Bir Dilek Tut


Bir yılı daha geride bırakmamıza sayılı günler kala, hepimizin yüreği ağzında. Bu sene başımıza kötü olabilecek daha başka ne gelebilir diye düşünüyoruz. Son günlerde, kötü bir haberle uyanmayalım ya da büyük bir darbe ile gecemizi kana bulamasınlar, diye daha hızlı geçmesini diliyoruz günlerin. Günler ne kadar hızlı geçebilir ki, bu kadar tedirginlik ve onca insan hayatı pamuk ipliğine bağlıyken…


2016…

12 Ocak günü, Sultanahmet Meydanı Dikilitaş civarında saat 10.20 civarında yaşanan patlamayla yılın nasıl geçeceği belli olmuştu aslında. Ama kimse bundan sonra olacakların daha da kötü olacağını aklına bile getirmedi. Ya da aklına getirmek istemedi. 10 Ölünün 15 yaralının ardından ağladık, üzüldük, içimizden küfrettik. Allah daha kötüsünü göstermesin, dedik.

Dedik, ama ocak ayı devam ederken 2 gün sonra geldi yeni haber. Diyarbakır'ın Çınar İlçesi'nde PKK’lı teröristler Emniyet’e bombalı araçla saldırdı: 1 şehit, 3'ü bebek 5 sivil öldü, 43 kişi yaralandı. Siviller, askerler. Ölümler, ölümlüler, öldürmeyi iş edinenler…


Bunlar nasıl insanlar derken, 22 Ocak’ta Diyarbakır’ın merkez Bağlar İlçesi’nde Çelebi Eser Ortaokulu bahçesine el yapımı patlayıcı attılar. Karne almak için bekleyen öğrencilerin bulunduğu alanda 5 öğrenci yaralandı. Ölüm yok… Allaha şükür mü?

Ocak ayı bitmedi mi? Bitsin artık bu kan. Oysa daha yılın ilk ayı…


17 Şubat; Ankara'da bomba yüklü araç Devlet Mahallesi'ndeki askeri lojman bölgesinde, askeri servis araçlarının bulunduğu noktada patlatıldı. 29 kişi hayatını kaybetti, 61 kişi yaralandı. Çoğu tanıdığım insanlardı. İş dönüşü yakaladı Azrail onları. Sıra bana ne zaman gelecek, diye düşünmeye başladım işte o zaman. Neyse dedim; şubat kısa ay, bitti neyse…


Neyselerle ölümler, pişmanlıklarla küfürler, lanet olası siyasetin kazanında kaynadı kaynadı; 13 Mart’da Ankara'nın merkezi Kızılay’da patladı. 37 kişi hayatını kaybetti, 75 kişi yaralandı. Balıkesir’de yaşıyor olduğuma sevinemedim. Annem, kardeşim, oğlum, sevdiklerim ve dostlarım Ankara’da yaşarken nasıl rahatça yastığa başımı koyabilirim? Vatanımın kalbi kan ağlarken ben sevdiklerimin zarar görmemiş olduğuna sevinmekten utanıyorum.


Teröristler İstanbul İstiklal Caddesi'nde canlı bomba patlattığında ve 5 kişi öldüğünde tarihler 19 Mart’ı gösteriyordu. Bu ne lanet yıl böyle?


28 Haziran; İstanbul Atatürk Havalimanı'nda 3 canlı bomba patladı! Diye bağıran haber spikerinin 42 kişi hayatını kaybetti, 239 yaralı var, demesinden hemen önce düştü evlere ateş. Biz yanmadık diye sevinemedik yine. Bağrımız yandı her birimizin.


