top of page
1/2

Fikret Kızılok

Güncelleme tarihi: 13 Oca 2022

1947 -2001 Satışlarının en üst noktasındayken müzikten çekilmesini açıklarken "Dünya halklarının yüzde 80'i bilinçsiz, sadece üretim için yaşıyor, Amerika da dahil. Gerçek entelektüel yüzde 5'i bile bulmaz. Demek ki cahil olan yüzde 80'le ilişki kurup meşhur oluyorsun. Böyle meşhur olmak aslında utanılacak bir şey, ben utanırım. Değerli olmak önemli. Müziğim, sesim, şarkılarım tanınsın, ama ben tanınmayayım." diyerek kitle problemine değinmiştir.


Öğrenim hayatına Galatasaray Lisesi'nin ilkokul kısmında başlayan Kızılok, müzikle de ilk tanışması burada gerçekleştirdi. İlk enstrümanı kendisine yaş gününde armağan edilen kırmızı bir akordeondu. İlk müzik derslerini sınıf arkadaşlarından birinin klarnetçi olan babasından aldı; ilk konserini de bir 23 Nisan kutlamasında Taksim Belediye Gazinosu’nda düzenlenen okul müsameresinde veren sanatçı Fikret Kızılok ve Orkestrası adlı küçük grubun elemanları, Kızılok’un sınıf arkadaşlarıdır ve çaldıkları halk türküleri ile alkış alıyorlardı. Bu dönemdeki en büyük hitleri "Tamzara" türküsünün yorumuydu

İstanbul Diş Hekimliği Yüksekokulu'nun son sınıfında okurken mahalleden arkadaşı Arda Uskan ile bir yolculuğa çıktı; bu müzik hayatını tümüyle etkileyecek bir yolculuktu.


Bu yolculukta Aşık Veysel ile tanıştı. Dönüşte gitarını eline alan Kızılok stüdyoya girdi ve 1969'da Aşık Veysel'in Uzun İnce Bir Yoldayım türküsünü yeni bir düzenlemeyle kayda aldı. Bunu bir 45'lik olarak yayınladı. İkinci solo 45’liği Fikret Kızılok'un hayatında da önemli bir dönüm noktası oldu. Arka yüzünde sözlerini kendi yazdığı bir halk şarkısı, "Pınar Başından Bulanır" türküsünün bir bölümünü kullanan Benim Aşkım Beni Geçti yer aldı. O güne dek sürdürdüğü suskunluğu ve bunu bozmasının nedenini de plak kapağında şöyle açıkladı:

"Piyasa, öylesine Türk benliğinden uzak melodilere kucak açmıştı ki, beni dinlemeyeceklerdi bile. Bugün ise durum büyük bir hızla değişiyor. Bu öz benliğimize dönüşte ben de üzerime düşen görevi yapmaya karar verdim..."

Kasım 1969'da yine Aşık Veysel'in yanına Sivrialan'a gitti. Kar yolları kapayınca üç ay ustasının yanında kaldı. Dönüşte "Yumma Gözün Kör Gibi / Yağmur Olsam", Kızılok’un asıl çıkışını yaptığı plak oldu.1970 tarihli plaktaki iki şarkının da sözleri Aşık Veysel'e, besteleri Fikret Kızılok'undu. Plakta, gitar, tumba ve sazın yanında değişiklik olsun diye enstrüman olarak tahta ve taş kullandı. Şarkılar çok beğenildi, plak çok sattı ve sanatçı ilk altın plağını aldı.

1973'te Aşık Veysel hayatını kaybetti. Kızılok cenaze törenine de katıldı. Bu ölüm üzerine daha sonra Kızılok sazını kırdı, bir süreliğine müziği bıraktı ve kendini tümüyle diş hekimliğine verdi. Bu dönemde eşi Şeyda Kızılok ile evlendi.

Kızılok son yıllarında kendini, "Ben Marksist’in daha ötesinde bir komünistim" diyerek tanımlamıştı. Aynı röportajda 28 Şubat Süreci'ni desteklediğini açıklamış, Süleyman Demirel'i "En büyük demagog", Bülent Ecevit'e "iyi şair ama siyasal hayatı zigzaglarla dolu", Devlet Bahçeli'ye "ılımlı ve dürüst", Necmettin Erbakan'a "Türkiye'yi dinamitleyen adam", Recep Tayyip Erdoğan için de "yenilikçi değil, o da oyunun bir parçası" yorumlarını yapmıştı.

Satışlarının en üst noktasındayken müzikten çekilmesini açıklarken "Dünya halklarının yüzde 80'i bilinçsiz, sadece üretim için yaşıyor, Amerika da dahil. Gerçek entelektüel yüzde 5'i bile bulmaz. Demek ki cahil olan yüzde 80'le ilişki kurup meşhur oluyorsun. Böyle meşhur olmak aslında utanılacak bir şey, ben utanırım. Değerli olmak önemli. Müziğim, sesim, şarkılarım tanınsın, ama ben tanınmayayım." diyerek kitle problemine değinmiştir. * *Derleme


131 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör