Eğitimde Eşitlik- Hakkaniyet ve Küba
- Suat Delibaş
- 20 dakika önce
- 4 dakikada okunur
Suat DELİBAŞ
Eşitlik ve Hakkaniyet
Eğitimde “eşitlik mi, hakkaniyet mi?” sorusuna gelmeden önce adalet yerine neden hakkaniyet kavramını tercih ettiğimi hukukçuların tanımıyla açıklamaya çalışayım:
“Hukuk, adaleti temin ederek düzen sağlama sanatıdır. Sağlanan düzen ne kadar adil ise o kadar sağlamdır. Böyle bir düzene uyulur; bu düzen benimsenir ve muhafaza edilmeye çalışılır. Düzen, farklılıkları görmemeyi, ortalamayı esas almayı; hakkaniyet ise farklılıkları görmeyi, özneli esas almayı gerektirir.”
Buradan hareketle eşitlikçi, komünist Küba’nın eğitim anlayışını ve hakkaniyeti ne derece sağlayabildiğini fazla yorum yapmadan olduğu gibi aktarmaya çalışacağım.
Küba:
Kübalılar yaklaşık dört yüz yıl İspanyol sömürge yönetimi altında yaşamış bir halktır. 1898 yılında İspanyol sömürgeciliğinden kurtulup ilk bağımsız seçimlerini yapmış, meclis oluşturmuş ve ardından ilk anayasalarını hazırlayıp kabul etmişlerdir. Ancak ilk başkan ABD vatandaşı Palma’ydı. Küba bağımsızlığını ilan etmiş olsa da, 1959 Sosyalist Devrimi’ne kadar ABD müdahaleleri, darbeleri, yönetsel baskıları ve ABD’li şirketlerin ekonomik egemenliği altında yaşamıştır. Günümüzde bile hâlâ ABD ve kapitalist dünyanın tecrit ve ambargolarıyla mücadele etmek zorundadır.
Küba’da Eğitim:
Küba Devrimi, eğitimde adaleti sağlamak amacıyla 1960 yılında yaygın bir okuma-yazma seferberliği başlatmıştır. Devrim hükümeti göreve geldiğinde, okuma yazma bilmeyen —“kara cehalet” olarak adlandırılan— kesimin oranı nüfusun yaklaşık %25’iydi. Okuduğunu anlayamayan ve düşüncelerini yazılı ya da sözlü olarak ifade edemeyenlerin oranı ise nüfusun üçte ikisini oluşturuyordu.
Okuma yazma seferberliği kapsamında ülke çapında 268.420 gönüllüden oluşan (yaşları 10–60 arasında değişen) eğitim ordusu, “Biliyorsan öğret, bilmiyorsan öğren!” sloganıyla ülkenin en ücra köşelerine ulaşarak okuma-yazma, hijyen ve beslenme konularında eğitim vermeye başladı. Kampanya sonunda okuma yazma bilmeyenlerin oranı %4’e kadar geriledi.
Venceremos (başaracağız) adlı ders kitabıyla yürütülen kampanya sonunda katılımcılar bir sınava tabi tutuluyor ve bir mektup yazmaları isteniyordu. Kendini mektupla ifade edebilenler bir üst öğrenime geçmeye hak kazanıyordu. Devam edemeyenler için ise “İşçi-Çiftçi Gelişim Kursları” açıldı. Bu kurslarda bir buçuk milyon insan eğitim alarak işletme yönetiminde, kamu yönetiminde ve hatta partinin önder kadrolarında görev üstlendi. Eşitlikten öte hakkaniyetin en iyi sağlandığı bu dönem, Küba Devrimi’nin en hızlı ve en etkili başarılarından biri olarak kabul edilir.
Celil Denktaş’ın sözünü buraya bırakarak devam edelim:
“Sosyalist eğitim anlayışını kapitalist eğitim anlayışından ayıran temel farklılık, sosyalist anlayışın eğitimi tamamen ideolojik bir araç olarak kabul etmeyi saklamadan açıkça ilan etmesidir. Oysa kapitalist anlayış, eğitimin yalnızca bir bilgi aktarımı olduğunu öne sürerek sistemi ideolojiden bağımsız göstermeye çalışır.”
Yani sosyalist eğitim sisteminde kapitalist anlayıştaki gibi örtük müfredat yoktur; sosyalist insan yetiştirmek açıkça temel hedeftir.
İlkokul:
Küba’da ilkokul altı yıldır. Bu süreçte çocuklar; atölye çalışmaları (kütüphane kullanımı, el sanatları, pratik işler, spor dalları, özel ilgi alanları, satranç ve liderlik), oyunla öğrenme, çalışma disiplini ve yabancı dil ağırlıklı bir müfredata tabi tutulur.
Temel dersler:
*İspanyolca
*Matematik
*İş Eğitimi
*Güzel Sanatlar
*Beden Eğitimi
*Bilgisayar
*İlk iki yıl Hayat Bilgisi, ardından dört yıl Tabiat Bilgisi
*Son dört yılda ayrıca dil, Küba tarihi ve yurttaşlık bilgisi dersleri eklenir.
