top of page
1/1094

EVLATLARI ELİNDEN ALINAN ANNELER

Güncelleme tarihi: 27 May 2022

Her yıl mayıs ayının ikinci Pazar günü kutladığımız Anneler Gününü dün yani 8 Mayıs Pazar günü kutladık. Anneler ve anne duygusunu içinde taşıyan kadınlar bu günün çocukları başta olmak üzere, yakınları ve diğer tanıdıklarınca kutlanmasından mutlu olmaktadır. Hayatını çocuklarına ve sevdiklerine katan, fedakârlığın her türlüsünü her koşulda gösteren anneleri şüphesiz ki sadece yılda bir hatırlamak kesinlikle yeterli değildir. Biz annelerin çocukları olarak her ne işle meşgul olursak olalım annelerimizi her an fark ettiğimizi, hatırladığımızı dışa vurabilmeliyiz; hal ve hareketlerimizle saygı ve sevgimizi her an gösterebilmeliyiz.


Annelerin yorgunluğunu samimi sözlerle, sımsıcak bir kucaklamayla anmak onlara en büyük ödül olacaktır. Annelerini kaybetmiş olanlarla da yokluğun acısını, sızısını paylaşabilmeyi gösterebilmeliyiz. Sevebildiğimiz, üzülebildiğimiz, sevgileri ve acıları paylaşabildiğimiz ölçüde erdemli olmayı hak edebileceğizdir.


Anneler Gününün iki gün öncesi ülkemizin yiğit, fedakâr evlatları ve gençlik önderleri olan Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’nın idam edilişlerinin 50. yılı idi. Denizler, İbrahimler ve nice aynı nitelikteki arkadaşları bağımsız, gerçek demokrasi ile yönetilen bir ülke için gencecik bedenleri siper ettiler. Topla, tankla, işkencelerle, idam sehpalarıyla karşı konulamayacak bir donanım ve cesaretle hayatlarını özgür yaşayacak halkımız için gözlerini kıpmadan feda ettiler. Onlar; halkımızın eşit, özgür ve refah içinde özgürce yaşaması için hayatlarını ölümsüz bir mücadeleye adadılar. Emperyalizmin işbirlikçisi, halk düşmanları baş eğmez devrimcilerin ölümlerinden yana tercihlerini kullandılar. Ölüm fermanı Denizlerin şahsında eşit, özgür ve kardeşçe yaşanacak bir evrensel düşünceye ve ülkeye yönelikti. Haklı kavganın neferi olan Denizler 50 yıldır her gün çoğalarak yaşıyor; katilleri ise yok olup gittiler ve tarihin karanlığında nefretle anılıyorlar.


Ülkemizin tüm fedakâr anneleri Denizler, Mahirler, İbrahimler, Necdetler, Erdallar, Hıdır’lar, Ali İsmailler, Berkinlerin, emperyalizme ve faşizme karşı kahramanca karşı duran her ulustan milyonların annesi oldular. “Evlatlarımızı öldürmeden bizi öldüremezsiniz!” diye haykıran Didar Şensoyların çığlığı, evlatları kaybedilen Cumartesi Annelerinin çığlığı ile on yıllardır meydanlarda annelerin sesi, haykırışı olmaya devam ediyor.


Tarih, sınıfların tarihidir. Bu tarih iyi ile kötünün uzlaşmaz savaşımı ile sürüyor. Onurlu bir yaşam için bedel ödemeyi göze alanlar mutlaka kazanacaktır. Bu kazanım bedelleri ödemeye hazır olduğunu kanıtlayanlar için yaşadıkları her andır zaten. ’İnsanca’ diye tarif ettiğimiz hayat; tüm canlılar dünyasının kurtuluşudur. Bu kurtuluş için ‘insanım’ diyen herkesin sorumluluğu vardır. Annelerimizin gözyaşları, acıları, bedel ödemiş evlatlarının izinin kalabalıklaşarak sürmesi ile azalacaktır.


Annelerin uyumaz rüyaları bizim rüyalarımız olduğu sürece başımız dik dolaşabileceğiz. Annelerin düşü; hiçbir evladın işsiz aşsız ve esir kalmaması, hiçbir evladın burnunun kanamaması, ağacın, kuşun, karıncanın yok edilmemesi, havanın suyun ve toprağın zehirlenmemesi, kadın ve çocukların her türden şiddetten korunmasıdır. Annelerin düşü; barış, demokrasi, adalet ve adil bölüşümdür. Anneye saygı ve sevgi, rüyalarına saygı ve sevgidir…


“annelerin uyku bilmez bakışları

silinirse gün gelir de bellekten

tuz basılır yeniden taze yaralara

hakikat yurtsuz kalır ve kanar


düşmeyen tek barikat onlar

kırlardaki tüm çiçekler onlara benzer

önünde eğilecek ne varsa aşka dair

söyle tarih, kimdir annelerden başka”


y.a




64 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

BABAMA MEKTUP

Kommentare


1/2