top of page
1/1076

Akvaryumda Yaşamak

Güncelleme tarihi: 6 Ara 2020



Mühendislik fakültesinde kız olmak akvaryumda yasamaya benzeyen bir durum. Siz daha kantine varmadan oraya gideceğiniz haberi gidebilir kantine, o kadar ki bu durum iş hayatında da devam eder.


Staj yapacağım kasabaya vardığımda öğlen olmuştu. Kamp kasaba dışındaydı ama kasabanın en büyük oteli, kampın ofisi, işçilerin kaldığı yatakhane, yemekhane ve misafirhane olacak şekilde komple kiralanmıştı. Kamp müdürü bana misafirhaneyi gösterdi ve Ahmet'le tanıştırdı. Ahmet misafirhaneye bakacak, bana yemekhanede pişen yemeklerden getirecek, çay servisi yapacaktı.

Bavulumu kalacağım odaya koyup en üst katta olan misafirhanenin penceresinden dışarı baktım uzun süre. Caddenin hemen ötesinde görünen altın sarısı buğday tarlaları sonsuza uzanıyor gibiydi. Yapacak çok şey yoktu, kasabaya doğru yürüyüp bir kitapçı bulmaya karar verdim. Misafirhanenin kapısını kitlerken Ahmet peydahlandı.

"Nereye abla?"

"Biraz yürüyeceğim"

"Bu saatte mi?"

“Ne var saatte?"

"Neredeyse gece olacak"

Güldüm; "Merak etme, hemen olmaz, günler uzun, saat daha beş"

"Ama ya kaybolursan?"

Ona uzun yolları aşıp geldiğimi söylemedim. "Kaybolmam, merak etme"

"Nereye gidecen?"

"Gezeceğim"

"Ama….."

"Ahmet, gelince seni çağıracağım, yemeğimi getirirsin bir zahmet"

"Tabii abla, seninle geleyim?"

"Hayır olmaz, ben kendim gideceğim"

...

Merdivenleri inerken arkamdan geliyor, hala gitmemem için adeta yalvarıyordu. Bir anda benim mesuliyetim onun ince omuzlarına binmişti ve bu mesuliyetin atında adeta eziliyordu.


Kitapçıyı bulmam kolay oldu, mümkün olduğu kadar çok zaman geçirdim orada, canım otele, kasvetli misafirhaneye gitmek istemiyordu. Kamp müdürü beni evine yemeğe davet etmişti eşiyle beraber ama gitmek istememiştim. Hemen içli dışlı olmak istemiyordum kimseyle. Zaten staj olayı zor olacaktı, petrol aranan bir kulede geçirecektik günlerimizi.

Kitapçıdan elimdeki kitaplarla çıktığımda babamın çatık kaşlarını hatırladım, "İlla da Allah’ın bile unuttuğu yerlere gideceksin değil mi staj için, şurada dibimizde yapsan olmazdı, değil mi?"

Geldiğim yoldan geri döndüm. Otel göründüğünde neredeyse hava kararıyordu, işçiler ofisin bir kat üstünde olan yemekhanedeydiler. Merdivenleri çabucak çıkıp misafirhaneye girdim. Bir masa dört sandalye, bir sofa, işte sana salon. Bir yatak, bir gece lambası, masası, bir dolap işte sana yatak odası. Misafirhaneye televizyon alınmamış, laptop, cep telefonu, ipod, ipad yok, daha icat bile edilmemiş.


Kapı çalınıyor, açıyorum, Ahmet elinde tepsi içeri giriyor, "Kim o diye sor, önce abla, herkese kapıyı açma" diyor. Ses çıkarmıyorum.

"Yemekleri beğenmezsen ahçı sana başka şeyler yapacak" diyor. Ne istiyorsa söylesin" dedi.

"Teşekkür et benim için, herkesin yediğini yerim ben, sorun değil"

"Kitapçıya gitmişsin?"

"Efendim?"

"Oradan kuru yemişçiye uğramışsın, fıstık almışsın"

...

"Ama kitapçıda çok kalmışsın"

"Ne demek bu Ahmet?' diyorum. Kulaklarıma İnanamıyorum, "Beni takip mi ettin?"

"Hayır ben etmedim" diyor hemen.

"Kim etti?"

"Şey dediler, aşağıdakiler, şey, işte daha yeni geldi, kaybolur filan, yalnız bir kız, şey olur, demezler mi bir sahip çıkamadınız diye sonra..."

"Eee ?"

"Dediler ki şey…" Benim bakışlarımın altında eziliyor. "Şey, arkana birini takalım, kaybolursan sana yolu göstersin, eğer birisi rahatsız ederse seni korusun diye.."

"Kimin akli bu, mühendis mi söyledi size böyle yapın diye?"

"Yok haşa değil, vallahi değil, söyler mi öyle şey, olmaz"

Ezilip büzülüyor, söylediğine bin pişman, ama söylemiş bulundu bir kere.


İki ay kaldım o kasabada, o staj döneminde. Her hareketim, "Abla gece gidiyorsun kampa ama, hava soğuyacakmış, ceketini unutma.” dediler. Yediğim içtiğim için, "Abla fasulye iyi olmamış yemesin” dediler. "Abla yememişsin, hasta olacaksın diyor ahçı" diye, yemediğim, içmediğim zamanlar herkese dert oldu. Evlerinden, ailelerinden çocuklarından uzaktaydılar ve kendilerine dert edecek bir şey, çocuklarını kardeşlerini hatırlatacak birini bulmuşlardı, böylece bütün kamp beni evlat edinmişti ve ben o yaz kendimi hep işte öyle bir akvaryumda yaşıyormuşum gibi hissettim. Bana okulumu, sınıf arkadaşlarımı aratmamışlardı sağ olsunlar.

25 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör
1/2