İlkokulda dersler sabah dokuzda kahvaltı ve oyunun ardından başlar. Öğle yemeği okulda verilir. 14.00’te başlayan atölye çalışmalarına kadar oyun ve dinlenme vardır. Atölyelerden sonra grup çalışmaları, bahçe işleri, oyun ve akşam ara öğünüyle gün tamamlanır.
Öğretmen başına 7 öğrenci düşmektedir. Öğretmenler sadece okulda değil, okul dışında da öğrencilerin fiziksel ve ruhsal gelişiminden sorumludur; ev ziyaretleri bunun parçasıdır. Aile fertlerinin derslere katılması, bakım–onarım ve temizlik işlerinde görev alması müfredatın bir parçasıdır.
Öğrenciler her yıl sonunda sınava tabi tutulur ve başarı oranı %99’dur.
Ortaokul:
Zorunlu olan ortaokul üç yıldır. Yoğun dersler ve sınavlarla geçen bir dönemdir. Atölyelerde sporlar, yetenek geliştirme, el sanatları, kütüphane, satranç, pratik eğitim, liderlik, tartışma, mekanik gibi alanlar bulunur.
İş Eğitimi derslerinde:
*bilimsel analiz,
*araştırma becerileri,
*bilgiye ulaşma yolları,
*üretim araçlarının kullanımı
gibi davranış ve beceriler kazandırılır.
Tarih dersleri kapitalizm, sosyalizm, iki savaş arası dönem, sosyalist dünyanın yükselişi ve çözülüşü, sömürgecilik ve cumhuriyet süreçlerini kapsar.
İlkokulda olduğu gibi ortaokullarda da kahvaltı ve öğle yemeği ücretsizdir.
Liseler:
Liseler, Normal Liseler, Fen Liseleri ve Spor Liseleri olarak ayrılır. Liselerde dikkat çeken fark, üniversitelere hazırlık ve sınav yoğunluğudur.
“Ülke Tarihiyle Yüzleşme” dersi sosyal tarihi irdelemektedir. “Askerlik Bilgilerine Giriş” dersi askerliğe hazırlık amaçlıdır.
Spor Liseleri, ilkokul ve ortaokul boyunca yetenekleri belirlenen öğrencilerin yönlendirildiği kurumlardır. Fen Liseleri ise özellikle tıp alanında başarılı öğrencilerin yetiştirildiği okullardır.
Liseden sonra veya liseye devam edemeyen çocuklar politeknik enstitülerine giderek mesleki eğitim alabilir. Ortaokuldan sonra lise, üniversite veya meslek eğitimine devam eden öğrenci oranı %98’dir.
Özel Eğitim:
Fiziksel ve zihinsel engelli bireyler için kişiye özel eğitim veren “Escuelas Especiales” yapılandırılmıştır. Bu okullarda 40.000 bireye, bu alanında eğitimli 20.000 öğretmen hizmet verir. Ortalama iki öğrenciye bir öğretmen düşmektedir.
Devletin Eğitim Yükümlülükleri:
Küba’da çocuk yuvalarından üniversite mezuniyetine kadar tüm eğitim giderleri; oyun araç gereçleri, yemek, giyim, ulaşım, yurt-barınma, hatta yedi yaşına kadar her çocuğa günlük bir litre süt devlet tarafından karşılanır. Eğitime ayrılan bütçe %13 ile dünyanın en yüksek oranlarından biridir.
Bu eğitim sisteminin sonunda Küba’da:
*ortaklaşmacı yaşam kültürü,
*ekolojik tarım ve sürdürülebilir yaşam,
*bilimsel buluşlar ve aşılar,
*dünyanın dört bir yanında görev yapan doktorlar,
*kadınların toplumsal yaşamdaki güçlü yeri (eğitim alanındaki çalışan kadın oranı %72)
gibi sonuçlar ortaya çıkmıştır.
...Ve Che’nin çocuklara söylediği;
“Her birimizin bir başına hiçbir değeri olmadığını unutmayın ve özellikle de dünyanın herhangi bir köşesinde birine yapılan haksızlığı yüreğinizin derinliğinde duyabilmelisiniz.” sözü Küba' da bir davranış biçimine dönüşmüştür.
En önemlisi ne biliyor musunuz: Kübalılar mutlu!
Şimdi en başta sorduğumuz sorunun özüne dönelim:
Eğitimde eşitlik mi, hakkaniyet mi?
Eşitlik, herkese aynı imkânın verilmesidir. Kapitalist düzende ise veriliyormuş gibi gösterilmesidir.
Hakkaniyet ise sonuçtaki adaleti, özneli hedefler.





















































Yorumlar