top of page

Jean Cocteau

ree

Jean Cocteau

*

(d. 5 Temmuz 1889 - ö. 11 Ekim 1963),

Fransız film yönetmeni, Yazar, Ressam, Şair


*



KİM BU YABANCI


-Paul Eluard’ın ölüsü başında-


Kim bu mermerden yabancı

Ak döşeğe uzatılmış

Sanki yatak darağacı

Ayaklar asılı kalmış


Sanatına sığdırmak güç

Oyun bu bize ettiğin

Yalan, yüzün diye ürkünç

Bir kalıp koyup gittiğin


Demir maske kadar sende

Tuhaf durur bu mumdan yüz

Gövden bir bent ki önünde

Gelip dize varır deniz


Bu odada sanki biri

Bir karanlık işler görmüş

Düşten bir duvara sanki

Gölgeden merdiven kurmuş


Bir hırsızın işi bu iş

Ne ettiği bir bilinse

Öz yüzünü alıp gitmiş

Bir kopya koyup yerine


Ölüm, her diriye düşman

Çalmış ellerini bile

Bize taze pınarlardan

Can suyu getirir diye


Türkçesi: Hüseyin Demirhan


Jean Cocteau


*

İki Dünya Savaşı arasında yazdığı öncü (avant-garde) tiyatro 0yunlarıyla ün kazanmıştır.


Jean-Maurice Cocteau 5 Temmuz 18S9’da Paris yakınlarındaki Maısons-Lafitte’de doğdu, 11 Ekim 1963’de Milly-la-Foret’de öldü.


Avukat olan babası resim ve müzikle ilgileniyordu. Evleri ünlü sanatçıla­rın uğrak yeriydi. Cocteau, Condorcet Lisesi’nde okurken, Comedie Française’in bütün oyunlarını izledi. İlk şiir kitabı La Lampe d’Aladin (“Alaaddin’ in Lambası”) 1909’da yayımlandı. Anna de Noailles (1876-1933), Proust, Rostand gibi ünlü kişilerle tanış­tı. 1922’de yayımlanan romanı Thomas l’ımposteur’ün (“Düzenbaz Thomas”) malzemesini, ambülans şoförü olarak katıldığı I. Dünya Savaşı’nda topladı. 1917’de ilk bale oyunu ‘Ballet realiste’ Parade (“Gösteri, ‘Gerçekçi Bale”’) sahnelendi. Jean Cocteau o günlerde Max Jacob, Modigliani, Picasso, Ravmond Radıguet (1903-1923) ile dost oldu. Radiguet’nin ölümü üzeri­ne uyuşturucu kullanmaya başladı. Bu alışkanlıktan kurtulmak için zorlu bir savaşım verdi. En önemli yapıtları bu dönemde ortaya çıktı. 1926’da sahnelenen Orphee ile dikkatleri üzerine topladı. Eşcinsel yaşan­tısını anlatan Le lıvre blanc (“Beyaz Kitap”) 1928’de, uyuşturucudan kurtuluşunu anlatan Opium: Journal d’tme desintoxication (“Afyon: Zehirden Arınmanın Günlüğü”) 1930’da yayımlandı. 1932’de ilk filmi Le Sang d’un poete’ı (“Bir Şairin Kanı”) yönetti. Koşuk diliyle yazdığı tek oyunu Renaud et Armide, Nazi işgali sırasında oynandı. Savaş sonrasında, senaryo­larını kendi yazdığı birçok film yönetti. 1950’lerin sonlarına doğru çeşitli kiliselere freskler yaptı. 1962’de, ölümünden bir yıl önce, bir vasiyetname niteliğindeki şiir kitabı Requiem (“Ağıt”) yayımlandı.


