TARİHİN TANIDIĞI EN BÜYÜK SERDENGEÇTİLER
- Aycan AYTORE
- 3 Kas 2025
- 4 dakikada okunur

ÜÇ PAŞALAR
*
SERDENGEÇTİ cesaretle sorunların üstüne atılan bu uğurda mahvolmayı da göze alan gönüllü ve becerikli savaşçılardır. ÜÇ PAŞALAR ise riske ettikleri her şey bu yoksul milletin malı olan beceriksiz, biraz da şanssız maceracılardır.
Osmanlı İmparatorluğu'nun Almanların yanında I. Dünya Savaşı'na girmesinde İttihat ve Terakki Partisi'nin önde gelen yöneticileri olan bu üç paşa temel bir rol oynamıştır.
Koca Bir İmparatorluğu Batırdılar.
1913 yılındaki Bâb-ı Âli Baskını ile iktidara gelen üç paşa Osmanlı İmparatorluğu'nda bundan sonraki dönemde yönetimde tek söz sahibi kişiler oldular. Almanlarla işbirliği yapıp 1.Dünya savaşına bizi soktular. Kalan 90.000 kişilik son ordumuzu hiç savaşmadan, SARIKAMIŞ'ta dondurarak yok olmasına neden oldular. Ruslara yardım ettikleri için Ermeni soykırımını başlattıkları tezgahladıkları iddia edilir.
Bu dönem Osmanlı İmparatorluğu'nun I. Dünya Savaşı'ndaki 30 Ekim 1918'deki teslimiyetine kadar sürdü.
Sonra da bir Alman denizaltısıyla 2 Kasım 1918'de kaçtılar. Ne var ki yarattıkları kaos ve sorunları 100 yıldır bir ülke halkı bitiremedi.
Üç Paşalar veya Üç Paşalar İktidarı olarak bilinen yapı, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde etkili olmuş üç önemli Osmanlı yöneticisinden oluşur. Bunlar, Dahiliye Nazırı ve sonradan Sadrazam Talat Paşa (1874–1921), Harbiye Nazırı Enver Paşa (1881–1922) ve Bahriye Nazırı (Osmanlı Donanmasından sorumlu bakan) Ahmed Cemal Paşa'dır, (1872–1922).
Enver,Talat Paşa ve Cemal Paşa ile birlikte “Üç Paşalar” olarak anılan ve İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin yönetim kadrosunu oluşturan bu üçlü, fiilî olarak Osmanlı idaresini 1913-1918 yılları arasında yönetti ve devletin siyasi kaderini belirleyen başlıca aktörler hâline geldi.

1. ENVER PAŞA
Enver, Osmanlı Makedonyası'nda görevliyken, Sultan II. Abdülhamid'in despotik yönetimine karşı faaliyet gösteren Jön Türkler hareketine bağlı bir örgüt olan İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne katıldı. Osmanlı İmparatorluğu'nda anayasal düzeni ve parlamenter monarşiyi yeniden tesis eden 1908 Jön Türk Devrimi'nin önde gelen liderlerinden biri olarak, Ahmed Niyazi ile birlikte “devrim kahramanı” olarak selamlandı. Ancak, 31 Mart Vakası, Balkan Savaşları ve Hürriyet ve İtilaf Fırkası ile yaşanan iktidar mücadelesi gibi bir dizi kriz, Enver ve İttihatçıların liberal Osmanlıcılığa duyduğu inancı sarstı. 1913'te Bâb-ı Âli Baskını adı verilen askerî darbeyle İttihat ve Terraki'nin yeniden iktidara gelmesinin ardından Enver, Harbiye Nazırı olurken, Talat ise sivil hükûmetin kontrolünü ele geçirdi.
PADİŞAH DAMADI
1914'te Enver, Sultan Abdülmecid'in torunu Naciye Sultan ile evlenerek Osmanlı Hanedanı'nın damadı oldu ve siyasi gücünü artırdı. Aynı yıl Alman İmparatorluğu ile askerî ittifak kurulmasına önayak oldu ve Osmanlı İmparatorluğu'nun I. Dünya Savaşı'na girmesinde etkili oldu. Savaş yıllarında Harbiye Nazırı ve Başkumandan Vekili sıfatıyla askerî politikayı yönetti. Kafkasya Cephesi'nde Ruslara karşı Sarıkamış Harekâtı'nı düzenledi ve askerî taktik hataları sebebiyle yaklaşık 40 bin Osmanlı askerinin donarak ölmesine sebep oldu. Enver, bu yenilgiden Ermenileri sorumlu tuttu ve Talat Paşa ile birlikte Ermeni Kırımı'nı hazırladı. Enver, 800 bin ila 1,5 milyon Ermeni, 750 bin Süryani ve 500 bin Rum'un ölümünden sorumlu tutulmaktadır; ancak bu sayılar tartışmalıdır ve büyük ölçüde abartılmaktadır.
SON
Enver, I. Dünya Savaşı'ndaki yenilginin ardından diğer önde gelen İttihatçılarla birlikte Osmanlı İmparatorluğu'ndan kaçtı. Osmanlı Askerî Mahkemesi, onu ve diğer İttihatçıları, imparatorluğu I. Dünya Savaşı'na sokmak, Rum ve Ermenilere karşı katliamlar düzenlemekten suçlu bularak gıyabında idama mahkûm etti.
Enver, Bolşeviklere karşı Basmacı Ayaklanması'nı yönetirken 4 Ağustos 1922'de Orta Asya'da öldürüldü.

