CHE

Film yorumumu dile getirmeden önce, hayati değere sahip olarak gördüğüm bir kaç can alıcı bilgiyi, klasik olacak belki fakat hoş bir başlık altında dile getirmeyi kendim adına bir borç biliyor ve soruyorum:


BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?


Küba Devrimi’nin öncülerinden ve Fidel Castro’nun yoldaşı Arjantinli devrimci Che Guevara, 1967 yılında Bolivya’da yakalanıp öldürüldüğünde sırt çantasından; “Atatürk’ün Büyük NUTUK’u” çıkmıştır…”


12 Aralık 1996’da bir ödül töreni için gittiği Küba’da Fidel Castro ile görüşen Dursun ÖZDEN kendisine “Türkiye’de solcu, ilerici ve devrimci gençler; Che Guevara ve Fidel Castro’yu çok seviyorlar ve sizleri mutlak önder olarak kabul ediyorlar…” der. Bu sözlere Castro’nun verdiği yanıt çok anlamlıdır: “Devrimci M. Kemal ATATÜRK varken, Türk gençleri neden kendilerine başka önder arıyorlar? Devrimci ATATÜRK bizim ve tüm mazlum halkların esin kaynağıdır…”


Mart 1997 de Habitat Toplantısı için İstanbul’a gelen Fidel Castro, yaptığı konuşmada şöyle der: “Asıl devrimci M. Kemal Atatürk’tür. Ben bir devrim yaptım, ama O’nun yaptıklarını asla başaramazdım. Sakın kendinize başka esin kaynağı aramayın…” Fidel Castro’nun bu sözleri karşısında heyecanlanmamak mümkün mü?


O Mustafa Kemal ışığıdır ki; doğudan batıya, güneyden kuzeye, birçok halk hareketini ve halk önderini etkilemiştir. Örneğin, çağdaşları Lenin ve Çörçil kendisini hep takdir etmişlerdir. 1935’teki Uzun Yürüyüş öncesinde Şangay Meydanı’nda toplanan binlerce Çinliye seslenen Mao’nun ilk sözleri şöyledir: “Ben, Çin’in Atatürk’üyüm…”


Ve 1948’den bugüne dek, Çin Halk Cumhuriyeti’ndeki 8. ve 9. sınıflarda Yakınçağ Tarihi derslerinde Atatürk ve Cumhuriyet Devrimleri okutuluyor.


Sonuç ortada değil mi! Biz M.Kemal ATATÜRK ve ona gönül vermekle kalmayıp neleri var neleri yoksa feda etmiş atalarımız sayesinde bugün CUMHURİYETİMİZİN 96. yılını kutlamanın onurunu taşıyoruz.


CHE Film Yorumu


''Savaş bitti, DEVRİM şimdi başlıyor.''


Fidel Castro'nun önderliği ve emrindeki askerler, yani devrimcilerin söylemi olan yoldaşlarıyla birlikte Fulgencio Batista'yı devirdikten sonra Che Guevera; ''Savaş bitti, DEVRİM şimdi başlıyor.'' şeklindeki Küba Devriminin tarihine kazınan sözü dile getirmeden önce, filmdeki ilk çatışma sahnesinin fonunda, askeri mücadele sırasında, savaşan kişiyi başarıya götüren psikolojik durumla ilgili, hiç de hafife alınmaması gereken aşağıda paylaştığım görüşü, kendinden emin bir şekilde dile getirmesi filmde ilk dikkatimi çeken sahneydi. Ne diyordu filmde Che:


''Askerlik bilimi üzerine yazdığı Savaş ve Barışta Tolstoy, daha geniş orduların daha fazla güç ihtiva ettiğini belirtir. Ama diğer yandan belli belirsiz farkedilense, askeri mücadele sırasında bir ordunun nihai gücü, bilinmeyen bir değişken tarafından artan gerçek fiziksel yeterliliğidir. Bu bilinmeyen değişken, askerlerin savaşma arzuları ve tehlikeye karşı koyma isteklerinin derecesiyle doğru orantılı cesaretlerinden başka bir şey değildir. Savaşma arzusu olup da, neden savaştıklarını bilen asker için kiminle savaştıkları önemsizdir. İster askeri dehaların, ister normal zekalı insanların komutası altında olsunlar, ister sopalarla, ister dakikada otuz mermi atan makineli tüfeklerle savaşsınlar, aldırış etmez ve en uygun şekilde mevzilenip sonunda kazanırlar.''


