Fetullah'ın Ayağı Nerde?





Kabul etmek gerekir ki, Fetullah örgütünün en büyük düşmanı Recep Tayyip Erdoğan’dır. Çünkü Fetullahçı örgüt, Erdoğan’ın elinden iktidarı almak istedi. Hatta onun canına kast etti. Hiç kimse Fetullah’a Erdoğan kadar düşman olamaz.

Gene gün gibi açıktır ki, 17-25 Aralık dedikleri Fetullahçı polislerin Erdoğan ailesi ve bakanlarına karşı yaptığı operasyona hele 15 Temmuz 2016’daki silahlı darbe girişimine kadar Fetullah’ın en yakın dostu da Erdoğan’dır. Hiçbir kişi ve siyasi parti onunla bu konuda yarışmazdı.


Bu dostluğun nedeni, her ikisinin de laiklik karşıtı olmalarındandı. El ele vermişler, Türkiye’de bir din devletine doğru gidiyorlardı. Orduyu kendilerine bağlamışlar, adalet sistemini yerle bir etmişler, devletin bütün kilit noktalarına adamlarını yerleştirmişlerdi.

Her ikisi de Amerika’dan icazetli idiler.


Her iki taraf da yüzlerine maske takmışlardı. AKP milli görüş (İslamcılık) gömleğini çıkardığını söylüyor, muhafazakâr demokrat geçiniyor, Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne sokacağını söylüyordu. Zaman kazanmak için meşruiyet gerekliydi ve bu meşruiyet sandıktan çıkacaktı. Bu nedenle AKP, ihmal edilmiş yoksul kitlelere bir şeyler verdi ve bunun karşılığı aldığı oylarla üst üste seçimleri kazandı.

Fetullah örgütünün de meşruiyete ihtiyacı vardı. O da okullar, yurtlar açtı. Türkçe olimpiyatları düzenledi, sureti haktan göründü.

Her iki örgütün de hak, adalet, hukuk, eşitlik ve “halk İslamı” dediğimiz doğruluk, dürüstlük, alçak gönüllülükle bir ilgisi yoktu. Din, onların gözünde servet ve iktidar kapılarını açan bir araçtı. Halkın çoğunluğu hem yoksul, hem cahil olduklarından bunların peşinden gitti.


DÜŞMAN KARDEŞLER


Köylerle ilişkili olanlar bilirler. Bir ailede kardeşler, birbirlerine çok düşkündürler. Aile aynı zamanda bir ekonomik birimdir, dayanışma örgütüdür. Ne zaman ki baba ölür, çocuklar evlenip yeni bir yuva kurarlar, kardeşler arasında geçimsizlik başlar. Artık birbirleriyle konuşmaz olurlar. Nedeni, mirasın eşit bölünmediği, ya da birbirlerinin tarla ve bahçelerinin sınırlarından doğan sorunlardır. Balta bıçakla birbirlerine düşen, mahkeme kapılarından geri gelmeyenlerin sayısı az değildir.

AKP ile Fetullah örgütünün ilişkisi köydeki bu tip ailelerin ilişkisine benziyor. Mirasta fena halde kavga çıkmıştır!


FETULLAH’IN AYAĞI NE DEMEK


“Gülen örgütünün ayağı” tartışması nereden çıktı? 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sonra pek çok insan tutuklandı, yargılandı, devlet hizmetlerinden atıldı. Tutuklamalar halen sürüyor. AKP, Fetullahçıları pertavsızla bütün kurumlarda ararken kendi partisinin kadrolarını bunun dışında tutuyor.


“Ankara’yı parsel parsel Fetullahçılara veren” Melih Gökçek örneğinde görüldüğü gibi, bunlardan pek azı yalnızca görevden alınmakla yetinildi. Parti kadrolarından olup Pensilvanya’daki Fetullah karargâhını suyolu yapanlar da yargılanmaktan yırttılar. Bunlar AKP Genel Başkanının koruması altında. Onarın artık Fetullahçı olduğu söylenemez. Fetullah örgütünden olmak, bir zamanlar olduğu gibi onlara ikbal sağlayamaz. Şimdi ikbal sağlayacak tek bir kurum vardır: iktidar.

Bu “ayak” sözünü muhalefet kullanıyor fakat söz o kadar etkili olmuştur ki, iktidar aynı suçlamayı muhalefet için yapıyor ve onların “Fetullahçı ayak “ olduğunu, şiddetli bir kızgınlık içinde ileri sürüyor.

Dinci bir şarlatan olduğu için darbe yapmaya giriştiğinden çok önceden beri, Gülen örgütünden nefret eden, yazılarıyla bunu defalarca dile getiren, kitaplar yazan kişiler iktidar tarafından “Fetullahçı ayak” ilan ediliyor. Buna suçluların telaşı denir.

Bu tartışma bir kez daha kanıtladı ki, kimin suçlu kimin masum olduğuna karar veren iktidardır. Hele adalet mekanizması da iktidara bağlıysa ve kuvvetler ayrımı ortadan kaldırılmışsa…


AKP, psikolojik bir yıkımın altında. Kendisini, kadrolarını suçlu gösterecek açıklamalar yapamaz. Onlar hakkındaki işlemler belli ki, iktidardan düştükleri zaman yapılacak. Bunun için AKP, iktidarda kalmak için gayri meşru her yolu deneyecek. Ne zamana kadar? İpin ucunu elinden kaçırıncaya kadar.


Gelişmeler bunun da uzak olmadığını gösteriyor. (15 Şubat 2020

0 görüntüleme

mavi

ADA

2002

Hayat ve Sanat

Emek veren herkesin ADAsı

<?php include_once("analyticstracking.php") ?>

© 2018 maviADA