Her Yıl Yeniden Ölen Adam
- Doğan Soydan
- 7 dakika önce
- 3 dakikada okunur

Bir Öykü Yarışması
DOĞAN SOYDAN
*
1970'li yıllarda bir köy muhtarından dinlemiştim: Önce ölüp öbür dünyaya gidenler sonra ölüp gelenlere, "Gelirken işlerini bitirdin mi?" diye sorarlarmış, onlar da "Bütün işler yarım kaldı," dermiş.
Kitaplığın alt çekmeceleri küçük kitapçıklarla, eski dergilerle dolu; Atatürk’ten Hatıralar, Ankara’nın İlk Günleri, Atatürk’ün Hususiyetleri, Cumhuriyet Nasıl Kuruldu, Kılıç Ali’nin Hatıraları vb... Zaman ve fırsat bulursak bunları da okuyacağız ama bu işler de yarım kalacak gibi! Çekmeceye hapsedilenler arasında “Seçilmiş Hikâyeler” dergisi dikkatimi çekti. Yıl: 1957, sayı: 62/63. Derginin bu sayısı “Her Yıl Yeniden Ölen Adam” için hazırlanmış.
O günlerde Sait Faik Hikâye Armağanı'nın 4. sü verilecekmiş. İstanbul, Ankara, İzmir Edebiyat çevresi aylardan beri “Acaba kime verilecek?” diye tartışıyor ve bekliyorlar. Yazarlar; Nezihe Meriç’in “Topal Koşma” ile Özcan Ergüder’in “Maskeli Balo” kitabından birine kesin gözüyle bakıyorlar. Orhan Kemal, Kemal Tahir, Kemal Bilbaşar’ın da yabana atılmayacağını tahmin ediyorlar. Derken, 19 Nisan 1957 günü İstanbul’da vilayet konağının karşısındaki bir binaya kelli felli birtakım zevatın geldiği görülüyor. Bunlar aynı zamanda Varlık Dergisi yazarı olan Jüri üyeleriymiş; Nurullah Ataç, Sabri Esat, Macit Gökberk, Fazıl Hüsnü, Orhan Hançerlioğlu, Sabahattin Kudret. Sait Faik hikâye armağanını belirlemek için toplanmışlar. Sonuçta hiç kimsenin beklemediği ve lâyık görmediği, Varlık Dergisi yazarlarından Necati Cumalı’nın “Başka Bakmak” öyküsünü birinci seçmişler. Meğer bundan önceki Sait Faik Hikâye ödülleri de Varlık Dergisi yazarlarından Sabahattin Kudret, Haldun Taner ve Tahsin Yücel’e verilmiş.
İşte elimdeki Seçilmiş Hikayeler Dergisi burada devreye giriyor. Öteki Edebiyat/Sanat dergileri ve isim yapmış önemli yazarlar bu olaya sessiz kalırken, “Seçilmiş Hikayeler” yayınlarının sahibi Salim Şendil bir protesto yazısı hazırlayıp jüri heyetine, ayrıca da İstanbul, Ankara, İzmir basınına göndermiş. Bu protesto basında geniş yer tuttuğu gibi Edebiyat çevresinde de büyük tartışmalar yaratmış.
Jüri üyelerine gönderilen telgraf metni:
“Jürinin bundan önceki ve bu kararı bize göre büyük hikâyeci Sait Faik’in aziz hatırasına ciddi bir saygısızlık teşkil etmektedir. Bu saygısızlığa daha fazla katlanamayacağımızı ve bundan böyle Sait Faik Armağanından bütün yayınlarımızla çekildiğimizi, bilgi edinilmesi ricasıyla arz ederiz.
Seçilmiş Hikayeler Yayınları sahibi
Salim Şendil
***
Salim Şendil bu telgrafla yetinmemiş bir de “Yazarlarımıza ve Türkiye Toplumuna” diyerek herkese açık, iki sorulu bir soruşturma açmış, gelen görüş ve düşünceleri de yine bu dergide yayımlamış. Soruşturma ve sorular şöyle:
Sait Faik armağanı üzerine bir soruşturma:
1. Bu yıl Sait Faik Armağanına giren adaylar arasında sizce kimin hikâye kitabı kazanmalıydı?
2. Sait Faik sağ olsaydı, kendi adına kurulan bu armağanı üç yıldan beri kazananlar için ne derdi?
Bu soruşturmaya kimi birkaç cümle kimi birkaç sayfa olmak üzere çok sayıda yanıt gelmiş ve dergide yayımlanmış. Ben kısa yanıtlardan birkaçını vermekle yetindim. "Her Yıl Yeniden Ölen Adam" sözünün anlamını, kaynağını ve gizemini de bu bölümde çözmüş olacağız.
