top of page
1/2

ÜTOPYA ve DİSTOPYA

Güncelleme tarihi: 8 Haz 2022


UMUT YA DA UMUTSUZLUK

*

15. YÜZYILDA biri kalkıp da dünyada insanlığı tehdit eden en büyük tehlike olan açlığı önleyecek bir bitkinin bolca olduğu bir ülke bulunduğunu ve bu bitkinin her koşul ve iklimde çok kolay ve ucuza üretimle insanlığın hizmetinde olabileceğini dese herkes güler, daha hiç bilmedikleri bir deyimle, ÜTOPYA o, derlerdi.


16. yüzyılda bir değil iki bitki bulunacak, insanlık, belki de tarihin derinliklerinde hüküm sürmüş ama günümüze kadar gelememiş bir soy olmaktan kurtulacaktı.

Patates ve mısırdı insan soyunu kurumaktan kurtaran, açlığı ciddi bir tehlike olmaktan çıkaran o hayal bitkiler.

Amerika'yı keşfedenler altın arıyorlardı; altından daha değerli iki bitkiyi buldular.


SANAYİ DEVRİMİ sonrası hele 19.YÜZYILDA en büyük hayal, emeğin iktidarını, yani proleteryanın yönetimini öngören komünizmle yönetilen bir ülkeydi. Eşit emek, eşit bölüşüm, sanayinin yasasız, kuralsız çarklarında köleye dönen büyük çoğunluk için olmayan ideal ülke değil, olması olanaksız bir masaldı.

Ama 20. yüzyılda ütopya gerçekleşecek, insanlık başta Sovyet Rusya olmak üzere ardı ardına yeşeren irili ufaklı komünist ülkelerin dünyaya ayar verdiğine tanık olacaktı.


Ütopya, gerçekte olmayan, ama tasarlanmış olan ideal ülke anlamı taşır. Köken olarak Yunanca “yok/olmayan” anlamındaki ou, “mükemmel olan” anlamındaki eu ve “yer/toprak/ülke” anlamındaki topos sözcüklerinden türemiştir. Literetürde gözükmesi ütopyaların babası sayılan Platon'un Devlet'inden çok sonraya denk gelecektir. 16. Yüzyıla...Kullanımı Thomas More’un 1516’da yazdığı De Optimo Reipublicae Statu deque Nova Insula Utopia veya kısaca Utopia isimli kitabıyla yaygınlaşır.


Ütopyalar hayal edilen, olması arzu edilen, gerçekleşmesi olanaksız görülen ama mükemmel, ideal toplum düzenleridir.


ÜTOPYA bir memnuniyetsizlikle bir bunalımla ortaya çıkar. Yani insanın bunaldığı gerçeğine karşı ürettiği olumlu çözüm önermeleridir, denilebilir. Düşsel, kusursuz, ama kurgusal değildir.


İçlerinde en çok adı geçen More'un ütopyası birçok açıdan Platon'un Devlet'ine dayanır. Savaş, sefiller ve yoksullar o toplumda yoktur. Çok az yasa vardır ve avukat bulunmaz. Toplum bütün dinlere hoşgörülüdür. Döneminde kimileri bu hayali toplumu sevmemiş, kimileri de toplum için gerçekçi bir plan olarak bakmıştır. Kimileri de kitabı bir ideal toplum arayışından çok İngiliz yönetimi için ağır, hatta yıkıcı bir eleştiri olarak görmüş, bu ve bunu destekleyen kimi olaylar More'yi idama kadar götürmüştür.


Peki Farabi dahil ütopik toplum düşleri kuran düşünürlerin hemen hemen hepsinin etkilendiği Platon kimdir?


Platon ya da İslam dünyasında Eflatun olarak bilinen antik dönem klasik Yunan filozofu, matematikçi ve batı dünyasındaki ilk yüksek öğretim kurumu olan Atina Akademisinin kurucusudur.


