Hayata Açılan Pencere

Gözler her zaman özel olmuştur benim için. Büyülü , bazen sırlar saklayan,kimi zaman suçunu gizleyemeyen insanoğlunun en özel organı gözler.

Ufacık bir çocukken bile, otobüste, trende, çarşıda, pazarda karşılaştığım insanların sürekli gözlerini incelerdim. Hatta annem çok kulağımı çekmiştir ‘’ne diye insanların gözlerinin içine bakıyorsun’’ diye. Çocuk aklımla o insanları çözmeye çalışır, hayali hikayeler yazardım onlar hakkında. O yaşlarda bile, gözlerdeki söylemle dildeki söylemin farklılğını farketmiştim. Şimdi de aynı görüşteyim.


Rengi, şekli ne olursa olsun işlevi aynı. Badem yada çipil. Güzel yada çirkin. Hayatı ilk algılayan, bedenin hayata açılan tek penceresidir gözler…

Alacağımız bir nesneyi bile önce gözle beğenir, sonra diğer duyularımızı kullanırız. Örneğin bir fırın ararken, taze pişmiş ekmek kokusunu izlemek yerine, öncelikle fırın yazısını ararız . Gündelik yaşamımızın olmazsa olmazıdır gözler.


İnsan ilişkilerinde durum farklı mıdır sanki ? Biriyle tanıştığınızda yada tanıştırıldığınızda, dil öğretileni söyler otomatiğe bağlanmış gibi. ’’ Tanıştığıma memnun oldum’’ Oysa göz çığlık çığlık bağırır. ’’Saçmalama, hayatımda gördüğüm en (sıkıcı, çirkin vs.vs ) İnsansın. Hiç de memnun olmadım seninle tanıştığıma’’. Gözü okumayı bilen bunu hemen anlar. Belki de bu yüzden insanlar birbirlerinden gözlerini kaçırırlar konuşurlarken.


Ya da sevdiğinle kavga ettiğinde ‘’nefret ediyorum senden’’ dersin. Hatta ‘’ defol git ‘’ bile dersin kavganın şiddetine göre. Ama ya gözlerin….’’ Aslında seni çok seviyorum, ne olur beni bırakıp gitme’’ diye bağırır avaz avaz.


Sonra, okuyarak sorgulamıyor muyuz hayatı.? O yüzden her türlü eylem gözlerde başlar ve şekillenir. Sizi dinlemez bile. Aslına bakarsanız bir numaralı anarşistidir bedenin... Yasa , kural pek tanımaz. Sizin makul bulup evet dediğinize o hayır diyebilir ve beyninizi de zaman içinde buna ikna edebilir.


Şiirler yazılmıştır gözlere , şarkılar gözler içindir. ’’Bir kara gözlüye ay balam tutulup yanmışam’’ yada ‘’Senin en güzel yerin kahverengi gözlerin’’ yada ‘’ Ela gözlerine kurban olduğum’’ .göz üzerine yapılan şarkılar çoğalır gider böylece.


Hepimiz biliriz ki insan bedeni bir enerji kaynağıdır,ve gözler ise bu enerjiyi dışa yansıtan tek organımız.. Nazar diye adlandırdığımız negatif enerji gözlerden süzülüp gelir ve tam on ikiden vurur. Sapasağlamken birde bakmışsınız kırılıp dökülüyorsunuz.


Ya da, hepimiz hayatımızın bir safhasında yaşamışızdır. Çok yakın bir dostumuzun yada yakınımızın acısını paylaştığımız günler olmuştur. Hani sözün bittiği yer vardır ya, boğazınıza bir yumru gelir tıkanır.İşte tamda orada girer devreye gözler. Öyle bakarsınız ki gözlerinin içine dostunuzun, az da olsa rahatladığını görürsünüz.. Ona ne dersiniz o anda gözlerinizle hiç düşündünüz mü ? Ben düşündüm. Şunu demiş olabilir misiniz peki. ’’ Arkadaşım, senin acını dindiremem belki, ama seninle acı çekebilirim. Ellerini tutar seninle ağlayabilirim. İstediğin sürece yanındayım. Sen benim için değerlisin ve ben seni seviyorum. ’’ Ve tüm bunları birkaç saniyelik bir bakışla anlatırsınız farkında bile olmadan.


Ne çok şey vardır Tanrı’nın mucizesi gözler üzerine söylenecek. Mesela fettandır bazen gözler. Şarkıda dediği gibi’’ Bir nazarla etti zalim bana dünyayı haram’’ Yada öyle masum öyle günahsız bakar ki o gözler karşısında erir ufalırsınız.


Bazen en etkili silahtır,bazen cennete açılan pencere,bazen kardeşlik türküsü söyleyen mucize gözler.


Aslında Tanrı’nın bize bahşettiği en büyük armağandır gözler. Yeterki iyi yönde kullanmayı bilelim. O gözlerle insan olduğumuzu unutmadan ,sevgi ile bakalım.

Ruhumuzun aynası,bazen sevilesi, bazen korkulası ve hep arzulanan sevgiyle bakan gözler olması dileği ile saygılar sunuyorum…

mavi

ADA

2002

Hayat ve Sanat

Emek veren herkesin ADAsı

<?php include_once("analyticstracking.php") ?>

© 2018 maviADA