top of page
1/2

HAYVAN HAKLARINDAN KİMİN HABERİ VAR

Güncelleme tarihi: 3 Haz



Yusuf AKSOY

*

Eko sistemde milyonlarca diye tarif edilen canlı türünden bahsedilir. Canlılığın sürmesi ise canlılar arasında döngüsel ve sürekli bağımlı ilişkiler ağının varoluşuyla mümkündür. Kendisi de bir hayvan türü olan insan yaşamının, ölüm ile yaşam döngüselliğinde, sonsuz olması canlı türlerinin birbirine muhtaçlığına gölge düşürülmemesi ile süreğen olacağı bilinir.

O zaman şu haklı soruyu soralım: Doğanın ve tüm yaşam alanlarının diğer tüm canlı türleri için de ortak yaşam alanları olarak kalması gerekmez mi? Evet ise yanıtımız her birimiz kendimizden başlayarak şu sorunun da yanıtını vermemiz gerekmez mi? Gerek yaban hayvanlarına gereksese insan dışındaki hayvan türlerinin özgürce sokaklarda, bağ, bahçe bostan ve her düzeydeki mekanlarda yaşamasını engelleme faaliyetlerimize, tutum ve davranışlarımıza nasıl yanıt vereceğiz.


‘Zoon Politikon’ yani sosyal olarak bilinen hayvan olan insan, neden dikenli tellerle, betonlarla, farklı türden çitlerle özünde kendine ait olmayan yerleri çevirerek kendisinden başka bir canlının girmesine ve yaşamasına izin vermez. Neden yaşam alanlarını işgal ettiğimiz canlar azarlanır, horlanır, tekme atılır, araçlarla ezilir, meta aracı yapılarak alınıp satılır, kozmetik ve ilaç endüstrisi için işkence ile üzerinde deneyler yapılır, derisi yüzülerek giyim sektörü kanlı paralar kazanır. Ormanlarla birlikte çığlık çığlığa neden yakılır. Yaban hayvanları hangi hakla av ihaleleriyle işkence görür, katledilir. Ardından da kanlı elleriyle ne çok öldürdük diye eğlenceler düzenlenir.


Her birimiz aynaya baktığımızda kendimizi derisi yüzülen fok balığı, tilki, timsah; dişleri sökülen fil, yavrusu mee’lerken boğazlan bir inek, koyun, keçi olarak görelim. Devam edelim: açlıktan ve soğuktan kapımıza sığınmış bir yavru kediyi, bir köpeği tekmelerken uyanalım uykumuzdan. Kuşlar minicik bir mama peşinde bitkin olarak gezinirken bizim sandığımız havada ‘yasal’ tüfeklerimizle vuralım onları. Aracımızla ezdiğimiz bir kediyi tarif edelim çocuklarımıza! Ya da şiddet, işkence gören, öldürülen bir hayvanın üstüne basıp geçelim sokak ortasında! Barınak adı verilen ölüm kamplarındaki çığlıkları duymayalım, yanı başında olalım da!


Sahte gün kutlamalarıyla kimse kendini kandırmasın.

Hayvanları korumaya ihtiyaç olmayan, başka bir dünya kurduğumuzda, her gün insanlaşma aşamasında bir adım daha ileriye gidebileceğiz. O zaman sokağımız, kentlerimiz, ülkemiz ve dünya türdeşlikten arınmış olur! İnsanlığımızın dününden utanarak da olsun tüm canlarla dost oluruz. Geç kalınmış ta olsak bugünden itibaren vazgeçilmez bir hayalimiz de bu olsun.

İnsan ile birlikte yaşam süren sokaklarımızdaki ve yaban hayatındaki hayvanlara sahip çıkmak insanlık onurunun bir gereğidir. Doğanın, hayatın paydaşı olan canların öldürmek isteyenlere karşı barikat olmak insanlık adına bir gereklidir hatta zorunluluktur.


Çünkü onların katledilmesinin sessizliğinde sıra biz insanlara da gelecektir.

Tüm canlıların yaşamını kendi canımızı savunur gibi savunma cesaretimiz, her türden kötülüğün, eşitsizliğin, ayrımcılığın şiddetin ve ölümün sahibi faşizmi korkutacaktır.

Ölüme karşı yaşamı savunmak için bugün alanlardayız ve sen yoksan bir eksiğiz ...







34 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

コメント