ilhan Selçuk
- maviADA

- 3 gün önce
- 5 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 1 gün önce
-Güncelliğini yitirmeyen;
İlhan Selçuk’un 9 Ekim 1967 tarihli köşe yazısını sizinle paylaşıyoruz.-
Gidinin Satılmış'ı!.
*
Vatandaş Mehmet askerden izinli gelmiş köyüne. Anasının babasının elini öptükten sonra kahveye varmış. Kahvedekiler Mehmet’i görünce çok sevinmişler. Birer birer elini sıkmışlar:
-Hoş geldin… demişler.
-Hoş bulduk… demiş Mehmet.
Mehmet’i buyur etmişler başköşeye:
-Sigara?
-Eyvallah, demiş Mehmet
-Kahve nasıl olsun?
-Orta şekerli…
Kahveci bir orta şekerli yapmış.
Sigarasını yakmış Mehmet.
-Eee anlat bakalım, ne var ne yok?
-İyilik sağlık.
-Askerlik nasıl geçiyor?
-Hamdolsun bir şikayetim yok…
-Kumandan iyi mi?
-İyidir.
-Seni sağlıklı gördük maşallah…
-Allaha şükür.
Sıra gelmiş Mehmet’e:
-Siz de ne var ne yok?
Raporu vermiş köylüler:
-Bu yıl havalar iyi gitmedi, mahsul kötü.
- Allah beterinden saklasın.
-Hüseyin Ağa’nın koyunları hastalık kaptı, tümü öldü.
-Sağlık olsun.
-Akbaşların büyük nine sizlere ömür.
-Başımız sağ olsun.
-Sarı Ahmet’in gelini ikiz doğurdu ama bebeler yaşamadı.
-Ömür Allahın emri…
-Sadık Ağanın çobanını kurt parçaladı.
-Ne denir, alın yazısı.
-Gidinin Satılmışı köye imam oldu.
O ana dek sakin sakin haberleri dinleyen Mehmet yerinden öyle bir sıçramış ki, başı tavana vurayazmış.
-Neee gidinin Satılmışı köye imam mı oldu?
-Evet..
-Hırsız Satılmış köye imam mı oldu?
-Evet..
-Uğursuz Satılmış köye imam mı oldu?
-Evet..
-Sahtekar Satılmış köye imam mı oldu?
-Evet..
-Kim yaptı o alçağı imam?
-Biz yaptık.
-Neden?
-Köylü baktı ki cemaat camiye toplandığı zaman Satılmış'ın yapmadığı hırsızlık, uğursuzluk, rezillik yok…Cemaat camide iken ayakkabıları çalmasın, göz önünde bulunsun diye bu aklı bulduk. Hem de belki imam olunca haya eder de hırsızlığından vazgeçer diye düşündük.
-Şimdi nasılsınız?
-İyiyiz: Rezil Satılmış minbere çıkıp vaaz veriyor bize…Namustan, ahlaktan, vatanseverlikten, insanlıktan nutuk çekiyor.
Gidinin rezili göz önünde bulunduğu için biz vaaz dinlerken ayakkabılarımızı çalamıyor.
***
Vatandaş Mehmet iznini bitirip birliğine dönmüş. Gel zaman git zaman askerliğini bitirmiş; terhis olup düşmüş gene köyüne…
Kahveye varınca, hoş- beşten sonra sormuş köylüye:
-Satılmış hala imam mı?
-İmam..
-Rahat mısınız?
Köylüler hep bir ağızdan ah çekmişler:
-Gidinin rezili gene yolunu buldu. Kendisi çalamıyor artık; ama minbere çıkıp ahlak, namus üstüne bize vaaz verirken, kardeşleri çalıyor sonra da üleşiyorlar.
İLHAN SELÇUK
*

İLHAN SELÇUK
Düzenli gazetecilik kariyerine 1961'de Akşam'da başladı; aynı yıl Tanin'e oradan Vatan'a geçti; ertesi yıl Nadir Nadi'nin çağrısı üzerine Cumhuriyet gazetesinde yazmaya başladı. 1991 yılından ölümüne kadar Cumhuriyet'in başyazarlığını yaptı.
İlhan Selçuk, 12 Mart Muhtırası'ndan sonra "9 Mart Cuntası" içerisinde yer almak savıyla tutuklandı ve Ziverbey Köşkü'nde işkence gördü.
21 Mart 2008 tarihinde saat sabah 04:30 sıralarında Ergenekon operasyonu kapsamında gözaltına alındı ve iki gün sorgulandıktan sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. 21 Haziran 2010 tarihinde ölen yazar, Hacıbektaş ilçesindeki "Yıldızlar Mezarlığı"na defnedildi.