M.Ö. 427'de Atina'da asil bir ailenin Aristokles adındaki oğlu olarak dünyaya gelmiş, ancak daha sonra geniş omuzları ve atletik yapısı sebebiyle, Yunanca "geniş" anlamına gelen Platon lakabını almıştır. Sokrates'in öğrencisi olmuştur ve Sokrates'e dair bilgilerin çoğu Platon'un eserlerinden edinilmiştir. Çok seyahat etmiş, M.Ö. 385'te Atina'ya geri dönmeden önce İtalya'nın güneyinde ve Sicilya'da bir süre kalmıştır. Burada Akademi olarak bilinen okulu kurmuş ve ölümüne kadar başında kalmıştır. M.Ö. 347'de vefat etmiştir. Kurduğu akademi günümüzdeki modern üniversite oluşumunun başlangıcı olarak da kabul edilir.


Platon, akıl hocası Sokrates ve öğrencisi Aristoteles ile birlikte bilim ve Batı felsefesinin temellerini atmıştır.


Platon, bütün hayatı boyunca hocası Sokrates'den edindiği ilham ile gerçek bir ahlakçı olarak kalmış, teorilerini, etik ağırlıklı bakışlarla irdeleyerek geliştirmiştir. Sokrates ve Platon'a göre felsefenin amacı, insanın mutluluğu ve yetkin hayatının teminidir. Yetkin bir hayat, ancak erdemli yaşamakla elde edilebilir. Erdemin temeli “bilgi”, özü “idealar kavramı”, gerekçesi “evrendoğum”, güvencesi “ölümsüzlük”, sığınağı “devlet”tir.


Onun DEVLET'inde bilgelik idarecilerin, cesaret ve yiğitlik koruyucu kesimin , ölçülülükse üreten kesimlerin erdemidir. Adaletse bütün sınıflarla ilgili bir erdemdir.


Onun çağlara ışık tutan felsefesinin yerindeliğini anlamak için birkaç demokrasi anlayışına dikkat etmek yeterli olacaktır. Ona göre, Demokrasi, bir eğitim işidir. Eğitimsiz kitlelerle demokrasiye geçilirse oligarşi olur. Devam edilirse demagoglar türer. Demagoglardan da diktatörler çıkar. Demokrasi despotluğa dönüşür. Demokrasinin esas prensibi, halkın hakimiyetidir. Ama milletin idarecilerini iyi seçebilmesi için, yetişkin ve iyi eğitim görmüş olması şarttır. Eğer bu temin edilemezse demokrasi, otokrasiye dönüşebilir. Halk övülmeyi sever. Onun için, güzel sözlü demagoglar, kötü de olsalar, başa geçebilirler. Oy toplamasını bilen herkesin, devleti idare edebileceği zannedilir.


Nasıl günümüze uygulasak yanlış denilebilir mi?


Platon bütün zamanları ve doğudan batıya düşünen tüm insanları etkilemeyi başarmıştır.


Ütopyalarda bir başka ünlü eser de dönemin Osmanlı sultanlarına özellikle Kanuni'ye büyük hayranlık duyan Tommaso Campanella'nin (5 Eylül 1568, Stilo, Napoli Krallığı – 21 Mayıs 1639, Paris) yazdığı Güneş Ülkesi'dir. Bu PLATONCU filozof, Güneş Ülkesi’nin yöneticilerini aydın kişilerden seçer. Ülkenin en yüksek yöneticisi filozof bir rahiptir. Her birey, topluma yararlı olacak şekilde bir görev üstlenir. Özel mülkiyet yasak olup, her şey ortaktır.


Doğu'da ANTİK YUNAN felsefesiyle özellikle Aristo ve Platon etkileriyle ideal devlet önermeleri yapan 870-950 yılları arasında yaşayan Kazakistan doğumlu Farabidir. Kimi kaynaklara göre Fars kimilerine göre Türk kökenlidir. Farabi Aristo'nun temel eserlerinin birçoğunu Arapça'ya yeniden çevirmiş, bu eserlerin daha iyi anlaşılabilmesini sağlayan şerhler yazmıştır. Bu yanıyla hem İslam dünyasında antik felsefenin anlaşılmasını sağlamış, hem de Arapça'nın bir felsefe dili haline gelmesine büyük bir katkıda bulunmuştur. İbn-i Rüşd ve Endülüslü filozoflar Farabi'yi mantık, psikoloji ve siyaset konularında önemli bir otorite olarak görürler.