Belki de bunların hepsi hazırlıktı 15 Temmuz’a. Türkiye o gece alarma geçti. Darbe mi terör mü? Uçaklar, Helikopterler… Ankara, İstanbul ateş altında. Savaş mı acaba? Darbe girişimi… Ülke uçurumun kenarından döndü… Başka bir uçurumun köşesine geldi. Olağanüstü Hal…


20 Ağustos; Gaziantep kent merkezinde bir düğünde patlama. Terör saldırısında 50 ölü, 94 yaralı.


24 Ağustos; Fırat Kalkanı adı verilen operasyon Suriye'nin Cerablus bölgesindeki DAİŞ ve PYD hedeflerine yönelik başlatıldı.


Askerlerimiz ölmeye gitti, Suriyeliler deniz kenarında keyifte…

9 Ekim; Hakkâri’de karakola bomba yüklü araçla saldırı gerçekleştirildi. 10 asker şehit, 8 vatandaş hayatını kaybetti.


17 Ekim; Musul'un terör örgütü DEAŞ'ın elinden alınması için planlanan büyük harekât başladı. 30 bin askeri güç bölgede. Ölmeye yatmak bu olsa gerek…


24 Kasım; Suriye'de Fırat Kalkanı Harekâtı sırasında, Türk askerine hava saldırısı düzenlendi. 3 askerimiz şehit oldu.


10 Aralık; İstanbul Beşiktaş Maçka'da terör saldırısı. 44 Şehit, 164 yaralı.

17 Aralık; Kayseri Komando Tugay Komutanlığından izne çıkan er ve erbaşları taşıyan araca bombalı saldırı.15 asker şehit 3ü ağır, 50 asker yaralı.


19 Aralık; Rusya'nın Türkiye Büyükelçisi Andrey Karlov, Ankara'da katıldığı bir sergide silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Suikastı düzenleyen saldırgan polisin düzenlediği operasyonda öldürüldü.


23 Aralık; Terör örgütü IŞID bir video yayınlayarak Türk askeri olduklarını öne sürdükleri iki askeri yakarken infaz ettiklerine ilişkin görüntüleri servis etti.


El-Bab’da şehit olan askerlerin sayısından ya da 2016 yılında şehit edilen, haber aralarına sıkıştırılan, adları sayılarla söylenen askerlerimizin sayısından bahsetmiyorum bile. İşte bizim 2016 yılımız…


Bizler bunları düşünürken bazıları, yeni yıl kutlanır mı kutlanmaz mı, günah mı sevap mı tartışması yapıyor. Hiç kimse yeni bir yıla girmenin kültürel bir etkinlik olduğundan bahsetmiyor. Bu kültürün, ilk olarak 4000 yıl önce Babil Kulesi’nde ilkbahar ayında kutlandığından da bahsetmiyor.


Oysa onca sıkıntının, ölümün, celladın, patlamanın, kanın arasında biraz olsun molaya ihtiyacımız yok mu? Bir mola yaşasak tertemiz, bembeyaz. Dilekler tutsak yeni bir yıl için. Sevdiklerimizle birlikte olsak ve sarılsak onlara. Hiç ayrılmayacağız önümüzdeki sene, desek… Önümüzdeki seneye daha umutlu baksak. Adil, insanca, mutlu, kardeşçe yaşamayı dilesek… Ölümlerin hiç olmadığı, politikacıların daha kardeşçe hükümler verdiği, Allah’ı yaptıkları kötü işlere karıştırmayan insanlarla yaşadığımızı düşlesek ve düşlerimiz, pembe rüyalarımız gerçek olsa. Yüreğimizdeki yangınların yerini güller alsa… Kardeşçe yaşamayı dilesek ve unutanlar kardeş olduğumuzu hatırlasa… Fena olmaz değil mi?


Hiç fena olmaz bence. Nice Mutlu Yıllar hepinize….


Esra Odman İyier

27.12.2016

23 görüntüleme0 yorum
1s0l.gif

ŞAKASIZ;

artık

KIŞ!..

mavi

ADA

2002

Hayat ve Sanat

Emek veren herkesin ADAsı

861536d39876bb9d5a5ca0fa97dddfb8.gif

<?php include_once("analyticstracking.php") ?>

© 2018 maviADA