Yaşamı
Babası Mehmet Kasım Selçuk, annesi Hikmet Selçuk'tur. Asker olan babasının görevi sebebiyle çocukluğunda Türkiye'nin birçok değişik yerinde bulundu. Karikatürist Turhan Selçuk'un ve Mengü Ertel'in eşi Ülfet Ertel'in kardeşidir. En büyük abileri Orhan ise, Harp Okulunda okurken ölmüştür. İlhan Selçuk, 1950'de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Bir süre serbest avukat olarak çalıştıktan sonra, önce yayıncılığa sonra da gazeteciliğe yöneldi. Kardeşi Turhan Selçuk'la birlikte 41 Buçuk (1952) ve Dolmuş (1956), Aziz Nesin ve Turhan Selçuk'la birlikte Karikatür (1958) adlı mizah dergilerini çıkardı. Karikatür dergisi, sonradan Semih Balcıoğlu'nun Taş adlı mizah dergisiyle birleşerek Taş-Karikatür adını aldı. İlk yazıları 1952 yılında 41 Buçuk dergisinde çıkan Selçuk, 1961'den itibaren gazeteciliğe başlayarak Yeni İstanbul, Akşam, Tanin ve Vatan gazetelerinde fıkra yazarlığı yaptı. 1963'te girdiği Cumhuriyet'teki "Pencere" adlı köşesindeki yazılarını ölümüne kadar sürdürdü.
12 Mart Dönemi
İlhan Selçuk 12 Mart Muhtırası'ndan sonra, 9 Mart 1971 darbe teşebbüsüne katılan Millî Demokratik Devrimcilerden olduğu gerekçesiyle gözaltına alındı. 12 Mart 1971 muhtırasına giden süreçte Doğan Avcıoğlu'nun çıkardığı Devrim gazetesi etrafında toplanan ve içlerinde 27 Mayıs Darbesini yapan Millî Birlik Komitesi'nin gerçek lideri Emekli Korgeneral Cemal Madanoğlu'nun da bulunduğu öne sürülen "Millî Demokratik Devrimciler", o dönemin siyasi partilerinin demokrasi anlayışının bir oyalamaca olduğunu ileri sürerek ulusçu-devrimci yöntem olarak ifade edilen ilkeler doğrultusunda parlamento dışı muhalefeti savunuyorlardı.Devrim gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Hasan Cemal, çok sonraları anılarını anlattığı Cumhuriyet'i Çok Sevmiştim adlı kitabında o zamanki maksatlarının "ulusalcı" subayları ikna ederek onlarla birlikte 1917'de Rusya'da yapılmış olan Ekim Devrimi gibi askeri darbeye benzeyen bir "Millî Demokratik Devrim" yapmak olduğunu yazdı. 1971'de Oktay Kurtböke ile beraber sıkıyönetim mahkemesinde yargılandı.
Selçuk, 12 Mart döneminde "Ziverbey Köşkü"nde yaşadığı sorgulama günleri üzerine açıklamalar yapmayı düşünmediğini belirtse de 1987 yılında burada yaşadıklarından yola çıkarak "Köşk"ün adını taşıyan bir kitap yazdı. Kitapla birlikte Ziverbey Köşkü’nün işkence iddiaları ilk defa anlatılmış oldu. Selçuk, Köşk’teki işkence iddiasını ifadesinin içine akrostiş yöntemiyle gizlice yerleştirmişti, yazdığı her cümlenin sondan ikinci kelimesinin baş harfi yukarıdan aşağı sıralandığında "işkence altındayım" cümlesi çıkıyordu.
Yazar, Ziverbey Köşkündeki "ilişki ağı" konusundaki bir soruyu şöyle yanıtlamıştır:
"Erenköy Köşkü Cevdet Sunay-Memduh Tağmaç-Faik Türün cuntasının işkence merkeziydi. 12 Mart yapısı içinde özel bir yeri vardı. Çünkü 1. Ordu'nun bulunduğu İstanbul bölgesinde Faik Türün, kendi yetkilerini kullanarak özel operasyonlar yaptırabiliyordu. Basın da İstanbul'da olduğuna göre, burada yaşandı birçok şey. İnsanlar tutuklanmaya, gözaltına alınmaya, kovuşturulmaya başlandı, davalar birbirini izledi. Bu karmaşa içinde aydınlık olan şudur: 12 Mart döneminde Erenköy'de, Ziverbey'de Zihni Paşa Köşkü diye anılan (ya da Ziverbey Köşkü) yerde Faik Türün ve (1991 yılında bir Dev-Sol militanı tarafından öldürülecek olan) Memduh Ünlütürk buyruğunda bir işkence merkezi kurulmuştur. Bu işkence merkezinde de birçok aydın tezgâhtan geçirilmiştir."