Farabi, erdemli toplum ile ilgili El-Medinetü'l Fazıla kitabını yazmıştır. Bu kitapta erdemli bir toplumun özelliklerini yöneticilerini anlatır. Adaleti sağlayacak kanunların olmasını ister. Adaleti engelleyenlere ceza vermek toplumun erdemli olması için bir gerekliliktir çünkü topluma karşı yapılmıştır, diye düşünür.

Erdemli bir toplumu erdemli yöneticilerin yönetmesini ister. Erdemli ülkenin reisi, sıradan herhangi bir insan olamaz. Çünkü erdemli bir toplum erdemli yönetici ile mümkündür. Zenginlik ve zorbalıkla yönetmek, erdemli yönetimin özelliklerinden değildir.


ÜTOPYA ÇAĞLAR İÇİNDE ÇOK DÜŞÜNÜRÜN DERDİ OLMUŞTUR. Bunlardan Platon: Devlet ve Yasalar, Thomas More: Ütopya, Etienne Cabet: Icaria'ya Yolculuk, Campanella: Güneş Ülkesi, Edward Bellamy: Geçmişe Bakış, William Morris: Olmayan Yerden Haberler, Charlotte Perkins Gilman: Herland, Francis Bacon:Yeni Atlantis, Farabi:El-Medinet'ül Fazıl... en çok bilinenleri olarak sayılabilir.


İnsanlığın geleceğiyle ilgili her zaman olumlu önermeler yani ÜTOPYALARın yanında, gerçekte olmayan olumsuz düşsel öngörüler, bazen de bir tür bu gidişin sonu bu olur tarzı karanlık, olumsuz ülkeler de yazıyla resmedilmiştir. Bunlara DİSTOPYA adı verilir. DİSTOPYALAR, ütopyanın tersi değil, gene olmayan bir düşsel ülke, ama kötü yer demektir.

Aralarındaki temel farklar şöyle sıralanabilir.

  • Ütopya, gerçek hayatta olamayacak kadar güzel, ideal toplum ve devlet şeklidir.

  • Distopya ise Ütopya’nın tam tersi kötü bir toplum ve devlet şeklidir.

  • Ütopya, mükemmel anlamına da gelir, Distopya ise Totaliter ve baskıcı toplumu ifade eder.

  • Hikayelerde distopya toplumları ütopya toplumları için her zaman tehlikeli bulunmuş ve yok edilmeye çalışılmıştır.

  • Distopya insanların özel hayatlarının ortadan kaldıran, otoriter ve kişiler arası sadakati kırarak yalnızca devlete karşılıksız itaati garanti altına alınmaya çalışılan yerdir. Ütopyada ise tam tersi bir irade vardır.

Özetle ÜTOPYALAR insanlık için olumlu birer ÖNERME, umut yaratma gayreti iken, DİSTOPYA karamsar, umutsuz caydırıcı bir öngörüdür. Aslında distopya olumsuz bir ütopyadır ve okura uyarıdır. Totaliter ve baskıcı toplumları ifade eder. Jack London'nın The Iron Heel'i, George Orwell'in 1984'i; Aldous Huxley'in Brave New World'u; Anthony Burgess's A Clockwork Orange; Alan Moore's V for Vendetta; Margaret Atwood's The Handmaid'ın Tale; Evgenii Zamiatin'nın We’si; Ayn Rand'nin Anthem’i; Lois Lowry'in The Giver’ı; Samuel Butler'ın Erewhon’ı; Chuck Palahniuk'un Rant'ı; Cormac McCarthy'ın The Road’ı; Suzanne Collins'in Panem'i ya da Sramago'nun Körlük'ü gibi... örnekler verilebilir.


Son dönemde insanlığın bunalımları çoğaldıkça sık sık gündeme gelen gerek ÜTOPYA gerekse DİSTOPYA için yazarlarımızca derlenen ayrıntılı ve yorumlu çalışmaları ÜTOPYA katogorisinde bulup okuyabilirsiniz.

*


126 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

GURBET