Fikret Otyam:
1.Orhan Kemal’in. 2.Neler demezdi ki
Suat Taşer:
Jüri üyeleri dar zamanda acele karar vermişe benziyorlar, daha dikkatli daha titiz hüküm vermek gerekiyor. 2. Herhalde iyi olmuş demezdi. Sait Faik acele verilmiş hükümlerden hoşlanmazdı.
Tarık Buğra:
Bu armağan muvaffak olmamıştır. Bunun en mühim sebebi Jüri üyelerinin iyi seçilmemiş olmasıdır. Ne bu defa ne de bundan önce seçilenler yıllarının en iyi eseri değildir. 2. Çok memnum olurdu bu işlerden kerata!
Nezihe Meriç:
Nezihe Meriç; “Topal Yürümek…” 2. Allah bilir küfrederdi.
Mehmet Kemal:
Necati Cumalı yerine kim kazansaydı şaşmazdım. Cumalı’nın vaktiyle Ulus gazetesinde --hikâye diye- bazı karalamalarına rastladığımı hatırlıyorum. 2. Ne diyeceğine gelince, Madam Roland aklıma gelirdi. Bu ünlü Fransız kadın giyotine götürülürken, “Ey Hürriyet, senin adına ne cinayetler işleniyor,” demişti. Sait Faik buradaki “Ey Hürriyet” sözünü, “Ey Hikâye” diye değiştirirdi.
Vü’sat O. Bener”
1.--- 2. Neşesi yerindeyse, “İyi ki ölmüşüm yahu” derdi.
Baki Kurtuluş:
1.Herhalde Necati Cumalı’ya değil. 2.Kendisi kazanmadığı için üzülürdü çünkü gerçekten onun kazanması lâzımdı.
Muzaffer Erdost:
1.Nezihe Meriç ya da Özcan Ergüder’e. 2. Sait Faik’in bütün suçu ölmesindedir. Sağ olsaydı kendi adına armağan kurulmazdı. Sanırım adı arkasında oynanan bu oyunlara gülerdi. Ama bu oyunlar hayatında tek ciddi aldığı hikayeciliğimizin canına okuyorsa odasına girer, “Hoh!” der, ölürdü ve cambazların tepsisine bahşiş bırakırdı.
Güner Sümer:
1.Sanıyorum Nezihe Meriç’in Topal Koşma’sı en iyisiydi. 2. Sait’in böyle gayri ciddi işlerle uğraşacağını sanmıyorum.
Ece Ayhan:
1.Nezihe Meriç’in Topal Koşma ya da Özcan Ergüder’in Maskeli Balo kitabının kazanması gerekirdi. 2. Sait Faik sağ olsaydı, “Yahu teselli mükâfatı mı bu” derdi.
Tarık Dursun K.
1.Özcan Ergüder. 2. Ölebilirim, derdi.
Tevfik Çavdar:
1. Topal Koşma. 2. Susmayı tercih ederdi.
İlhami Soysal:
1.Nezihe Meriç. 2. Rezalet.
Çetin Altan:
1.Siyasi kanaatimle şahsi düşüncem uyuşmaz, onun için bu suali cevaplandırmayacağım.
2. Asıl o zaman ölürdü ve her yıl yeniden ölürdü.
***
Can Yücel, Mahmut Makal gibi çok sayıda yazarın gönderdiği yanıtlar böyle uzayıp gidiyor.
Burada -okur olarak- bir soru da bizim söz hakkımız olsun: Sahi günümüzde, Sait Faik hikâye ödülü gibi önemli edebiyat ödülleri hak ettiği yere gidiyor mu? Hak edenlere veriliyor mu?























































Yorumlar