Mavi Giysili Dostum
- Yusuf Erbay
- 2 saat önce
- 2 dakikada okunur

-Maviler giyen heybetli kısa adama…
Mindiloğlu Mustafa’ya…-
Yusuf ERBAY
*
1.
Mavi giysili dostum
Kuyumculuk yapardı
Bir dağ kasabasında
Sohbetlerden arta kalan ikindilerde…
Bense, vakti dolunca gidecek
Genç bir vazifeliydim sadece
Ateş almaya gelmiş orman güllerinden…
Akşama doğru / haftada üç gün
Gedemen tepesine yaslanıp
Sisin kapattığı fakir kentin
Zengin ormanlarını seyrederdik…
Göğe bakarak anlaşırdık / çokça
Hayretle izlerdi ağaçlar bizi.

-Kabadayılık günlerinden dem vururdu bazen.
Altın kaplamalı tabancası varmış,
Kabzasında baş harfleri yazarmış.
Hatırladıkça hükümete kaptırdığını
Gözleri bir başka dolardı-
Bunalmış bir çobanla sıkça
Ve nasırlı rençberle karşılaşırdık
Yüzü toprak kızılına dönmüş
Bir kenarda unutulmuş
Yüz yerden kırgın yürekle…
-Köylünün bitkin halini konuşup
Söz ederdik kasabalı kurnazlardan-
Mavi ceketli dalgın adamın
Bıyıkları gülerdi sarhoş olduğunda.
Mevsimlere göre giyinirdi tabiat,
Biz türküler söylerdik kendimizce,
Konaklar yapardık mermer direkli…
-Laf aramızda kalsın,
Bildiği her türküyü
Aynı makamda söyler,
Birbirine benzetirdi-
“Hekimoğlu dediğin de narinim aslan yürekli”.

2.
Mavi gömleği ve neşeli bıyıklarıyla
Beni göklerden seyreden dostumu
Anıyorum ömrün devrilen katlarında
Ve derinden kavrıyorum çaresizliği
Uçan vaktin kızıl kanatlarında…
Ben yaşlandım şimdi çocuklar
Kışı yansıtıyor beyaz saçlarım
Dostumsa, Tanrı bilir hâlâ
Eski türküleri söylemekle meşgul
Öldüğü yaşta bekliyor beni…
Sakin bir günbatımında yeniden belki
Hatırlayıp bir zamanlar yaşadığını
Artık kimsenin uğramadığı tepede
Bıyıkları gülerken gök çınara
Ve gençliğimiz karışırken
Akşamın mavi sularına…
Yad edip sık çiseli son akşamı
Denmedik söz bırakmayacağız yarına…

3.
Acelemiz yoktu o zamanlar
Bitmez sanırdık zamanı
Geride kaldı acı yeşili yapraklar
Yaban mersinleri ve dolgun incirler…
İki biçilmiş kızılot yığınıyız şimdi
Yerimize yenileri yeşerecek
Taze saçaklı bahar sürgünü
Ve kimse hatırlamayacak
Bize ait tek bir günü…
Dostum, sen dinleniyorsun
Ak güllerin pembe katında
Ve toprağın mağrur kabartısı altında
Huzura erdi kavgaların ebediyen…
Dünyanın meşakkati çok uzağında
Yaşıyorsun varlığın sonsuz düşünü.
Bense hatırlarım hâlâ
Vefasızlığını dağ kelebeklerinin
Ve etrafımızda uçuşan
Ateş böceklerinin sönüşünü….



















































Yorumlar