20. yy’nın çok yönlü sanatçılarından olan JeanCocteau, yaşamı boyunca “yeni”nin peşinden gitmiştir. Dada ve Gerçeküstücülük gibi akımların temsilcile­riyle birlikte çalışmış, buna karşın hiçbir akıma bağlı kalmamıştır, insanda gizlendiğini söylediği “düşünen bitki ve hayvanı” bulmak için bütün yenilikçi akımla­rın tekniğini denemiştir. Gramofon kılığına bürün­müş insanlar, aynalar, camcılık yapan melekler, man­kenler, oyunlarının ve filmlerinin olağan görüntüleri­dir. Picasso ve besteci Erik Satie ile birlikte gerçekleş­tirdiği Parade’in ilk gösterilişi sırasında, oyunu küstah ve ahlaksız bulan bir grup kadının saldırısı, Cocteau’nun yarattığı görüntülerin kışkırtıcılığını anlatması bakımından ilginçtir. Aynı oyunun program dergisine bir yazı yazan Apollinaire de “gerçeküstücü” terimi­ni ilk kez burada kullanmıştır.


Dönemin eleştirmenle­riyse onu, Alfred Jarry’nin başlattığı akımın bir temsilcisi olarak görmüşler, getirdiği yeniliği önemsememişlerdir.


1920’lerde mitolojik konulan çağdaş tiyatroya uyarlayarak dikkatleri üzerine toplayan Cocteau, daha sonra sahnelediği oyunlarda bu yöntemi sık sık kullanmıştır. 1934’teki La machine infernale (“Ce­hennem Makinesi”)- Oidipus teması üzerine kurulu­dur. Ancak klasik oyundaki koro kaldırılmış, yerine öyküyü zaman zaman hatırlatan bir ses konmuştur.


Cocteau’nun çocukluk ve gençlik dönemine duy­duğu özlem bütün yapıtlarının havasına sinmiştir. Kahramanları şair ruhlu kimselerdir. Sanatçı onların bu halini angelisme (meleklik) olarak adlandı­rır. Bu kahramanlar hep yabancısı oldukları, düşman bir ortamda varoluş kavgası verirler. Jean Cocteau otuzu aşkın sahne yapıtında yarattığı çocuksu ve abartılı dünya ile izleyicinin düş gücünü zorlamayı amaçla­mıştır.


1955’de Fransız Akademisi’nin “kırk ölümsüz sanatçıdan biri” olarak onurlandırdığı Cocteau, öncü (avant-garde) tiyatronun gelişmesinde büyük katkıla­rı olmuş bir yenilikçidir.

ree

Kısaca Kariyeri

*Cocteau gençlik yıllarında şiir ve yazına ilgi duydu. Dönemin sürrealist, dadacı ve kübist öncü sanatçılarıyla arkadaşlıklar kurdu, şiirler, piyesler, romanlar ve şarkı sözleri yazdı.


*Garip özel yaşamıyla dikkat çekmiş, çeşitli erkekler ve kadınlarla egzantirik ilişkiler yaşamıştır. Bir dönem uyuşturucu da kullanmıştır.


Cocteau'nun filmleri yoğun sanatsal ve fikri altyapıları ile fark yaratır.

Cocteau modern sanat ve sinema dünyasına çok büyük katkılarda bulunmuştur.


Jean COCTEAU'nun Orjinal Bir Çizimi
Jean COCTEAU'nun Orjinal Bir Çizimi

*11 Ekim günü Édith Piaf'ın öldüğü açıklandıktan kısa bir süre (aynı gün içinde) çok sevgili dostu Jean Cocteau da hayata veda etti. Cocteau'nun Piaf'ın acısına dayanamadığı için kalp krizi geçirdiği söylenir. Yazar Roger Peyrefitte'e göre Cocteau'nun uzun zamandır arkadaşı ve patronu olan varlıklı (ki aynı zamanda Yves Saint Laurent'in de patronu olan) Francine Weisweiller ile yaşadığı şiddetli bir tartışmadan sonra bünyesinin harap olduğu ve 22 Nisan 1963 tarihinde de bir kalp krizi geçirdiğini söyler.


*Cocteau, Milly-la-Forêt'deki Chapelle Saint-Blaise des Simples'ın tabanının altına defnedilmiştir.

Şapelin tabanındaki mezar taşındaki yazı şöyle yazmaktadır:


"Seninle kalıyorum" ("Je reste avec vous").

Yorumlar


bottom of page