Selçuk, kitapta yaşadığı işkenceyi şöyle anlatıyordu:
“Gözlerim bağlı olduğundan hiçbir şey görmüyordum. Birileri beni yere yatırmışlar, çoraplarımı çıkarmışlardı. Ayak bileklerime bir alet geçirilmişti. Bir manivelanın ya da vidanın sıkıştırıldığını duyumsuyordum. Öyle bir an geldi ki, bacaklarımı kıpırdatamaz oldum. Bir yağ mı sıvı mı sürüyorlardı tabanlarıma sonra sopa inip kalkmaya başladı. Kendimi acıya katlanabilir sanırdım (...) ancak falakanın verdiği acı hiçbir acıyla kıyaslanamaz (...) Taa kemiklerine işleyen bir acı duyuyor insan. Başlangıçta bağırmamak için kendimi tutuyor, dişlerimi sıkıyordum. Ama sonra kendimi bıraktım; çünkü ne kadar çabalarsan çabala sesine gem vuramıyorsun. Önce hırıltı başlıyor, ardından feryada dönüşüyor, hayvanlaşıyorsun. Olayın bir de ruhsal yanı var ki, bedensel acının üstüne biniyor. Kendini aşağılanmış olarak görüyorsun..."
Sonraki yıllar
1991 yılında, Nadir Nadi'nin ölümünden sonra Cumhuriyet'in yayın politikası nedeniyle başlayan tartışmalar sonucunda bir grup yazar ve çalışanla beraber gazeteden ayrıldı. Ancak Nisan 1992'de yeni bir yayın kurulu oluşturulmasıyla gazeteye döndü ve ölümüne kadar sürdüreceği başyazarlık görevine başladı.
Türkiye İnsan Hakları Kurumu Vakfı (TİHAK) kurucu üyesidir. 1997 Sertel Demokrasi Ödülü'ne layık görülmüştür.
İlhan Selçuk, 21 Mart 2008 günü saat sabah 04:30'da Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alındı. Selçuk'la birlikte gözaltına alınanlar arasında İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Ferit İlsever, Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Serhan Bolluk ve gazeteci Adnan Akfırat da bulunmaktaydı. İlhan Selçuk, 22 Mart'ı 23 Mart 2008'e bağlayan gece, saat 01:30'da serbest bırakılmıştır.
14 Ağustos 2009 günü, rahatsızlanarak Vehbi Koç Amerikan Hastanesi3 Yoğun Bakım ünitesinde tedavi altına alınmış ve beyin damar tıkanıklığına bağlı olarak kısmi felç geçirdiği saptanmıştır. 10 gün yoğun bakım ünitesinde tedavi gören Selçuk, 24 Ağustos 2009 günü yoğun bakımdan çıkmıştır.
21 Haziran 2010 günü çoklu organ yetmezliği nedeniyle İstanbul'da öldü. Vasiyeti üzerine Nevşehir'in Hacıbektaş İlçesi'nde ağabeyi Turhan Selçuk'un yanı başında toprağa verildi.
Eserleri
Uzak Komşu Rusya'dan Gezi Notları (1967) - Gezi notları
Mustafa Kemal'in Saati (1969) - Belgesel yazılar
Yüzbaşı Selahattin'in Romanı (2 cilt, 1973/1975) - Roman
Güzel Amerikalı (1976) - Gezi notları
Sovyetler, İran, Amerika İzlenimleri (1976) - Gezi notları
Yeni Krallar, Yeni Soytarılar (1976) - Belgesel yazılar
Atatürkçülüğün Alfabesi
Ağlamak ve Gülmek (1982) - Belgesel yazılar
Düşünüyorum Öyleyse Vurun (1984) - Belgesel yazılar
Görülmüştür (1986) - Belgesel yazılar
Ziverbey Köşkü (1987) - 12 Mart dönemi tutukluluğu anıları
Japon Gülü (1988) - Deneme
Enel Hakk'ın Hakkı - Cumhuriyet gazetesinde çıkmış, Alevi-Sünni konularında yazılmış çarpıcı yazıları içermektedir. Bazı Bektaşi Fıkraları ile okuyucu eğlenerek bilgilendiriliyor.
İskele Sancak Sol - Sağ - Şeriat (1996)


















































Yorumlar