top of page
1/1075

ZEYTİNE DOKUNMA!


Gün geçmiyor ki ülkemizde kamu yararı olana, yani toplumsal olana dönük bir saldırı olmasın. Son aylarda zam yağmuru altında, küçük mutlu azınlık dışında, toplumun büyük çoğunluğu temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz duruma gelmiştir. Özellikle son üç aydır zorunlu tüketim maddelerine, elektriğe ve diğer tüm ürün ve harcamalara neredeyse her gün yeni zamlar gelmektedir. Durdurulmayan bu zam furyası karşısında zorunlu ihtiyaçlarını karşılamayacak duruma gelen halk, açlıkla karşı karşıya kalacağı kaygısı içine girmiştir.


Uyguladığı mevcut ekonomi politikalarla halkı açlıkla karşı karşıya getiren siyasi iktidar bundan kurtulmanın yol ve yöntemlerini araması gerekirken şimdi de ülkedeki zeytin alanlarını yok etme ile meşgul olmaktadır. 5 Mart 2022 tarihinde de Resmi Gazetede yayınlanan bir yönetmelikle koruma altındaki zeytinlikler madenciliğe açılıyor. Zeytinlik alanları, zeytin ağaçlarından arındırıldıktan sonra eskiden koruma altındaki yerler inşaata ve turizme açılarak yağmalanacaktır. Buna da diğer yıkım alanlarında olduğu gibi ‘Biz yaptık, oldu’ denecek. Halkın da ‘Allah razı olsun.’ demesi beklenecek. Halk çoğunluğu bu son yıkım girişimine asla rıza göstermeyecektir. Yediği lokmaları sayarak ‘yaşamını’ sürdüren tarımla yani bağ-bahçe ile ayakta kalmaya çalışan on binler, yüz binler son lokmalarının da ellerinden alınmasına seyirci kalmayacaklardır.


Zeytinin anavatanı, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ni de içine alan Yukarı Mezopotamya ve Güney Ön Asya’dır. Arkeolojik çalışmalar zeytin yetiştiriciliğinin M.Ö 4.000’li yıllara kadar dayandığını göstermektedir. Zeytin, ülkemiz coğrafyasının da içinde olduğu bölgeden tüm dünyaya şifa kaynağı olarak yayılmıştır. Zeytin, tarihi gelişim ve yaylım sürecince birçok efsaneye başat konu da olmuştur. Nuh’un gemisi efsanesinde beyaz bir güvercinin ağzında yeşil bir zeytin dalı ile dönmesinin canlılık göstergesi olduğu ve o zamandan sonra da barışın simgesi olduğu herkesçe bilinmektedir. Tarihi yazıtlarda ve İnanç kitaplarında özellikle Kuran, İncil ve Tevrat’taki sayısız bölümde zeytine yer verilmiştir. M.Ö. Atina Anayasasında ” Devlet malı veya özel mülkiyet farkı olmaksızın, zeytin ağacını kesen veya deviren herkes mahkemede yargılanacaktır eğer suçlu bulunurlarsa idam edilmek suretiyle cezalandırılacaklardır” hükmü bile yer almıştır.


Ülkemizde Cumhuriyet ile beraber tarıma bir bütün olarak değer verilmeye başlanmıştır. Tarımda makineleşme, çiftçiye uygulanan sübvansiyon ve her türden destek ülke kalkınması içinde önemli bir yere sahipti. Tarıma yapılan destek kapsamında zeytine karşı özel ilgi de vardı. Atatürk, 1929 yılında Yalova bölgesine yaptığı bir gezide zeytinciliğe gereken önemin verilmesine yönelik talimatlar vermiştir. Bu talimatlar neticesinde ülkemizde zeytincilik seferberliği başlatılmıştır. 1937 yılında da ülkemizdeki zeytinciliği geliştirmek için Bornova Zeytincilik Araştırma Enstitüsü kurulmuştur. Diğer yandan zeytin, bahçesine bakmayan ve bakım yaptırmayan üreticilere ceza verilmesine neden olan bir kanun, 1939 yılında 3573 sayılı “Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Arşınlattırılması Hakkında Kanun” adıyla çıkmıştır. Bu tarihten itibaren zeytin, koruma ve geliştirme yasası olan bir bitki özelliği kazanmıştır.


1950’li yıllarda zeytini destekleme eğilimi sönümlenmiştir. 60’lı yıllarda zeytine karşı ilgi tekrar canlanmıştır. Ancak ilerleyen zamanda 12 Eylül Askeri darbesi döneminde toplumsal örgütlenmeler zor kullanılarak dağıtıldığı için yasaya rağmen turizm uğruna zeytinlik alanları sökülerek betonlaşmalara ve farklı türden tarım faaliyetlerine göz yumulmuştur. 2000’li yıllarda zeytincilik modern tekniklerin de kullanımı ile tekrar değer görmüştür. Ancak her türlü toplumsal ve ekolojik değeri rant olarak gören siyasal iktidar, sonunda zeytin alanına da gözünü dikmiştir. Sadece gözünü dikmekle kalmamıştır, kökeni yaşadığımız coğrafyaya ait olan tarihsel önemdeki zeytin ağaçlarına deyim yerindeyse savaş açılmıştır.


Ahmed Arif’in Adiloş Bebe şiirin deki seslenişi bugünlerde de karşılığını buldu.

“bunlar/ engerekler ve çıyanlardır/ bunlar/ aşımıza, ekmeğimize/ göz koyanlardır/ tanı bunları/ tanı da büyü

Çocuklarımıza zeytin dalı misali umudu aşılarken, umudun düşmanlarını da anlatacağız, düşmana asla boyun eğmemeleri gerektiğini de …


Muktedirlerce maden rantı için gözden çıkarılan zeytin, sadece olağanüstü koruyucu ve iyileştirici bir ve oksijen üretip yayan bir bitki değildir. Zeytin, aynı zamanda insanlığın ortak mirasıdır. Bu çok kıymetli şifa ve dostluk bitkisini emeğe, sağlığa, doğa hakkına ve barışa saygı duyanlar olarak savunmak tarihi bir sorumluluğumuzdur.



75 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


1/2