TALAT PAŞA:
1 Eylül 1874-15 Mart 1921), Osmanlı Hürriyet Cemiyeti'nin kurucu lideri, İttihat ve Terakki'nin kurucularından ve önde gelen liderlerinden olan Osmanlı devlet adamıdır.
1908 İhtilali'nin hazırlanmasında önemli rol oynayan Talat Bey, 1908-1918 arasında Osmanlı Devleti siyasetine yön veren en önemli aktörlerden biri olmuştur. Bâb-ı Âli Baskını sonrasında Said Halim Paşa Kabinesinde Dâhiliye Nazırlığına getirildikten sonra devlet siyasetinin en önemli belirleyicilerinden biri hâline geldi. Enver Paşa ve Cemal Paşa ile birlikte Üç Paşalar iktidarını kuran Talat Bey, Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na girmesinde ve Ermeni Kırımı'nda rol oynadı.
1917 yılında sadrazamlık yaptı. Savaşın kaybedilmesinden sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti'ni feshedip Enver ve Cemal Paşalarla birlikte ülkeyi terk etti.
1921 yılında Berlin'de, Soğomon Tehliryan adında Ermeni Kırımı yüzünden intikam almak isteyen bir Ermeni tarafından öldürüldü.

CEMAL PAŞA: Ahmed Cemâl Paşa (6 Mayıs 1872, Midilli - 21 Temmuz 1922, Tiflis), Türk siyasetçi ve asker, İkinci Meşrutiyet döneminde İttihat ve Terakkî Cemiyeti'nin üç liderinden biridir. Özellikle Üç Paşalar İktidarı olarak da bilinen, 1913-1918 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu'nun iç ve dış siyasetinin belirlenmesinde etkin rol oynamıştır. 1914 ve 1918 tarihleri arasında bahriye nâzırlığı, görevini üstlenmiştir. I. Dünya Savaşı'nda Suriye-Filistin Cephesi'nin komutanı olarak görev yaptı. 1915 Ermeni Kırımı'nı planlayanlardan ve Ermenileri çoğunlukla Suriye'ye göç ettirten Tehcir Kanunu'nun mimarlarından biridir.
Cemâl Paşa, Alman kaynaklarında "Sıcak kanlı, coşkun, zeki ancak yeterli eğitimi olmayan biri" olarak geçmiştir.
Ziya GÖKALP, Cemâl Paşa'yı "fertçi" olarak tanımlamıştır.
Kendisi gösterişi ve kadınları seven, hovarda bir kişiliğe sahip birisi olarak da geçer. Ancak eşinin belirttiğine göre kendisi paradan nefret ederdi. Eşi onun paraya düşkünlüğünü olmadığını şu sözlerle anlatıyor:
"Filhakika Cemal Paşa ölümünden sonra bu hususta bir itham, hatta şüpheye maruz kalacağını aklına getirince hasta olurdu. Ve yine bu endişe iledir ki benim mücevherat almama bile mâni olmak isterdi.
Oğullarından Ahmet Cemal gazeteci yazar Hasan Cemal'in babasıdır.
1918'in 2 Kasımında ülkeden kaçtıktan sonra Kurtuluş Savaşı önderleriyle ilişki kurdu. Türkiye’ye dönme hazırlıkları içindeyken, Ankara Hükûmeti’nin Tiflis Mümessili (Büyükelçisi) Ahmet Muhtar Bey’le mümessillikte akşam yemeği yediği 21 Temmuz 1922 tarihinde Tiflis’te bulunduğu sırada Ermeni asıllı Stepan Dzağigyan ve Bedros Bogosyan tarafından öldürüldü.
Cenazesi Doğu Cephesi Komutanı Kâzım Karabekir tarafından Erzurum’a getirilerek Karskapı Şehitliği’ne defnedildi. Sonraları Atatürk Üniversitesi öğretim üyeleri, mezarı başında yapılan anmada Cemâl Paşa’nın mezarındaki yazıtın Fosfor Mustafa Paşa’ya ait olduğunu ve bu yanlışlığın giderilmesi adına çalışma yapılacağını belirtti.
Bu suikastın, Stalin’in emriyle, o sırada Gürcistan Çeka’sının başında olan Lavrenti Beriya tarafından tertiplendiğine dair iddialar vardır. Cemâl Paşa’yı Ermenilerin mi, yoksa Rus Gizli Servisi’nin mi öldürdüğü meselesi bugün hâlâ tartışılmaktadır.

*
HAZIRLAMA: Aycan AYTORE
KAYNAK: İNTERNET























































Yorumlar