Filmin başlangıcında ise Che Guevera'nın Fidel Castro ile tanışacakları akşam yemeğinin hemen öncesinde, diğer arkadaşları ile devrim üzerine yaptıkları ateşli sohbet esnasında, odada bulunan arkadaşının söylediği;


''Gücü elinde bulundurmaktan çok onunla ne yapacağın önemli.''


açılımına sayfalarca kitap yazılabilecek bu cümleye ilaveten,


''Darbe dediğin ilkelere dayalı olur'' sözüyle, devrimi başarıya götürecek yola ilişkin en canalıcı noktaya parmak basması, kayda değer bir söylemdir bana kalırsa.


Filmin genel bir değerlendirmesini yapacak olursak, az sonra izleyeceğimiz film; 2008 yapımı ''Che'', Ernesto Che Guevara ile kaynaklarda 26 Temmuz 1953 yılında başlayıp, Fulgencio Batista'nın 1 Ocak 1959 yılında devrilerek ülkeden kaçması aralığında yaşanan, Küba Devrimi'ni konu alan biyografik bir film niteliğindedir. Film ağırlıklı olarak, bu yıllar arasında yaşanan gerilla tarzı çatışmalardan oluşuyor olmasına karşın, Che Guevera'nın 1964 yılında Lisa Howard isimli gazeteciye verdiği röportajdan ve Birleşmiş Milletler Kurulu huzurunda Amerikan emperyalizmine karşı çıkışının, kendi rejiminin işlediği infazların gerekliliğini savunurken, "bunun ölümüne bir savaş olduğunu" ilan ettiği ateşli konuşmadan alıntı yapılan sahnelerin, izleyicinin seyir keyfinde kopukluk olmaması adına fazla uzun tutulmadığı gözden kaçmayan önemli bir detay. Bu detay, filme zevkle izlenecek tarihi bir belgesel olma özelliği de katıyor.


Film esnasında Che Guevera'nın, gazeteci Lisa Howard'la yaptığı söyleşide dikkatimi çeken cümlelerine dönecek olursak, oldukça kayda değer sözler olduğunu sizlerin de fark edeceğini ve bana hak vereceğinizi düşünerek paylaşmak istiyorum.


Che : ''Kapitalist sistemlerde insanlar görünmez bir kafeste yaşar. Örneğin kendi çabasıyla başarıya ulaşan insan efsanesini kabul ederler. Ancak çoğunluk için tanınan bu fırsatların tamamen kişisel kontrolün ötesinde zorla belirlendiğini anlamazlar.''


Lisa : Bir devrimcinin en önemli özelliği nedir?


Che : SEVGİ!


Lisa : 'SEVGİ mi?


Che : ''Gülünç görünme riskini göze alarak size izzah edeyim. Gerçek bir devrimci ''SEVGİ'' tarafından yönetilir. İnsan sevgisi, adalet ve doğruluk sevgisi. Bu niteliğe sahip olmayan biri gerçek bir devrimci olarak düşünülemez.''


Ve son olarak Che Guevera ile Lisa Howard arasında gerçekleşen röpörtajdaki en önemli ayrıntılardan biri de, konuşmanın şu kısmıdır diye düşünüyorum:


Che: Bireycilik, yani kişinin bulunduğu sosyal çevreden izole olarak hareket etmesi Küba'da sözkonusu dahi olamaz.


Lisa: İnsanın yaradılışı böyle değil midir, insan doğasına aykırı değil mi bu söylediğiniz?


Che: Kapitalizm mantığı ile bakarsanız, bunu insan ihtiyaçlarının sonsuz olması veya insan doğasıyla çürütmeye çalışmak kolaydır. Bir tane oyuncağı olan çocuk hemen ikinciyi ardından dördüncüyü ister, insan doğası bu değil midir! Ama bütün bir toplumun aynı şekilde davranması veya daha az imkanlara sahip olanlara baskı yaparak tekelleşmesi insan doğası mıdır? Bu kesinlikle bir şeyler yapmanız gereken andır.


Lisa: Ama siz ve Fidel Castro'da bireyci hareket etmiyor musunuz?


