top of page
1/2

SAHTE

Güncelleme tarihi: 16 Tem 2023

Ana vatanı Irak olan ve Arapçası “arak” ve dilimizde rakı diye adlandırılan ve üzüm suyunun fermante edilmesi ve ardından da imbikleşmesi sonucu oluşturulan alkolü içki en az 3000 yıldır Ortadoğu ve Kafkaslarda üretilmektedir. “Sahte rakının” çok sayıda akşamcı vatandaşın ölümüne neden olması ile birlikte sahte olan ve sahtekârlık ile ilgili alt beynimizdeki bir çok kavram birden bire su yüzüne çıkmaya başladı.


Gerçekte Rakı’nın Değil, İnsanın Sahtesi Öldürüyor.

Sahte rakı, sahte ilaç, sahte para,sahte marka, altının sahtesi, sahte antika eşya, kimi zaman sahte, kimi zaman sahtekâr doktor, sahtekâr hoca, Savcı, Ögretmen, sahtekâr bankacı… Sahte sendikacılar, yöneticiler… Her şeyin sahtesini üretebilmiş bir ülkede yaşıyor olmak ve aldanmamak mümkün mü? Murat Belge eski makalelerinden birinde şöyle yazmıştı. “profesör’ün, yazarın, düşünürün de sahtesini yaratmış bulunmaktayız”. Tabii sık sık duyduğumuz gibi sahte solcu, sahte dinci, sahte demokrat, sahte hoca, sahte hacı, sahte doktor, sahte dost… devam edip gidiyor. Asıl sorunlu olan, kanımca insanın sahtekârıdır.

Sahte Aslının Zıddı Değil, Maskelenmiş Olandır.

Biyoteknolojideki klonlama çalışması ile ilk Doly koyunu çoğaltılırken insanların aklına ilk gelen insanın kopyası yapılır mı? Yani sahtesi üretilir mi? Hepimiz biyolojik yoldan bir şekilde kopyalanma sonucu dünyaya geliyoruz, sonra içinde yaşadığımız dünya bizi farklılaştırıyor. Büyüdükçe aldığımız eğitim ve çevrenin etkisi ile bir yaşam veya yol haritası çizebiliyoruz. Ancak maalesef ülkemizde verilen eğitim modeli, insanımızın erken dönemde uyanık bir vatandaş olmasını, karşılaştığı sorunların üstesinden gelmesini ve çağını anlamasını sağlamadığı için bir çok sorun yaratıyor.

Sahte kelimesi aslına uygun olmayanı veya aslının tersi, yani esasın zıttı gibi algılansa da aslında “aslı başka olan” anlamına geliyor. Yani “sahte” aslına göre belirlenmeyip “aslı adından başka olan” manasında. Aslında psikologlar derler ki herkesin bir gerçek yüzü vardır bir de maskesi. Ancak bir maskeye razıyız da bazılarının bir kaç maskesi bulunmaktadır. İnsanın sahtesi yani sahtekârlık ciddi sorundur. Yapılan sahte işler insanın birbirini küçük çıkarları için kandırmasıdır.


Mutluluk ve menfaat ilişkileri:

İnsanlar mutluluğu doğada ve estetikte değil bireysel menfaat ilişkilerinde aramaya başladı. Çıkış kapısı bulamayan, yaşam bilinci konusunda yeterli derinliğe sahip olmayan yurttaşlar, kolay yoldan para kazanmayı ve köşeyi dönmeyi neredeyse ilke haline getirmişlerdir. Bütün bunların sonucu bir çok yurttaşımız, vergi vermekten kaçınıyor, yalan yanlış beyanda bulunuyor, akla hayale gelmeyecek işlere girişiyor. Söz konusu kişiler kendilerine göre yaşamdan zevk almaya çalışan insanları kendi küçük çıkarları uğruna zehirlemektedirler. İnsanlar arasındaki gelir dağılımının açılması, emek harcamadan çok para kazanma hırsı, belki uzun zamandır vardı ancak son yıllarda hızla tırmanışa geçti.

Bunda uygulanan siyasi modellerin de büyük payı bulunmaktadır. Geçen yüzyılda loto-toto, milli piyango, altılı ganyan, bir bütün olarak insanların yaşamlarını şansa bağlamasına, bedava paralar kazanmaya itmiştir. Ancak kazanca yorularak değil, kolay yoldan ulaşarak. Son yıllarda Devletin elinde bulundurdugu şans oyunları ve piyango gibi araçlar özel sektöre satılarak sahtekarlıga imkan tanındı ve milletin güven duygusu yitirildi .

1980 sonrası “para kazan da nasıl kazanırsan kazan” anlayışı gençlikte bireysel ve bencil bir anlayış doğurdu. “Para eşittir mutluluk” neredeyse bir yasa haline getirildi. Bugün toplumun her kesiminde artan rüşvet, yolsuzluk, kapkaç, hortumculuk ve rant hepsi belirli bir aşamadan sonra oluşmuştur. Birlikte eşit koşullarda yaşamak yerine birbirimize çelme takmak, birbirimizi kandırmak, arkadaşımızdan, dostumuzdan daha önde olma duygusu yaratılmış oldu. Kamu anlayışı yerine, özel teşebbüs anlayışı benimsendi.

Tabii dün de kaçak içki üretimi yapılıyordu, belki de bu nedenle ölenler olmuştur. Ancak bu sefer açıkçası bir otorite boşluğu ve zafiyeti görülmektedir. Her yönü ile örgütlenmemiş ve kurumsallaşmamış toplum yapımızda adalet ve hukuk işlevsiz kalmaktadır. Maalesef ülkemiz ciddi bir hukuk devleti örneği vermediği için çok sayıda sahtekârın cesaretlendirilmesi ve ortalığa hakim olmasına yol açmaktadır. Bugün dünyadaki milyonlarca canlı arasında yeryüzünü gücü ve kullandığı teknoloji oranında kontrol edebilen tek varlık insandır. İnsanın yaptığı nesneler zararlı olabilir. Ancak sonuçta bunu yapan insan. Nesneyi ne amaçla ve nasıl kullandığınıza bağlıdır. Bir Neşter ameliyat için kullanılırsa can kurtarır, ancak birinin canına kastederek kullanırsan can alır. Metil alkolü insana içirirseniz can alır, ancak bir nesneyi korumak için veya bir kimyasal deneyde kullanırsanız can kurtarırsınız.

Bu anlamda, rakının sahtesi değil önemli olan rakının sahtesini yapan insanın bu bilince ulaşarak sahtesi yerine can almayan gerçeğe yönelmesidir. Gerçi içkiye konulan maliyetinin üç katı vergiler alkolün sahtesini yapmaya insanları teşvik etti. Hainlik etil yerine metil alkol konularak üreten ve satan sahtekarlardır. İnsanın insan olarak doğadan, canlıdan ve insandan yana içtenlikli davranması ve karşısındakinin de bir canı oldu bilmesi gerekir.

Sahtekârlığın değil, gerçek dostluğun , dürüstlüğün hakim olması dileği ve Yunus Emre'nin şu dörtlüğü ile yazımızı bitirelim. Sen sana ne sanırsan Ayruga da onu san Dört kitabın manası Budur eger var ise



45 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments