “Temize çekin ömrünüzün geri kalanını, yaşamı gerçek haliyle avuçlayın; sahicilik, mükemmellikten çok daha değerlidir.” mesajı da giderek görünür hâle geliyor.

 

Yaşamımızın rengini gerçekten kendimiz mi belirliyoruz, sanırım asıl soru biraz da bu. “Güneş, diz çökenlerden önce ayakta kalanları alkışlar.” Yazarın dili sizi ayağa kaldırırken biraz da sallayacak. Kimi zaman yanınızda oturup omzunuza dokunan bir anlatımla karşılaşacak, kimi zaman ise sizi silkeleyen cümlelerle baş başa kalacaksınız. Çünkü ona göre düşüncenin konforunu bozmazsanız, yaşamın içinde yuvarlanıp gidersiniz. Sanırım bu, onun herhangi bir düşüncenin ya da ideolojinin değil, insanın yanında duran kalemiyle yakından ilgili.


Kitabın sayfalarında şiirin kavgasından aşkın gizemine, insanın kendi adasını yaratma arzusundan sonsuza kalma isteğine; gururdan onura, sevmekten yalnızlığa uzanan bir yol var. Birbirinden ayrı görünen bu başlıkların altında ise aynı insan duruyor: Kendini anlamaya, özgürleşmeye ve dünyada bir iz bırakmaya çalışan insan.

Sonlara doğru kitap lirikleşiyor.


Hüzün, zaman, onur, sevgi, aşk ve yalnızlık aynı masaya oturuyor; yolculuğunuza eşlik ediyor. “Sonsuza değin” kalmanın yolunu da insana değen güzel bir şey üretmekte arıyor. Hüznü ise yaşanmış güzel zamanların hafızası olarak görüyor. Aşkı yalnızca bir duygu değil, insanın kendisini ve dünyayı dönüştürme gücü olarak görüyor yazar. Belki de Kendini Yaratmak’ın asıl çağrısı burada saklı: Kendine bak. Sorgula. Sev. Üret. Kendi adanı yarat.

Olanağın varsa, dünyadan geçerken insana iyi gelen bir iz, kubbede hoş bir seda bırak. Çünkü insanın kendini yaratması, yalnızca kendisi olmak değil; kendinden daha büyük bir insanlık duygusuna ulaşabilmek. Sonuç olarak, kendinizi yaratma yolculuğunun sır kâtibiyle birliktesiniz.


Bu sırları paylaşmak adına hoş geldiniz!

 

 

31.08.2026, UŞAK



Yorumlar


bottom of page