top of page

Kaybolan Yıllar

Güncelleme tarihi: 2 Oca


Bu akşam koca bir yılı daha devirip yeni bir yıla hoş geldin diyeceğiz, çünkü gelene güler yüz göstermek, hoş geldin demek adettendir. Ama sizi bilmem de bende ne gülecek ne de hoş geldin diyecek hal var.


Ömür ağacımızdan bir yaprak daha uçup gidiyor. Dallarımız kupkuru kaldı; öyle fırtınalı, çalkantılı yıllar geçiriyoruz ki bahar geldiğinde yeniden çiçeklenip yapraklanır mıyız bilemiyorum.


2025 yılını da daha önceki yıllar gibi ne umutlarla ne hayallerle karşılamıştık, ama bütün yıl boyu sokaklarda, evlerde katledilen kadınların, orda, burda, şurda tecavüze uğrayıp öldürülen çocukların, ekmek parası için mücadele ederken can veren işçilerin, ruhsatsız silahlarla sokakları kan gölüne çeviren magandaların ve özellikle pahalılık nedeniyle iyice yoksullaşan vatandaşların haberleri kesti sesimizi, yaktı yüreğimizi...


Her gün sil baştan değişen ve içi boşaltılan eğitim sistemi, liyakatsiz muhterisler, öğrencisini taciz eden öğretmenler, öğretmenini döven öğrenciler, her sabah vıcık vıcık yağcılık kokan haberlerle çıkan gazeteler, yalan dolan fesatlık ve kıskançlıkla dönen sanal alemler, sosyal medyalar... Ve her gün "Eyyyy.... "diye başlayan nidalarıyla tüm dünyaya parmak sallayan ve "en büyük biziz" derken yapayalnız, küçücük kalmamıza neden olanlar doldurdu günlerimizi...


Bir kendime bakıyorum bir de geçen günlere, aylara, yıllara... Yaşanan her olumsuzluk neşemizi çalmış, sesimizi kesmiş, içimizi karartmış... Bu herkeste  mi böyle yoksa ben mi abartıp bu kadar çok etkileniyorum bilemedim. Hayat yine de bir şekilde devam ediyor ve Polyannacılık oynamaktan başka elimizden bir şey gelmiyor.


Oysa bizler zor günlerin çocuklarıydık; yoklukların, yoksunlukların, darbelerin, kardeş kavgalarının içinde büyümüş ama gelecek güzel günler için umudumuzu hiç yitirmemiştik. Çünkü bugünle kıyasladığımızda, o günlerde- tüm zorluklarına karşın- gerçek vatan severler, gerçek inananlar, gerçek eğitimciler, en önemlisi de çok donanımlı öğretmenlerimiz vardı. Bizleri ayrıştırmaya değil birleştirmeye çalışırlardı, topluma kin ve nefret tohumları ekmezlerdi. Çalışanların mutlaka başarılı olacağını, alın teriyle kazanılanın makbul olduğunu anlatırlardı bize...


Doğayı severdik; kuşları, kedileri, köpekleri severdik. 2-3 katlı evlerimizin bahçelerindeki ağaçlar arkadaşımızdı. Zeytin ağaçlarının, dut ağaçlarının altında masallar anlatırdık birbirimize. Saray yavrusu evlerimiz, bulutların önünü kapayan, havamızı kesen gökdelenlerimiz, sahte dünyalar sunan AVM'lerimiz, akıllı telefonlarımız, tabletlerimiz yoktu. Ama gelecek güzel günlere inancımız vardı.


Artık herkese kuşkuyla bakar olduk, her köşe başını tutan polislerin arasından geçerken bile güvende olmadığımızı biliyoruz. Mutlu azınlığımız rengarenk, gösterişli ve sahte dünyalarında yaşarken çöpten ya da marketlerin önüne konmuş bozuk sebze, meyvelerden karnını doyurmak için bir şeyler almaya çalışanları gördükçe 2026 gelse ne olur gelmese ne olur diye düşünmeden edemiyorum.


Ama dedim ya adettendir, siz yine de bana bakmayın, umudunuzu yitirmeyin, umutla bakın gelecek yıla, her şeye rağmen YENİ YILIMIZ KUTLU OLSUN


İlgili Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar


bottom of page