Che: Elbette. Ama bu toplumun bütünü için mücadele etmenin ve bu uğurda liderlik yapmanın sorumluluğunu sırtlanmış bir bireyciliktir.


Her filmde olduğu üzere bu filminde, daha beyaz perdede gösterime girmeden önceki yolculuğu esnasında yaşananları anlatan, kendine özgü tarihsel bir süreci var elbette. Bu sürece başından sonuna kadar kısa kısada olsa bir gözatmakta fayda var diye düşünüyor ve sizlerle bunu paylaşmak istiyorum.


*

''Yönetmen Terrence Malick, daha önceden Guevara'nın Bolivya'da bir devrim başlatmak için girişimleri ile sınırlı bir senaryo üzerinde çalışmış, filmin finansmanlığı sağlanamayınca, Malick projeden ayrılmış ve ardından Soderbergh filmi yönetmeyi kabul etmiştir. Guevara'nın Bolivya'daki faaliyetleri için bir bağlam olmadığını fark eden Soderbergh, Küba Devrimi'ne katılımına ve 1964 yılında Birleşmiş Milletler'deki konuşmasına da filmde yer vermeyi kararlaştırmıştır. Peter Buchman senaryoyu yazmak için projeye katılmış, senaryo fazla uzun olunca Soderbergh filmi ikiye bölmeye karar vermiştir ve Temmuz 2007'de başlayarak filmi arka arkaya çekmiştir. Çekimler önce Gerilla için İspanya'da 39 gün, ardından Arjantinli için Porto Riko ve Meksika'da 39 gün sürmüştür.


Che, 2008 Cannes Film Festivali'nde tek bir film olarak gösterilmiştir. Del Toro, festivalde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazanmış ve film çok olumlu eleştiriler almıştır. Filmin Kuzey Amerika'daki haklarının tümüne sahip olan IFC Films, başlangıçta Akademi Ödülleri'ne hak kazanmak için 12 Aralık 2008 itibarıyla bir hafta boyunca filmi tek parça halinde New York ve Los Angeles'ta gösterime koymuştur. Güçlü gişe performansı filmin New York City ve Los Angeles'te "özel roadshow yayın" olarak gösterimine ve daha sonra ek pazarlara genişletilmesine yol açmıştır. Ardından Che Bölüm 1: Arjantinli (Che Part 1: The Argentine) ve Che Bölüm 2: Gerilla (Che Part 2: Guerrilla) adıyla iki ayrı film olarak gösterime girmiş ve dağıtımı bundan sonra daha da genişlemiştir.Independent Film Channel, filmleri sadece Blockbuster için 1. Bölge DVD halinde yayınlanmıştır. Filmler, Ekim 2010 itibarıyla dünya çapında toplam ABD$40.943.131 hasılat elde etmiştir.''

OYUNCULAR

  • Benicio del Toro, Ernesto "Che" Guevara rolünde

  • Demián Bichir, Fidel Castro rolünde

  • Rodrigo Santoro, Raúl Castro rolünde

  • Santiago Cabrera, Camilo Cienfuegos rolünde

  • Franka Potente, Tamara "Tania" Bunke rolünde

  • Gastón Pauls, Ciro Bustos (el Argentino) rolünde

  • Catalina Sandino Moreno, Aleida March rolünde

  • Julia Ormond, Lisa Howard rolünde

  • Lou Diamond Phillips, Mario Monje rolünde

  • Benjamín Benítez, Harry "Pombo" Villegas rolünde

  • Armando Riesco, Benigno rolünde

  • Elvira Minguez, Celia Sanchez rolünde

  • Edgar Ramirez, Ciro Redondo rolünde

  • Alfredo De Quesada, Israel Pardo rolünde

  • Roberto Santana, Juan Almeida Bosque rolünde

  • Victor Rasuk, Rogelio Acevedo rolünde

  • Kahlil Mendez, Urbano rolünde

  • Matt Damon, Fr. Schwarz rolünde

  • Unax Ugalde, Roberto "El Vaquerito" Rodríguez rolünde

  • Joaquim de Almeida, René Barrientos rolünde

maviADA Dergisi olarak keyifli seyirler dileriz...



mavi

ADA

2002

Hayat ve Sanat

Emek veren herkesin ADAsı

<?php include_once("analyticstracking.php") ?>

© 2018 maviADA